Uluslararası Tasarım Gününüz kutlu olsun!
27 Nisan günü, tasarımın ne olduğunu ve neden hayatın merkezinde bulunması gereken düşünme biçimlerinden biri olduğunu hatırlamak ve hatırlatmak için güzel bir gün. Bu vesileyle hem ICoD’den bahsetmek hem de neden bir Tasarım Bakanlığı kurmamız gerektiğini düşündüğümü açıklamak isterim.
27 Nisan 1963, Uluslararası Tasarım Konseyi ICoD’nin1 kuruluş günü ve her yıl “Uluslararası Tasarım Günü” olarak kutlanıyor. Konseye üye olan/olmayan herkes, dünyanın her yanında bugünü çeşitli etkinliklerle kutluyor. Sergiler, etkinlikler, yarışmalar ve tartışmalarla tasarımcılar tasarımın sesini herkese duyurmayı hedefliyor. Örneğin Türkiye’de Grafik Tasarımcılar Meslek Kuruluşu her yıl tüm üyelerini davet ettiği bir çevrimiçi çağrılı sergi gerçekleştiriyor. Konsey her yıl tasarımı farklı bakış açılarıyla değerlendirebilmek için bir tema belirliyor; bu senenin teması “Barış. Sevgi. Tasarım!”
Uluslararası Tasarım Konseyi’nin (Icograda adıyla) kurulduğu 60’lı yıllardaki savaş karşıtı hareketten ilham alan bu tema, barış ve sevgi fikri etrafında bir araya gelen gençleri bu kez tasarımı da içine katarak harekete geçirmeyi amaçlıyor. Çünkü o dönemde karşı çıkılanlar bugün hâlâ yanı başımızda ve savaş, ırkçılık, eşitsizlik, sosyal ve ekonomik adaletsizliklerle mücadelede bu sözcükleri yüksek sesle tekrarlamak gerekiyor. Uluslararası Tasarım Günü, tasarımın asıl değerini ve değişim yaratmaya yönelik kapasitesini hep birlikte değerlendirmeyi ve tasarımcılar olarak bir arada olmayı öneriyor.
Uluslararası toplantılarda dünyanın pek çok farklı yerinden tasarımcı ve sanatçılarla bir araya geldiğimizde hep aklıma gelen şu oluyor: Aslında hepimiz aynı diyarın vatandaşıyız, aynı dili konuşuyoruz. Bayrak ötesi ve sınır ötesi düşünmek tasarımcıların sanatçıların zaten yapabildiği bir şey; büyük resmi görebilme yeteneğimiz var. Toplumların karşılaştığı sorunları farklı açılardan ele alıp, her zaman kullandığımız problem çözme güdümüzle değerlendirme potansiyelimiz var. Tasarım toplumların en acil ihtiyacı; tasarımcılar devletlerin, hükümetlerin en kritik insan gücü, ama pek çok yönetici galiba bunun farkında değil (veya tasarımın siyasi propaganda için afiş tasarımından ibaret olduğunu düşünmekle yetiniyor). Tasarımın bununla sınırlı olmadığını anlatmak da tasarımcılara düşüyor.
Tasarım bir sistem yaratır. Bu görsel ve işlevsel sistemler kullanıcılar için, kişiler için, toplum için, aramızdaki iletişim için ortaya çıkar. Hepimiz bu sistemlerden birini veya birkaçını her gün kullanıyoruz. Bazıları uzun süredir sağlam çalışmakta, bazılarının ise elden geçmesi veya değiştirilmesi gerekiyor. Konsey bu yıl 27 Nisan’da tasarımcıları aşağıdaki sorular üzerine düşünmeye davet ediyor.2
Çevrecilik: Nesnel dünya ve iklim değişikliğiyle ilişkisinde tasarım hangi yeni yollarla üzerine sorumluk almalı?
Sosyal eşitlik: Tasarımcılar barış ve sevgi kavramlarını günümüzün sosyal eşitlik meselelerine değinmek üzere nasıl geliştirebilir?
Kolektif hareketler: Tasarımcılar yeni erişim ve ilgi alanları oluşturmak için hangi yollarla insanları birbirine yaklaştırabilir?
Radikal değişim: Tasarım, tüm insanların iyi yaşaması ve refah düzeyinin artması için adaleti destekleyecek sistem ve yapıları yeniden şekillendirmede ne sunabilir?
Tasarımcıların sürdürülebilir ve çevre dostu ürün ve hizmetler ortaya koymada, üretim seçeneklerinde bilgi sahibi olması ve dünya ve iklim değişikliğiyle ilişkilerinde daha bilinçli olmaları gerekiyor. Bu, yenilenebilir, geri dönüştürülebilir ve biyolojik olarak parçalanabilir malzemelerin yanı sıra enerji açısından verimli üretim süreçlerinin kullanılmasını da içerir. Tasarımcılar tasarımlarının çevresel etkilerinin farkında olmalı ve karbon ayak izlerini azaltmak için çaba göstermelidir. Kullan-at ürünler yerine, yeniden kullanılabilecek veya başka bir amaca uygun hale getirilebilecek uzun ömürlü ürünler tasarlamaya çalışmalıdır, tasarım yaptığı kurumları etkisiz tasarımın çöp olduğuna ikna etmelidir. Doğal olarak burada tüm yük tasarımcılarda değildir; işverenler, yerel yönetimler, global örgütler ve üretim denetimleri de bu çabaları teşvik etmelidir.
Tasarımcılar kapsayıcılığı, işbirliğini, anlayışı, tüm insanlara saygıyı teşvik eden ürünler ve hizmetler ortaya koyabilir, sosyal eşitlik konularını ele almak için barış ve sevgi değerlerini ön plana çıkarabilir. Bu, farklı kültür ve inançlara saygılı ürün ve hizmetler yaratmanın yanı sıra her tür kültürel geçmişe ve kabiliyete sahip insanların erişebileceği ürün ve hizmetler tasarlamayı içerir. Buna ek olarak tasarımcılar her gelir seviyesinden insan için uygun fiyatlı ve erişilebilir ürünler ve hizmetler yaratmaya çalışmalıdır. Tasarımcılar sosyal eşitliği ve kapsayıcılığı temel alan ve teşvik eden ürün ve hizmetler yaratarak daha eşitlikçi ve adil bir toplum yaratmaya katkı sağlayabilir.
Yeni buluşma noktaları yaratmak ve mekânsal, sanal veya soyut buluşma alanları önermek, farklı kültür ve deneyimlerden bireyleri bir araya getirerek yeni köprüler oluşturur. Tasarımcılar farklı geçmişlere sahip insanlar arasında işbirliğini, iletişimi ve anlayışı teşvik eden yeni erişim ve ilgi alanları ortaya koyarak insanları birbirine yaklaştırabilir. Burada iki ayrı toplanma hâlinden ve faydadan bahsedilebilir: Biri ayrıların buluşması ve kaynaşması, diğeri de aynıların (veya benzerlerin) aidiyet hissedebileceği özgür alanlara ulaşımı. Ortak alanlar, kolektif oluşumları ve birlikte düşünüp üretmeyi teşvik eder.
Tüm insanların iyi yaşayabilmesi için adaleti destekleyecek sistem ve yapıları yeniden inşa etmek veya şekillendirmek için yukarıda sözü geçen kolektif iletişim alanlarına ve kapsayıcı, eşitlikçi bakışa ihtiyacımız var. Pek çok devletin ve devlete bağlı kurumun yönetim sistemleri hantal veya özellikle kullanıcı deneyimi ve iletişim konularında önemli hata barındıran yapılara sahip. Tasarımcılar olarak kullanıcı deneyimine dair gözlem yapma pratiğimiz, yeni iletişim biçimleri geliştirmeye dair yaratıcı potansiyelimiz, problem çözümüne dair sistematik yaklaşımlarımız (ve bunu yapmaya meyilli nöromusküler bağlarımız) var; bu düşünce biçimlerini ve çözüme yönelik yaklaşımı devlet kurumlarına taşıdığımızda topluma fayda sağlayabilecek pek çok sistem ortaya çıkabilir (veya var olan sistemlerin iyileştirilmesi, pekiştirilmesi mümkün olur).
Tüm bunların yapılması elbette zaman ve efor gerektiriyor. Bunu kim nasıl yapacak, mümkün mü diye düşünürken de bir süredir aklımda şu muzip soru geziniyor: Neden bir Tasarım Bakanlığı olmasın? Bunu ICoD’nin sorularına eklemek istiyorum. Tarım kadar, eğitim kadar, sağlık kadar önemli olan, kentlerin/ülkelerin ekonomisini ve kültürünü tepeden tırnağa dönüştürebilen ve dünyaya tanıtan (bakınız 1960’ların Londra’sında Design Research Unit’in yaptıkları veya bugün Çin’de ekonominin şahlanışında tasarıma yapılan yatırımların katkısı) bir güç, bu dev potansiyelinden nasıl mahrum bırakılıyor? Bakanlıklar hükümetin politikalarını uygulamak, hizmetler sunmak ve halkın ihtiyaçlarını karşılamak için çalışır; tasarımın bu denli hayatın içinde olduğu bir çağda tüm hizmetler ve neredeyse tüm ihtiyaçlar tasarıma mecbur ve tasarımcıların söz sahibi olduğu ekipler tarafından ele alınmalı. Hükümetler tasarıma ciddi bütçeler ayırmak zorunda ve mimarları, şehir planlamacılarını, endüstriyel tasarımcıları, grafik tasarımcıları, kullanıcı deneyimi tasarımcılarını, iç mimarları, moda tasarımcılarını dinlemek durumundalar. Belki bu şekilde yukarıda sözü geçen radikal değişim başlayabilir ve büyük kentlerden ihtiyaç sahibi küçük yerleşimlere, kitlesel araçlardan bireysel ihtiyaçlara kadar yeniden insan ölçekli ve insan odaklı planlarla daha iyi bir yaşam mümkün olabilir.
Bir bakanlık var olsaydı yukarıdaki tartışmalara cevap bulabilir miydik, tüm sorunlarımız çözülür müydü, bilmiyorum. Belki çözüme biraz daha yakınlaşırdık, ancak neyse ki bizi bir araya getiren canımız meslek örgütlerimiz, Uluslararası Tasarım Konseyimiz ve coşkuyla kutlayacağımız bir Uluslararası Tasarım Günümüz var!
Nice 27 Nisan’lara!
1. Uluslararası Tasarım Konseyi (ICoD), 55 ülkede 120’den fazla kuruluşu temsil eden profesyonel tasarım için dünya çapında bir meslek kurumudur. 1963’te Icograda adıyla kurulan Konsey, kâr amacı gütmeyen, tarafsız, tasarımın farklı disiplinlerinde çalışan bağımsız meslek örgütleri ve paydaşların oluşturduğu üye temelli bir ağdır.
2. ICoD’nin 27 Nisan 2023 Uluslararası Tasarım Günü çağrısından alındı.
