ve Ahlak İlişkisi
kendine özgü bir ahlak anlayışı içeriyor. Dağıtık çalışan bu teknoloji günün birinde merkezi para sistemlerine yerel alternatifler oluşturmakta kullanılabilir.
Manifold için her ay düzenli olarak, hayatımıza gitgide daha da fazla girmesi beklenen, blockchain adı verilen dağıtık sistemleri ve bunlar etrafında oluşacak yeni dünya düzeni hakkında yazılar yazacağım. Türkçeye blok-zinciri diye çevireceğim bu inovasyon, 2009’da Bitcoin’in yaratıcısı Satoshi Nakamoto lakaplı biri ya da birileri tarafından icat edilen yeni bir veri saklama ve paylaşma metodu.
1992 yazında Bilkent Üniversitesi’nde doktora öğrencisiyken World Wide Web’den haberim oldu. O zaman henüz ilk web browser’ı yazılmamıştı. İlk gerçek web browser’ı olan Mozaic, alfa olarak yayınlandığı gün (25 Ocak 1993) ben de Bilkent’teki doktora jürime “dünya çapında büyümesi beklenen hyperlink’li dev bir ağın hayatımıza etkisi ne olur” konulu tezi yapmak istediğimi anlatıyordum.
O zaman jürimdeki değerli profesörler, “bu dediğin ağ ne kadar zamanda ortaya çıkar?” diye anlamlı bir soru sordular. Ben 6-7 ay diye cevap vermeye hazırlanırken, bir hoca “örneğin 6 yıl sürer mi oluşması?” diye sordu. Cevabımı ağzımda kilitli tutup, çantamdan Wired dergisinin ilk sayısını, Ocak 1993 sayısını çıkardım ve hocalarıma gösterdim.
Jürideki hocalar ellerindeki dergiye göz atarlarken, ben de “bu dergiye bakılırsa 6-7 ay içinde” diye cevap verdim. Ve gerçekten de benim için o tarihi ve kadersel gün üzerinden bir yıl zaman geçmeden Mosaic browser’ı ilk indiren 20 bin kadar kişi, sadece yazı, linkler ve resimlerden oluşan ilk web (HTML) sayfalarını yaptılar ve kendileri de diğer kullanıcıların sayfalarına bakmaya koyuldular.
Wired dergisi de, o yıl içinde bu yeni web çağının kutsal kitabı haline geliverdi. İşte bu yazının yer aldığı yayının yaratıcısı ile anlattığım bu hikâyede yollarımızın kesiştiği bir nokta var: Sevgili Esen bana 1993 yılı Ocak ayı başında “tam senin dergin” diyerek Wired dergisinden bahsetmiş ve derginin abonelik formunu taa Amerikalardan bir zarfa koyup yollamıştı. (Hatırlayın, o zaman web yok, email az kişide var, insanlar sadece kağıt zarflı mektuplarla iletişim kuruyordu!)
İşte şimdi, o günün 23 yıl ilerisindeyiz; adeta bir zaman yolcusu gibi hissediyorum kendimi. Şimdi siz Manifold okurları benim yeni jürim olmuşsunuz, karanlık bir salonun sandalyelerinde oturmuş anlatacaklarımı ilgiyle ve biraz da şüpheyle bekliyorsunuz.
O jürideki değerli hocalarımın inanmakta zorlandıkları, dağıtık ve hyperlink’li bir ağın küresel olarak ortalığı saracağı ve tamamen yazılım ürünü olan bu ağın hayatımızı pek çok yönden değiştireceği gibi uçuk, bir o kadar da inanılmaz yeni bir tezle şimdi karşınızdayım.
Geçen 23 yılda World Wide Web’in dünyayı nasıl değiştirdiğini görmüş ve olayları gün be gün içeriden yaşamış bir kişi olarak, bu sefer diyorum ki, bu blok-zinciri denilen teknoloji önümüzdeki 3-5 yıl içinde yaşadığımız dünyayı ve tabii içinde olduğumuz ülkeyi tanınmaz bir şekilde dönüştürecek.
İşte Manifold okurları olarak sizlere, yeni tez jürime, her ay tazeleyeceğim yazılarımla bölümler halinde bu yeni fikirleri sunuyor olacağım. Yazılarım burada değindiğim devrimsel değişikliğin nasıl olacağını, hem dünyada geliştirilen inovatif fikirleri, (mem’leri), taze taze aktararak hem de bu fikirler içime oturmadıklarında kendi özgün eleştirilerimi yanlarına katık ederek bu sayfalardan aktarmaya çalışacağım.
Buraya kadar amacımı anlatabildim sanırım, değil mi? Bundan sonra adım adım sizlere bahsettiğim yeni dünya düzeninin temel vektörlerini anlatmaya girişeceğim. Önümüzdeki bir yıl boyunca yazacaklarımın alt başlığı: “Blockchain üzerine çeşitlemeler”.
Önce özetler:
Çok heyecanlı değil mi? Bana öyle geliyor ki, önümüzdeki on yılda göreceğimiz değişimi 20. yüzyılın tüm nesilleri geçen yüzyıldaki 100 yılda görmemiştir. İddia o ki, yaşamakta olduğumuz on yıllar son 400 yılda ortaya çıkıp ileri derecede gelişmiş olan kapitalist sistemi kökten değiştirecek yıllardır. İddia bana ait değil: Bu şekilde düşünen pek çok ekonomist, düşünür ve girişimci var dünyada.
İlk yazımda vurgulamak istediğim temel meseleye biraz daha çekiç vurarak yazımı bitireceğim.
Bu fikri nasıl güzel anlatırım diye aylardır düşünüyorum. Geçenlerde BiTaksi’nin iş ortaklarıyla, bazı İstanbul taksicileriyle dertleşiyorduk. Onlara Uber ve BiTaksi gibi şirketlerin verdiği hizmetin aslında atla deve olmadığını, ideal şartlarda bu cep telefonu uygulamasını kendilerinin de yazdırabileceğini anlattık.
Dedik ki, aslında BiTaksi uygulamasını taksiciler bir imece yapıp yazdırabilirler. Taksilerini kullanan yolcularına önemli bir hizmet ifa eden bu uygulamayı kendi aralarında yapacakları imece usulü para toplama ile (buna Batı’da crowdfunding deniyor) iyi bir yazılım grubuna yazdırabileceklerini duyunca, akılları fişeklendi.
“Evet abi ya”, dedi cin fikirli bir taksici, “duyuyoruz, 200 arabası olan filo şirketleri, benzin istasyonlarıyla anlaşıp daha fazla benzin alıyorlarmış”. “Bizim İstanbul’da 18.000 taksi var. Sadece derneğimize kayıtlı 2.200 araba var, bizim de en az yüzde on almamız lazım. Bu benzinin bir kısmı bile bu uygulamaya yapacağımız yatırımı ve bakım masraflarını karşılar”.
Airbnb ve Uber gibi şirketler, teknoloji yatırımının merkezinde kurulmuşlar. Bu merkezde, yani Silikon Vadisi’nde istemediğiniz kadar çok para, her gün startuplara yatırıma dönüşüyor. Ancak, bu özel finans merkezinin kuralları da var: Her yapılan yatırım belli bir süre içinde misliyle geri alınabilmeli. Merkezi olarak çok hızlıca karar verilebilen bir atmosferde, çok kolayca bulunan milyonlarca dolarlık yatırımın bedeli, kısa süre içinde, tercihen 5-6 yıldan önce on, yirmi hatta yüz kat olarak geri ödenmesi.
Uber şirketi, Airbnb ve diğer binlercesi, evet değerli hizmet veriyorlar. Ama aynı zamanda da bizlerle taksiciler arasındaki, bizlerle odalarını kiralayan ev sahipleri arasındaki, bizlerle alışveriş yaptığımız mağazalarla, iş ortaklarımızla aramızdaki özel ilişkiye el koyuyorlar, bu veriye sahip oluyorlar. Hizmet verme görüntüsü altında, aslında imece usulüyle kolayca yapılabilecek yazılımları bize milyar dolarlık bedellerle geri ödetmeyi planlıyorlar.
İşte bu ince planın fazla uzak olmayan bir gelecekte geri tepeceğini buradan nazik bir şekilde işaret etmek de benim görevim. Nedenlerini, niçinlerini de Manifold’un ileriki günlerinde detaylarıyla irdeleyecek, bu Ali Cengiz oyunlarının nasıl bozulabileceğini tartışacağız. Yakın gelecekte, Uber, Airbnb, TaskRabbit, PayPal gibi şirketlerin yaptığı işi gören, ama tamamen açık kaynak ve imece usulü çalışan, mülkiyeti bize ait yazılımlar hayatımıza dahil olabilirler. Yok yok, daha net ifade edeyim; kesin olacaklar!