“Yüz Beyaz” İçin

Hâliyle, bize neyin iyi, neyin kötü geldiğine fazlaca kafa yorduğumuz zamanlardayız. 16 Mart’ta eve girip, balkona çıkmak dışında dışarıya adım atmadan uzunca bir süre, 2 + 1 apartman dairesinde tavşan deliğine düşmüş Alice gibi yaşadım. Evde kalabilme, evden çalışabilme şansına sahip olduğumu aklımdan hiç çıkarmasam da, insanlık hâli işte, bu durumdan çok yakındığım anlar da oldu. Bir ara sosyal medyada herkesin aynı anda aynı şeyden bahsetmesinden yorulup hesaplarımı dondurdum, kendimi Japon sinemasına ve Japon edebiyatına verdim. Film ve kitap aralarında YouTube’un derinliklerinde, Japonların sabah rutinleri, temizlik alışkanlıkları, bol ASMR’li yemek tarifi videolarını izleyerek saatler geçirdim. Dünyanın “en normal” şeylerini yapan bu insanlardan, sabah uyanır uyanmaz koca bir bardak ılık su içerken hiçbir şey yapmadan bir süre sakince oturmak gibi birtakım iyi alışkanlıklar da edindim, gecenin ikisinde giysi dolabımı boşaltıp sirkeli karbonatlı suyla silmek gibi pek akıllıca olmayan işlere de kalkıştım doğrusu.

Yine o günlerden birinde, Onur Sönmez sayesinde, White adlı kitabını çok sevdiğim Kenya Hara’nın 100 Whites adlı kitabından haberdar olup bir kopya da ben ısmarladım. 2008’de yayımlanan 64 sayfalık White’ta, Kenya Hara “beyaz”ı bir renk olmanın ötesinde, “renkten yoksunluk” olarak tanımlıyor ve Japon estetiğinin vazgeçilmez öğesi “boşluk”la ilişkilendiriyor. 2019’da yayımlanan 100 Whites ise White’ın devamı niteliğinde, ama ondan bağımsız da okunabilecek 208 sayfalık bir kitap. Kenya Hara 100 Whites’ta, White’tan sonra da üzerine düşünmeye devam ettiği, kendi tasarım pratiğinde önemli role sahip “beyazlık” [Jap. itoshiroshi] kavramını aklına geldikçe aldığı notlardan ve anılarından oluşan, yazdıkça şekillenen yüz başlıkta, karşınızda oturmuş da sizinle sohbet ediyormuş gibi bir üslupla inceliyor.

100 Whites’ı Onur’la eşzamanlı okurken sık sık da üzerine konuşuyorduk. Nihayet yürüyüşler için evden çıkmaya başladığım bir akşamüstü, Kızıltoprak’tan Caddebostan’a yürürken, Göztepe civarında bir dükkânın önünde, duvarın üstünde beyaz porselenden bir kahve fincanı gördüm. Muhtemelen duvarın üstünde unutulmuş, oracıkta öylece duruyordu. Dönüş yolumda artık güneş batıyordu, ışık yumuşamıştı. Aynı yerden geçerken gözüm yine fincana takıldı, ama artık onu ilk gördüğüm andaki kadar “beyaz” görünmüyordu. (Çok sonra beraber yapacağımız uzun bir yürüyüşte sevgili Esen Karol bana, artık o kadar da beyaz görünmeyen fincanın neden o kadar da beyaz görünmediğini anlamamı ve Edward Hopper’ın resimlerine bambaşka bir gözle bakmamı sağlayan çok benzer bir hikâye anlatacaktı.) Artık ilk gördüğüm andaki kadar beyaz olmayan, rengi hafif maviye, belki biraz griye çalan fincanın görüntüsü hoşuma gitti, fotoğrafını çekip yoluma devam ettim. Biraz daha yürüdükten sonra Kenya Hara’nın 100 Whites’ındaki –Türkçeye kabaca şöyle çevirebileceğim– şu cümleleri anımsadım: “Bu sayfaları yazarken, ‘beyazlık’ yavaş yavaş beyazlığını kaybedecek; artık onu beyaz olarak tanımlayamayabilirim.” Yürürken bir yandan da fotoğrafa bakmaya devam ettim; Kenya Hara’nın 100 Whites’ıyla bağlantılı bir şey yapma fikri o sırada geldi aklıma. Ardından Onur’la konuştuk ve aslında kendi kendimizi oyalamak için açtığımız, bir renk olmaktan öte kavram olarak “beyaz”ı odağına alan 100 fotoğraftan oluşacak, kendi hâlinde bir Instagram hesabı olan “a hundred whites” çıktı ortaya.

Fotoğraflar cep telefonlarımızla çekiliyor; biri benim tarafımdan İstanbul’da, diğeri Onur tarafından Münih’te ve düzensiz aralıklarla bu hesapta yayımlanıyor. Fotoğraflara bazen Kenya Hara’nın 100 Whites’ından bir alıntı eşlik ediyor, bazen de fotoğraf bize ne hissettiriyorsa, ne düşündürüyorsa bir iki kelime, bir iki cümle. Şimdiye dek paylaştığımız fotoğraflardan bazıları bizi evden çıkıp hareket etmeye motive etti, bazıları kapalı mekânlarda (çoğunlukla ev/ofis) geçirilen uzun vakitlerde gözümüzün önünde duran ya da bize “beyaz”ı çağrıştıran bir nesnenin, ânın fotoğrafı.

2020’nin son Kadraj’ında, “a hundred whites”ta bugüne* dek paylaştığımız 34 fotoğraftan 28’ini göreceksiniz. Şimdilik şartlar gereği bir İstanbul-Münih projesi olan fotoğraflarımızın devamının, yeniden gönül rahatlığıyla hareket hâlinde olabildiğimiz zamanlarda başka kentlerden, başka ülkelerden, başka mekânlardan gelmesini diliyoruz.

* 17.12.2020

100 Whites, a hundred whites, beyaz, fotoğraf, İpek Şoran, Kadraj, Kenya Hara, Onur Sönmez