Hava nasıl oralarda?
Babakale’de Dolaşan ve Oradan Taşan Ağlar
Londra-İstanbul arası yaşayan küratör Deniz Kırkalı ile Şikago Sanat Enstitüsü’nde güzel sanatlar okuyup İstanbul’a geri dönen sanatçı Ayşe İdil İdil, 2019 Mart’ında Türkiye’nin karaya bağlı en batı noktasındaki balıkçı köyü Babakale’de Garp Sessions’ın tohumlarını ekti. Garp Sessions, sanatçı ve araştırmacıları on günlüğüne bir araya getiren bir yaz araştırma programı.*

Garp Sessions son iki senedir ağustos ayına denk geliyordu. Böylece Perseid meteor yağmurlarını yakaladık. Bu sene Babakale temmuzda bizi sert poyrazlarla karşıladı. Akşamları kazak giyiyor, gündüz seanslarını içeride gerçekleştiriyor, gün batımını kaçırmamak için yemek hazırlıklarının saatlerini ona göre ayarlıyoruz.

Birlikte düşünme, belirli bir zaman aralığında belirli bir mekânda birlikte var olmayı deneyimleme arzusuyla 2019’da yola çıktık; o zamandan beri farklı katılımcılar, meraklar ve sorularla yayılan program çeşitli bir aradalık formları araştırmasına dönüştü. Günlük hayat ritimlerimizden uzak ve büyük şehirlerin dayattığı kaygılarımızın baskın olmadığı bir coğrafyada hâlen profesyonel bir çerçevede (birlikte çalıştığımız, düşündüğümüz, ürettiğimiz insanlarla) hayli kırılgan, samimi ve deneysel bir süreç yaşanıyor. İletişim ve ilişki kurma biçimlerinin kaçınılmaz bir şekilde baştan kurulduğu bu on günün sonrasında eski ritimlere, kodlanmış alanlara dönüldüğünde, kazanılan açıklığın, oyunculuğun, yakınlık ve becerilerin pratiklerimize nasıl sızdığını gözlemlemek, daha doğrusu “nasıl sızabileceği”nin peşine düşmek bizi heyecanlandırıyor.

2020 yılı katılımcılarıyla Nora Tataryan’ın çevrimiçi sunumunda

Program bir soru, konu veya kelime etrafında diyalog kurmayı ve insanlar, pratikler ve araştırmalar arasında etkileşim için alan açmayı hedefliyor. Okuma seansları, öğretme sunumları ve kolektif yemeklerle alternatif bir aradalık alanları yaratmayı amaçlıyor.

Bizim yürütücülüğümüzde ilki 2019’da gerçekleşen program, her sene davet edilen iki yürütücünün belirlediği tema ve katılımcılarla gerçekleşiyor. Bir sindirim mekanizması olarak düşünülebilecek bu program katılımcıları farklı içerikleri, düşünceleri, pratikleri ve yemekleri birlikte sindirmeye davet ediyor. Öncül bir okuma listesi katılımcılara program boyunca devam edecek konuşmalar için bir başlangıç ve referans noktası görevi görüyor. Her katılımcı bu öncül metinlere cevaben kendi pratiğinden veya araştırmasından parçalar ve birlikte incelemek üzere metin, iş, film veya düşünce getiriyor.

2020 yılı katılımcıları haftalık alışverişin yapıldığı pazar yerinde / karargâh olarak belirlediğimiz ana evde, okuma seansları arası çalışma vakti

Kurulduğundan beri kendi kendini finanse ederken son iki yılda aynı zamanda bireysel destekçileri de olan program, her sene davet edilen, farklı disiplinler ve pratiklerden gelen yürütücüler ve yürütücülerin kendi kişisel ve profesyonel ağları üzerinden seçtikleri katılımcılarla yarı açık ve geçirgen bir uluslararası ağ kurmayı amaçlıyor. Bunu yaparken de merkezden uzaklaşmanın, periferide alternatif düşünce alanları ve yapılar yaratmanın, başka var oluş ve düşünme biçimlerini yalnızca tahayyül etmenin değil aynı zamanda talep etmenin önemine inanıyor. Periferide kurulan bu ilişkiselliklerin ve ağların farklı şehirlere, bağlamlara, işbirliklerine ve platformlara taşacağını, merkezdeki hızlı üretim baskılarını ve profesyonellik kodlarının getirdiği sıkışmışlığı azaltacağını düşünüyoruz.

Sürecin uçuculuğuna sadık kalan program bireysel veya kolektif bir üretimi veya çıktıyı hedeflemiyor, ancak her senenin programı o senenin katılımcılarıyla birlikte geliştirilen bir yöntemle belgeleniyor. Böylece sonrasında bu süreç yine katılımcılar tarafından ortaklaşa belirlenerek daha büyük bir izleyici kitlesine açılma potansiyeli taşıyor. İlk sene katılımcılar organik madde toplamak, geliştirilen alternatif kılavuzları listelemek, fotoğraf çekmek, günlük tutmak gibi kendi belirledikleri yöntemlerle süreci belgelerken geçen seneki program da geçtiğimiz günlerde yayımlanan çevrimiçi bir yayınla belgelendi.

2019, 2020 ve 2021 yıllarına ait temalar

2019’da gerçekleşen pilot program Larissa Araz, Gülşah Mursaloğlu, Aslı Özdoyuran ve Ezgi Tok’un katılımıyla “Alternatif Kılavuzlar” teması etrafında gelişti. Yoruma açık bir başlıkla “Alışıldık kültür sanat mekânları ve bağlamları dışında nasıl bir arada olabilir, düşünebilir, üretebilir ve yeni kılavuzlar ve yol haritaları geliştiririz?” sorusuna farklı giriş noktaları bulmak amaçlandı. Hep birlikte farklı şekillerde bir arada olmak için fiziksel olarak yer değiştirmek, alternatif alanları birlikte inşa etmek, burada yeni bir ritim ve rutinler geliştirmek ve bütün bunları yaparken farklı bir aradalık yöntemleri yaratmak programın hem kavramsal hem yapısal çerçevesini oluşturdu. İlk günlerde gerçekleşen ve katılımcıların pratikleriyle doğrudan bir bağlantı içinde olma kaygısı taşımayan, kişilerin kendi seçtikleri bir konu üzerine yaptığı yirmişer dakikalık öğretme sunumları, ilerleyen günlerdeki okuma seanslarında çıkış noktaları bularak omurgayı besledi. Okuma seanslarında tartışılan meseleler kolektif yemeklerin hazırlanma süreçlerinde yüzeye çıktı. Örneğin ilk günlerdeki nefes egzersizleri daha sonra Heather Davis’in dış dünyayla nefes alarak kurduğumuz bağı, bedenler arası geçirgenliği ele aldığı şiirsel metninde soluk buldu; insan olmayanla ilişkiselliğimizi merkeze alan metinler kolektif yemeklerde yemek politikaları ve tercihleri gibi konulara evrildi.

Başından beri uluslararası bir program olarak kurgulanan Garp Sessions, 2020’de Londra’da yaşayan ve çalışan küratör Giulia Civardi ve yazar Ekin Can Göksoy’un yürütücülüğünde “Kurgusal Protokoller ve Cazip Tahayyüller” adıyla gerçekleşti. Ezgi Hamzaçebi, Lara Ögel, Cem Örgen ve Burak Taşdizen’in katılımcıları olduğu programın pandemi sürecinin de etkisiyle şekillenen içeriği, gelecek için sürdürülebilir senaryolar tasarlamak adına insan ve insan olmayan mahiyette ne tip ritüel ve performanslara başvurabileceğimiz sorusunu odağına aldı. Ana omurgayı oluşturan üç oturumun yanı sıra, katılımcıların hem birbirleri hem de yeni içeriklerle karşılaşmaları üzerine kurguladıkları tercüme edilemez anlar çeviri atölyesi, yürüyüş ve haritalandırma egzersizi ve derin okuma gibi egzersizler gerçekleşti. Tamara Hart ve Nora Tataryan da Babakale’deki sürece kendi araştırmalarını paylaştıkları çevrimiçi sunumlarla dahil oldu. Bu esasen mekâna özgü ve dışarıya kapalı olan bir süreci dışarıya açan ilk etkileşimdi.

Akşamları yemek hazırlamak ve sindirmek için kullandığımız mutfağımız ve masamızın, yoğun okuma seanslarında alabildiği hâl / 2019 yılı katılımcıları ilk günlerde yapılan öğretme sunumlarından birinde kömürle kaya taraması yapıyor

Garp Sessions’ın üçüncüsü bu yaz 9-18 Temmuz tarihleri arasında Berlin’de yaşayan küratör Amelie Wedel ve dramaturg Ali Yalgın’ın yürütücülüğünde “İşitsel Serüvenler” teması etrafında gerçekleşiyor. İşitselliğin kendisine kulak kabartarak, konuşanı etken, dinleyeni ise edilgen olarak ayırt etmeyi bırakmanın ve işitselliğin farklı katmanlarını tanımlamak için kullanılan katılık ve akışkanlık, güçlülük ve zayıflık, erillik ve dişilik gibi ikiliklerden uzaklaşmanın yollarını araştırıyor. Bu seneki programın katılımcıları Ayşe Draz, Ayşe Ceren Sarı, Can Yıldırım ve Cemil Hamzaoğlu olarak belirlendi. 17 Temmuz’da programın son gününde katılımcılar eşliğinde, Babakale ile tanışma ve sürece yerinde şahit olma imkânı tanımak adına herkese açık bir kapanış etkinliği gerçekleşecek.

Bu sene öncekilere göre daha kapsamlı ve kapsayıcı bir çevrimiçi programla sürece Türkiye’nin yanında farklı ülkelerden konuşmacılar ve araştırmacılar katkıları ve müdahaleleriyle dahil oluyor. Senenin sonunda ise geçtiğimiz üç programın ele aldığı konuları, bu konuların ele alınış biçimlerini, görsel sanatların ötesinde farklı disiplinler, kılavuzlar, tarifler ve metodolojileri bir araya getiren ve yeni üretilecek içerikleri de içinde barındıracak bir yayın ortaya çıkarmak istiyoruz.

Ayşe İdil İdil ve Deniz Kırkalı, 2019’daki ilk oturumun son gününde / 2019 yılı öğretme sunumlarından organik malzeme toplama sonrasında elimizde kalan Babakale deniz tuzu
* Editörün notu: Hava nasıl oralarda?, sanat inisiyatiflerini, ve bunların amaçlarını, kaygılarını ve ihtiyaçlarını kendi seslerinden dinlemek isteyenler için bir yazı dizisi olarak kurgulandı.

Ayşe İdil İdil, Babakale, Deniz Kırkalı, Garp Sessions, Hava nasıl oralarda?, sanat inisiyatifi