Onur Gökmen, (ESB-IST, 18.05.2011),
“A future life” isimli seriden, 2011


Brood X
Bir Miktar Berraklık

Kuzey Amerika’da yaşayan bir tür ağustos böceği dünyaya geldikten hemen sonra toprağın altına girip çiftleşmek için 17 yıl bekler. Bu ilginç böcek, toprak altından çıktıktan sonra sadece 40 gün civarı yaşar.

Bir canlının 17 yıllık hayatının çoğunluğu olan toprak altında geçirdiği süreye “beklemek” demek haksızlık. Bu haberi yazanın ağustos böceklerinin, hatta tüm böceklerin ve hayvanların ve hatta ağaçların, çiçeklerin, rokaların bile insan gibi düşünüp insansı motivasyonlara sahip özneler olduğunu varsayan, insandan hatta kendinden farklı davranabilecek canlıların varlığına ihtimal vermeyen biri olduğunu düşünüyorum. Bu haberi yazanın ağustos böceklerinin çıktıkları anda kendilerine uygun eşleri bulmak için toprak üstünde koşturup, bulduklarında da “Tüm hayatım boyunca bu anı bekledim” dediklerini hayal eden biri olduğunu düşünüyorum.

Bankada basit bir iş için beklerken kendimi başka bir şeylerle meşgul etmeye çalışmadan, telefonumla oynamadan, müzik dinlemeden, tırnaklarımda ya da giydiklerimde kusurlar bulmaya çalışmadan sadece beklediğimi fark ettim. Daha gençken bunun dayanılmaz bir deneyim olduğunu düşünür, kendimi beklerken bulacağım ortamlardan kaçmaya çalışırdım. Önünde uzun sıralar olan gece kulüplerine giden arkadaşlarıma katılmaz, randevu almadan bir yere gitmezdim. Ama ne kadar kaçınsam da çoğu zaman birilerini beklerken bulurdum kendimi. Alamayacağım bir İngiltere vizesi için aracı kurumun bekleme salonunda otururken meşgul olabileceğim her şeyi deneyip çileden çıktıktan sonra Cemal’e mesajlar atmaya başlamıştım. “Cehennem böyle bir şey olmalı, resmi dairede sıra bekliyorsun ama asla sıra gelmiyor.” Ondan gelen cevapları umursamadan atıp tutmaya devam ettim ve vizeyi alamadığımı öğrendiğimde tahmin edilebilir bir şekilde bu beni yatıştırmadı. “Hiçbir şey için saatlerce beklemişim. Bir hiç için burada oturup beklemişim saatlerce.” Bekliyorsam eğer, sonunda bir kazanç beklentisiyle bekliyordum. Beklemeyi hak etmediğimi, beklemeye tenezzül etmeyecek bir insan olduğumu ve eğer bekliyorsam bunun karşılığında ödüllendirilmem gerektiğini düşünüyordum. Ama demek ki artık öyle değil. Çünkü düşünüyorum da bazı şeyler için zaman gerekir ve o süreçten geçen tarafların hepsi bekler. Bankada beklemeyi tercih etmesem de turşu kurup olmasını, kışın bamya mevsiminin gelmesini, saçlarımın uzamasını, kırgınlıklarımın iyileşmesini beklerim. Beklemediğim bir an olmaz bile aslında. Ama sokakta karşılaştığımızda aramızda geçen lüzumsuz muhabbetlerde ne yaptığım sorulduğunda bamyayı beklediğimi söylemem. Ya da travmalarımın üstesinden gelmeyi beklediğimi. En azından söyleyemeyeceğimi düşünürdüm. Ama geçenlerde İpek, gündelik bir konuşmanın orta yerinde bana artık hayatının aşkını beklediğini söyledi. Demek ki ben de neyi beklediğimi söyleyebilirim. Yemeğin biraz soğumasını ya da bitirmeye çalıştığım işle ilgili bir miktar berraklık beklediğimi söyleyebilirim. Bundan sonra katılacağım ilk büyük partiyi, bir sonraki doğum günümü ya da beklediğim için değil ama bugün olduğum insan olduğum için ödüllendirilmeyi beklediğimi söyleyebilirim. Kırk beş dakikadır buradayım. Kendimi cehennemde gibi hissetmiyorum.

İnsan denen canlı dünyaya geldikten kısa bir süre sonra beklemeye başlar. Her insan ferdi farklı şeyleri bekler ve beklenen şeyler zaman içinde değişim gösterir. Fakat bu ilginç canlı bütün ömrünü genelde bekleyerek geçirir.

Sıram geldi. Yapmam gereken şeyi yapamadık. Sistemde bir sorun varmış. Ben de eve döndüm. Yaşadıklarımı birbirinden bağımsız olaylar ve deneyimler yerine sürekli bir bekleme ve beklenti çerçevesi içine alınmış hikâyeler olarak tekrar değerlendireceğim. Çünkü ben neyi beklersem bekleyeyim, birileri ve bir şeyler de beni bekliyor. Mesela kedim. En azından ben öyle olduğunu düşünmek istiyorum.

Editörün Notu: Fatma Belkıs’ın Brood X isimli otobiyografik deneme dizisi iki ayda bir yeni metinlerle devam edecek.

beklemek, Brood X, Fatma Belkıs, otobiyografik deneme