taştandı tunçtandı alçıdandı kâattandı iki santimden yedi metreye kadar
taştan tunçtan alçıdan ve kâattan çizmeleri dibindeydik şehrin bütün meydanlarında
[...] yok oldu bir sabah
yok oldu çizmesi meydanlardan
gölgesi ağaçlarımızın üstünden [...]
—Nâzım Hikmet, Moskova, 13 Aralık 1961
Budapeşte’nin banliyölerinde ıssız bir arazi. Kırmızı tuğladan örülmüş kemerlerin arasında tunçtan bir Lenin ile granitten kübik Marx ve Engels gözlerini karşıdaki dev çizmelere dikmişler. İçeride cilalı, mavi bir Trabant. Hemen ötedeki bilet gişesinin küçük tezgâhında komünist suretlerle işli kupalar, mataralar, çakmaklar, anahtarlıklar. İlerledikçe –şairin dediği gibi– iki santimden yedi metreye kadar, sert bakışlı, pas lekeli askerler, politikacılar, işçiler…
***
İkinci Dünya Savaşı sonrasında Macaristan’da Almanca konuşan düşman askerlerinin yerini Rusça konuşan askerler alır. Ülke sosyalist Doğu Bloku’na dahil olur. Devlet aygıtı işe koyulur; bayraklar, fotoğraflar, heykeller, marşlar, kitaplar... 1956 yılına gelindiğinde ise halkın 12 uzun gün süren devrimi, dünyanın gözü kulağı Macaristan’dadır. Stalin’in başkentin kuzeyinde Városliget parkındaki 25 metrelik heykeli dizlerine kadar kesilip paramparça edilir.
***
1989, “tarihin sonu”. Rejim değişikliğiyle ülkenin, bilhassa başkent Budapeşte’nin sokaklarında, meydanlarında, tepelerinde yer alan kimi “habis” heykellerin akıbetinin ne olacağı sorusu gündeme gelir. Sökülürler, devrilirler, tıkılırlar ve nihayetinde sürülürler. Ne ki bu kez 1956 ayaklanmasındaki gibi “çıplak” ellerle değil, belediyenin kamyon ve vinçleriyle. Zira kültürün bakanlığı devrededir.1 Komünist dönemden 42 parçanın sergilendiği Memento Park 27 Haziran 1993’te açılır. Yeni iktidarın bu seyirlik mekân için görevlendirdiği mimar Ákos Eleőd, parkın “diktatörlük”le ilgili olduğunu ifade eder. Fakat aynı zamanda “demokrasi”yle de ilgili olduğunu belirtir. Neticede yalnızca “demokrasi”, “diktatörlük” hakkında da “özgürce düşünme fırsatı” sunuyordur.2 2006 yılında parka, halkın 1956’da parçaladığı Stalin’in kalıntısı olan çizmelerin reprodüksiyonu da kondurulur.
***
Cılız ağaçların arasında kaidelerinden düşmüş, kimsesiz kalmış heykeller. Çizmelerin gölgesinde dinleniyorlar. Bu kudretini yitirmişlerin “gündelik” olandaki karşılığı neydi? Meydanlarda, parklarda diplerine işeyen, tüküren, sarhoş olup bayraklarını indirmeye çalışanlar oluyor muydu? 70’lerin haylaz Macar çocukları tepelerine tırmanıyor muydu yoksa ölesiye korkuyorlar mıydı onlardan? Sevgililer Sovyet askerinin önünde buluşmak üzere sözleşiyor muydu? Elini göğe açmış kaslı adamla dalga geçmek için bir isim türetilmiş midir?
***
İktidarın eskinin icraatlarını nispeten “medeni” bir yöntemle “unutuşun gri sularına” saldığı, hatırlatarak unutturan Memento Park,3 sakinlerini ehlileştirmiş. “Diktatörlük” döneminin dissonant, uyumsuz, negatif, olumsuz addedilenleri bugün “tehlikeli” olmaktan hayli uzak. Avrupa’nın “tehlike altındaki” kültürel miraslarından olan park,4 taştan, tunçtan, alçıdan, “kaâttan” suskun heykellerinin kirinden pasından arındırılacağı günleri bekliyor.
fotoğraflar: Tuğçe Kaplan
1. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağılmasının ardından heykel sökümüne ilişkin işleyen resmi-bürokratik sürece dair Helsinki bazlı Minna Henriksson’un işleri ufuk açıcı. Henriksson’un işleri ve “komünistsizleştirme” politikalarının farklı veçheleriyle Foti Benlisoy’un bir yazısı sayesinde haşır neşir oldum: “Komünizmin harabeleri”, 1+1 Express, 15 Temmuz 2022.
2. Ákos Réthly, In the Shadow of Stalin’s Boots: Visitors’ Guide to Memento Park (Budapeşte: Private Planet Books, 2023), s. 6.
3. Derviş Aydın Akkoç, “‘Memento Park’: Hatırlayarak Unutmak, Komünizm ‘Kalıntıları’”, Birikim, 10 Kasım 2018.
4. Memento Park, 2023 yılı itibarıyla Avrupa’nın en tehlike altındaki 7 kültürel miras alanından biri.
