Gastrocity, maket
Gastrocity

Gastrocity,1 “Mekânların tatları nasıldır ve gastronomik objelerin mekânlarla imgesel ilişkisi nasıl kurulabilir? ” gibi sorularla başlayan bir mimari stüdyo projesi olarak, gündelik ve duyumsal belleği harekete geçiren çağrışımsal imgelerin rizomatik bağlar kurduğu, mimarlık eğitimi alanında farklı ve yeni bir düşünüş ve malzeme kullanımının cesaretlendirildiği disiplinler arası bir yaklaşımı destekler. 

Walter Benjamin’in Akadlar projesi2 ile bir yöntem olarak fragmanlar ile objeler üzerinden tarih yazımı anlayışı; bütün ile parçalar arasında anlatı katmanları ve yeni ilişkisellikler kurarak mekânları, imgeleri ve objeleri hiyerarşik olmayan bir şekilde birbiriyle ilişkilendirme imkânı sunar. Montaj yöntemiyle birlikte Baudelaire’in flanör tipolojisini bir araya getirerek, kente dair ne varsa tarih ve düşün nesnesi kılar. Düşünce üretiminde temsil öncülüğüne dayanan sembol yerine dünyayı rizomatik olarak gören alegoriyi kullanır. Alegori ile tanıdık olmayan imge ve/veya anlam üretiminin yolunu açar. Bu yöntemsel açıklıktan, katılımcı öğrencilerin birer fail olduğu, gündelik hayatın içinden seçilen gastronomik objelerin kent mekânının alegorik imgeleri olarak performatif pratiklerle montajlanarak bir araya getirildiği bir mizansen üretimiyle maket tasarımı olanağı doğar. 

Gastrocity algı, duygulanım, sezgi ve hafızanın birlikteliği ile gündelik hayatta farklanmanın ritmini yakalamak üzere alegorik imge olarak gastronomik objelerde şehri algılamanın ve nitel farklılığı ve çeşitliliğini ortaya koymanın bir düşünme ve tasarım pratiği olarak görülebilir. Proje, gastronomik formlarla/objelerle duyumsamayla hemhal olup mekânı üretme/tasarlama arzusu taşır.

Yaratılan mizansende, katılımcıların perfomatif pratikleriyle şehri oluşturan aktör ile güçlerin ilişkiselliği ortaya çıkar ve proje tasarımının her detayına nüfuz eder. Montaj yöntemiyle sosyolojik mekânlar gastronomik objelerde dondurulur. Mekân ve tatlar ilişkisinde karşılıklı gidiş gelişler söz konusudur. Hem gastronomik bir objenin alegorik imgesel anlamını tartışmak hem de bir mekânı imgesel olarak karşılayabilecek gastronomik objeleri seçmek arasında gidip gelen pratikler sayesinde, gastronomik objeler dizisi ile kent mekânlar dizisi bir araya getirebilir. Kesişmeler ve öngörülmedik bir aradalıklar mizansende serimlenir. Gastronomik obje üzerinden tarih ve toplumsallıkla birlikte kentsel mekânlar incelenip tartışılabilir. Gastronomik objeler de kişisel, toplumsal ve tarihsel imgeleri taşır ve mekânların duyumsal belleğini oluştururlar.

Gastronomik objelerin seçilmesi ve montajlanarak bir araya getirilmesi artistik bir duyumsama ve pratiği beraberinde getirir. Bu objelerin montajlanarak bir kent maketi/mizanseni olarak düzenlenmesi, performans, asamblaj, yaşayan sanat [living art] gibi güncel sanat kategorilerinin iç içe geçtiği artistik bir pratiktir.3

Arcimboldo, “Vertumnus”, yak. 1590–91
ve Francis Bacon, “Second Version
of ‘Painting’”, 1946 (1971)

Mekân olarak Mardin ili Savur ilçesinin seçildiği ve sayısal, teknik veriler derlenerek imar planı üretilen projede, makete sanayi tesisinin kurulmasıyla başlanır ve maket değişen sosyal ve ekonomik verilerle on haftaya yayılarak adım adım şekillenir. Her bir katılımcı rollerini ve mekânlarının gastronomik imgelerini araştırıp sunar. Proje stüdyosunda yapılan çeşitli yemeklerin tatları, kokuları, biçimleri ve sunumları üzerinden mekânın toplumsallığı, gastronomi ve kent ilişkileri tartışılır. Süreç içinde kenti oluşturulan güç ağları ve roller, katılımcıların atölye pratikleriyle yeniden üretilir. Mizansen her müdahaleyle öngörülemeyen, indirgenemeyen ve tamamlanamayan farklılıklarla dönüşür.

Temsil değeri ve simgesel karşılıktan mümkün olduğunca kaçınarak montajlanan gastronomik objeler, alegorik formların bir aradalığı olarak görülebilir. Gastronomik formların montajları, mekânları ilk bakışta biçim olarak çağrıştırabileceği gibi çağrışımsal biçimden bağımsız ve sezgisel de olabilir. Tasarım süreci, gastronomik ve mekânsal imgesel tasarım pratiklerini içerir.

Gastrocity, maket

Makette gastronomik objelerin ebatlarına uygun 1/1000 ölçek benimsenir ve imar planına uygun montajlarda yaklaşık ölçek gözetilir. “Toprak ekmektir, yer ekmektir” deyişinden hareketle gastronominin yaygın ve geleneksel malzemesi olan ekmekle maket yüzeyi kaplanırken, hamur da dolgu ve tesviye malzemesi olarak beton yerine geçmeye başlar. Çevre ve yeşil alan, baharat ve yaban meyvelerin tadı baz alınarak, ekmek/hamur arazi üzerine nane, kekik, alıç, kuşburnu ve yöreye özgü bıttım, menengiç gibi yaban tatların düzenlenmesiyle oluşur. Yine zeytin, asma yaprağı ve pazı vb. malzemeyle bahçe ve peyzaj üretilir.

Bina yapılar/mekânların oluşturulmasında tatlar tartışılırken tatlı, acı, ekşi, tuzlu vb. gastronominin ana elemanları, oransal karışımları ve formları bellek ve imgelerle birleşmeye başlar. Cezaevi, acı tütün tabakası ve ağızlık; getto, yumurta, soğan, turp ve kokoreç dilimleri; bakkal, çekirdek külahı; kamu binaları, konservatif kavramı üzerinden gidilerek konserve ya da turşu (materyalleri koruyan tutucu sıvı/fikirlerin içerisinde korunduğu formlar); dinsel mekânlar, gül lokumu ve kubbe biçimli bakır şekerlik; lunapark gibi eğlence mekânları, renkli şekerlemeler; kent merkezi, yaş pasta, kola, katlı hamburgerler vb. renkli ve karakteristik gastronomik objeler olarak alegorik imgelere dönüşür. İmgesel olarak mimari gastronomik formlar oluşturulurken, tatların sadece tadarak değil, görme, duyma ve koklama, hatta yazıyla algılanan zihinsellikleri ve duyumsallıkları olduğu görülür.

Mardin Artuklu Üniversitesi
Mimarlık bölümünde şehir projeleri dizisinin ikincisi olarak gerçekleşen
Gastrocity için hazırlanan süreç videosu

Getto, TOKİ, apartman ve müstakil ev/villanın gastronomik farklılıkları, yaşam tarzıyla bütünleşen mutfağın irdelenmesiyle kurulur. Örneğin tıpkı mimari yapılarda sıva ve boyayla taş, ahşap, plastik ve brüt beton malzemesinin gizlenmesi/örtülmesinde olduğu gibi, apartman mutfağının ya da bahçesinin kullanım tarzı, kurallı ve sınırlı yapısıyla hijyenik ortamı, sakatat ya da mangal yapılmasına izin vermez ve gerçek gastronomik malzemeye doğrudan temas edilmez. Gettolarda bu sınırlar ortadan kalkar ve mimaride (taş, ahşap, plastik ve brüt betonun yaşamla bütünleşmesinde) olduğu gibi gastronomide de tercihen ya da zorunluğa bağlı olarak (sakatat çeşitleri pişirme ve hatta sebze-meyve yetiştirme ve hayvan beslemek suretiyle) gerçek malzemeye temas edilir.

Gastronomik objelerden oluşan maket tasarımında, diğer mekânlarındaki gastronomik imgesel formlardan farklı olarak, büyük sanayi ve organize sanayi birimleri mekanik ve metal mutfak aletleri (çatal-bıçak-kaşık, kepçe, rende, açacak vb.) estetiğiyle kurulur. Yeni malzemelerin eklenmesiyle giderek çelişik ve çoğul bir maket dili ortaya çıkar.

Jüri değerlendirmeleri sırasında ve maket tasarım sürecinde mimarlık stüdyosunda yemek yapma, tasarlama, sunma ve tatma pratiklerinin eşzamanlı gerçekleştirilmesi ve hazırlanan yemeklerin sunumuyla kritiklerinin yapılması farklı bir stüdyo performansı ortaya koyar.

Gastrocity mimarlık düşün, yazın ve tasarım pratiklerinde nitel çoğalmayı ve disiplinlerarası yaklaşımı, sanatsal üretim ve işlevi önceleyen üretimin çatışmalı birlikteliğini destekleyen çoğulcu artistik bir performans olarak bir mimarlık projesidir. Katılımcıların kolektif pratiğiyle üretilen asamblaj/maket, hayatın akışını geçici bir mizansende sahnelemek olarak görülebilir. Katılımcı failler her defasında öngörülemeyen farklı bir performans gerçekleştirir; çünkü üretilen her mekânsallık zamana yani hayatın akışına bağlı olarak sürekli yenilenir ve dönüşür.

Gastrocity katılımcıları: Reşat Karaçöl, Semanur Gülecen, Tahsin Gümüş,
Nurullah Gök, İsa Şahin, Güven Arkan, Hüseyin Mertdede, Furkan Tan,
Hacer Önder, Özge Memi, Deniz Tutal, Ömer Bağ ve proje yürütücüsü: Serdar Toka

1. Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık bölümünde şehir projeleri dizisinin ikincisi olarak üretildi (2018-19 Bahar döneminde yürütülen “I’mage City” projesinde hazır objelerle bir kent maketi oluşturulmuştur. Detaylı bilgi için bkz. Arredamento Mimarlık, Haziran 2019). Proje 2019-20 Güz döneminde, 12 öğrenci ve bir ders yürütücüsünün (Serdar Toka) katılımıyla gastronomi ile kent arasındaki ilişkinin irdelendiği deneysel bir çalışmadır. “Gastrocity” projesine katılan aktörler ve çalışma alanları: Sanayi ve iş mekânları: Reşat Karaçöl. Göç ve göçmen mekânları: Semanur Gülecen-Tahsin Gümüş. TOKİ: Nurullah Gök. Girişimci müteahhitçe üretilen mekânlar: İsa Şahin. Çevre ve yeşil mekânlar: Güven Arkan. Kamu binaları: Hüseyin Mertdede-Furkan Tan. Eğlence ve spor mekânları: Hacer Önder-Özge Memi-Deniz Tutal. Taşımacılık ve ulaşım mekânları: Ömer Bağ. Kamu otoritesi ve proje yürütücüsü: Serdar Toka. Fiziki koşullarından kaynaklı gastronomik objeler sürekli bozulduğundan ve Gastrocity maketinin kalıcılığı imkânsız olduğundan, tamamlanan maketin bir hafta süreyle bozulma süreci kaydedildi.

2. Walter Benjamin, Pasajlar, çev. Ahmet Cemal (İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1995).

3. Gastronomik objelerin sanatsal form olarak kullanımında Arcimboldo’nun meyvelerle insan portreleri betimlemesi ve Gogol’ün Ölü Canlar adlı romanındaki gastronomi bölümleri ile Hansel ve Gretel masalı öne çıkan, etkileyici ve çarpıcı örneklerdir. Picasso’nun bir dönem mutfak aletleriyle yaptığı heykeller modern sanatın önemli işlerindendir. Francis Bacon’ın gastronomik obje olarak etleri olağanüstü duyarlılık ve acıyla resmettiği tablolarının bu örneklerden farklı bir yönde ve en sarsıcıları olduğunu söylemek yanlış olmaz. Dadacılardan itibaren güncel sanatta ise sanatta malzeme sınırı ortadan kalkar ve dallara ayrıldığı 1960’lardan sonra çoğu kez bu kategorilerin iç içe geçtiği daha kompleks eserlere yönelir. Güncel sanatta gastronomik formlar malzeme ve konu olarak farklı biçimlerde yer almıştır.

asamblaj, eğitim, maket, Mardin, Serdar Toka