Gide Gide: Hikâye Anlatıcılığı ve Tasarım

Gaziantep’te düzenlenen 50. Ulusal Mimarlık Öğrencileri Buluşması (UMÖB) kapsamında gerçekleştirilen Gide Gide, hikâye anlatıcılığının tasarım süreçleri üzerindeki etkisini keşfetmeye yönelik bir atölyeydi. Katılımcılar bireysel ve kolektif hafızalarını harekete geçirerek, anlatılarını görsel ve mekânsal biçimlere dönüştürdü.

Her katılımcı gezip topladığı ilham verici öğelerle kendi anlatısını oluşturdu; semboller, dokular, sözler ve duygusal izlenimler aracılığıyla anlatısını şekillendirdi. Bu süreç, katılımcıların sezgisel ve duyusal yönlerini ortaya koyarak, bireysel anlatıları kolektif bir hikâyeye dönüştürdü. Ortaya çıkan temsiller büyük bir pano üzerinde bir araya getirilerek, herkesin hem kendi yolculuğunun hem de ortak hikâyenin nasıl şekillendiğini deneyimlemesine olanak sağlandı.

Adını Fikret Otyam’ın Gide Gide: Doğu Gezisinden Notlar kitabından alan Gide Gide, “yolculuk”, “hikâye anlatıcılığı”, “kültürel miras”, “keşif”, “sezgisel temsil” ve mood board benzeri kavramlar etrafında şekillendi. Atölye bu kavramları anlamlandırmaya ve yorumlamaya çalışırken, aynı zamanda deneyimleyerek üretmeyi hedefledi.

Gide Gide, Bir Hikâye Etti!

“Arapça ḥky kökünden gelen ḥikāya(t), ‘anlatma, anlatı’ anlamına gelir. Bu sözcük, Arapça ḥakā (anlattı, hikâye etti, taklit etti) fiilinden türemiştir.” Anlatıları anlama, taklit etme-temsil etme üzerine kurulu bu atölyenin yürütücüsü olarak, Anadolu’nun hikâye anlatıcılarından ilham aldım.

Atölyenin ana ilham kaynağı olan Gaziantep anlatı geleneğinin derin izlerini taşıyan şehirlerden biri. Bakırcılar Çarşısı’nda ustaların sesi, han avlularında anlatılan masallar, Zeugma’nın mozaiklerinden mitolojik sahneler… Şehrin dokusu hikâyelerle örülüdür. Atölye, Gaziantep’in zanaatkâr kültüründen, sözlü anlatım geleneğinden ve arkeolojik hafızasından beslenerek yeni anlatılar üretti.

Gide Gide Hâlinde Olmak Ne Demekti?

Atölye yürütücüsü, “hikâye anlatıcısı” kimliğini giymeye çalışarak Yaşar Kemal’in Bu Diyar Baştan Başa adlı kitabındaki Gaziantep anlatısından Zeugma’nın tarihi ve mitolojisi, Mezopotamya’nın kadim destanlarına uzanan bir anlatı sundu. Bu anlatılar tasarımla bağ kurmanın farklı yollarını açarken, katılımcılar duydukları hikâyeleri sezgisel bir şekilde yorumlayarak tasarım diline dönüştürmeye odaklandı.

Altı gün süren atölyede katılımcılar bir yandan da Gaziantep’i keşfedip, tasarımı şekillendiren semboller, dokular, sesler ve duygusal izlenimleri gezerek ve dinleyerek topladı; kendi gezilerinden notlar geliştirdi.

Mekânın Hikâyesi

Bir mekânın kimliği onun hikâyesiyle nasıl örtüşür? Bir anlatı, tasarım unsurlarına nasıl dönüşür? Atölye boyunca bu soruların peşine düşüldü.

Katılımcılar, Busy İstanbul tasarımcıları ben ve Fırat Eren Gül’ün temsillerimiz rehberliğinde, Anadolu’nun zengin mutfak kültürünü koruma ve tanıtma misyonuyla hareket eden Ömür Akkor’un İstanbul Bakırköy’deki Havuş Lokantası’nın marka tasarım sürecini keşfetti. Bu süreç mevcut bir tasarımı anlamaktan öte, Anadolu’nun –özellikle Gaziantep’in– kültürel mirasının tasarıma nasıl yansıdığını deneyimlemeye yönelikti.

Atölyenin temel yöntemlerinden biri olan mood board yani pano, bu keşif sürecinin merkezinde yer aldı. Kültürel öğeleri barındıran bu pano üç ana katmandan oluşuyordu: fotoğraflar, hikâyeler ve semboller/desenler. Katılımcılar şehri gezerek ve yerel hikâyeleri dinleyerek bu katmanları oluşturdu. Bu yöntem, tasarım sürecini yalnızca zihinsel bir etkinlik olmaktan çıkarıp, duygusal ve fiziksel yönleri de içine alan çok katmanlı bir deneyime dönüştürdü. Sonuç olarak her bir parça yerine oturdu ve kolektif bir hikâyeye dönüştü.

Ferizan Öz
Aleyna Turgay
İrem Kayar
Ece İlik
Yaren İliç
Evin Çiftçi
Fatma Berfin Oğrak
{fotoğraflar: Bican Sağdıçoğlu izniyle}

atölye çalışması, Bican Sağdıçoğlu, mimarlık, mimarlık eğitimi