ve Düzlemler
Loş bir ışıkta dans ediyor gölgeler. Noktalar virgüle dönüşüyor. Şimdi bir uçağın kalkışını beklerken hafızalar canlanıyor. Ara mekânlardır havaalanları gidenler, gelenler ve bekleyenler için. Terasta bekleyen, bekleyerek ya da beklemeyerek sigara içen insanlar, dolanan insanlar, dolanarak sigara içen insanlar. Bir kutuda bir kedi ve maymun, hangisi oyuncak aklım almıyor. Zihin akışları karmaşıktır ve karmaşıklaştırır durumları. Bir uçak hazırlanıyor ve Formula 1’de bir araç pite giriyor.
Havada beklemek ya da gitmek için hazırlanan bir uçak. Havada dolanan ve iniş için bekleyen bir uçak.
Ölüm hakkında okumalar yapan bir kız.
Bunların hepsi ama hepsi bir bir aradalık taşır ve bir düzlemde buluşur. Bu düzlemde bir şeyler ilişiksiz ama bir aradadır. Bir aradalık bir birliktelik değil yan yanalık ya da ayrışıklıktır.
Beynin kıvrımları loş ışıkta dans eden gölgelerin kendisidir ama aynılık taşımaz. Kesişen düzlemler mutlaka aynı düzlemde bir yan yanalık taşır.
Şimdi bir kapının eşiğinde, içeride ya da dışarıda değil, iki kişi durur. Bağırır çağırır ve kavga ederler; bunun hemen öncesinde veya sonrasında bir bardak ve bir tabak kırılır. Çatal bıçak fırlatılır ama kırılmaz. Bu bir şeyleri değiştirmez.
Bu loş ışıkta dans eden beyin kıvrımları ve gölgeler durur. Gece dışarıdaki ve içerideki ışık aynıdır. Bu yüzden bazı duvarların arasında ışık açılmaz. Bu yüzden o duvarların arasında bazı düşsel taşımlar yaşanır. Rüya ya da kâbus bir şeyi değiştirmez. Sisli bir dünyada kendi gözünden gören, tepeden bakan, dışarıdan bakan aynılaşır. Kişi tüm bakışların kendisi hâline gelir.
İzleyen ve izlenen bir fanusta bir düş görülür. Bu düş bir taşımdır ve fanusun hem içinde hem de dışındadır.
Karanlık bir görüntü.
Karanlıkta denizcilerin sesi.
Dalgaların içine girip çıkan bir denizci teknesinin sesi. Aralarında ağ hakkında konuşan denizciler.
— Ger ağı. Biraz daha ger. At şimdi. 3 deyince.
— 4, 5, 6. Hop, 3.
Karanlık görüntü kendini zıpkınla avlanan bir kadının görüntüsüne bıraktı. Zifiri karanlık denizin rengi yavaşça açıldı; görüldü, parladı ve gözlerini yaktı. Kadının gözlerini yaktı tuzlu su. İsmi bilinmeyen bir kadındı bu. Bu bir rüyaydı; gerçekliğin bir parçası. Parçalar zihnine yavaşça doldu, taştı. Birçok hayvanın da rüya gördüğü, yoksa çıldıracak hâle geldiği bu dünyada kelebekleri düşündü.
Kelebeklerin göz kapakları yoktur. Bu yüzden uyumadıkları ama dinlendikleri düşünülür. Uyumayan ama gündüz düşleri gören bir tür düşlendi. Biri tarafından düşünüldü, birinin aklına düştü. İsmi bilinmeyen kadın uykusundan uyandı.
Karanlık kendisini damarlı bir göz görüntüsüne bıraktı. Kadın uyandı ama rüyası devam etti. Rüyasında zıpkınla avlanan bir kadın köpekbalığıyla yüz yüze gelip avını kazandı. Bunu yaparken tüm reflekslerini kontrol altında tutmaya çabaladı. Denizin altında balıklar kuş, kadın balık oldu; hepsi aynı anda yüzdü ve uçtu. Beynindeki damarlar dolandı, dolanarak yemeğini avladı.
Uyanan kadın kalktı, akvaryumdaki balığına bir yem attı, yürüdü, kapının çaldığınını duydu. Diyafonda bir ses.
— Fatura.
Kapıyı açtı. Su koymak için yürüdü, damacanadan taşırdığı su çoraplarını ıslattı. Islanan sarı çoraplarının uçları koyu bir turuncu hâlini aldı. Tamamen soyundu, küvetin etrafındaki duş perdesini araladı ve hemen öncesinde demire fırlatarak havlusunu astı.
Duş alırken hafif atmosferik bir müzik açtı ama bu kafasındaki sesleri azaltmadı. Kafasında dönen konuşmalar gündüz rüyasına karıştı. Hafızası denizcilere, etrafındakiler ağa, kendisi balığa dönüştü. Küvette hareketsizce yattı. Küvete birden başını daldırmasıyla sıçrayan su banyodaki bitkileri ve yeşil paspası ıslattı. Yeşil paspasın ıslanan kısımları koyulaştı. Küvetten çıktı. Demirden aldığı havluyla vücudunu kuruladı. Ayaklarını paspasın kuru kısımlarına sildi. Yüzünü aynanın karşısında silerken, aynadaki buharı eliyle hafifçe araladı; kapıyı açtığında buhar odaya doldu, hemen öncesinde müziği değiştirdi. Külotlu çorapları ıslak bacaklarına zorlanarak girdi, çoraba yerleşmek için ayağa kalkıp iki kere zıpladı.
Giyindikten sonra yanına bir çakı aldı, fanustaki balığını plastik bir poşete koydu. Botlarını ayağına geçirdi, iplerini tam bağlamadı ve asansörle 4. kattaki evinin katından aşağı inmeye başladı: 8, 7, 6, 5…
Süpermarkete girdi.
İçeride beyaz soğuk bir ışık.
Alışveriş yapan insanların uğultusu.
Klasik bir market görüntüsü veren reyonlar, reyonların üzerinde ne olduklarını gösteren tabelalar; temizlik, gıda, sebze…
Kadın reyonların arasında dolaşmaya başladı. Konserveler ve süt ürünlerinin yanından geçti. Balık reyonunun önüne gelince durdu. Elinde tuttuğu poşetteki balık bir tur attı. Reyonda balıkların ölü bedenleri dizilmişti. Balıkların gözleri sıralı yuvarlaklar şeklinde görüldü. Yürümeye devam etti.
Bir reyonun önünde durdu. Plaj şapkaları, güneş gözlükleri. Bir deniz gözlüğü alarak kasaya yöneldi. Kasaya geldiğinde elinde tuttuğu balık poşetini kasanın üstüne bıraktı. Kasiyerle göz göze geldi.
— 9.99…
10 TL bıraktı, gözlüğü cebine koydu ve marketten çıktı.
Elindeki balıkla parka doğru yürüdü. Küçük bir çocuk, bankın oturulacak kısmına defterini koymuş resim yapmaktaydı. Bankın boş kısmına oturdu, balığını yanına koydu. Çocuğa dönüp baktı, tekrar önüne döndü.
— Bir canlının gözünün feri gitmesi: Bunu asla anlayamıyorum.
Çocuk, kadına baktı. Kadın balığını aldı ve kalkıp hızlıca yürümeye başladı. İlerledikten bir süre sonra çocuğa döndü.
— Gluk gluk!
Metro altgeçidinde yürümeye başladı.
Neredeyse uçuyormuş gibi görünmekteydi. Yürüyen bir zeminde ilerlemekteydi. Metronun içinde insanların arasında durdu, ardından metro durdu, bir grup insanla birlikte metrodan inerken başka bir kalabalık da metroya bindi.
Etrafa hâkim akşam güneşi.
Balıkçıların, denizin ve arabaların sesi.
Metronun çıkışından çıktı, ilerledi ve elindeki balık poşetiyle birlikte yere doğru eğildi, saklandı. Bir balıkçı balıkların üzerine buz serpmekteydi. Balıkçı arkaya doğru gittiği sırada yerinden kalktı ve balıkçıya doğru koştu, adamın önünde duran henüz ölmemiş balıkların bulunduğu kovayı kucağına aldı ve koşmaya başladı. Arkasından balıkçının bağırması uğultu şeklinde duyuldu ama anlaşılmadı. Bir altgeçitten geçmesinin ardından hızlıca taksiye bindi.
— Emirgan’a.
Taksici şaşkınlıkla bir süre baktı, önüne döndü. Kadının bir yanında fanusundan çıkarttığı balık durmaktaydı. Balıkçıdan kaçırdığı balıklar iki bacağının arasına sıkıştırılmıştı. Taksinin durup kalkmasıyla kovadaki su hareket etti. Taksi kırmızı ışıkta durmuştu. Kadın kafasını kaldırdı. Bir balık restorantının önünde biri ıstakoz kılığında giyinmiş durmaktaydı. Göz göze geldiler. Bir süre birbirlerine baktılar. Kadın camın arkasından “Gluk!” dedi, taksici de “Efendim?”
— Ne efendim?
— Bir şey dediniz sanki.
— Yo.
Taksici yola devam etti. Kadın biraz ilerde taksiyi durdurdu. Taksici bir süre arkasından baktı ve gitti. Kadın iskeleye geldi. İlk önce poşetteki balığın poşetini çakıyla kesti, balığın poşetini denize boşalttı, ardından kovadaki balıkları denize döktü. Çakıyı yere attı, kıyafetlerini çıkardı. Deniz gözlüğünü taktı ve iç çamaşırlarıyla suya atladı.
Denizde balıklar ve yosunların arasında bir süre süzüldü. Turuncu balık yanından geçip gitti, bir süre durarak onu izledi, nefesini tutabildiği yere kadar suyun içinde durdu ve aniden sudan fırladı. Hızlıca nefes alıp verdi. Kıyıya doğru yüzdü. Biraz dinlendikten sonra kollarından kuvvet alarak sudan çıktı. Deniz gözlüğünü orada bıraktı.
Kıyafetlerini giydi. Kıyafetleri yavaşça üstünde ıslandı. Sahilde yürümeye başladı. Hava kararmıştı. Biraz ilerledikten sonra ıstakoz kılığındaki adamın kostümünün kafasını yanına koymuş, bankta oturduğunu gördü. Gidip yanına oturdu. Denizi izlediler. Saçlarındaki su, bankı ve asfaltı yavaşça ıslattı.
Kadın çakıyı bankta bıraktı, ıstakoz kafasını aldı ve uzaklaştı.
Denizciler attıkları ağı çekti. Yüzlerce balığın bedeni ağların üzerinde hareketlendi.
Bu bir gündüz düşü ve gündeliğin düşü. Gündelik düş gündüz düşüne, düş rüyaya akar. Beyin kıvrımları dolanır, yılanlara dönüşür. Kocaman bir örümcek kafayı sarar. Kafa örümceklerin neden sekiz bacağı olduğunu sorgular, bacaklar ağları.
* Bu metin Axolotl dergisinden (sayı 56, Ocak 2021, s. 55–61) alınarak yazarın izniyle “Matbudan Dijitale” dizisi kapsamında yayımlanmıştır.