Haziran ayında, Perpa Ticaret Merkezi’ni “tiye alan” bir video popüler olmuştu. Videoda genel olarak Perpa’nın iç mekân düzeninin karmaşıklığı, dikey sirkülasyonun anlaşılmazlığı ve görsel anlamda yapının “çirkinliği” ön plandaydı.1 Çoğu kısmını benim de komik bulduğumu söyleyebileceğim bu video, aslında Perpa’nın kaotik şeması ve anıtsal monoblok kütlesiyle dalga geçen ilk örnek değildi. Yapıyı ilk kez kullanan, bölgedeki mahallelerde yaşayan ve inşaat sürecini deneyimlemiş, hatta içerisinde yıllardır işletme sahibi olan insanlar bile sürekli benzer eleştiriler yapıp espriler döndürüyordu. Popüler olan bu video, “Türkiye’nin en çirkin ve saçma yapılarından biri” olmaya aday gösterilen Perpa’nın çevresiyle kurduğu ilişkiyi, yapıyı ve üretildiği dönemin bağlamını daha iyi anlamaya ve bu mekânın neden var olduğunu kendi zihnimde kabul etmeye yönelik bir merak uyandırdı.
1980’lerin başında projelendirme ve inşaat süreci başlar. 1989 yılında Turgut Özal ve Bedrettin Dalan’ın katılımıyla yapı işletmeye açılır. Perşembe Pazarı Kooperatifler Birliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle ortaya çıkan kompleks, inşa edildiği dönemde Türkiye ve Avrupa’nın kapalı mekân hacmi en büyük olan monoblok yapısı olarak kayda geçer. İnşaat sürecinde ve açılışı öncesinde, dönemin yayınlarında ve gazetelerinde yer alan metinler bu hacmin ne denli büyük olduğunu aktarmak konusunda epey başarılıdır.
Perpa’nın asıl kuruluş amacının, Karaköy’deki Perşembe Pazarı’nda dükkânı bulunan esnafların bu monoblok yapıya taşınmasının teşvik edilmesi ve Karaköy çevresinin yıkılarak yeniden tanzim edilmesi olduğu söylenir. 1984-1989 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanlığı yapan Bedrettin Dalan döneminde öne çıkan yıkım ve düzenleme çalışmaları, şüphesiz ki İstanbul kent tarihine damga vurur. Bu dönemin en bilinen icraatları, 1980’li yılların ortalarında başlayan ve günümüzde bile etkileri okunabilen Tarlabaşı ve Haliç yıkımlarıdır. Benzer bir amaç güden Karaköy yıkım planlamalarının bir diğer ayağı olarak Perpa, Perşembe Pazarı esnafını bünyesine taşımak yerine bu bölgede ayrı bir odak noktası yaratır.
Mimari tasarımı ve uygulaması İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki İmar Limited Şirketi tarafından yapılan kompleksin tasarım kararları hakkında bir metin veya açıklama bulmak zor. Fakat yapının bulunduğu arsanın tam verimle kullanılmak istendiğini, beş bin dükkânlık bir Kapalıçarşı yaratılması hedefinin var olduğunu, dolayısıyla çok katlı monoblok bir kütlenin ortaya çıktığını söylemek mümkün. Dönem haberlerinde sürekli “Kapalıçarşı” ve “Perşembe Pazarı” benzetmesinin yapıldığı Perpa’nın içinde bir alışveriş merkezi veya çarşıdan ziyade bir “mahalle”, hatta “kent” kurma isteğinin var olduğunu düşünmek de hiç zor değil.
Kompleksin bulunduğu bölgede, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yapı ve mahalle uygulamaları söz konusu. Bir yanda 1950’li yılların rasyonel üslubunun öne çıkan örneklerinden Okmeydanı İETT Blokları; öbür yanda 1950’li yıllarda İstanbul Belediyesi bünyesindeki tasarım ve planlama bürosuyla birlikte çalışan Seyfi Arkan ve ekibinin tasarladığı bir Kooperatif Mahallesi, Beyoğlu Darülaceze Konutları2 (veya bugünkü ismiyle Halil Rıfat Paşa Mahallesi); bir diğer yanda da geç 19. yüzyıl devlet üretimi olan Darülaceze yapısı. Bunlar, kısmi oranda kent üzerindeki izlerini ve tasarımsal unsurlarını –en azından kütlesel oranlarını– koruyan projeler.
Perpa’ya bakıldığında ise dört yüz metrelik uzun cephesi ve yedi yüz bin metrekarelik kapalı mekânı kapsayan monoblok kütlesi, çevresindeki parçalı kütlelerle karşılaştırıldığında anıtsal, orantısız ve insan ölçeğinden kopuk olarak yorumlanmaya çok açık. Bir başka deyişle, bulunduğu mahalleye hiç de ait gözükmeyen, daha ziyade istilacı bir konumda olan bir kütle gibi durmakta. Cephe tasarımı hakkında ise şunu söylemek isterim: Günün şartlarını ve dinamiklerini gözlemleyen bir tasarımcı ekip tarafından tasarlandığı bana kalırsa çok açık. Yer yer postmodern unsurlar, saydam ve sağır cephe bölümlenmeleri, cephe açıklıklarının plastisitesi, 1980’li yılların brütalizmine atıf yapan beton plastik öğeleri izlemek mümkün. Özellikle yapının Bomonti tarafına bakan cephesinde, zemin katta yer alan geçişler, 1970’li yıllarda Behruz Çinici’nin yerel, geleneksel ve çağdaşı harmanladığı brütalizmine yakın unsurlara sahip. Farklı tasarım ihtimallerinin üzerinde durmak ise belki de gereksiz bir çaba ve yüksek ihtimalle gerçekleşmeyecekleri için zor. Örneğin parçalı bir şekilde yarı kapalı mekânlarla tasarlanan bir çarşı kompleksi nasıl olurdu? Bulunduğu bölgede, iki mahalleyi birbirinden hem görsel hem de ulaşım anlamında koparan bir monoblok kütle yerine, iki aks arasında farklı ilişkilerin ve karşılıklı erişimin sağlandığı bir tasarım nasıl mümkün olurdu?
Yapının cephesi ve iç mekân düzeni, inşa edildiği yıllardan günümüze gelene dek birçok değişikliğe maruz bırakılmış. Renkler değişmiş, kütlenin plastik unsurları okunamaz hale gelmiş, tabelalar ve sonradan eklenen grafik öğeler yapıyı görmeyi imkânsız hâle getirmiş. İnşa edildiği yıllarda gayet sade olduğu söylenen iç mekân, yerini kaotik bir görselliğe bırakmış. Perpa’da çekilen Neredesin Firuze? filminin kimi sahnelerinde, iç mekân düzeninin her anlamda ne kadar sade ve –kütleye rağmen– daha insancıl olduğunu görmek mümkün.3 Katlar arası iç düzende birçok depo, otopark, asansör olması ise katlar arası mal sevkiyatının ve ulaşımın daha verimli gerçekleşmesi için tasarlanan unsurlardan sadece birkaçı. Yapıyı ilk defa kullanan veya çok sık aralıklarla kullanmayan ziyaretçiler için bu işlevsel düzenin bir hayli kafa karıştırıcı olduğu gerçeğini de kabul etmek ve kullanıcılar için anlaşılabilir bir yönlendirme tasarımının yapılması gerektiğini söylemek gerekiyor.
2000’li yıllarda Perpa’nın geleceği hakkında farklı haberler gündeme geliyor. Bugün hâlâ açık otopark olarak kullanılan ve ana kütlenin kuzeybatısında yer alan arsaya inşa edilecek bir gökdelen projesi öne çıkıyor. Projede, toplamda dört adet olduğu görülen kırk bir katlı gökdelenlerin içerisinde yer alacak alışveriş merkezi, konut ve ofis alanları tasarlanmış. 2009 yılının başında yayımlanan bazı haberlerde, Perpa Yönetim Kurulu Başkanı Mithat Yümlü’nün şu ifadelerine ulaşmak mümkün: “Avrupa’nın en büyük otoparkına sahip Volkswagen fabrikasının kapasitesi yedi bin. Biz onun rekorunu kırarak, on bin araç kapasiteli park yapacağız.” Ayrıca Perpa’ya her gün kırk bin ziyaretçinin geldiğini belirten Mithat Yümlü, “Dışarıdan kimse gelmese bile yapacağımız alışveriş merkezinin altmış iki bin müşterisi hazır” diyor.4
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde düzenlenen yeni imar planları ve projenin onay süreci hakkındaki görüşmeler sonrasında, dört gökdelenli yeni proje kesin olarak reddediliyor.5 Monoblok kütlesiyle halihazırda bulunduğu bölgedeki baskın karakteri, orantısızlığı ve yıllar içinde orijinal unsurlarının bir hayli bozulmasıyla dikkat çeken Perpa’nın hemen yan arsasına inşa edilecek bir gökdelen grubunun, inşa edilmemiş olsa bile kentsel erişilebilirlik, ölçek ve uyumluluk anlamında çevreye ne gibi verimsiz etkileri olabileceğini tahmin etmek zor değil.
Yukarıda da bahsettiğim gibi, bu videodan sonra İstanbul ve ülke geneline yayılan Perpa eleştirisinin en sonunda vardığı nokta, “Perpa’nın ülkenin en saçma yapısı olmaya adaylığı” oluyor. Yapının kaotik düzenini hicveden popüler videonun belki böyle bir amacı yok ise de Perpa’nın Türkiye’de halihazırda “kötü” örneklerini çok gördüğümüz mimari projelerin veya tasarım işlerinin arasında öne çıkan bir proje olması, günümüzde evrildiği form sebebiyle gayet anlaşılabilir bir argüman hâline geliyor. Yine de kentte var olan herhangi bir somut örneği kendi bağlamından kopararak ve geçmişini anlamlandırmaya çalışmadan yargılamak, genellikle mimarlık tarihi gibi araştırma alanlarıyla uğraşanlar için her zaman şüpheyle yaklaşılan bir metot olmuştur. Bir anlamda, bir yapının “güzel” veya “çirkin” olmasına ulaşmaktan da öteye giden bu şüphe ve merakın, bu metinde yer alan düşüncelerin ortaya çıkmasında da temel rolü oynayan unsurlar olduğunu söyleyebilirim.
1. Furkan Değerli’nin üreticisi olduğu söz konusu video için bakınız: “Perpa: Mimari Sadeliğin İncisi”
2. Mehmet Rıfat Akbulut ve Zafer Akay, “Halk İçin Tasarlamak: Seyfi Arkan’ın Şehirciliği ve ‘Ucuz Konut’ Projeleri”, Modernist Açılımda Bir Öncü: Seyfi Arkan, ed. Ali Cengizkan, Müge Cengizkan, Derin İnan (Ankara: Mimarlar Odası, 2012), s. 231-248.
3. Neredesin Firuze?’nin kimi sahneleri için @elektri’nin X’teki paylaşımına bakabilirsiniz.
4. “Perpa’ya 41 Katlı Dördüz Gökdelen”, Yapı, 2 Ocak 2009.
5. “PERPA'ya gökdelene izin çıkmadı”, HaberTürk, 22 Eylül 2019.