ve Aktörler Arası
Bir Etkileşim Aracı: Ncounter
Afiş, logo, kitap kapağı ya da başka grafik ürünler için brief’in getirdiği iletişim sorununa cevap olarak tipografik ifade biçimlerinden yararlanmak grafik tasarımın bilindik bir tavrı. Bunun dahilinde, tasarımcı olarak ihtiyaca göre harflerin anatomisine müdahale etmek ya da tipografik formları sıfırdan tasarlamak ise birçoğumuzun düzenli gerçekleştirdiği uygulamalardan. Kimi zaman birkaç harfin yorumlanmasıyla yeterli kalan bu manipülasyonlar bazı durumlarda bütün başlığın ya da taşıyıcı metnin özgünleşmesine ihtiyaç duyabiliyor. Bu gibi durumlarda tek bir grafik ürünün bileşenlerinin tasarlanması amacıyla başlayan süreç, bütün bir harf setinin ortaya çıkmasıyla sonlanabiliyor. Örneğin bütün kurumsal kimliğin oluşturulduğu tasarım projelerinde logoyla birlikte daha büyük bir kurgunun parçası olarak bir yazı tipinin de tasarlanması alışılageldik uygulamalardan. Yukarıda bahsettiğim özel durum ise bir afiş ya da logo tasarlamak için yola çıkıp kendini bir anda neredeyse bitmiş bir fonta bakarken bulduğun biricik durumlara işaret ediyor.
Geride bıraktığımız kış mevsiminde ben de kendimi benzer bir durumun içinde buldum. Eşim Çiçek Ş. Tezer ve sevgili dostum Cansu Pelin İşbilen ile birlikte geliştirdiğimiz projemiz “tasarım ile / with design” için kurguladığımız iletişim ihtiyaçlarına yönelik tasarımların tamamı sonuçlanmıştı. Planlama ve başvuru süreçlerini de dahil edersek neredeyse bir yıl boyunca durmaksızın üzerinde çalıştığımız ve grafik tasarımcısı kadar fiilen yürütücüsü de olduğum bu projenin amacı, tasarım kenti kimliğiyle öne çıkan İzmir’de tasarım ve kent ilişkisi üzerine sorular üretmek ve kentin tasarım aktörlerini bu konu üstüne birlikte düşünmek üzere davet etmekti. Yerelden beslenen tasarım kültürüyle özellikle dolaysız bir ilişki kurmayı hedefleyen “tasarım ile”, daha geçirgen bir tasarım algısının geliştirilmesine ve kentlinin farkında olduğu, yorumladığı ve sürekliliğini talep ettiği bir tasarım anlayışının gelişmesi için uygun şartları yaratmayı umuyordu. Bu etkileşimi de tasarım ve kent kültürü ilişkisinin tartışmaya açıldığı forumlar ve kentlilerle tasarım üzerinden diyalog yaratmak üzere geliştirilmiş olan yerleştirmelerle sağlamayı planlıyorduk. Hem şehir merkezinde hem de merkezin çevresine dağılmış çeşitli sıcak noktalarda gerçekleştirdiğimiz bu yerleştirmelerin gündelik akış içerisinde kentlilerin karşısına çıkmasını ve hâlihazırda “tasarlanmış” kent kurgusu içinde bir farklılık oluşturarak soru işaretleri yaratmasını bekliyorduk.
Projenin belkemiğini oluşturan bu yerleştirmelerin kent düzleminde yaratacağı titreşim ve farklı disiplinlerin kapsamında tüm kentin tasarlanmış olduğu algısı, hem görsel kimliği hem de afişleri tasarlarken geliştirdiğim yaklaşımın temelini oluşturuyordu. Makro ölçekte şehrin tasarlanmış bir uzam olması gibi mikro ölçekte bir yazı tipinin de kendi disiplini içinde bir peyzaj teşkil ettiği kurgusuyla grafik arayüzlerdeki tüm başlıklara ve metin taşıyıcılarına “yerleştirmeler” uygulamayı seçtim. Projenin kavramsal kapsamını fiziksel espastan tipografik espasa genişleterek tipografik formların okunabilirlik sınırlarını aradığım ve harf anatomilerini geometrik temelleri ile ileri soyutlamaları arasında salınan çeşitlilikte yorumladığım birimler tasarladım. Bu birimler logotype başta olmak üzere afişlerdeki başlıkların içinde gelişigüzel karşımıza çıkacak şekilde kurgulandı. Böylelikle proje kapsamında gerçekleşen forumlar, yerleştirmeler, açılışlar ve yayınlar için görsel iletişim aracılarına ihtiyaç duyuldukça tasarlanan ve yayımlanması altı ay gibi uzun bir süreye yayılan afiş ve benzeri bütün grafik öğeler bu çeşitli tipografik ajanların taşıyıcısına dönüştü. İşte geçtiğimiz kış kendimi her bir karakter için çoklu alternatiflere sahip bir harf setine bakar hâlde bulduğum durum buydu.
Toplam 193 gliften oluşan bu setin kendisinin bir grafik ürüne dönüşme süreci ise projenin çıktılarını tüm tasarım komünitesiyle paylaşma motivasyonundan ileri geliyor. Bir afiş serisinin bileşenleri olarak tasarlanan harfleri Instagram’da gerçekleşen ve görünürlüğü yüksek tipografik bir etkinlik olan 36daysoftype çağrısı dahilinde paylaşmak, bu dağınık birimleri bütün bir font olarak ele almamı sağladı. Uluslararası ölçekte sayısız tasarımcıyı benzer motivasyonla tasarımlarını paylaşmaya iten şey, benim de elimdeki materyali bir yazı tipi olacak biçimde düzenleyip bir araya getirmeme vesile oldu. Ve bu görünürlüğün nihayetinde iki aylık ortak çalışmanın sonucu olarak, sevgili meslektaşım ve üstadım Onur Yazıcıgil’in daveti ve deneyimiyle bir yazı tipine dönüştü.
Fontlaştırma sürecinde Onur’la hep konuştuğumuz şey, bu yazı tipinin her harf için sahip olduğu zengin alternatifleriyle dizgi dertlerinden uzak, bolca oyunlu ve keyifli bir tipografik kurcalama aracı gibi çalıştığı, bu yüzden de tasarım camiasıyla bedelsiz paylaşılmasının aramızdaki bu ortaklığın en yapıcı çıktısı olacağıydı.* Şimdi sizlerle Manifold’un sahiplenmesi ve aracılığıyla buluşurken, bu yazı tipinin iletişim stratejisi olan beklenmedik biçimlerde karşımıza çıkma, rutin akışta bir “encounter” yaşatma durumlarını gerçekleştirdiğini umuyorum. Ve son noktada tasarlanma motivasyonlarından biri olan tasarımcılar arasında iletişim, ortaklık ve etkileşimi artırma amacının da bu paylaşımla bir kez daha gerçekleştiriliyor olma ihtimalini sizlerin takdirine bırakıyorum.
Ncounter’ı ücretsiz indirmek için: Ncounter, I Dotless Type Foundry
* Editörün notu: Ncounter’ı kullandığınız işlerinizi sosyal medyada paylaştığınızda #ncounterfont diyez etiketi [hashtag] eklerseniz harika olur. Emre Yıldız tarafından kurulan I Dotless yazı dökümhanesinin Instagram hesabı ise: @idotless
