Nesneler Bize
Ne Anlatır?
Cumhuriyet’in 100 Yılını
100 Nesne ile Anlatmak

Bugün belli bir yaşın üstünde olan, bir başka deyişle çocukluğu dijital çağa denk düşmeyen hatta televizyonla bile nispeten geç bir yaşta tanışan herkes için ansiklopedinin ayrı bir anlamı var; çoğumuz çocukluğun o uzun gün ve gecelerinde ansiklopedi sayfalarında kaybolmuşuzdur. Daha sonraki kuşak için ise ansiklopedi gazete kuponları sayesinde her eve giren, dönem ödevlerinin vazgeçilmez kaynağı oldu. Önce televizyonla, ardından bilgisayar ve internetle ansiklopediler de raflardan inip, gitmesek de görmesek de bizim olan köylerin okul kütüphanelerine yollandı. 100 Sene 100 Nesne çalışması, ansiklopedinin mana ve ehemmiyetine bir saygı duruşu olduğu kadar, değişen çağın gereklerinin de bilinciyle, basılı ciltler şeklinde değil, çevrimiçi okunacak ve sanal dünyanın açtığı imkânlardan alabildiğine yararlanacak şekilde oluşturuldu.

2023’te tamamlanacak olan bu çalışmayla Cumhuriyet’in 100 yıllık tarihini 100 nesneyle alternatif bir şekilde anlatmayı hedefledik ve anlatının odağına, toplumsal hayatın her anını betimleyen, biçimlendiren, anlamlandıran nesneleri koyduk. Çalışmada nesneler onlara hep biçilen sessiz ve edilgen rolden çıkarak, toplumsal yaşantının ve dolayısıyla da tarihin hem tanığı hem de öznesi ve faili konumunda. Onları, geçirdikleri dönüşüm ve taşıdıkları süreklilikler açısından inceleyerek farklı zamanları, mekânları ve olayları çok daha derinlikli bir şekilde anlamaya çalıştık.

Özneleri veya tarihi olayları anlatının merkezine yerleştiren klasik tarih yaklaşımının yerine merkeze nesne geldiğinde, anlatının da anlatıcının da dili ve bakışı ister istemez değişiyor. Nesneleri odağa koymanın açtığı çok değişik imkânlar var. İlk olarak, kolektif hafıza ile kişisel hafızayı da eklemleme imkânı doğuyor. Kara lastik ayakkabılarla gecekondu mahallesinin çamurunda yürüyen bir çocuk, hatıralarını ekleyebiliyor kentin tarihine. Şapka denince Süleyman Demirel düşünürken bazılarımız, çocukluğu 60’lı yıllara denk düşmüş olanlar okul formalarının zorunlu bir parçası olan siperli, sırmalı şapkalarını hatırlıyor. Veya bir dikiş makinesi, bir mendil, kişisel tarihlere dair de ülkenin sosyoekonomik tarihine dair de neler neler hatırlatabiliyor ve bu hatırlattıklarının hiçbirini bir iktisat tarihi ansiklopedisinde bulmak olası değil.

İkincisi, birbiriyle hiç ilgisi yokmuş gibi görünen olaylar bağlanıyor, farklı dönemlerden kişiler aynı hikâyede yer alabiliyor. Örneğin çarşaf ile hem bekâret konusunu hem kara çarşaf olgusunu hem de keskin nişancılardan korunmak amacıyla 2015’te Cizre’de Nusaybin’de sokaklara çaşaf gerildiğini anlatmak mümkün olabiliyor. Veya bir ayakkabı hem Hrant Dink cinayetini hem de yalınayak Ankara’ya yürüyen işçileri hafızaya getiren bir nesne oluyor. Bir defa nesneler üzerinden bakmaya başlayınca zihin bambaşka bir şekilde çalışıyor ve birbirine bağlanan olaylar ve hatıralar karşısında insan şaşırıyor.

Üçüncüsü, resmi tarihin görmezden geldiği, sesi duyulmayanların, ezilenlerin yahut dışlananların kamusal alanda duyuramadığı anlatılar dile gelebiliyor. Örneğin etek ile Zeki Müren’in mini ve maksi etekler giyerek sahneye çıkmasındaki tabudeviren tutumu anlatmak da, kadın memurların pantalon giyebilmek için yaptıkları eylemi anımsatmak da mümkün oluyor.

*

“Kâh keşke bu hayatımıza hiç girmeseydi dediğimiz, kâh işte bu olmasa bu ülkede yaşanmazdı diyeceğimiz nesnelerden oluşan; kâh hep hatırlamak istediğimiz, kâh unutmak için can attığımız nesneler... Tarihimiz... Hafızamız... Bu duvarın tuğlalarını birlikte sökmeye davet ediyoruz sizi” demiştik en başta; zira tarihsel anlatı bazen bir duvar gibi dikiliyor karşımıza. O duvar kimin sözünü ezip geçmiş, kimin sesi hiç duyulmamış, oradaki “hakikati” kim aktarmış… Meseleye bu şekilde bakan yaklaşımlar giderek önem kazanıyor. Biz de bu ansiklopedide anlatılmayan, unutturulan ve suskunluğa mahkûm edilen hikâyeleri nesneler dolayımıyla anlatabilmeyi hedefledik. Çok farklı deneyimlere tanıklık eden nesnelerin açtığı ilişkisellik sayesinde, birbiriyle çok alakasız gibi görülecek olaylar ve kişiler arasında kurulan bağları göstermeyi denedik. Tarihin öznel ve parçalı unsurlarının da bir toplumun tarihinde yeri olduğunu vurgulayarak, farklı tuğlalardan, rengârenk yeni bir duvar örmeye koyulduk.

Yürütücü ekibin ve yazarların büyük çoğunluğunu barış akademisyenlerinin oluşturduğu Cumhuriyet’in 100 yıllık tarihini 100 nesneyle alternatif bir şekilde anlatmayı hedefleyen bu dijital ansiklopedi projesi, İsveç Konsolosluğu ve EED (European Endowment for Democracy) desteğiyle, CDPR (Center for Democracy and Peace Research) ve Kültürhane tarafından yürütüldü.

İki yıllık projenin ilk yılı nesnelerin belirlenmesine ayrıldı. Burada yaklaşımımız mümkün olduğunca kolektif akılla ilerlemek oldu. Yürütücü ekip, on kişilik editör kadrosu ve projeye gönül vermiş bir grup akademisyen defalarca toplantılar yaptı; sosyal medya üzerinden sorular soruldu, anketler düzenlendi, paylaşımlarla hafızaların canlanması amaçlandı, atölyelerde belli konularla ilgili nesneler hakkında derinlemesine sohbetler yapıldı, uzmanlarla bazı nesneler hakkında söyleşiler gerçekleştirildi...

Birinci yılın sonunda 100 yılı en iyi anlatacağı düşünülen 100 nesne belirlenir belirlenmez, barış akademisyenlerine yazarlık çağrıları yapıldı; burada öncelik genç akademisyenlere, doktora öğrencilerine ve KHK’lar ile akademik hayattan koparılmış kişilere verildi. İkinci yılın başında yazarlar belli olmuş ve yazım süreci başlamıştı. Paralel olarak da sosyal medya paylaşımları belirlenen nesnelerle sınırlandırılmış şekilde devam etti; amaç hafızayı her daim diri tutmaktı. İkinci yılda hayata geçirilen bir diğer çalışma da Cumhuriyet tarihine farklı bir ışık tutacağını düşündüğümüz belli başlı birkaç nesne hakkında kısa ve çarpıcı videolar hazırlayarak yayınlamak oldu. Şimdiye kadar çay, heykel ve araba videoları Fayn işbirliğiyle yapıldı; toplamda beş video yayınlanacak

*

Metinlerin tamamlanmasıyla birlikte web sitemiz açıldı ve artık peyderpey yazılar yayınlanmakta. Web sitesindeki yazılarda gündelik hayata, tarihsel kişi ve olaylara, anlatılmayan öznel hikâyelere, edebiyat ve sinemaya ilişkin pek çok şey okumak, hikâyeler arasında gezinmek, verilen kaynaklara giderek daha derinlemesine bilgilenmek mümkün.

Tüm yazılar bittiğinde, görme engellilerin de faydalanması amacıyla yazılar seslendirilerek podcast ortamında da yayınlanacak. Ayrıca, 2023 içerisinde kitap hâlinde basılması ve bu sayede daha kalıcı olması için de görüşmelerimiz devam etmekte. Sosyal medya üzerinden yazıları birer birer duyurarak daha geniş kesimlere ulaşmayı hedefliyoruz. Burada esas hedef kitlemiz genç nüfus; zira bu nüfusun büyük bir kısmı için resmi tarih dışında kalan toplumsal tarihe ilişkin anlatılara ulaşmak kolay değil, açıkçası çok ilgilerini çektiği de söylenemez, o nedenle de içeriği ilginç kılmak için özel bir çaba sarf ediyoruz.

Toplumsal barışın hüküm sürdüğü, farklı kesimlerin birbirini dinlediği, birbirine saygı gösterdiği ve bir arada yaşayabildiği, geçmişten dersler çıkaran ve hakikatle korkmadan yüzleşebilen bir ikinci yüzyıl hayaliyle gerçekleştirdiğimiz bu çalışmanın hedeflerine ulaşması dileğiyle.

100 Sene 100 Nesne, ansiklopedi, Bediz Yılmaz, hafıza, Kültürhane, nesne (obje), tarih