Denimde İleri Dönüşüm

Günlük hayatımızda kot olarak da bildiğimiz denim, üretim süreçleri bakımından tekstil sektörü içinde en fazla su ve enerji tüketen üretim sistemlerinden birine sahip. Bunun yanı sıra denime klasikleşmiş indigo rengini verebilmek için çeşitli kimyasallar kullanılır. Eskimiş, kullanılmış görünümü elde etmek için ise çeşitli kazıma ve yıkama işlemleri uygulanır. Bu yıkama işlemleri sırasında su atığı ortaya çıkar. Ortalama verilere bakıldığında bir jean üretimi için 10 bin litre su, 150 gram kimyasal kullanılır. Elbette bu su tüketimi hesaplanması pamuğun üretiminden başlayan bir süreçtir.

Dünyada sürdürülebilirlik yaklaşımları her sektörde olduğu gibi tekstil sektöründeki üretim yöntemlerinin de yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kıldı. Buna paralel denim üretim yöntemlerinde, teknolojinin de gelişmesiyle çeşitli iyileştirmeler yaşanmış, çevreci üretim sistemleri geliştirilmiştir. Örnek olarak, denime eskimiş görünümü verebilmek için yıkama sırasında kullanılan, tek kullanımlık ömrü olan ve kullanıldıktan sonra çamur yığınına dönüşen pomza taşı yerine daha uzun ömürlü polimer taşlar kullanılmaya başlanmıştır. Birçok üretim sistemi sürdürülebilirlik çerçevesinde yeniden düzenleniyor olsa da denim giysilerin üretim sonrası ileri dönüştürülmesini de bir iyileştirme yöntemi olarak görüyorum.

Uzun zamandır üzerine çalıştığım tekstil ve moda üretimlerindeki sürdürülebilirlik yaklaşımlarının çoğunlukla üretim sistemlerini etkilediğini ve sürdürülebilir yöntemlerle üretim süreçlerinin iyileştirildiğini gözlemledim. Tüm bu gelişmeler dünyayı en fazla kirleten ikinci sektör olan tekstil için elbette ki çevreci adımlardır. Peki, üretilmiş ve üretilmeye de devam eden tüm bu giysiler kullanım sonrası ne oluyor?

Birçok büyük firma kendi üretim atıklarıyla beraber, çeşitli kampanyalar düzenleyerek müşterilerinden topladığı giysi atıklarını geri dönüştürüyor. Ancak geri dönüşümlerde kumaşın ilk hâline göre daha alt kalitede bir ürün ortaya çıkıyor. Denim özelinde konuşacak olursak, eğer hammaddesi tamamen pamuk değilse, yani karışım bir ürünse geri dönüşüm daha niteliksiz bir hâl alıyor.

Tüm bunları düşündüğümüzde, “Atık olarak nitelendirilen bir denim giysi nasıl ileri dönüştürülebilir?” sorusundan yola çıkarak çözüm arayışlarına yöneldim. Benim için deneysel bir çalışma olacak olan denim jean’leri ileri dönüştürdüğüm işler yapmaya başladım.

İlk aşamada, kendi sosyal çevremden kullanılmayan denimleri topladım. Bu atık denim jean’leri temizliyor, yama yapılacak yerler varsa onarıyor ve daha sonra parçalara ayırıp kimono formuna benzer kalıpları parça kumaşlara yerleştiriyorum. Kalıplarımı kesiyorum ve dikiyorum. Yeni bir ürün tasarlıyorum ancak malzeme olarak kullandığım ürünün önceki hâlini tamamen kaybetmiyorum. Tasarladığım yeni ürün eski hâlinden izler taşıyor, ben de bunun ileri dönüşümün güzelliklerinden biri olduğunu düşünüyorum. Daha sonra çalışmalarımı geliştirmek için firmaların numune atıklarını toplayarak ileri dönüştürmeye devam ettim.

Atık jean’lerden kimono ve ceketler yani üst grup giysiler tasarlarken aslında bir ironi yaratma peşindeyim. Pantolon arka ceplerini ceket ön cebi olarak konumlandırmak, ileri dönüşüm tasarımlarımda uyguladığım tezatlıklardan biri.

Bu çalışma örneği için denimi seçmemin iki nedeni var: Birincisi, denim yapısı itibarıyla dayanıklı bir kumaş. Tarihsel açıdan bakıldığında başlarda denizcilerin kullandığı kaba pamuklu kumaş, daha sonra maden işçilerinin kullandığı pantolonlara dönüşmüş. İkincisi ise denimin yaşayan bir kumaş olması. Yaşayan kumaş derken kastettiğim, insan vücudu ve kullanıcı hareketlerine göre kumaşın çeşitli bölgelerinde renk açılmaları ve yıpranmaların meydana gelmesi. Ancak zaten denimleri birçoğumuz yıpranmış, yırtılmış görünümleriyle tercih ediyoruz. Denim hazır giyim sektörünün üretim süreçlerinde uygulanan kuru ve yaş işlemlerin amacı denime eskimiş, yıpranmış ve yıllarca kullanılmış görünümü verebilmek.

İleri dönüşüm üretim sürecinde tasarıma biraz da denimin karar vermesini istiyorum. Bu yüzden daha önce yıpranmış belli yerleri yırtılmış jean’leri kullanmaktan çekinmiyorum; fazla aşınmış denimleri onarırken bu onarımın belirgin bir şekilde görülmesi için renkli iplerle yama yapıyorum ve bu tekniğin tasarımsal bir nitelik kattığını düşünüyorum. Böylece hem yaşanmışlıkları barındıran hem de yaşamaya devam eden denim giysiler, ileri dönüşüm ve tasarım gücüyle yeniden hayat buluyor.

{tüm fotoğraflar Hümeyra Çakır izniyle}

denim, giyim kuşam, Hümeyra Çakır, ileri dönüşüm, kendin yap, moda, onarım