2021 yılında hayal edilen bir eczane projesinden bahsetmek istiyorum. Kurucusu grafik tasarımcı Doğa İlyasoğlu, tanıştırayım. Eczanenin açık olduğu bir gün henüz yok. Belki de hiç olmayacak. Tamamen kurgunun görselleştirilmesiyle ambalajlanmış, bandrolsüz ecza ürünlerinden ibaret. Çünkü henüz gerçek raflarını mekâna koymadı. Ya da raflarına koyması için geliştirilen bir kutu ilacı henüz keşfetmedi.
Bu bir editöryel hatta küçük bir küratöryel proje. “Keşke bu ilaçlar gerçek olsa” ile hayata geçmesi üzerine kurgulanmış. Aslında kurguyu yapan tasarımcının ele aldığı iyileştirme olasılıkları başka. Pandemi döneminde sağlık sektöründeki işleyişi eleştirerek geliştirmiş projeyi: “İçerisinde bulunduğumuz kaotik gerçekliklere ironik ve esprili bir yoldan yaklaşarak toplum eleştirisi yapmak.” Romantik bir yaklaşımdır, ama güldüğün yerde var olursun. Ancak ironi meselesi Hiçbir Eczanesi’nin kurulduğu coğrafya için tartışılır. Malum, bu toplumda bu esprileri ancak yakın çevremizde yapabiliyoruz. Kurgunun güzel çözümlenen yerleri var. Mesela Hayat Sevinci Artırıcısı - Oral Damla ilacı, hayat sevincinin ağız yoluyla alınma sebebini düşündürüyor. Bu kadar hayal satma derdinde olan bir ilacın, portakal tadında olup çocukluk dönemimizi hatırlatması ve güleceğimizi söylemesi mümkün. Bence makul. Neticede bu eczanede anlaşılmaz reçete metinleri ve keskin koşullanmalar yok. Eczane, işletme kurgusunu dahi projesinde belirtmiş. Aslında hedonizm meselesine de el atacak gibi görünüyor. Çünkü pandemi eleştirisini hatırlamayabiliriz. Esasen toplumsal hafızamızın yararına bir eleştiri ilacı gerekiyor.
Hiçbir Eczanesi’nin eleştiri yaptığı noktalar:
“Özellikle tüketim toplumunun ne noktalara geldiğine göstermek. Bu eleştirisini de ‘Neredeyse her gün bir şeyler aldığımız bu dünyada eczanemizin ürünlerini de neden almayasınız’ diyerek yapıyor. ‘Güzel ambalaj ve güzel strateji insanlara hayal satabilir mi?’ sorusu üzerinden hem kandırmanın hem de kandırılmanın ne kadar da kolay olduğunu göz önüne seriyor.”
Tasarlamak meselesi öğrenmeyle başlar ancak zihinde yol çizer. Eczacı, çoğunlukla tipografi üzerine çalışmalar yapmış bir tasarımcı. Yahut markalar için çalışmalar yapmış. Ancak bu kez mekânsal çözümleme yapmak istemesi beni, içinde bulunduğum disiplin açısından sevindirdi.
Projelerin ihtiyaç dışında da anlamları olur. Alanın dışındaki disiplinlere bulaştığımız vaziyette belli ki iyileşeceğiz. İyileşmenin hangi hâlini tercih ediyorsak o disiplinle el sıkışmanın faydasını görürüm. Hiçbir Eczanesi sanırım bana “Antikıyas” ilacını, bulunduğum kariyer çemberine yayayım diye uzattı. Zaten dünya ve toplum olarak artık ilaçlara bağlandık. Bu eczanenin ilaçlarının parayla alınıyor olmaması dikkat çekecektir. Şüphesiz.
Bu ilaçların devamlılığı için toplumca –belki benim de rahatsız olduğum ama esprisini bile yapamadığım– o kadar fazla şey yaşıyoruz ki… “Şunun da ilacı çıksa da bir rahat etsem” dersiniz. Hiçbir Eczanesi’ne Antikıyas’ın prospektüsünü ve ambalajını görmek istediğimi bildirdim. Sanıyorum tavsiyede bulunacağım meslektaşlarım arasında farklı disiplinlerden insanlar da var.
Henüz kutulanmamış, barkodu olmayan ve formülü yalnızca bunları hazırlayan eczacıda bulunan ilaçların isimleri:
- Gördüklerimi Sil - Göz Damlası
- Hayat Sevinci Artırıcı - Oral Damla
- Sorumluluklarımın Yükü - Tartı
- Yediklerimi Erit - Oral Hap
- Toplum Baskılarını Sil - Vücut Kremleri
- Ani Sivilce Giderici - Krem
- Libido Ölçer - Ölçüm Aleti
- Gençliğimi Bul - Lens
- Kaybettiklerimi Geri Getir - Hap
- Ani Tuvalet Kaçırıcı - Hap
- Bugünü Ertele - Hap
- Güzellik Standartlarını Sil - Islak Mendil
- Eski Sevgiliyi Unuttum mu? - Test
- Uykumu Almamı Sağla - Burun Kremi
- Üç Sene Önceki Tartışmada O Sözü Söyleseydim - Hap