Demokratik Reçeteler*
Kıtır Mercimek

Pınarita bana konudan bahsettiğinde aklıma hemen bu tarif geldi, kıtır mercimekler gözümde canlandı. Çok normal, çünkü bu mercimek kıtırları pandemi döneminin başından beri gözdemiz oldu, hâlâ da öyle; bittikçe yeniden yapıldı, yapılıyor, küçük eklemeler, değişikliklerle (bazen enteresan, bazen başarısız, ama olur öyle). Kahvaltıda ekmek yerine, öğünler arasında kayıntı, can sıkıntısında atıştırmalık, yani her seferinde hayat kurtarıcı.

“Yapımı çok kolay ve çok tok tutuyor, daha ne olsun?”

Bu cümle, yazarken fark ettim, fazlasıyla tanıdık geldi. Tarifi aldığım Instagram hesabından bire bir alıp kopyalamış olabilirim. Hangi hesap olduğunu belirtmek isterdim ama hatırlamıyorum. Yapabileceğimi düşündüğüm tariflerin fotoğrafını çekiyorum, kıtırlarınkini de çekmiştim. Ama öyle bir kadrajlamışım ki, kimden, ne zaman, nasıl aldığımı çözemedim. İsimsiz kahramana buradan selam ve teşekkürler. Laf aramızda ilk denemeden sonra bakmaya gerek kalmıyor, o kadar karışık bir şey değil, güzelliği de burada, aklınızda kalacağına eminim.

Şöyle:

İki bardak (bu ölçü isteğinize veya ihtiyacınıza göre tabii ki değişebilir) kırmızı mercimeği büyükçe bir kapta iyice yıkayın. Bir gece suda bekletin, arada üstte biriken köpüklü suyu döküp yine kabı suyla doldurarak. Bunu ne kadar çok yaparsanız o kadar iyi. Ertesi gün mercimeğin suyunu iyice süzüp rondo, robot gibi bir karıştırıcıda kum hâline gelene kadar çekin. Üzerine bir çorba kaşığı zeytinyağı, tuz ve baharatları ekleyip iyice karıştırın. Baharatlardan olmazsa olmazlar karabiber-zerdeçal ikilisi ve çörekotu. Ben yarım çorba kaşığı karabiber ve bir tam çorba kaşığı zerdeçal kombinasyonundan memnunum; hafif bir acılık veriyor, güzel oluyor. Çörekotu miktarı keyfe keder.

Geceyi suda geçiren mercimekler çatladı. Hatta birkaçında filizlenme bile başlamıştı. Aslıhan Demirtaş’ın “Filizli”sini çalışırken de mercimekler hızlı davranmıştı. Belki normal. Acaba fazla mı beklemişlerdi? Bir ara evde yanlış alınmış kırmızı mercimek bolluğu vardı çünkü.
Doğrayıcıda mercimekleri kum hâline getirmeden önce tarifi defalarca okudum. Öncesinde haşlamak gerekmiyor olmasına inanmam zaman aldı. Oysa arada haşlama işleminin olmaması uygulamayı kolaylaştırıyor.

Olmasa da olur, ama çok lezzet katanlar listem şöyle: Biberiye, kimyon, isot ve zahter. Zahter mucizesini bu tarifle tanıdım, bir tür kekik, dağ kekiği; çok şifalı. Baharat seçimi ve miktarı tamamen size kalmış, tabii saydığım çeşitlerin hepsini aynı seferde kullanmanızı değil, birbirine yakıştığını düşündüklerinizi birleştirmenizi öneririm.

Tarifi ilk kez denediğimden Çağla’nın favorisinde karar kıldım. Toz zerdeçal hiç kullanmamıştım ve merak ediyordum zaten. Çörekotu burnuma aşırı güzel kokar ve neyin içine girse severim, bu nedenle az kullanmak istedim ki beğenimi olumlu yönde etkilemesin. Ne kadar tuz koyacağımı bilemedim ama Çağla’ya sormak da istemedim. Sonuçta iki bardak mercimeğe yarım çorba kaşığı karabiber, bir çorba kaşığı zerdeçal, yarım tatlı kaşığı çörekotu ve yarım tatlı kaşığı tuz koydum.

Karışımı iki fırın pişirme kâğıdı arasında varsa oklavayla, olmadı elinizle mümkün olduğu kadar ince ve homojen yayın. Sonra üstteki kâğıdı kaldırın. İsterseniz üzerine susam ekleyebilirsiniz, ben ekliyorum. Önceden ısıttığınız fırında 180 derecede 25-30 dakika pişirin. Fırını kapattıktan sonra hemen çıkarmayın, 15-20 dakika içerde bekletin, daha kıtır oluyor.

Oklava yoktu. Elimle düzlediğim karışımı iki kâğıt arasına aldıktan sonra üzerinde rakı bardağı gezdirdim.

Tarif böyleydi, ben zaman içinde karışımı bir bütün olarak yaymak yerine, yine belli oranda incelterek ama tepsiye kurabiye dizer gibi yerleştirmeyi tercih ettim. Bütün hâlinde piştikten sonra keserek ya da elle kopararak porsiyonlara ayırmak da mümkün ama parça parça yapınca daha pratik ve daha kıtır oluyor.

Fırında 10 dakika pişen mercimeği çıkarıp kestim. Düzgün dörtgenler olması hem hoşuma gider diye düşündüm hem de daha pratik gibi geldi. Sonuçta ortaya çıkan dilimler beklediğimden kalın oldu. Belki iki tepsiye yaymalıydım karışımı.

Ayrıca tarife sadık kaldığım hâlde beklediğim kıtırlığa ulaşamamıştım. Tadı çok güzel gerçekten, fakat bana yemek tadı verdi. Peynirle yerken bu etki azaldı ve pişenleri keyifle yedik. Öte yandan reçelle yemeyi hayal bile edemedim. Gereken kıtırlığa ve umduğum lezzete ulaşamadığım için tarifi bir kez daha denemeye karar verdim.

Bir iki kere içine çok az yoğurt ekledim (çok az, bir-bir buçuk çorba kaşığı demek oluyor), o zaman tabii hafifçe kabarıyor, kıtırı azalıyor, tadı ve kıvamı değişiyor, böyle de denenebilir. Başka bir sefer Ayşe biraz karbonat ve sirkeyi karıştırıp ekledi, sonuç görsel olarak tarif isminin “mercimek kıtırı”ndan “mercimek pufu”na değişmesini gerektirecek kadar farklı oldu ama lezzet hâlâ gayet iyiydi.

Bu kez karabiber yerine kırmızı biber kullandım ve tek tepside daha ince bir karışım elde etmek için bir bardak mercimek ıslattım. Karışıma yarım çorba kaşığı kırmızı biber, bir çorba kaşığı zerdeçal, bir tatlı kaşığı çörekotu ve bir tatlı kaşığı tuz ekledim. İlk sefer tuz az geldiği için bu kez Çağla’ya da sordum. O da “Göz kararı, yemeğe ne kadar koyuyorsam o kadar koyuyorum aslında ama bu sefer ben de dikkat ettim, iki bardak mercimeğe bir tatlı kaşığı koyuyormuşum” dedi. Ancak güçlü bir tuz kullanıyormuş.
Çağla’nın kurabiye yöntemi tavsiyesini dinledim. Ölçeğim dondurma servis kaşığı oldu. Çok daha az miktar karışımım olmasına rağmen pişme süresine de beş dakika ekledim. 180 derecede 35 dakika pişirme 20 dakika bekletmeyle arzu ettiğim mükemmel kıtırlığa hatta forma ulaştım. Mutluyum!

Uğraştırmayan, şipşak hazırlanan ve acıkma hissini uzun süre hortlatmayan mercimek kıtırlarını ekmeğe alternatif, peynirle, reçelle ya da en başta söylediğim gibi hiçbir şeysiz, yalnızca afiyetle yiyebilirsiniz.

İçiniz rahat hem de: Karbonhidratmış gibi yapan protein tüketiyorsunuz, daha ne olsun?

Afiyet olsun.

Kıtır mercimek bizim evde de sık sık tekrarlanacak tarifler arasına katıldı. Çok lezzetli, tadı değişik hatta beklenmedik, çok doyurucu, hesaplı, sağlıklı; evde rondo benzeri bir alet varsa yapması kolay, görüntüsü güzel, farklı lezzet ve biçim denemelerine açık ve kullanışlı!

* Editörün notu: “Demokratik Reçeteler” dizisine adını Defne Koryürek verdi. Bu reçetelerin veganlara, hepçillere ve her keseye uygun olmasını beklesek de amacımız “Masaya koyulan bir tabak nasıl demokratik olur?” sorusunu sormak. Reçeteler Manifold mutfağında editör tarafından uygulanıp fotoğraflanıyor, notları alınıyor ve yazarın onayından geçerek yayına hazırlanıyor.

+

Çağla Turgul, Demokratik Reçeteler, mercimek, reçete, tarif, vegan, yeme içme