Kid A Mnesia, ekran görüntüsü
Önce Sıfırlar ve Birler!*

İngiltere-Oxford’dan çıkan “alternatif” müzik grubu Radiohead, 2000 yılında yayımlanan Kid A ve 2001 yılında yayımlanan Amnesiac albümlerinin 20. ve 21. yılları dolayısıyla kasım ayında Kid A Mnesia isimli bir özel albüm piyasaya sürdü. Albümde tüm şarkıların yanı sıra o dönem kaydedilmiş ancak hiç yayımlanmamış şarkılar ile bazı şarkıların erken kayıt versiyonları gibi sürprizler de bulunuyor. Kid A ve Amnesiac albümlerinin kaydedildiği yıllarda Thom Yorke (görsel üretimlerinde Tchock veya Dr. Tchock) ve Stanley Donwood tarafından görseller vasıtasıyla yaratılan dünya da bu özel albümün çıkışını takiben dijital bir üç boyutlu mecraya aktarıldı. Ortaya çıkan “sergi”, EPIC Games üzerinden ücretsiz indirilebilen bir oyun olarak deneyimlenebiliyor.

Radiohead, müzik grubunun ötesinde bir oluşum olarak da değerlendirilebilir. Nasıl ki grubun The Bends’ten beri prodüktörü olan Nigel Godrich grubun altıncı üyesi olarak değerlendiriliyorsa, bu altıncı üyeliğe Thom Yorke’la birlikte her albümde grubun görsel dünyasını yeniden yaratan Stanley Donwood da eklenmelidir. 20. yüzyılın en önemli müzik albümlerinden biri olarak değerlendirilen OK Computer sonrası grubun girdiği aralıksız turne yaşamı, özellikle grubun solisti Thom Yorke’un kendini ve grubu nereye konumlandırdığı üzerine uzun uzun düşünmesine neden olur. Grubun tümü gitar temelli bir müzik yapmaktan uzaklaşmaya başlar. Thom Yorke piyanonun ve bilgisayar programlarının, Jonny Greenwood ondes martenot ve sinyal bozucu-radyo-telsiz karışımı bir masanın başına geçer. Ed O’Brien ise gitarını neredeyse klavye gibi kullandığı, klasik riff’e dayalı melodilerden ziyade atmosfer yaratmaya dayalı, pedallar ve efektlerle dolu bir gitaristliğe geçiş yapar. OK Computer’dan itibaren DJ Shadow’dan ilhamla bilgisayarda yaratılan bas ve vurmalı partileri, Colin Greenwood ve Philip Selway’in bunları canlı performanslara nasıl tercüme edeceklerini çözmeye çalıştıkları bulmacalara dönüşür. Nihayet “Everything In Its Right Place” ile Kid A açılır ve müzik tarihinde görülen en cesur orta parmak dünyaya sallanır. Free jazz’dan elektronik dans müziğine, melankolik baladlardan enstrümental arka plan müziklerine Radiohead artık hiçbir kalıba koyulamayacak özel bir yere konumlar kendini. Bunu da dinleyicilerini ya da müzik eleştirmenlerini umursamadan yapar. Bu değişimin yaşandığı zamanlarda OK Computer turnesinin ardından iyice içine kapanan Yorke, zihnindeki mesajları karalamalar şeklinde kâğıtlara ve not defterlerine aktarır. Bu içe kapanık, beyin fırtınası yaparcasına dünyadaki yerini arayan karalamalara, Donwood’un albümlerdeki distopik nihilizme tam uyan soğuk, felaket sonrasındaki bir dünyanın tekinsiz hâlini yansıtan tuvalleri eşlik eder.

Kid Amnesia, ekran görüntüsü

Grubun diğer albümlerinde de kaydedilen müziğin görsellikle ilişkisi konusunda hep bir derdi olsa da böylesine imgesel, ekspresyonist, kavramsal ve yabancılaştırıcı etkisi olan bir görsel dünyanın ne önce ne sonra hiç yaratılamadığı görülebilir. Bu iki albümün sesli ve görsel materyallerinin ortaya çıkışı, böylesine bir sergiye ve içinde gezilebilecek bir dünyanın yaratılabileceği zenginliğe sahip tek dönemdir. Bu albümleri benim gibi gece uyurken kulaklıkla son ses dinleyenler, yaratılan bu görsel dünyanın müzikle ne kadar uyumlu olduğunu bilir. Bu oyun da bu müziği ve görselliği yaratanların onları nasıl bir gerçeklikte hayal ettiğini gösteriyor. Bu üç boyutlu dünya, Metaverse gibi fikirlerin konuşulduğu günümüzde müziğin mekânla ilişkisi ve mekânsal olarak deneyimlenmesi açısından sıra dışı ve çok güncel bir örnek. Yorke ve Donwood, 21. yüzyılda sanal bir bedene bürünmenin ve bunu en uç noktaya kadar kullanabilmenin mantığını çok iyi çözümleyerek, özgün ve belki de prototip bir örnek ortaya koyuyor.

Bu şey, oyundan daha çok sanal bir sergi. Buna rağmen en azından sizi belli bir takip sırasıyla oradan oraya sürüklemeyen, özgürce hareket edebileceğiniz bir ortamla olabildiğince etkileşim hâlinde var olduğunuz bir mekânsallık yaratılmış. Böylece 2020 yılından beri deneyimlediğimiz ve birçoğumuza gına getiren sanal sergi pandemisinden ayrılıyor. Albümlerin kartonetlerinde yer alan veya orada olmasa da o dönem grubun internet sitesinde yer verilen tüm çizimler bir şekilde bu sergide yer bulmuş. Çöp adamlar, ağlayan minotorlar gibi karakterler bedenleştirilmiş; alaycı reklam ilanları ve kamu duyuruları, buruşturulup bir kenara atılmış şarkı sözlerinin olduğu kâğıtlar bazen uçuşarak, bazen duvarlara kazınarak ve bazen de çöp adamlar tarafından süpürülerek bu dünyaya dağıtılmış. Her oda için başka hiçbir mecrada/ortamda gerçekleştirilemeyecek eşzamanlı ve ayrıntılı bir görsel/işitsel deneyim tasarlanmış. O dönem yaratılan tüm görsellerin (karalamalar, ilanlar ve tuvaller) sergilendiği galeri de Frank Lloyd Wright’ın New York’taki Guggenheim Müzesi’ne ve Escher’in vertigo sebebi mekânlarına aynı anda göz kırpan müthiş bir mekân olmuş. Bu deneyim sonrası, grubun 90’lı yılların post-rock gruplarından kendini ayırmaya çabaladığı bir dönemde yaratılan bu dünyanın, belki de zamanın yetersizlikleri yüzünden bu kapsamda bir oyuna dönüştürülemediği hissediliyor.

Böylesine bir deneyim eskiden de zamanının ötesini gören, interneti asla bir halkla ilişkiler ve tanıtım ortamı, ticari bir araç olarak görmeyen grubun** bu teknolojilerin ve fikirlerin daha emekleme döneminde amatör bir ruhla nasıl işlenebileceğini göstermesi açısından da cesur bir ilk hamle olarak görülebilir.

* Grubun “Idioteque” şarkısındaki “Ice age coming, women and children first” sözlerinden ilhamla, “Meta age coming, ones and zeroes first!”

** Grubun internet kullanımını ve kriptik medya imajının oluşumunu anlamak için şu yazıya göz atabilirsiniz.

Amnesiac, Fırat Kaya, Kid A, Kid A Mnesia, müzik, oyun, Radiohead, rock, sergi