Tasarım Üzerine Skeptik Saltolar
Photoshop
Tasarıma Karşı

Not No. 9:

Yaşayan en büyük tasarım tarihçilerinden Steven Heller ve Barack Obama’dan Rolling Stones dergisine kadar geniş bir yelpazede onlarca yıldır tasarım yapan, AIGA’den yaşam boyu başarı madalyası almış Gail Anderson, The Designer’s Guide to Astounding Photoshop Effects [Tasarımcının Olağanüstü Photoshop Efektleri Yaratma Rehberi] adıyla yayımladıkları ismi ironik kitaplarında, tasarımın ve sanatın ev tipi bilgisayarların yaygınlaşması ve programların herkes tarafından kullanılabilir hâle gelmesiyle birlikte ortaya çıkan yaratıcılık ve derinlik yoksunu işlerin ele geçirdiği popüler grafik tasarım dünyasını eleştiriyor. Bu eleştiriyi, başarılı tasarımcıların ustalaşmış elleriyle ve yıllar süresince demleyerek geliştirdikleri estetik algılarıyla zenginleştirdikleri güçlü grafik tasarım örneklerinden karşılaştırmalara yer vererek yapıyor. Örneğin kitapta New York Times, New Yorker gibi dünyanın en çok bilinen yayınlarında tasarımları düzenli olarak yayımlanan Christoph Niemann’ın işlerine yer verilmiş. Niemann 2016 yılında hâlâ her şeyi eliyle çiziyor, sonra dijitale uygun hale getiriyor. İşleri haftalık sıklıkta, son model tabletlerde en çok takip edilen yayınların en fazla ilgi gören kısımları olmaya uzun yıllardır devam ediyor. Kitapta da söylendiği gibi, bunun sebebi “bilgisayar faresini klikleyen sağ elini değil, beyninin sağ tarafını kullanıyor”1 olması.

Steven Heller Design Observer’da düzenli olarak yazdığı köşesinde defalarca ifade ettiği, günümüz tasarım dünyasının en büyük problemlerinden biri olan içi boş, akıldan veya estetikten yoksun tasarımın kaynağının, bilgisayardaki programlarda tıklanarak aşağı indirilen font ve renk menüleri olduğunu bu kitabında da vurguluyor. Heller, tasarımcıların sanat ve tasarım kuramı veya tarihi bilgisi olmaksızın, bağlam dışı, hiçbir geçerlilik taşımayan işler üretmesinin yaygınlaşmasında teorisi ve teknik bilgisi zayıf tasarımcıların dijital yeniliklerle hızla ve kolaylıkla bir şeyler yapabilmesinin rolünün altını çiziyor. Örneğin organik ve akışkan grafiklerden faydalanan pastoral hissiyata sahip art nouveau estetiğinin ansızın karşımıza bir hamburger restoranının menüsünde hiçbir anlamı olmaksızın çıkmasının sebebinin kuram ve tarih bilgisi olmayan tasarımcıların icadı olduğunu söylüyor. Steven Heller, School of Visual Arts’ta verdiği tasarım tarihi dersinin tüm müfredatını günümüz tasarım örnekleri ve geçmiş tasarım akımlarının bir karşılaştırılması üzerine kurgulamış. Örneklerin incelenmesinde grafikler kadar konu metninin de üzerinde duran Heller’ın grafik tasarım dönemlerini imgesel ve manasal olarak inceleyen 140’ı aşkın kitabı var. Diyor ki; “Tasarımcı, grafik tasarım tarihi konusunda okur yazar olmalıdır. İyi tasarım yapabilmek her zaman yeterli değildir. Tasarımın köklerini bilmek, tekerliği baştan icat etmemek ve kasıtsız intihalin önüne geçebilmek için gereklidir.” Şüphesiz, tasarım eğitiminin çağımızın standartlarına uygun, tasarım okur yazarlığına sahip grafik tasarımcılar yetiştirebilmesi ancak bu konuda eğitim almış, deneyimli tasarımcıların öğretim yaptığı koşulda söz konusu olabilir.

Aynı doğrultuda Icograda’nın 2011 Tasarım Eğitim Manifestosu’nun tasarım eğitiminin geleceğiyle ilgili maddesinde, “sorunların bağlamları içinde tespit edilip çözümlenmesi için niceliksel ve niteliksel araştırma yöntemlerinin öğretilmesi”nin önemi vurgulanmıştır. Bu tasarım araştırma ve çözümleme yöntemleri, kullanılan teknik, araç ve stilin toplamından çok daha geniş kapsamlı bir kümedir. Ancak tasarım konularının alt başlıklarına, özelleşme alanlarına ve bu alanlarda genel bir bakışla güncel olarak yapılan işlere hâkim olan bir eğitimcinin aktaracağı görüşlerle tasarım eğitimi alan öğrencinin kendini geliştirmesi mümkündür. Bunun sebebi, iletişim tasarımcısının bir problemi çözmek üzere vereceği her tasarım kararının bir tasarım sürecinden ve metodolojisinden geçmek zorunda olmasıdır.2

Örneğin 2017 yılında İstanbul’da yağmur yağan günlerin gösterildiği bir infografik proje ödevini düşünelim. Bu projede dijital illüstrasyondan oyun hamurundan yapılan animasyona kadar pek çok teknik kullanmak mümkün ve her bir metot için işçiliğin incelikleri elbette ki farklı olacaktır. Ancak bu inceliklerin kritiğinden önce, projenin teorisine yaklaşımın yerine sağlamca oturtulmasının gerekli olduğu bilincinin sağlanması gerekir. Bu, öğrencinin her bir metot için doğru referanslarla yola çıkan bir ön araştırma yapmasıyla mümkün olabileceğinden, tek bir tekniğin uygulanmasına hâkim bir eğitmenin yönlendirmesi yeterli gelmeyecektir.

Buna ek olarak yine aynı manifestoda günümüz tasarımcısının “farklı müşteri ve kullanıcıların hem menfaatlerini yorumlayarak, hem de kültürel, ahlaki ve mesleki açıdan gerektiği üzere muhafazakâr veya yenilikçi çözümler sunarak topluma anlam kattığı”nın altı çizilmiştir. Hem güncel piyasada hem de geçmişte farklı müşteri ve kullanıcıları anlayıp yorumlayabilmek alana hâkim olmayı gerektirmiştir. Elbette ki bu, alanında kendini seneler içerisinde geliştirmiş, her zaman güncel işlerden haberdar olan eğitimcilerin vereceği eğitimlerle mümkün kılınabilir.

Yine bu manifestoda, tasarımın geleceği için yaratılacak eğitim platformlarının esnekliği vurgulanmıştır. Tasarım eğitimcilerinin görevinin, durmaksızın gelişen teknolojiye uyum sağlayabilmenin tek yolu olan hâlihazırda var olan araçların değişime açık bir anlayışla kullanılmasını sağlamak da olduğunun altı çizilmiştir. Uzmanlığı tek bir araca ve tekniğe dayalı fakültenin her gün artan çeşitlilikteki teknoloji ve tasarım alt başlıklarının doğurduğu kompleks problemleri aydınlatmada zayıf kalacağı birden fazla kez dile getirilmiştir.

IBM logosu gibi, bildiğimiz popüler logoların epeycesini tasarlamış olan Paul Rand hayattayken yaptığı son konuşmalarından birinde “Bana ‘Bu yüzlerce logoyu nasıl yaptın?’ diye soruyorlar, cevabı basit: ‘Ellerimle!’” diyor ve konuşmasının tamamında, göz eğitiminin ve pratiğin iyi bir tasarımcının gelişmesindeki yerini vurguluyor. Paul Rand’in bahsettiği eller, Adobe Illustrator’dan yoksun olduğu için kullanmak zorunda kaldığı değil, deneyim, uzmanlık ve durmadan çalışmayı temsil eden eller. Bu, hiçbir program operatörünün anlayamayacağı ve anlatamayacağı bir deneyim. Proje kritiklerinden, deneyim, estetik kuramı ve tarih bilgisinden faydalanmayan eğitimcilerden yoksun bir tasarım eğitimi öğrenciye herhangi bir aracın kullanılmasının gösterildiği atölye çalışmalarından farksız olacağından, bu tip bir yaklaşımın günümüz standartlarında köklü bir okulda yeri yoktur. Günümüzde dünyanın önde gelen sanat ve tasarım okullarında hâlihazırda ilk senelerde ağırlıklı olarak bilgisayarsız eğitime ağırlık verilmesinin sebeplerinden biri de budur. Günümüz tasarım eğitiminin temellerini atmış olan Bauhaus felsefesinin önemli bir parçası olan “Akılcı tasarım çalışmalarının teknik ve malzeme üzerinden yola çıkması, yeni ve modern estetiğin gelişmesinde yalnızca ilk adım olabilir”3 maddesinde de anlatıldığı gibi, teori bilgisiyle donatılmamış bir tasarım eğitiminin çağımızda bir karşılığı yoktur.

“The New Discourse:
Cranbrook Design 1980-1990”, afiş, 1991, Cranbrook Design Studio,
sanat yönetmeni: P. Scott Makela (hardware: Apple Macintosh IIfx, Scitex Visionary, software: Adobe Photoshop), kaynak:
W Magazine

1. Gail Anderson, Steven Heller, The Designer’s Guide to Astounding Photoshop Effects, F+W Media, 2004.

2. Joanna Choukeir, Defining Communication Design, Research PhD, Ocak 2011.

3. Jeannine Fiedler, Peter Feierabend, Bauhaus, Könemann Press, 2008.

grafik tasarım, Kibele Yarman, tasarım eğitimi, Tasarım Üzerine Skeptik Saltolar