ak ise karaya dil çıkartıp oynasa.
karışık kafa kar ile ışık, buharlaşan sözler kahkaha olsa. akıl aniden,
iyice aksasa. »
Altmış senelerini birlikte geçiren iki insan aynı yıl içinde art arda ayrı bir düzleme geçtiğinde, onlara artık hiç de geçici olmayan bir yeri eşzamanlı düşünüp tertipletmek, bu satırları aktaran mimar oğullarına nasip oldu.
Hafıza bu ya, gözlerimin her yerde aradığı, artık tarif edilemeyecek denli uzak annemi babamı yazlık evimize çıkan merdivenlerde görüntüledi. Daha doğrusu o merdivenleri beni onlara bağlayan, yakınıma getiren bir imge olarak sundu.
Öte yandan söz konusu olanın aslında bir yer belirleme girişimi olduğunu ve bunun en öz –hatta rivayete göre ilk eyleminin– belirli bir taşın insan eliyle belirli bir yere koyulması olduğunu da hatırlar gibi hayal ettim. Sanki.
Böylece, birlikte düşünülüp kurgulanmış bu iki mezar, özenle seçilip yere yatırılmış taş levhalardan ibaret basamaklar olacaktı. Ancak, paylaşılmış koskoca bir hayata rağmen, iki ayrı kişinin özgün ve ayrı kişiliklerini yansıtabilmeleri için, bu birbirine yakın mezarların hem benzeşmesi hem de farklılaşması gerekiyordu. Nitekim, temel kurgusu aynı olan ama dizilişleri itibarıyla ayrı ve uygun ifadeli iki kompozisyon beliriverdi.
Sonuçta mezarlar her biri 50 × 100 × 6 santimetrelik 18 adet beyaz mermer levhadan (evet, aynen mutfak tezgâhımızın beyaz taşı, hani o gri çizgilisi…) oluşacak şekilde tasarlandı. Biri düz adım gelişen (dingin, “plancı” babama), diğeri ise piruet misali tırmanan (inişli çıkışlı, balerin anneme). Ve bu şekilde kendilerine has ruhiyati yansıtabilmeleri istenmiş taşlar, 2022 yazı Milas Boğaziçi Köyü sırtlarında yerlerine rahmete yatırıldı.
Temenni o ki yerlerini nihayet bulmuş taşlara yönelen şefkatli ama eğik bakışlar basamaklarla yükselsin.
* Bu metnin farklı bir versiyonu Arredamento Mimarlık’ın Mart-Nisan 2024 sayısında yer aldı.