Hem sanatçı hem de bir sanat izleyicisi olarak eserlerle karşılaşma anlarını önemsiyorum sanırım. Eğer söz konusu olan sevdiğim ve uzun süredir takip ettiğim bir sanatçının eseri ise bu karşılaşma anları daha belirgin oluyor. Serginin üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin bir şekilde hatırlıyorum. Füsun Onur’un sessiz ve davetkâr videosu Pembe Bot (1993-2014) da hatırımda kalanlardan biri. Pembe Bot, bugünlerde Arter’de açılan OyunBu1 sergisinde izleyiciyle yeniden buluşuyor. Oyun kavramı etrafında şekillenen sergi 9 Nisan 2023’e kadar uzunca bir süre devam edecek. Bu vesileyle pembe botların hafızamdaki serüvenine bakmanın tam zamanı.
2014 Haziran‘ının en sıcak günlerinden birinde, o zamanlar İstiklal Caddesi’nde bulunan Arter’i ziyaret ediyorum. Arter, Füsun Onur’un elli yılı aşkın sanat hayatına eşlik eden eserlerden oluşan Aynadan İçeri isimli kapsamlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Adını Lewis Carroll’ın Aynadan İçeri (Through the Looking Glass) isimli kitabından alan sergiyi meraklı gözlerle gezmeye başlıyorum. Eserler arasındaki diyalog ve geçişlilik beni içine çekiyor. Füsun Onur’un hassasiyetine aşinaysanız sergideki her parça daha da anlamlı hale geliyor. İzleyiciden dikkat talep eden bu sergi nedense bana kocaman bir oyun alanını andırıyor. Sanki Füsun Onur az önce buralarda gezinmiş. Her yere ayak izlerini bırakmış. Etrafı planlı bir şekilde dağıtıp gitmiş. Ama bu dağınıklığı kendi içinde anlamlı kılmayı da ihmal etmemiş.
Serginin ikinci katında gezinirken şişme pembe botların deniz üstünde dans ettiği bir video işiyle karşılaşıyorum. İkinci katta bulunan diğer eserleri izlemeyi bitirmeden soluğu videonun önünde alıyorum. Füsun Onur’dan görmeye alışık olmadığım bir tür olan video mu yoksa videonun sahip olduğu kontrast renkler mi dikkatimi çekiyor bilemiyorum. Galeri ışıklarından azat olmuş bu yarı karanlık köşede kendimi denizin ritmine bırakıyorum. Sekiz saat sürdüğünü öğrendiğim video beni adeta hipnotize ediyor. Kadrajın bu kadar yalın olması bendeki etkiyi güçlendiriyor sanırım. Aklımda “Acaba pembe botların başına ne gelecek?” ve “Dalga onları alıp götürecek mi yoksa batacaklar mı?” gibi endişelerle videoyu bir süre daha izlemeye devam ediyorum. Birkaç saate İstanbul’dan gitmem gerektiği için sergiden ayrılıyorum. Fakat videonun bıraktığı his beraberimde geliyor.
Sergiden yıllar sonra Aynadan İçeri sergisine eşlik eden yayında Füsun Onur’un Pembe Bot işine dair bir sayfaya rastlıyorum. Füsun Onur’un ablası İlhan Onur tarafından titizlikle arşivlenmiş belgelerden oluşan albümde (Albüm IV 1990-1995) 1993 yılından notlar var. Notların hemen üzerinde sanatçı tarafından bir deniz fotoğrafının üstüne pembe kalemle çizilen bir kayık ve ona bağlı üç dikdörtgenden oluşan eskiz yer alıyor. Dış mekân müdahalesi olarak okuyabileceğimiz ve ismi henüz Pembe Bot olmayan bu eser notlarda Köprü Proje olarak geçiyor.
‘‘Bir şişme bot arkasında naylon iple bağlı üç şişme dikdörtgen taşıyor. Bot ve taşıdıkları floresan sprey boyalı. Karadan da iple tutturulacak. Karaya dikine. Yerde bir not olacak:
Ben en çok balıkçıları ve denizi sevmiştim. Elveda.
Demek bizim eski Galata Köprüsü aramızda bundan sonra böyle yaşayacak.
Yaklaşık yapım gideri üç milyon.’’
Füsun Onur’un kısa notundan ve gerçekleştirdiği söyleşilerden anlaşılacağı üzere Pembe Bot, eski Galata Köprüsü’nden referansla ortaya çıkıyor. Peki Galata Köprüsü’ne o yıllarda ne oluyor? Tarihler 16 Mayıs 1992’yi gösterdiğinde tarihi Galata Köprüsü’nün altındaki birahanelerin birinde sabaha karşı bir yangın çıkar. Bu yangın sonucunda 1912 yılından beri ayakta duran emektar köprünün Eminönü tarafındaki dubası denize gömülür. Ortasında göçük oluşan köprünün altında yer alan dükkânlar kullanılmaz hale gelir ve köprü trafiği tamamen durdurulur. Aniden gerçekleşen bu yangından sonra kazıklar üzerine bir ay içinde yeni bir köprü inşa edilir. Eski Galata Köprüsü ise yerinden sökülüp tamir edildikten sonra Hasköy-Arnavutköy sahiline yerleştirilir.2 Füsun Onur ve arkadaşları da bu olaydan sonra İstanbul’un kaybolan hafızasını anmak adına bir sergi düzenlemeye karar verirler. Sergi için düşünülen eserler Galata Köprüsü ve çevresiyle ilişkilenen minimal müdahalelerdir. Fakat bu sergi sadece taslaklarla sınırlı kalır ve bir türlü hayata geçirilmez.3
2014’te Füsun Onur’un Aynadan İçeri sergisinin hazırlıkları sırasında küratör Emre Baykal, Pembe Bot işini sergiye dahil etmek ister. Yıllardır sadece fikir olarak var olan bu iş, Füsun Onur’un 1993 taslaklarından yararlanılarak sergi için yeniden üretilir. Uzun diyaloglar sonrasında Kuzguncuk’taki aile yadigârı yalının önünde video olarak form bulmasına karar verilir. Video, saat 11:00’den 19:00’a kadar kesintisiz tek plan olarak çekilir. Ayrıca, galerinin açık olduğu saatlere de tekabül eden bu periyodun kullanımıyla esere performatif bir bağlam kazandırılır. Sekiz saatlik videoda pembe bir tekne ve onu takip eden üç dikdörtgen, sanatçının evinden boğazın sularına bırakılır. Kontrast renkleriyle dikkat çeken bu parçalar, sürekli değişen akıntıya karşı saatlerce direnir.
Eski Galata Köprüsü’nün kaldırılmasına tepki olarak ortaya çıkan Pembe Bot, yirmi yıl sonra sanatçının yaşadığı evle ilişki kurarak yeni bir bağlama oturur. Her ne kadar Füsun Onur’un üretimlerinden teknik olarak ayrık dursa da yaşadığı şehirle olan diyaloğunu gösterir ve sanatçının yıllardır denize bıraktığı eserlerini aklımıza getirir. İzleyiciyi boğazın telaşlı sularında gezintiye çıkaran bu uzun video, rüzgâra karşı direnmenin ve her şeye rağmen özgürce hareket etmenin şiirsel karşılığıdır.
1. OyunBu başlıklı grup sergisi, Arter Koleksiyonu’ndan seçilen yapıtları çocukluk ve oyun kavramları etrafında bir araya getiriyor. Füsun Onur’un Pembe Bot isimli videosu dışında Eski Eşyaların Düşü, Kaldırım Kenarında Su isimli yerleştirmelerinden parçalar ve İsimsiz heykeli sergide yer alıyor.
2. Ali Aksoyer, Tarihi Galata Köprüsü İstanbul’a veda etti, Hürriyet, 23.12.2016.
3. Emre Baykal, “Aynadan İçeri” üzerine, Arter, Haziran 2014.
