Macahelce 101
Gerçi Gürcü İsem de Gürcüce Bilmez
Türkçe Söylerim

Her şey bir ilkokul ödeviyle başladı. Konu eş anlamlı sözcükler, eş anlamlısı bulunamayan sözcük ise “okul”. Yıl 90’ların sonu, 2000’lerin başı. İnternet var ama yok, gidip annemle babama soruyorum: “Okulun eş anlamlısı ne?” Kendi aralarında tartışmaya başlıyorlar, nihayetinde de “Gürcücede ne diyoruz, hah mektep evet, mektep cevap” diyor annem, babam da başıyla onaylıyor. Yazıyorum mecbur ama içimde bir kurt. “Nasıl olur da Türkçe bir sözcüğün eş anlamlısı Gürcüce olabilir?”

Ertesi gün ödevler kontrol ediliyor, cevabımın doğru olduğu anlaşılıyor. Bense bu şaşkınlığı uzunca bir süre üstümde taşıyorum. Biraz daha büyüyünce mektep sözcüğünün Arapça kökenli olduğunu ve Cumhuriyet’ten önceki Türkçede yaygın kullanıldığını öğreniyorum. Hoppala! Bir yeni şaşkınlık daha. Yaşım ilerledikçe ve her sene köye gidip gelmeye başladıkça konuşmalardaki bu tür kelimeleri daha çok seçmeye, kökenleri, diyalekti üzerine daha fazla düşünmeye başlıyorum.

Köy dediğim yer Macahel,1 Türkiye ile Gürcistan sınırında, ulaşmak için Karçal Dağları’nı aşmanız gereken bir vadi. 1921’de Sovyet sınırının çizilmesiyle vadideki on sekiz köyden altısı Türkiye’ye kalmış, kalan on ikisi ise bugünkü Gürcistan’a. Sınır bölgelerinde söylenen klasik “Kardeşim, amcam, halam sınırın öte tarafında kaldı, bir daha da göremedik” anlatısı Macahel için de geçerli anlayacağınız. 1991’de Sovyetlerin yıkılarak Gürcistan’ın bağımsız olmasıyla sınırın öte yanında kalan kardeş köylerle etkileşim de yeniden başlamış.

Doğma büyüme İstanbullu ve evin küçük çocuğu olduğumdan dolayı hem annemin hem babamın anadili olan Macahelceyi2 ne yaptıysam öğrenemedim. Bazen sohbetlerin bağlamını anlasam veya Macahelce tepkilerin Türkçe karşılıklarını tahmin edebilsem de nihayetinde hiçbiri, yirmi yıldır her sene Macahel’e gitmeme karşın bu dili öğrenemediğim gerçeğini değiştirmiyor.

70’li yılların başı. Annem okul arkadaşları ve öğretmenleriyle. (Aile arşivinden fotoğraf.)

Gürcistan’la sınır komşusu ve coğrafi olarak oldukça içe kapanık bir bölge olmasının etkisiyle Macahel, Türkiye’deki diğer hiçbir yöreyle aynı olmayan kültürel ve ekolojik değerlere sahip. 1995 yılından bu yana TEMA Vakfı’nca korunan bölge, UNESCO tarafından da Türkiye’nin tek biyosfer rezerv alanı olarak tanımlanıyor. Bugün hâlen tarım ilacı kullanılmayan, hava kirliliğinin çiçekleri soldurmadığı, doğal yollardan fındık, mısır, kestane balı gibi çok çeşitli ürünlerin yetiştirildiği yöre giderek turistik bir hâl almasına rağmen çirkinleşmedi de üstelik. Hepsinden önemlisi çevreci derneklerin direnişi sonucunda bölgede yapılması planlanan HES inşaat(lar)ına izin verilmemiş olması. Bu sayede Macahel, Karadeniz’in diğer pek çok bölgesinden farklı olarak gürül gürül akan şelale ve derelere sahip olmayı sürdürüyor. Şimdilik.

Macahel’in irili ufaklı onlarca deresinden birinde. Yıl 1998. (Aile arşivinden fotoğraf.)

Ekolojisi olduğu kadar halk oyunları, müzikleri, enstrümanları, ritüelleri ve elbette dili de çok farklı Macahel’in. Bunlardan en ilginci şüphesiz polifonik yaşlılar korosu. TRT’nin 2002 tarihli Anadolu’nun Kayıp Şarkıları belgeseline de konu olan UNESCO tescilli koro, Macahel’in yaşayan kültürel değerlerinden en kıymetlisi. Son senelerde Macahel’in keşfedilmesi ve buraya ilginin artmasıyla birtakım sanatsal üretimler de gerçekleştirilmeye başlandı. Bu bağlamda, Eylem Kaftan’ın 2019’da çekimlerini Macahel’de yaptığı Kovan filmi kurmaca olmasının etkisiyle yörenin kültürünü bire bir yansıtmasa da muhteşem kamera açıları ve kimi sahnelere yansıyan kültürel nüansları görmek için izlenebilir.

Macahel Saf Kafkas Arı ve Bal Festivali’nden bir kare. Köyün polifonik yaşlılar korosu geleneksel Gürcü dansları eşliğinde şarkı söylerken. Yıl 2003. (Aile arşivinden fotoğraf.)

Üniversite yıllarıyla birlikte başlayan yerel kültürlere ilgim sonucu bir Macahelli olarak buranın hafıza kaydı ve kültürel aktarımı için ne yapabileceğim üzerine düşünmeye başladım. Bu dönemde tesadüf eseri karşılaştığım İsmail Kara’nın Güneyce Rize Sözlüğü aslında tam olarak yapmak istediğim, dahası dil ile edebiyat tahsili görmekte olduğumdan yapabileceğim en olası şeydi. Bundan sonra, seneler boyu Macahel’in bir yerel sözlüğünü yapabilir miyim diye düşünüp durdum. Maalesef, bölgenin hafızası olan yaşlılar teker teker ölürken yeni doğan çocuklar özellikle televizyonun etkisiyle neredeyse Gürcüce öğrenemeyerek büyüyordu. Diğer yandan sözlük yapmamın önünde Gürcüceye hâkim olmamak gibi çok temel bir engel vardı. Annemin, babamın, uzak yakın akrabalarımın yardımıyla, el yordamıyla altından kalkabileceğim kadar basit bir iş değildi bu üstelik.

Ben böyle düşünedurayım, Eylül 2022’de Taner Artvinli’nin leziz çalışması Artvin Etimoloji Sözlüğü yayımlandı. Artvinli’nin ifadesiyle otuz yıllık ciddi bir derleme ve araştırma çalışmasının sonucu oluşturulmuş bu yerel sözlük bütünüyle Gürcüce, Hemşince, Lazca konuşulan köy ve bölgelerin sözcüklerini barındırmıyordu; yani Gürcüce konuşulan Macahel denkleme dahil edilmemişti. Fakat sözlükteki kelimeler, derleme yapılmayan bölge ağızlarıyla karşılaştırılarak (varsa) nüanslar madde açıklamalarına eklenmişti. Sözlüğü inceledikçe kimi maddelerin Macahelce söyleniş biçimlerine rastlamak mutlu etse de elbette bu kıymetli çalışma kafamdaki yerel Macahel sözlüğünden oldukça uzaktı.

Macahel’in sözlüğünü yapmak demek, asfalt yollarına rağmen bugün dahi ilçe merkezinden araçla bir saat uzaklıkta bulunan, kışın kar yağışının etkisiyle merkezle iletişimin olanaksızlaştığı, oldukça içe kapalı bir toplumun sözlüğünü yapmak demekti. Bölgeye hâkim dil Gürcüce olduğundan yapılacak sözlük çalışması da sıradan bir Gürcüce sözlükten ne derece farklı olabilirdi ki? Öte yandan başta söylediğim o temel sebep de ortadaydı: Hâlen Gürcüce bilmiyordum!

E ama Türkçe biliyordum! Üstelik modern Osmanlı edebiyatı araştırmacısı ve kelimelere meraklı biriydim de. Köyde Gürcüce konuşulurken aşina olduğum dillerdeki kelimeleri aralardan seçmek ve bunlar üzerine düşünmekte de yirmi yıl kadar idmanlıydım. Köylüler Gürcüce konuşurken farkında olmadan çok fazla Türkçe kelime kullanıyorlardı ama bunların diyalekti Türkçedeki gibi değildi. Bazense Macahelce konuşulurken güncel Türkçede alternatifi olduğu için çok yaygın kullanılmayan kimi kelimeler tercih ediliyordu. Örneğin bir Macahelli Türkçe konuşurken “okul” derdi de Gürcüceye geçince “mektep”ten devam ederdi. Gürcüce konuşurken Farsça kökenli “zor” veya bunun Gürcüce karşılığı olan “rtuli” (რთული) denmezdi de Türkçe kökenli “çetin” tercih edilirdi. Giysi yerine Gürcücedeki orijinal ifade (ტანსაცმელი/t’ansatsmeli) kullanılmazdı da halk ağzında yaygın olan İtalyanca kökenli “uruba/urubebi” denirdi.

Şimdi çocukken anlayamadığım “Nasıl olur da Türkçe bir sözcüğün eş anlamlısı Gürcüce olabilir?” sorusuna cevap ararken kendimi bulduğum yerdeyim. Çocukça meraklarımın peşinden giderek çıktığım bu yolda Macahel’in gündelik yaşantısında sıklıkla kullanılan bu türden kelimeleri, farklılaşan ağız özellikleriyle birlikte düşüneceğim. Gerçi Gürcü isem de Gürcüce bilmez Türkçe söylerim ya, istiyorum ki “bana” ilginç gelen, kullanım tercihini, yerini, anlamını, kökenini merak ettiğim Macahelce sözcükler üstüne biraz kazı çalışması yapayım, bu çalışmaları aile arşivimden fotoğraf ve videolarla destekleyeyim… Dizi olarak planladığım metinlerin ilki burada son bulurken her metnin sonuna ekleyerek hayalimdeki yerel Macahel sözlüğüne ulaşmamı sağlayacağını düşündüğüm kelimelerden birkaçıyla sizi baş başa bırakıyorum.

Bu Metnin Sözcükleri

çetini/çetinya: Zor. [Örn: İmpo çetini. (Çok zor)]

mektep/mektebi: Okul anlamına gelen mektep sözcüğü Gürcücede yer bildiren isimlere -i eklenmesi kuralına uygun olarak “mektebi” biçiminde de kullanılır. [Örn: Mektebi khalo (Okul kapısı)]

uruba: Giysi, kıyafet.

urubebi: Giysi anlamına gelen uruba sözcüğünün Gürcüce dilbilgisi kuralına uygun biçimde çoğullaştırılmasıyla elde edilmiş sözcük, giysiler, kıyafetler.  [Örn: Urubebi hada? (Giysiler nerede?)]

1. Macahel’e Maçahel de denebiliyor. Bunun temel sebebi Gürcücede c ve ç harflerinin olmaması. Gürcü alfabesiyle Macahel (მაჭახელი) yazarken aradaki ჭ harfi ch’ olarak Latin harflerine aktarıldığı için Türkçe telaffuzda bu harf kimilerince ç, kimilerince c biçiminde okunuyor. Aslında ne c ne de ç doğrusu. Köyde yaygın olarak c harfine yakın söylendiğinden (ya da kulağıma öyle geldiğinden) ben de alıştığım bu kullanım biçimini tercih ediyorum.

2. Elbette böyle bir dil yok. Burada konuşulan dile pekâlâ Gürcüce denebilir, deniyor da. Fakat bu Gürcüce, Türkçe ve diğer dillerden oldukça fazla sözcük barındıran, ari Gürcüceden farklı bir dil. Bunu vurgulamak adına Macahelce diye bir sözcük icat etmeyi uygun buldum.

dil, dil (lisan), Gökçe Özder, Gürcistan, Gürcüce, Macahel, Macahelce, Türkçe