Mekân Kayıtları
Göç: Kır

[A]sma yaprağına barbunya ızgarasıyla gelir
Haydarpaşa garının büfesinde bahar.
—Nâzım Hikmet

Erkut bahçeden topladığı yaprakları tepsiye dizerken bu dizeleri anımsıyor. Gar tanık olduğumuz, içimizi yakan yangını atlatalı çok oldu ve barbunya ızgarasının güzelini aradığımız, bir bir kapanan meyhaneler gibi biz de bir süredir içimize kapalıyız; bu çözümlü görünen ama çözülemeyen kapanma hâli sabrımızı iyice zorluyor...

Kentin hızla dönüşümünün ve kaybettiğimiz alanların yanı sıra pandemiyle ilişkili olarak da sıkıntılı ve yorgun biçimde içinden geçtiğimiz günlerde, 2017 yılında çekmeyi hayal ettiğim “KIR” filmi için hazırlanmış bu tanışma videosu beni yaşadığım beton blok içinden yeşilin içine taşıdı, bir nebze nefes sağladı. Filmle, bu nefesi hayatlarında sabit kılmayı farklı saiklerle hedeflemiş kişiler üzerinden kentten kıra göçe bakmayı denemiştim. Kırda yalnız olmak, kadın olmak, çocuk olmak ya da komün hayatı yaşamak, seçilmiş aileler kurmak nedir? Film, bu sorularla 2013 sonrasında İstanbul ve Diyarbakır’dan, Çanakkale, Sakarya, Dersim gibi farklı şehirlerin kırsal alanlarına göç edip yerleşme kararı almış ya da bu arayışın içinde olan kişilere odaklanacak, 30-40 yaş aralığındaki bu kişilerin değişen hayatlarına paralel olarak, Türkiye’de hem kentte hem kırsaldaki dönüşümün izlerine tanıklık edilecekti. Kırsala geçiş hikâyelerinin kişisel sebepleri kadar, Türkiye’de büyük şehirlerdeki yaşamı derinden etkileyen sosyo-politik dönüşümlerin bireysel yaşam üzerinde nasıl etkilerinin olduğu da dolaylı olarak gözlemlenecekti. ‘Kır’ın seçilen İngilizce karşılığı olan ‘Country’nin ülke çağrışımı da tesadüf değildi. Geçmiş zaman kipiyle yazıyorum zira Kır gerçekleşmemiş bir projenin ön izlemesi, ancak bu hâliyle bile belli bir duyguyu yansıttığına inanıyorum.

Dillere pelesenk “Her şeyi bırakıp köye gideceksin” dürtüsünün altında Esra’nın “çok sevdiğim bir şehir artık benim şehrim olmaktan çıktı” cümlesi yatıyor gibi geliyor. “Mücevherler güllerden daha pahalı” diyor Esra’nın okuduğu Oscar Wilde metni; izledikçe öyle gelmiyor. Yüz yüze tanışamasam da duygularını aktarmak istediğim, Dersim’e, kendi bölgelerinin kırsalına göç eden Miraz, Robin ve Ayşegül’ün kendi kayıtları olan videodaki Peyk şarkısı performansıyla birlikte, kırın edebiyatı, şiiri ve müziği çağıran bir tarafı olduğunu anımsıyorum.

Mekânı kentten kıra taşıdığımız bu son video ile, kayıtların da sonuna geldik. İyi seyirler.

göç, kırsal, Özden Demir, video