Kırsal ve Gelecek: Şehir Dışından Sesler (Şile)
Alternatif Yaşam ve Mimarlıklar

Bir süredir “kırsal ve gelecek” teması üzerine çalışmayı planlıyordum. Bunun için bir bibliyografya oluşturmaya da başlamıştım. Yürüttüğüm mimari tasarım stüdyosu ve uzantısındaki eleştirel-yaratıcı tutum bizi sınır boyları, katmanlı mimari-sinematografik kesitler ve imgelem dünyasına atalı ise çok olmuştu. Bu minvalde, son dönemde özellikle kentteki (İstanbul) dönüşümleri eksenine alan TransStudio ve ardından içinde yer almak isteyeceğimiz gelecekleri bugüne çağırarak olası dönüşümleri dünya metropolleri üzerinden tartışan Future Visions: New Urbanity – New Architecture stüdyoları tartışmaların zaman içinde kırsal/şehir dışı hattına çekilmesini de hazırlamıştı. İçinde bulunduğumuz iklim krizi, su-gıda-enerji sorunları, göç, salgın gibi meseleler de çıkışın yeri olarak kuvvetle kırsalı işaret ediyordu. Ve kırsal, umut dolu gelecekler için yeni bakışlar oluşturmak, projeler geliştirmek üzere doğal ve kültürel oluşumlar arasındaki pozisyonu, iyileştirici gücü ve açık ufkuyla bize bir imkân sunuyordu! Böylece, kentsel alanlar dışındaki değişim ve dönüşümlerin izini sürmek ve olası yeni gelecekleri bu defa kırsaldan doğru araştırmak ve tasarlamak üzere Rural & Future: Voices from the Countryside – Alternative Life and Architectures [Kırsal ve Gelecek: Şehir Dışından Sesler – Alternatif Yaşam ve Mimarlıklar] teması çerçevesinde Eylül 2020’de çalışmaya başladık.1 Bu tema ve bağlı serinin bir diğer amacı, ülke coğrafyasını tasarım perspektifine alarak daha yakından tanımak ve tartışmaktı ki farklılaşan yedi kırsal bölgede bu çalışmayı sürdürmeyi planlıyorduk. 

Konuyu ele alışımızdaki ayırt edici tutum, kırsalı bugüne kadar olduğu gibi kentten değil kendi içinden doğru incelemek ve tasarlamaktı. Bu bakışta keşifler tüm bağlantıları içinde fakat kırsaldan doğru yapılacak ve kırsal çok farklı ölçeklere yayılan dinamikleriyle birlikte ele alınacaktı. Tabii şehir ve kent olgusu da kaçınılmaz olarak tartışmanın içinde yerini aldı. Kısaca, “Rural & Future” [Kırsal ve Gelecek] çıkışlı bu stüdyo, kırsaldan hareketle tüm varlıkları kendi yaşam çevreleriyle ele alarak bir arada tutmayı, insan ve toplumun kültürel birikimini (tasarlama, yapma etme, inşa etme) bu hedefin bir parçası hâline getirerek bütünlüklü bir dünyayı kurmayı amaçlıyordu. Böylece “Trans.” [Dönüşüm] ve “Future Visions” [Gelecek Vizyonları] stüdyolarında, “metropollerin eleştirel-yaratıcı tutumu açığa çıkartan kritik hatları/sınır boyları” ile “ümit vaat eden bir gelecek düşüncesinin var ettiği hayal gücü/imgelem” nasıl stüdyonun itici gücünü oluşturduysa, “Rural & Future” [Kırsal ve Gelecek] çıkışlı bu stüdyoda da “kırsalın üretim pratikleri ve bu pratiklerin farklı ölçekler arasındaki konumunun ‘eleştirel’ bir okuması” ile “kırsalın dahil olduğu iyimser bir geleceği çağırmak üzere imgelem dünyasının ‘yaratıcı’ potansiyelleri” itici güçler arasında yerini aldı. Kırsalın doğal ortama yakın oluşuyla içerdiği farklılaşan özne-nesne serileri, yerüstü ve yeraltı katmanlarıyla görünür-görünmez peyzajı, değişen üretim-yaşam dinamikleri ile bunların oluşturduğu mimarlıklar ve nihayetinde topografyayı ön plana çıkaran doğal ve kültürel dokusu da tabii kırsaldan doğru bakışın kışkırtıcı unsurlarıydı.

Oysa endüstri devrimiyle birlikte giderek ivmesi artan teknolojik ataklar ve oluşan üretim-tüketim biçimleri, gelişen hizmet sektörleri, çalışma imkânları ile bireysel/toplumsal yaşantıya katılan entelektüel, sanatsal açılımları, kısaca kültürüyle “kent” öncelikli yaşam çevresi haline gelmişti. Kırsal ise başta tarım, enerji üretimi ve örtük bir biçimde endüstrinin kaynak alanı olmakla birlikte giderek kenarda kalmış, iki türlü, yoğun bir şekilde kente ve ara sıra kentten doğru kaçılan bir yer haline gelmişti. Bu niteliğiyle de şehir dışı [countryside] olarak adlandırılıyor ve ancak kentten doğru bir bakışla ele alınıyor, inceleniyordu. Fakat 2000’li yıllarla birlikte artan çevre felaketleri, insan hareketleri vs.’nin etkisiyle giderek ön plana çıkan kırsal, doğa ve doğaya yakın ortamları içermesi ve bir kaynak alanı olması sebebiyle ekonomi ve politikadan bilimsel çalışmalara, toplumsal yaşantı ve sanatın gündeminde giderek daha fazla yer almaya başlamıştı. Ayrıca gelişen ulaşım ve iletişim imkânları/dijital devrimle “mesafe” mefhumunun adeta kökten bir değişime uğraması ve en son COVID-19 salgınıyla birlikte, artık kırsal odaklı bir yeniden değerlendirmenin yapılması şart olmuştu. Hatta bu esnada, insan/insan olmayan herkes için “yeni bir ortaklık alanı”2 ilan edilmiş ve böylece gözler kırsala çevrilmişti. 

Biz de yukarıda sıraladığım tüm bu pozisyonları ve özellikle hayal, deneme ve yaratıcılığa açık, alternatif oluşturan yapısını göz önüne alarak çeşitli proje stüdyoları üzerinden kırsala yöneldik. Bu yönelimde, Rural and Future teması bir seri olarak çalışmanın ana ekseni ve Lisans Stüdyosu kanadını oluştururken, Rural Constructions3 teması da kırsalın bilgi ve ortaklaşan deneyimine odaklanacak kurumsal bir yapının (enstitü) tasarımı hedefiyle, paralel çalışma platformu Diploma Projesi’nde diğer kanadı oluşturdu. 

Kırsalla Yenilenen Tasarım Yaklaşımı

Kırsala yaklaşımımızda ikinci ayırt edici özellik, onu bir gelecek düşüncesiyle birlikte ele alıyor oluşumuzdu. Çeşitli vesilelerle belirttiğim üzere gelecek düşüncesi, stüdyonun iki doğrultusundan biriydi ve diğer/ilk doğrultu, “kritik, henüz yazılmamış hatlar üzerinden mevcut zemin ve zamanı yakalamaya çalışan ‘eleştirel-kültürel’ tutumun” yaratıcılık yönündeki kapasitesinin bir gelecek hayali üzerinden artırılmasını hedefliyordu. Tasarım olgusu hâlihazırda böyle bir atımı taşıyordu; buradaki amaç bunu zaman yönünde daha da uzatmaktı. Böylece tasarım, zeminden özgürleşerek öngörü [prediction] ağırlıklı bir pozisyondan hayal gücünün [imagination] baskın olduğu daha yaratıcı bir pozisyona geçebilecekti. Bu tutumun bir diğer imkânı, önemli görülen iyimser-eleştirel bakışı geliştirebilmesiydi. Kısaca bu, zemin odaklı eleştirel-kültürel yaklaşım ile zaman odaklı yaratıcı-hayal gücü dünyasını bir arada tutulabilecek, bu iki doğrultunun birlikte var olduğu, eleştirel-yaratıcı bir tasarım yaklaşımıydı. Kırsal da açık ufkuyla bu hedef için çok iyi bir altlık oluşturuyordu!

Ve evet biz kritik pozisyonlar olarak sınır boyları4 üzerinden, onların keşif ve temsillerine aracılık edecek uzunlamasına mimari-sinematografik kesitler ve bir gelecek düşüncesi etrafında şekillenen ütopyalar5 vb. hayal gücüne dayalı imgelemin çeşitli formlarıyla zaten çalışıyorduk. Manifester metin ve imge dizileriyle de stüdyo temasına ilişkin kritik pozisyonlar belirleniyordu. Future Visions stüdyo serisiyle ise uzaktan proje yapma ve alana erişim yol ve yöntemlerini geliştirmiştik. Amacı alandan profillerle birlikte çalışarak, onların zaman-mekân rotaları aracılığında yaşama dahil olmak olan “3 Profil” de bunlardan biriydi ve uzunlamasına kesitler burada da çizim tekniğiydi. Kırsala geldiğimizde, bu tür kesitlerin transections adı altında kırsalda çalışmanın ayrılmaz parçası olduğunu gördük ki bu kavram da yine stüdyonun daha önce kullandığı yan kavramlardan biriydi (bkz. Trans.Studio).6 Bütün bu tekniklerle birlikte, projeye ilişkin alan ve temayı anlamak ve temsil etmeye yönelik “Kırsalın verisine nasıl erişilebilir?” sorusu, hem de sokağa çıkmanın kısıtlı olduğu salgın günlerinde, fakat özellikle (yukarıda sıralanan) kırsalın “yaygın alan, çözük doku, açık mekân karakteri” nedeniyle stüdyodaki tasarım tekniklerine yeni bir ek getirdi. Açık bir kart dizisi olarak “atlas” tasarımı!

“Atlas kartları” olarak adlandırdığımız bu çalışmayla bir taraftan kırsalın verisini genişletirken, diğer taraftan manifesto yazımı yolunda konuya ilişkin kritik başlıkları elde etmek hedefleniyordu. Böylece birlikte kullanılmak üzere, tema (kırsal ve gelecek) ve alana (burada Şile) ilişkin üç ayrı atlasın oluşturulması söz konusuydu. Daha sonra bu atlaslar bir matris/tablo veya oyun kartları anlayışında bir araya getirilecek ve oluşturulan bağlantılarla yeni cümleler, anlatılar, diğer bir deyişle senaryolar kurulacaktı. Three Profiles’da yer alan karakterler de atlas kartlarının diziminde devreye girdi ve böylece alandaki yeni kurgular üzerinde çalışıldı. Bir tasarlama tekniği olarak kullanılan atlas kartları aslında daha önce yine stüdyoda geliştirilen, mimari programın tablolar aracılığıyla tartışıldığı (her şeyin bir masa üzerine serildiği ve farklı değişkenlere bağlı olarak yeniden yerleştirildiği) yaklaşım ve oyun aracılığıyla tasarım anlayışının bir ileri evresiydi.7

Şehir Dışından Sesler: Şile

Bu serinin ilk kırsalı da sonradan pek çok bakımdan İstanbul’un kaynak alanı olduğunu anladığımız Şile oldu. Aşağıdaki stüdyo çalışmalarından örneklerle Şile kırsalını gündeme getirecek olsam da çalışmaların daha başında öne çıkan birkaç özelliğinden söz etmek isterim. Kişisel deneyimimle Şile, 25 yıldır zaman zaman hafta sonu ve yazın yaşadığım orman ve deniz karakteri baskın İstanbul’un bir sayfiye yeriydi ve İstanbul’a bu yakınlığı ve ulaşılabilirliğiyle, metropolü hedef alan stüdyolardan sonra bir metropol kırsalı olarak burada çalışmanın iyi olacağını düşünmüştüm. Fakat bu o kadar tipik bir sayfiye yaşantısıydı ki: Evin orman havasındaki bahçesi ile deniz arasında geçen, çok kısıtlı olarak Şile merkeze değen, en fazla çiçek almak için de köylerdeki seralara çıkan bir yaşam… Oysa “kırsal ve gelecek” temasıyla Şile’ye bakışımız bize çok detaylı bir kırsal panoraması sundu.

İlk olarak Şile’nin “vadi” ve “kıyı” köyleri tanımını ortaya çıkartan dağlık yapısı ile bitimsiz sahil şeridi ve koyları içeren topografyasından bahsetmek gerekir. Burası aynı zamanda İstanbul’un su ihtiyacını karşılayan çok önemli bir sulak alan ve şu anda dördüncüsü üzerine konuşulan üç baraja sahip. Aynı zamanda, maden sahaları baskın bir coğrafya. Türkiye’deki silisyumun (çimentonun ana malzemesi) %80’i ve kilin %47’si Şile’den çıkarılıyor; ayrıca büyük ölçekli agrega tesisleri söz konusu. İkinci olarak da ilçenin kültürel yapısı hakkında çok fikir verici yakın geçmişi de içeren nüfus hareketlerinden söz etmek gerekir. 1923 mübadelesiyle nüfusun yarıdan fazlasını oluşturan ve Şile’nin denize dönük yaşamı ile dokuma kültürünü temsil eden Rum nüfusu tümüyle kaybedilmiş.8 Vadi ve kıyı köyleri ile merkezde yaşayan nüfus ise uzak ve yakın geçmişte (20. yüzyıl başı) Orta Asya ve Kafkasya üzerinden gelmiş Manav Türkleri, Gürcüler (ki aslen Manav Türkü olduklarını söylüyorlar), Artvinliler ile Avrupa’dan göçmüş Boşnaklardan oluyor ve bu nüfus ağırlıkla ovaya, vadiye, karaya dönük yaşamı temsil ediyor. Fakat tabii bu farklı kültürler birbirinden bir şeyler öğrenmiş ve uzun yıllar birlikte yaşamış... Yani Şile’de metropole özgü zannettiğimiz parçalı, kozmopolit bir nüfus, kültür ve yaşam söz konusu. Son merhalede ise iki taraflı, kırdan metropole ve metropolden kıra mevsimlik ve günlük geliş gidişli bir hareket ve yaşam söz konusu. 

Özetle, barajlar ve maden ocaklarından küçük sanayi ve üniversiteye, tarımsal üretim ve küçük ölçekli hayvancılıktan küresel “yeryüzü” pazarına, yazın hafta sonu 1 milyon araç geçişinin tespit edildiği bir yer Şile! Yemyeşil vadi ve koyları/Karadeniz, köy yerleşmeleri, Rum, Türk vd. vernaküler mimarisi, sayfiye evleri, baraj ve gölleri, maden çukurları, viyadük ayakları ve otobanı, limanı, dev su irsaliye/Melen hattı bu kırsalın pastoral ve kültürel peyzajı, mekânsal oluşumları hakkında fikir veriyor.

Şile, Yeniköy vadisinde bir ev ve rokethane deniz kıyısı
Şile merkezde yeryüzü pazarı ve yamaç restoranları
Şile, Akçakese Köyü’nde sokağa açılan bir avlu ve ortak ocak
Şile, Yeniköy ve çocukları

Böylece önce, stüdyo föyünü de hazırlamak üzere stüdyo asistanım Yeşim Armağan’la −Şile Belediyesi’nin de katkılarıyla− Şile keşiflerine, sonra bize katılan öğrencilerimizle “şehir dışından sesleri” açmaya, kırsal odaklı “alternatif yaşam ve mimarlıkları” araştırma ve tasarlamaya başladık. Bu süreçte bahsetmeden geçemeyeceğim şey, öğrencilerimizin konuya ilgisi, çalışma motivasyonu ve ciddiyetleriydi ki sürece dışarıdan katılan herkesin de belirtiği gibi müthiş diyebileceğimiz bir tasarım araştırması yapıldı ve Yeşim’in ifadesiyle “büyüleyici” projeler geliştirildi.

Yolda Öğrenilenler, Kırsalın Keşfi...

İlk evrede yer alan seminerler, teknik gezi ve Zoom üzerinden yapılan stüdyo konuşmalarından güç alan aşağıdaki atlas, 3 profil ve diyagram çalışmalarından örnekler, kırsala dair yapılan araştırma ve bulgular hakkında fikir verecektir. Bununla birlikte, tasarım yaklaşımını etkileyen ve projelere yansıyan şu niteliklerden söz edilebilir:

  • Uzayan hareketler, rotalar, topografya çizgileriyle genişleyen zemin, açılan süre ve mekânlar.
  • İnsan dışı varlıklarla (örneğin flora/kestane ağaçları, fauna/mandalar ve su) kurulan simbiyotik yaşamlar; tüm bu varlıkların tarifine katıldığı yaşam döngüleri ve mekânlar.
  • Altyapı-üstyapı ayrımının bulanıklığı ile bu yöndeki yer değiştirme, alt üst etme imkânları.
  • Pazar ve benzeri ağsal ilişkilerle belirginleşen bütünleşik/etkileşimli yaşam ve yapılar.
  • Metropolle ilişkiden doğan dinamiklerle artan melezlenme imkânı.

Bunların yanı sıra bir mega-kentin sınırları içinde olmanın baskısıyla “azalan” kırsal kültür (nüfus, tarımsal üretim, ortaklaşan yaşam) ve bilgisiyle bir “kaynak” alanı olarak görülmesi kırsalın meseleleri olarak belirtilebilir.

Proje Atlası: Betül Uyan; atlas kartları ve profil rotaları: Alperen Temur (sağdaki)
Ağva’yı haritalamak, profiller ve rotaları: Nasibe Dündar; atlas kartları, profil rotaları ve oyun yöntemi: Nijat Mahamaliyev (sağdaki)
Şile’yi haritalamak ve Ulupelit Köyü’nden sahneler: Ceyda Yücesoy
Kırsal, gelecek ve Şile atlası: Ezgi Üzümcü, Atamer Boz (sağdaki)
Kent ve kır atlası: Ezgi Beyen; 3 profil ve rotaları, Ceren Ütkün (sağdaki)
Profil rotaları ve atlas kartları: Sema Aydın; bal çevrimi: Ece Ilgaz (sağdaki)

Şile’de Alternatif Yaşam ve Mimarlıklar

Bu tasarım araştırmaları yeni program ve mekânsal kurgu ile yapısal ve materyal önerilerin, hatta mimarlık yaklaşımlarının, tipolojilerin geliştirilmesine aracılık etti. Kırsalın doğal ve kültürel katmanlı bir yapı olarak ele alınması; altyapı nosyonunun aynı zamanda bir üstyapı ve ortaklık alanı, kurucu bir unsur olarak görülmesi; kırsalın eğimli yüzeyleri ve dokusu ile ara mekânların asıl belirleyiciler olarak öne çıkması; insan dışı varlıkların zamansal döngülerinin yaşam ve mekândaki belirleyici karakteri; metropol ve uzanımındaki ölçeklerle ilişkiler içinde tartışma ve nihayetinde bir gelecek düşüncesi üzerinden dahil olunan imgelem dünyası, kırsaldan doğru bu alternatif yaşam ve mimarlıklar arayışını destekledi. Aşağıdaki vaziyet planı ve atmosferik imge örneklerinin9 ortaya çıkan projelere dair fikir vereceğini düşünerek şimdilik yazıyı burada noktalıyorum.10

pl[R]uralized Lives: Alternative Cow-Human Encounters (Bıçkıdere, Şile), Sema Aydın
Nouriture Loop: Agri-Collective (Ovacık, Şile), Mustafa Gelgeç
De-stereotypicalized Cooperative (Çayırbaşı, Şile), Alperen Temur
Cyberlastic Town (Ulupelit, Şile), Ceyda Yücesoy
Dialogue: Natural Participation Act (Ağva, Şile), Nasibe Nur Dündar
Simbi-non-toxic (Karamandere, Şile), Sena Pehlivan

1. İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü, Architectural Design 7, 2020-21 Güz yarı yılı, A. Şentürer, Yeşim Armağan.

2. Guggenheim Museum. Countryside, The Future. AMO/Rem Koolhaas 

3. İTÜ Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü, 2020-21 Bahar yarı yılı A Jürisi. Dosya: A. Şentürer, M. Aksoy, U. Sarışen, Ü.G. Şenay.

4. A. Şentürer, “Zaman ve Mekânın Genişleme Aralığı Olarak Sınır Boyları”, Zaman ve Mekân, ed. A. Şenturer, Ö. Berber ve F. Uz (İstanbul: Yapı Yayın, 2008) s. 186-203.

5. Şentürer, A. “İyimser-Eleştirel, İmgeleme Dayalı Ütopyalar ve İçeriden Bir NYC”. Manifold.

6. A. Şentürer ve E. Büyüktopcu, Trans.Studio – via Istanbul, YEM (baskı aşamasında).

7. A. Şentürer, Ş. Şoher ve D. Çetin, “A view to Space and Design through PLAY: An architectural design studio research”, The International Journal of Architectonic, Spatial, and Environmental Design 10/2 (Haziran 2016): 41-51.

8. Bu vesileyle stüdyoda da kullandığımız Şile kaynakçasını paylaşıyorum

9. Stüdyo dili İngilizce olduğu için proje isimleri İngilizcedir.

10. Daha sonra tüm projeleri dijital bir sergi üzerinden incelemek mümkün olacaktır.

Ayşe Şentürer, gelecek, kırsal, mimarlık, mimarlık eğitimi, Şile, stüdyo