Shanghai (China), 20.06.2018,
fotoğraf: Han Lei Photo (CC BY-NC-ND 2.0)
Nakaratlar #1

Güney Amerika’daki mekanik akbabalar lityuma bulanmış etleri kapıp götürür // İmparatorluğun* şarjı lityum kraterlerine atılan yerlilerin erimiş bedenleriyle dolar: Çıplak hayat için tören yapmak imkânsız // antroposenik çöp fırınında yanan 150 türün daha kızıl çığlıkları // yeryüzünün yarılıp durmasından rahatsız olup uyanan yeraltı iblislerinin öfkesi sondaj makinelerinin bir leş olarak tükürdüğü kara kozmik atığı efsunlar // bu sırada silikon vadisinde gerçekleşen iş toplantılarında Metaverse** ortaya çıkar // gözetleme yapay zekâları emtia borsasıyla kareografik olarak tam uyumlu makinesel kimlikler üretir // mikroçipli İsveçli çocuklar fiilen var olan sosyalizmin bir modeli olarak selamlanır // kutsal Leviathan’ları besleyen et fabrikaları birbirini izleyen küresel salgınlar doğurur // İmparatorluğun biyopolitika üzerindeki hâkimiyeti neo-sömürge bölgelerinin sınırlarında herkesin herkese rakip olduğu nekropolitik*** bir özgürlük ilan ederken gitgide sıkılaşır // karantinaya alınmış emperyal neo-korteks gelmiş geçmiş en sıkıcı kıyametin yükleme ekranına bakar // kâğıt dağlarda açan çiçekler Elon Musk’ın hentai memeleriyle ve uzayı kolonize etmek için hükümet devirmekle ilgili tweet’lerini şakır // ironiyle zehirlenmiş havuzlu site çocukları 4chan’da çevresel çöküşe eş zamanlı tepki gösterir > “ruhunuz şaad olsun hödükler” > Alexa’dan dinlenen despacito ( ͡° ͜ʖ ͡°) // Tomahawk füzelerince kana bulanmış manzaraların enstalasyonel flora ve faunası olarak orta doğulular // Anglosakson liberal akademisyenler Suriye trajedisinden Drone Disorientations: How Unmanned Drones Queer the Experience of Killing in War’u sentezler // sınırlı sayıda üretilen NFT serisi uyuşturucu parası aklayan Meksikalı kartellere satılır // 1 Alman = 10 Türk = 20 Arap: Diaspora şairleri istatistikçi ve ekonomist olup çıkar // Çinli casuslar siyahi gelecekleri iptal ederek Afrika madenlerindeki emperyalizme dolaylı olarak hizmet eder // LiveLeak tümöründe gerçekleşen başarısız devrimler evrensel katatoniye dönüşür // gezegensel ısı ölümü sendromuna doğru yokuş aşağı yarış ufku çoktan aşmış gözüküyor // “bu virüs konak hücresiyle ilgilenmiyor” // holosen yok oluş // ilahi travma // insanlık evrimsel bir hata olarak tabiat tarafından toprağa yamalanır // Mutlak dışarı uykusundan uyanırken statik gökyüzü yerle bir olur // yeryüzünde hayat 6.0 // hayaletli çölleri keçileri kaçırmış göçebeler gibi geçmek, ama ne pahasına?

{fold içindeki imge: Shanghai (China), 17.07.2012, fotoğraf: jo.sau (CC BY 2.0)}

* Antonio Negri ve Michael Hardt’ın aynı adlı kitaplarında (İmparatorluk) ortaya atmış oldukları kavram. Félix Guattari’nin “entegre dünya kapitalizmi” kavramıyla eşanlamlı olmakla beraber, içeriği ve tabii ki içerimleri daha geniş ve katmanlıdır. Hâlihazırda emperyal bir siyasal-iktisadi vektör olan yani dayandığı (farazi) maddenin, sermayenin yayılımını dünyanın reel limitiyle eşlemeye uğraşan kapitalizmin, bu amaca ulaşmış olmasıyla birlikte ortaya çıkan “dünyasal yönetim formu”nun ve bu formun “soyut makinesel işlem”lerinin adıdır (Negri ve Hardt’ın bu bağlamda bilgi işlem süreçlerini özellikle söz konusu etmesi bir rastlantı değildir zira artık sermayenin aktığı yer bilgisayarın içidir; hence bilişsel kapitalizm). Bu kavramın en önemli yanı, emperyalizm denen şeyin sona ermiş olduğunu göstermesidir; zira kavramsallaştırıldığı hâliyle İmparatorluk, emperyalizmin son aşamasında ortaya çıkan kapitalistik formasyondur. Dolayısıyla, İmparatorluk dahilinde emperyalizm bir fiil değil bir isim hâlini alır; bir eğilim değil bir hâldir artık (ve dolayısıyla onu alaşağı etmek isteyen “devrimci güç”ler de her an her yerdedir çünkü mutlak iktidara direnç de mutlak olur). Bu tip bir dünyada ise emperyalist olan yoktur zira emperyalist olmayan yoktur (Ortodoks Marksistleri sonsuza dek üzecek bir gelişme!). Bu nedenle, Amerikan ya da değil, herhangi bir emperyalizmden söz edilemeyen bir zamansal-kapital evreyi işaretler İmparatorluk. Büyük i harfiyle yazılma nedeni de, bu imparatorluğun herhangi bir imparatorluk değil “sermayenin imparatorluğu” olduğunu belirtmektir. Öyleyse İmparatorlukta birine ya da diğerine “emperyalist” demek, bu yaftayı yapıştırmak, tekrarlarsak, sadece komiktir (ve ancak bir Üçüncü Dünya ülkesinde imkân dahilindedir). Hem ülkücülerin hem de solcuların kullandığı bir kavramın içeriğinin tamamen boşaltılmış olduğu apaçık ve kesindir. (ed.n.)

** Medyatik anlam ve bağlamda özgül hiçbir tarafı bulunmayan, sanal gerçekliğin rehyping’inden ibaret konsept. Sanal gerçeklik kit ve set’lerinin, özellikle de başlıklarının satın alınmasını sağlamak ve ayaktakımına sanal gerçeklik kavramını pazarlamak için uydurulduğu şüphe götürmez. Bu konseptin varlığından fayda sağlayanlar ise her an ve yerde tetikte bekleyen psödo-medya guruları ve tabii ki tüm “marka”larını tek bir isim (Meta) altında toplamayı planlayan (mecha reptilian) Mark Zuckerberg ve ekibi olmuştur. McLuhanesk bir tabirle bu, bir “medya nevrozu”dur. (ed.n.)

*** Ölümün ve buna bağlı olarak yaşamın nasıl yönetilip yönlendirildiğini, ne şekilde politik bir mesele (ve bazen de hadise) hâline getirildiğini açımlayan kavram. Sıklıkla Achille Mbembe’ye atıfla kullanılsa da, Michel Foucault’nun yönetimsellik ve biyopolitika kavramları etrafında gerçekleştirmiş olduğu sosyopolitik, felsefi ve tarihsel analizlere ve araştırmalara dayanır. Genel itibarıyla ve hatlarıyla, yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak ölümün, yaşamı da ilgilendirecek şekilde hangi yollarla politize edildiğini söz konusu eden bir kavramdır nekropolitika. “Ölüm pratik”leri üzerinden yaşama verilen “değer”i de pek tabii sorgu konusu yapar. Ve bu anlamda aslen ve alenen sorguya açtığı, her şeyden evvel yaşamı mutlaklaştıran, yaşama ölümden bağımsız, kendinde ve neredeyse ulvi bir değer biçen modern pathos’tur. Örneğin “sıfır zayiat” politikası, Jean Baudrillard’ın da “Terörizmin Mantığı”nda dikkat çektiği üzere, tamamen hipermodern bir evrende mümkündür; bedenlerin ne ölüme mahkûm edildiği ne de disipline edildiği ama kontrol edilip, denetimden geçirilip gözetime tabi tutulduğu ve “verimli” kılındığı genel bir dispozitifin perspektifidir bu. Tam da bu nedenle “terörizm”e, özellikle de intihar bombacılarının ve benzerlerinin terörizmine, ölümü tamamen ani ve anlık kılan “sistem karşıtı” pratiklere kapitalizmin, mükemmel bir nekropolitik sistemin takati yoktur; çünkü bu tip bir meydan okumaya, challenge’a (doğası, işleyişi ve ideali ölümü yadsımaya dayandığından) karşılık veremez (Terörizme “savaş açmak”tan daha şapşalca hiçbir şey yoktur). Sistemin ölüme atadığı asli ve asal anlam(sızlık) ise, tipik bir örnek vermek gerekirse, mezarların şehirlerin dışına çıkartılmasında (yani şehrin dışında konumlandırılmasında) açıkça görülebilirdir. Böylelikle ölüm, “yaşamın idaresi”nin sağlandığı alanın, şehrin dışına atılır, ama ayrıca hayata dahil olmadığı (mekânsal olarak ve yollarla) onanmış olur. Nekropolitika, bu anlamda çifte bir anlamı haizdir: Bir, ölüye ve ölüme uygulanan her türlü tahakkümün ve taarruzun genel ismi ve iki, ölümü tasfiye etmeye çalışan, ölümü takıntı hâline getirmiş pratiklerin tümünün terfi ve teşviği (Bodybuilding, “kişisel gelişim”, “sağlıklı beslenme” ve benzerleri, tamamen nekropolitik pratiklerdir). (ed.n.)

Bu metin, ilk olarak Substack’te (6 Kasım 2022), “untitled 1” başlığıyla yayımlandı ve yazarın izniyle, Manifold için Hasan Cem Çal tarafından Türkçeye çevrildi ve notlandırıldı.

Akın Aşkınoğlu, çeviri metin, ekonomi, felsefe, Hasan Cem Çal, ivmecilik (akselerasyonizm), kapitalizm, sermaye