Bu Bir Çizgi Değildir:
Atlantropa ve
Dünyanın İnşası

Çizimlerle kaplı bir oda. Şemalar, perspektifler, planlar. Bir çalışma masası, bir dünya küresi, gönye, T cetveli. Bu fotoğraf Atlantropa’nın çalışma odası.

Herman Sörgel, New York Times’da1

Atlantropa, mimar Herman Sörgel’in (1885–1952) 1928–52 yılları arasında üzerinde çalıştığı bir projeydi. Akdeniz’in su seviyesini 200 metre aşağı çekmeyi ve açığa çıkan yeni kara parçalarını birleştirerek yeni bir kıta birliği kurmayı hedefliyordu. Cebelitarık Boğazı’na bir baraj inşa ederek Akdeniz’e okyanustan gelen su akışı kesilecek, denizin suyu yavaş yavaş buharlaşarak bu iç deniz bir göle dönüşecekti. Ortaya çıkan yeni kara alanlarında yeni liman kentleri, hidroelektrik santraller, köprü ve otoyollar inşa edilecekti. Akdeniz’in bildiğimiz kıyı çizgisi baştan aşağı değişecekti.

Projenin uçlarda dolaşan ideolojisinden daha garip bir şey varsa, o da Sörgel’in bu fikrin hayata geçmesi olasılığına duyduğu inançtı. Üzerinde yirmi yıldan fazla çalıştı. Bu süre içinde deniz suyunun tuzluluk oranı hesaplarından iklim verilerine, kent planlarına, propaganda afişlerinden filmlere uzanan yadsınamayacak bir dizi bilimsel ve kurgusal arşiv bıraktı. Aralarında Deutsche Werkbund’un kurucusu Peter Behrens’in de bulunduğu bir grup mimar ve mühendisle birlikte çalıştı ve Atlantropa’yı bir hayalden çok gerçekleşmesine ramak kalmış hakiki bir “dünya inşası” olarak göstermeyi başardı.

Senelerdir aklımın bir köşesinde çakılıp kalan bu acayip proje, kıyı çizgisi üzerine tasarlanmış en uç projelerden biri olarak “Bu Bir Çizgi Değildir”deki yerini alıyor. Kıyı çizgilerinin ideolojiler, dünya görüşleri ve dünyanın inşasına dolanıklığı üzerine bir yazıya dönüşüyor.

“Doğa insandan daha güçlüdür, yine de mühendis doğayı düzeltebilir.”

İki dünya savaşı arasında Münih’te planlanan bu proje Avrupa’nın tükenmek bilmeyen ekonomik ve demografik krizini durdurmayı, sonsuz bir istihdamla “barış ve refah” toplumu oluşturmayı vaat ediyordu.2 Nasıl oluyor da gezegenin doğasına bu derece ters düşen bir master plan olanaklı görülüyordu? İnsanın dünyadaki modernist varoluşuna tutumuna sarılan ve teknolojiye duyduğu inancı sonuna kadar götüren böylesi büyük bir proje nasıl ciddi ciddi çiziliyor, yayımlanıyor ve tartışılıyordu? Bu gibi soruların bir kısmına proje hakkında yazılan makaleler çeşitli cevaplar veriyor. Antonio Petrov, Atlantropa’yla ilgili “Dünya İnşası: Arazi ve Mimari Tahayyül” [Weltbauen: Territory and the Architectural Imaginary] başlıklı yazısında 1. Dünya Savaşı sonrası, büyük ekonomik buhranın hemen öncesindeki depresyonun toplumda yol açtığı hayal gücü ve atılımcı ilerleme ruhuyla ilgili olduğunu yazmış.3 Petrov, Sörgel’i Bruno Taut4 ile birlikte dönemin “dünya inşası” akımının bir parçası olarak yorumlamakta haklı olabilir. 1. Dünya Savaşı sonrası buhrandan itibaren ekonomik kriz ortamı mimarları inşaat sektöründen uzaklaştırmış ve kâğıt üzerinde mimarlık veya fikir üretmeye itmişti. Taut’un Alp Mimarisi (Alpine Architectur, 1917) adıyla ürettiği bol ışıklı gökyüzü altındaki dağ manzaralarından oluşan, gezegene ve uzaya kadar uzanan hayal gücü bir bakıma ölçekleri aşıyor ve iyileştirici bir ütopya çiziyordu.5 Sörgel’in Atlantropa’sı da ideolojik altyapısı gereği Taut kadar şiirsel ve naif olmasa da bir çeşit dünya hayalinin peşindeydi. Devir teknolojiye sarılma, cam, çelik, betonun getireceği huzurlu dünyayı hayal etme devriydi. Sörgel’in kendi cümlelerinden biri, dönemin ruhunu kısaca özetliyor: “Doğa insandan daha güçlüdür, yine de mühendis doğayı düzeltebilir.”6 İşlerin düşündükleri gibi ilerlemediğini bugün biliyoruz. 

İyi Niyet Taşları

Sörgel’in bu sınır tanımaz hayal gücünün pasifist, savaş karşıtı bir iyi niyete dayandığını söylemek mümkün. Bu konuda Alternatif Dünyalar: 1900’den Bu Yana Sınır Dışı Düşünce [Alternative Worlds: Blue Sky Thinking Since 1900] adındaki kitap Sörgel’in projesini ütopyacılıktan ziyade “mavi gökyüzü kadar, sınır tanımaz” olarak görüyor. Sörgel’in savaş karşıtlığı ve antimilitarist tavrıyla pasifist bir noktada olduğu da kayıtlara geçmiş durumda. Projenin arkasında somut bir ideolojinin veya siyasal hareketin bulunmadığı, tamamen bağımsız bir inisiyatifle çalışılmış olduğu çok kaynakta geçiyor.7 Yine de Nasyonal Sosyalist Parti projeyle en çok ilgilenen oluşumdu.

Atlantropa kamusal olarak tartışıldığı, ideolojik fikrini kamuya açtığı yıllar boyunca grafik tasarımı ve haritaları bir iletişim aracı olarak kullandı. Bir propaganda afişinde ise bir merkezi Doğu Avrupa, diğeri Kuzey Afrika’da olan bir dünya haritası şeması çevresinde “Atlantropa üretiyor” başlığında yeni araziler üzerinden üretilecek hidroelektrik enerjisi ve tarım alanlarından bahsediyordu.

Politik bir birlik olarak Avrupa’nın ilk temeli Panropa adında 1923’te atılmıştı. Sörgel, Panropa’nın politik birlik ideolojisine bütünüyle katılmamış, ancak Avrupa ülkelerinin ekonomik birlik içinde birleşebileceğini savunmuştu. Bu nedenle projesine Panropa yerine Atlantropa ismini vermişti. Böylece üç büyük kıtadan oluşacak bir dünya haritasında Asya–Atlantropa ve Amerika olacaktı.8

Sörgel kayıtlara “kıtasal açık / büyük mekân” [Kontinental Grossraume] kavramıyla geçen bu tasarımında dünya haritasını bir tasarım altlığı olarak kullandı. Proje kendi koyduğu ekonomik kalkınma iddiasını kendi büyüklüğüyle çürüterek hiçbir zaman hayata geçmeye yaklaşmasa da Atlantropa’yı hayatının sonuna kadar savunmaya devam etti. Bu, nihayetinde büyük ölçek bir projeden de öte dünyanın bütününe yönelmiş jeopolitik bir tasarımdı. Önerdiği yeni kıyı çizgisi ideolojik bir işlev yüklenmişti. Sörgel’in düşünceleri iyi niyetin döşediği taşların totaliter sonuna varmadan evvel bulunduğu söylenen o arafta ısrarla asılı kaldı.

Dünya küresi, bir kuyruklu yıldız
ve okçular.
Akdeniz, Afrika ve Avrupa’nın
kolonyal resmi, 19389

Akdeniz’in Tasarımı

Akdeniz’in suyunun buharlaştırma derecesine getirmek için ilk adım, Cebelitarık Boğazı’na bir baraj ve hidroelektrik baraj inşa etmekti. Bunun için boğazın dar yeri değil en sığ aralığı seçilmişti. Baraj, 300 metre yükseklik ve 2,5 km genişliğe sahip olacaktı. İkinci baraj ise Karadeniz ve Marmara Denizi sularının geçişini engellemek adına Çanakkale Boğazı’na önerilmişti. Bazı haritalarda İstanbul Boğazı ve Marmara’nın da projeye dahil edildiği görünüyor. Ancak İstanbul’a dev baraj projesi –Allahtan– asla gündeme gelmemiş.

Atlantropa Altyapı Master Planı, 1932,
Das Deutsches Museum, Munich
Andrea Dopaso’nun
The Man in the High Castle için hazırladığı Cebelitarık Barajı çizimi
Peter Behrens’in tasarladığı
Kuzey Kulesi perspektifleri, 1931,
kaynak: Wikimedia Commons

Barajların inşasından sonra Sörgel, deniz suyunun zaman içinde buharlaşmasını ve atmosfere karışmasını bekliyordu. Bunun iki önemli sonucu olacaktı; birincisi havaya karışan fazla nemin getireceği iklimsel değişiklik, ikincisi de havzada kalan suyun tuzluluk oranının artışı. Bu, Akdeniz’in tarih öncesi devirdeki su havzası restore edilmesi demekti. Yeni kıyı çizgisi 1930’larda 50 bin sene, bugün ise denizin dibinde bulunan tuz yataklarının incelenmesiyle ortaya çıktığı üzere 6 milyon yıl evvel sahip olduğu havzayı hedefliyordu.

Suların 200 metre aşağı çekilmesi 6 sene sürecek, normalde deniz kıyısında bulunan liman şehirleri önlerine kilometreler boyu uzanan yeni tarım arazileri katarak birer karasal şehre dönüşecekti. Kuzey İtalya’nın en büyük liman şehirlerinden Cenova için yapılan kent planı, eksi şehrin limanını anakarada bırakarak oluşan yeni kıyı çizgisinde yeni bir liman şehri kurmuştu. Eski Cenova bir göle dönüşmüş olacak ve bir su yoluyla yeni kente, oradan denize açılacaktı.

Venedik için ise daha korumacı bir plan vardı. Su üzerinde yaşayan bu şehri karaya oturtmak Sörgel’in içine sinmemiş olacak ki Venedik çevresinde bulunan adalarla birlikte bir lagün içinde korunacaktı. Bu lagün de artık kara olan Adriatik denizi boyunca uzanacak bir kanalla yeni Akdeniz’e bağlanacaktı. Afrika’ya ise dönemin Avrupa merkezci kolonyal mantığıyla üzerinde kimsenin yaşamadığı, boş ve kullanıma hazır bir arazi gibi yaklaşılıyordu.10

Atlantropa böylesi büyük projeleriyle “Avrupa için sonsuz bir enerji kaynağı” inşa etme hayalinin karşısındaki maddi sınırları aşamadı. Örneğin dünya üzerinde bu ölçekte baraj inşa edebilecek miktarda beton bulunmuyordu ve üretilse dahi bu 113 sene sürecekti.11 İnşa edildiği takdirde ise Akdeniz’de beklenen su seviyesine en az 6 senede ulaşılacaktı. 

Afrika’nın master planında önerilen
Çad Denizi ve Kongo Gölü

Atlantropa’nın İmaj-inşası

Atlantropa’nın çizdiği dünya sonraki yıllarda popüler kültürde de karşılık bulmuş. Star Trek’in kitabında Kaptan Kirk’ün Cebelitarık’taki dev barajın önünde durduğu bir andan bahsedilmiş. Atlanropa’nın üzerine 1936, 1951 ve 2005’te filmler çekildi. Atlantropa: Yeni Kıtanın Hayali’nde [Atlantropa: Traum vom Neuen Kontinent] barajların inşaatı, sonsuz bir emek peyzajı içinde işçiler, vinçlerle sonsuz bir şantiye resmediliyordu. Bu filmlerden görüntülerin bir araya getirildiği bir video bulunuyor:

Bu filmler ve Atlantropa’nın görsel dünyası üzerine daha sayfalarca yazılabilir. Bugün antroposen eleştirisiyle bakınca gezegenin ekolojik varlığını bu denli yok sayan bir proje şok edici görünse de bir yandan Atlantropa’nın hayaletleriyle olağanlaşan bir dünyada yaşıyoruz. Yeni kıyı çizgileri arasında yeni haritalar çiziliyor. Mesela Güney Çin denizine olanlar, küçük ve büyük ölçekte başka coğrafyalardaki diğerleri. Tartışmaya çok açık. Bu metin de Sörgel’in cümlesine başka bir son arayarak sonlansa iyi olur: Doğa insandan daha güçlüdür ve …

1. P.N. Lehmann, “Infinite Power to change the World: Hydroelectricity and Engineered Climate Change in the Atlantropa Project”, The American Historical Review 121-I1 (2016).

2. Felix Mauch, “Atlantropa–Endless Energy from the Mediterranean Sea”, Environment & Society Portal, Arcadia 9 (2012), Rachel Carson Center for Environment and Society.

3. A. Petrov, “What is urban? Registers of a World Interior”, Center for Excellence in Arts and Humanities Symposium, Iowa State University, 2016.

4. Bu notu Bruno Taut mimarlık tarihinde en sevdiğim karakter olduğu için ekliyorum.

5. Bruno Taut, Alpine Architecture

6. R. Vidal ve I. Cornils, “Weltbauen: Territory and the Architectural Imaginary”, Alternative Worlds: Blue Sky Thinking Since 1900 (Peter Lang Publishers, 2015).

7. Sörgel’in düşüncelerinin özellikle Afrika ile ilgili bölümü Nazilerin Almanya ve Doğu Avrupa merkezci stratejisine ters düşüyordu. Bkz. Vidal ve Cornils, agm, s. 31.

8. A. Petrov, Weltbauen: Territory and the Architectural Imaginary, University of Texas San Diego, 2016. Avrafrika fikrinin oluşumu ve Avrupa kolonyal tarihi üzerine bkz. P. Hansen ve S. Jonsson, The Untold History of European Integration and Colonialism, Bloomsbury Open Access Collections, 2014.

9. Petrov, aynı yerde.

10. Vidal ve Cornils, agm.

11. D.G., Castellanos ve R. Vidal, “Alternative Mediterraneans Six Million Years Ago: A Model for the Future?”, Alternative Worlds: Blue Sky Thinking Since 1900 (Peter Lang Publishers, 2015).

Akdeniz, Atlantropa, Avrupa, Gökçen Erkılıç, harita, Herman Sörgel, iyi niyet