Bu Bir Çizgi Değildir:
Harita Hatası

Haritalarla ilgili yazılmış en güzel kitaplardan biri: Turuncu, el kadar bir kitap. Masa lambamın turuncu ışığında daha da turunculaşıyor. İçinde parlak deniz mavisiyle doldurulmuş sayfalarda onlarca adanın haritası var. Judith Schalansky’nin Pocket Atlas of Remote Islands: Fifty Islands I have not visited and never will adlı kitabındayım. Türkçeye de çevrilmiş bir baskısı bulunuyor: Ücra Adalar Atlası: Hiç gitmediğim ve asla ayak basmayacağım adalar. Ben de herhangi bir adada olmaktan gayet uzağım, kaçıncı gününde olduğumuzu saymayı bıraktığım bir karantinada. Önümde hiç gitmediğim ve asla ayak basmayacağım yerlerin haritaları.

Judith Schalansky’nin
Pocket Atlas of Remote Islands:
Fifty Islands I have not visited
and never will adlı kitabının kapağı

Kitabın içinde elli adanın haritası, konumu, tarihi hakkında kısa bilgiler ile yazarın
her biri için notları bulunuyor.

Schalansky, pandemi fikrinin dahi ortada olmadığı yakın geçmişte yazdığı satırlarda diyor ki: “Atlas her şeyden önce şiirsel bir projedir ve dünyada dolaşmak bu kadar olası iken, belki de esas zorluk evde kalmak ve dünyayı buradan keşfetmekte.” Çizgiler üzerine yazdığı satırlar da benzer bir yere varıyor. “Haritadaki çizgiler dönüşümün sanatkârlarıdır: Ya meridyenler gibi matematik formülleri ile kara ve denizi paralel çizgilerle bölerler ya da dağların, vadilerin, okyanus diplerinin organik kenar çizgileri olarak kıvrılırlar.” Çizdikçe açılan bir hakikat arayışında iken, bilimsel yöntemlere sıkı sıkıya bağlanmakla yetinemeyeceğimiz bir noktadayız.

“Bu Bir Çizgi Değildir”in arayışını da bir noktada benzer bir keşif projesine benzetmek isterdim. “Bu Bir Çizgi Değildir” keşif için hava fotoğrafları, uydu görüntüleri ve haritaları kullanıyor. Bu metin de elimde biriken bu görüntülerin arasında fark ettiğim “harita hataları” üzerine.

Hava Fotoğrafı

Hava fotoğrafının üretim tarihini en iyi özetleyen işlerden biri Harun Farocki’nin 1989 yılında yaptığı Images of the World and the Inscription of War [Bilder der Welt und Inschrift des Krieges] adlı filmi.1 Farocki bu filminde uçaktan çekilen hava fotoğraflarının keşif için kullanılmasına Birinci Dünya Savaşı sırasında başlandığından, uçaklardan evvel balonlar, zeplinler, roketler ve hatta posta güvercinlerinin kamera taşıyıcılığı yaptığından bahseder. Hava fotoğrafı, üzerine ölçülebilir kanıtlar sunar. Üzerindeki bilgilerle karşılaştırmalar yapılır, farklar gözlemlenir, ipuçlarının peşine düşülür. Hava fotoğrafına bakmak bir araştırma biçimidir.

Harun Farocki’nin filminde bir hava fotoğrafında ipucu arayan kalem:
“Bu (uçak) için sadece ötekinden daha uzun süredir burada olduğunu söyleyebiliriz.”

Farocki filmine eşlik eden “Gerçekliğin Başlaması Lazımdı” başlıklı yazısında2 1944-45 yıllarında Auschwitz’de yapılan bir kamp inşaatının kaydından bahsederken yine hava fotoğraflarının sunduğu kanıtları gösterir. Bir duvarın çizgisinden bir yapı blokuna kadar yakınlaştırarak baktığında, dönemin hukuksuzluğunu aydınlatacak kanıtlar bulur. “Fotoğraf nihayetinde analog bir teknolojidir ve noktalardan oluşur ancak hesaplanabilir ortamda bilgisayara geçtiğinde noktalar bir araya gelerek bir imaja dönüşür.”3 İmajlar ile kanaatler arası yollar böylelikle açılır.4 İmajlar duygulanım ve kavrayış biçimlerini dönüştürürken bir video da düşünme aracına dönüşebilir.  

İstanbul’un Harita Hataları

Bir uydunun belli bir yerin fotoğraflarını zaman içinde art arda çekmesi, fotoğraflar montajlandığında aralarındaki farkların belirlenmesini sağlar. Her karede bir fark oluşur. Her fark maddi bir değişime işaret eder. Harita hatası ise haritanın normalde gösterir olması gereken şeyin dışında beklenmedik, tuhaf bir ayrıntı gösterdiği durumu belirtiyor. Bu hataları bulduğum anlarda yine “Bu Bir Çizgi Değildir”in kıyı çizgileri için yaptığım bir videoyu kurguluyordum. Dört yüzün üzerinde fotoğrafı kadrajladığım, art arda dizdiğim günlerde bazı fotoğraflarda tuhaf detaylar görmeye başlamıştım. Bunlara bir noktada “harita hatası” demeyi uygun görmüş olmalıyım. Bahsedeceğim ilk iki harita hatasına değinen videonun bütünü YouTube’da izlenebiliyor.5

Harita hatası #1: Dolgu / [landfill]

İlk harita hatası bundan beş sene evvel kaydettiğim bir hava fotoğrafından.6 2013 yılında Yenikapı dolgusuna bakıyoruz. Burası 2013-14 arasında bir sene içinde inşaatı tamamlanan, şehrin en büyük dolgu projelerinden birinin geniş toprak yüzeyi. 2014 senesinde hava fotoğrafının üzerinde yer alan yer isminde bir tuhaflık göze çarpıyor. Bir sene evvel Marmara Denizi’nin su kütlesinde kalan arazi karalaşmış, bir dolgu alanı olmuş. Dolgunun üzerinde ise “Marmara Denizi” yazıyor. İstanbul’un haritasının hızı, inşaatın hızına bu noktada yetişememiş. 

Harita hatası #1, videodan ekran görüntüsü (grafik yazara ait)

Harita hatası #2: Taş ocağı [quarry]

Bir diğer kartografik hata, Alibeyköy’de bir taş ocağının üzerinde scroll ederken göze çarpıyor. Google’ın deniz yüzeyi için kullandığı jenerik animasyonda su dalgaları bulunuyor. Taş ocağı, üzerine yerleştiği tepeyi kademe kademe yeraltına doğu boşaltırken yıllar içinde orta yerinde su birikmiş. Suyu da bir deniz parçası olarak algılayan coğrafi bilgi sisteminde taş ocağının içi, Marmara, Karadeniz hatta okyanusların açıkları gibi dalgalanmakta. İstanbul buradan bakınca yalnızca denizle çevreli değil, denizle dolu bir de taş ocağına sahip olan bir şehir.

Harita hatası #2, videodan ekran görüntüsü (Google Earth, grafik yazara ait)

Harita hatası #3: Düz zemin [flatland]

Son olarak İstanbul’un kuzey coğrafyasının son yılardaki en büyük projesi, yeni havalimanının pisti üzerindeyiz.7 Uzak bir geçmişe gitmeden, 2010 yılından başlayarak bugüne kadar kaydedilen hava fotoğraflarına bakıyorum. 2010: bir ormanlık alan ve göller görünüyor. 2014: Ormanlık arazide bazı yollar açılmış, üzerinde kamyonlar görülüyor. 2016: Şantiye başlangıcı, toprak tepeler ve giderek ortadan kalkan sulak alan. 2016: Fotoğraf üzerinden 2010’da görünen ormanın ve göletlerin aynı yerden çekildiğine dair tutunacak hiçbir ipucu kalmamış durumda. 2020: Havalimanı pistinin inşaatı tamamlanmış, üzerinde uçaklar, sarı ve beyaz çizgiler çekilmiş. Farocki’yi hatırlıyorum. 

Google Earth topografyası üzerinde biraz gezince bir tür harita hatası ortaya çıkıyor: projenin hızına yetişemeyen harita. Tıpkı Yenikapı’daki gibi. Baktığım üç boyutlu topografya modeli burası için hâlâ havalimanı inşaatı başlamadan önceki veriyi kullanıyor. Hava fotoğrafında pistin asfaltı olarak görünen yerde tepeler, göletler, engebeli bir zemin. Asfalt bükülüyor. Kâğıt gibi kıvrılmış bir piste bakmak, İstanbul’a has bir harita hatası. Yine gerçeğe yetişemeyen bir kartografi.

Harita hatası #3,
(Google Earth, grafik yazara ait)
Harita hatası #3, asfaltın topografyası (Google Earth, grafik yazara ait)

Alanda gezerken 2010’da buranın orta yerinde bulunan büyük gölün Kulakçayırı Gölü olduğunu öğreniyorum. 2017’de uçak pistleri yapıldıktan sonra yayımlanan bir haberde şöyle diyor: “Havalimanında sular altında kalan alanın Kulakçayırı Gölü olduğu ortaya çıktı.” Ani bir yağmur yağışı sırasında çekilmiş görüntülerde geniş bir alanda arabalar, otobüsler sular altında kalmış. Uçak pistiyle birlikte bu çevre ne kadar düzlenmiş olursa olsun, topoğrafya hafızasını devam ettiriyor. Google Earth’teki kıvrımlı topografya simülasyonu kadar engebeli olmasa da belli ki durum bu.

Düz zeminde Kulakçayırı Gölü’nün
kıyı çizgisinin çizimi
(Google Earth, grafik yazara ait)

Kısa bir Google aramasıyla göletin, bölgedeki diğer pek çok taş ocağından farklı olarak burada seneler içinde doğal bir su birikintisi olarak bulunduğunu öğreniyorum. Balıklar, göçmen ve yerli kuşlar, muhtemelen mandalar, insanlar, gözle görülen görülmeyen ekosistemin tüm türleri için vaktiyle önemli bir sulak alan.8 Ben kendisini hiç görmedim. Zaten konumuz “asla görmediğim ve hiçbir zaman ayak basmayacağım kıyı çizgileri.” 

Kulakçayırı Gölü ve çevresindeki küçük göletlerin kıyı çizgilerinin peşine düşüyorum. Böylelikle buraya kadar olan hikâye ve bahsettiğim çizgiler aşağıdaki videoda bir araya geldi:

Cennet haritadadır. Cehennem de öyle.

Tüm bu hikâyeleri şehrin içinden geçtiği zamandan ayrı düşünemeyiz.9 Yine de bir an için İstanbul’un bu harita hatalarını güncel tarih yığınının karmaşasından ayıklamak ve tuhaflıklara bakmanın iyileştirici bir tarafı var. Demek istediğim, harita her ne kadar aydınlık, gerçekçi, yön gösterici, bilgilendirici özelliklere sahip olsa da oyunu bozan, kusurları ve çelişkileri de olan bir şey. 

Baştaki konuya dönecek olursak, Schalansky adalar için yazdığı kitabının bir başlığında diyor ki: “Cennet bir adadır. Cehennem de öyle.” [Paradise is an island. So is hell.] Bu pekâlâ şöyle de devam edebilir: “Cennet haritadadır. Cehennem de öyle.” Harita, neresinden nasıl tutup baktığınıza göre dünyayı değiştirir. Hangi zaaflarına dikkat kesilip, hangi zorbalıklara gözünüzü açtığınıza göre farklı yönler bulursunuz. Harita hatası gözünü bu çelişkilere dikmekle ilgili.

Yine Schalansky’nin kendi kitabı için “Ben hiçbir şey icat etmedim, ama çok şeyi keşfettim” dediği durum,10 “Bu Bir Çizgi Değildir”in ilk yazısında belirttiğim niyetin üzerine kapanabilir. Kıyı çizgilerini takip etmek, bir yenilik icadından inatla uzakta duruyor. Bu noktada “karto-feminist”11 bir konumdan bahsedebilirim. Dünyada, içinde yaşadığımız şehirlerde olup bitenleri haritayla düşünmenin, bilinir görünen gerçeği bozmaya, tersinden bakmaya meraklı niyetini düşündükçe kavram yerine daha da çok oturuyor.

***

“Bu Bir Çizgi Değildir”, bu sefer “bu bir kıyı çizgisi” diye başlayan şarkının sözleriyle bitsin. “Bu bir çizgi değil de nedir?” sorusunu soran herkes için.
“It’s a shoreline
It’s high speed
Its a cruel world
And it's time”12

1. Images of the World and the Inscription of War filminin tamamına Berlin’deki Harun Farocki Institut’un izniyle ulaşılabiliyor.

2. Harun Farocki’nin İmajlarla Düşünmek kitabından (Yort Kitap, 2020).

3. Age.

4. Ulus Baker’in doktora tezi de olan Kanaatlerden İmajlara: Duygular Sosyolojisine Doğru (İletişim Yayınları, İstanbul, 2018) kitabında tam da bundan bahsediyor. Bu konu başka bir yazının başlangıcı olmayı hak eder.

5. “Bu bir çizgi değildir”: İstanbul’un Kıyı Çizgisi Ekotonu Üzerine Bir Kartografi isimli video, Nisan’da Istanbul Unbound: Environmental Approaches to the City konferansında birbuçuk’un “29,9km” video gösterimleri için yapıldı. İstanbul’un ekolojik dönüşümüne dair programda farklı ekipler tarafından üretilen videoların tümü yine YouTube’da izlenebiliyor. Konferans ise epeydir İstanbul kent çalışmaları alanında doğa tartışması masaya yatıran en iyi seçkilerden birini sundu.

6. Bu harita şu an güncel ve hatası düzeldi.

7. Harita hatası #3 Koordinatları: 41° 16’ 41.42’’ N - 28° 45’ 25.41’’ E

8. Kulakçayırı Gölü’nün ortadan kalkması hakkında çıkan haberlerden ikisi için: “İstanbul Havalimanı bu yüzden mi su altında kaldı?”, “Bir soru: Üçüncü havalimanı hiç kullanılamayacak olabilir mi?”.

9. Bu metnin akademik dünyadaki paralel yaşamında farklı ayrıntılar bulunuyor.

10. Cümle, “…bütün bu hikâyeleri buldum ve kendimin yaptım; tıpkı bir kâşifin yeni yerleri bulması ve kendisinin yapması gibi” diye tamamlanıyor.

11. Karto-feminizm, tamamen benim uydurduğum bir kavram.

12. Broken Social Scene’in “7/4 Shoreline” isimli şarkı sözünden alıntı. Bir çevirisi şöyle olabilir:
“Bu bir kıyı çizgisi
Yüksek hızda
Bu zalim bir dünya
Ve vakti geldi”

ada, Gökçen Erkılıç, harita, hata, hava fotoğrafı, İstanbul