Bu Bir Çizgi Değildir:
Duyguların Haritası

Duyguların haritası çizilebilir mi? Haritanın duygusu olur mu? Coğrafi figürler ile hisler nasıl yan yana gelir, nasıl bir ülke oluştururdu? İçinde yaşadığımız şehirler de zaten duygularla örülmüş yerler değil mi?

Bu yazıda bahsedeceğim harita kimsenin işine yaramayacak, kimsenin varacağı yere varmasını sağlayamayacak, bir şehri veya ülkeyi yönetmek için stratejik bilgileri açık etmeyecek veya dünya tarihini aydınlatan bir mihenk taşı olmayacak. Bu, hissiyatlarla örülü bir harita. Tam da “Bu bir çizgi değildir” demek için yaratılmış. Kartografiden sinemaya geçen ve şehirlere ve peyzaja geri dönen yolun taşları da onunla örülü. Karşımda Carte du Tendre var.1

Hassasiyet Haritası ve Alegorik Coğrafyalar

Carte du Tendre [Hassasiyet Haritası], coğrafyayı alegorik bir anlatıya dönüştüren bir hayal ürünü. Aşkın hâllerinin [states of love] gerçekte var olan yollar ve yerlermişçesine bir coğrafya üzerine işlendiği bir harita. Duyguları, üzerinde gezindiğin ve içinde yaşadığın bir yermişçesine gözlerin önüne serebiliyor olma fikrinin mucidi, yine bir grup kadın. Harita anonim bir şekilde oluşturulmuş olsa da esas basıldığı mecra Madeleine Scudéry’nin2 romanı Clélie olmuş. 1653-1654 yıllarında giderek popülerleşen Fransız bir salon oyununa dönüşmüş. Aristokratlar arasında kişisel olanın politik olduğu savıyla yaygınlaşan gündelik bir sosyalleşme pratiği olmuş. Kadınlar tarafından, kadınların bakışını ve duygularını açığa çıkardığı için de yine dönemin ruhunun ve kentsel sosyalleşme pratiğinin merkezine kadını koyan bir trend oluşturmuş.

Carte du Tendre [Hassasiyet Haritası], 1654, kaynak: Wikimedia Commons

Benim gözümde düpedüz bir su haritası bu. Kıyı çizgileriyle şekledilmiş bir dünya. Haritanın kalbinde Meyletme [Inclination] Nehri3 akıyor. İki yanından ona bağlanan daha küçük nehirler; Saygı [Estime] ve Kabulleniş [Reconnaissance] birer dere hâlinde sularını ona katıyor. Kavuştukları sular, Tehlike Denizi [La Mer Dangereuse]. İçinde kayalıklarla, yeni ve bilinmez bir kara parçasını [Terres Inconnues] hassasiyet dünyasından ayırıyor. Ana karayı solda büyük çalkantılı bir okyanus gibi durduran Düşmanlık Denizi [Mer d’Inimitié] bulunuyor. Sağda ise okyanusun zıttı, durgun sularıyla Kayıtsızlık Gölü [Lac D’Indifference] var. Sevginin hâlleri arasına yerleşen bu dünyanın dipsiz kuyusu gibi. Duruyor. 

Haritayı boydan boya bölen suların arasında ise duraklar var. Aşkın hâllerini, yükseliş ve düşüşlerini birer durak noktası olarak gösteriyor. Haritanın üzerinde gözle gezinirken, ruh da bu duygu hâllerinin de birinden diğerine geçiyor. Haritaya her bakan kişi için birbirinden farklı bir gezinti bu.

La Mer Dangereuse [Tehlike Denizi], Hassasiyet Haritası’ndan detay.
Durakların bazıları şöyle: Yeni Arkadaşlık [Nouvelle amitié] ve Karşıdakini Kabullenme [Tendre-sur-Reconnaissance] köprüleri, Gönül Rahatlığı [Complaisance], Teslimiyet [Soumission], Küçük İlgiler [Petits soins], Büyük Hizmetler, [Grands services], Duyarlılık [Sensibilité], Hassasiyet [Tendresse], İtaat [Obéissance], Sürekli Arkadaşlık [Constante amitié].4
Lac D’Indiference [Kayıtsızlık Gölü], Hassasiyet Haritası’ndan detay

Haritada Aşk ve Savaş

Bugünlerde iyiden iyiye gömüldüğüm Tom Conley’nin kitabı Cartographic Cinema da Carte du Tendre’ın sinematik kullanımını anlatıyor. Conley’ye göre bu harita, dönemin militarist haritacılık anlayışına bir çeşit başkaldırıydı.5 IV. Henri ve XIV. Louis arasındaki Fransa’da dünya görüşü milli sınırlar, savunma hatları, kale duvarlarının tasarımı, darphane planları gibi konulardan oluşuyordu. Hassasiyet Haritası ise tam tersi bir hareketti. Asker ve mühendis kimliklerinin tam tersine dünyaya salon kültüründen ve kadınlarının kendileri için kurdukları mekândan bakıyordu.6 Carte du Tendre kendinden sonra bir lovemap7 janrı oluşturarak uzun zaman devam eden bir trend oluşturmuş. 

Yukarıda bahsettiğim ve Conley’nin işaret ettiği farkı en iyi gösteren örnek Seutter Mattheaus tarafından 1730’da yapılan The Attack of Love. Burada düpedüz bir savaş alanı haritasına bakıyoruz. Haritanın açıklamasına göre kuşatma altında olan kale, erkek8 kalbiydi; saldırı ise kadınlar9 tarafından gerçekleştiriliyordu.10 Bulunduğu kütüphanede ikna haritaları arşivinde bulunduğunu hatırlatmalıyım. Haritanın bugünden bakınca apaçık bir cinsiyetçilik propagandası olduğuna hiç şüphe yok. Ama esas konumuz bundan ziyade Carte du Tendre’dan ayrıldığı noktalar.

Harita epey tasarlanmış boş bir şehir gibi. Yıldız şeklindeki ortaçağ savunma surları, şehir kadar büyük bir mega strüktür olan kışla formundaki dikdörtgen adacık La Palais de L’amour [Aşk Palası], onu geometrik Fransız bahçesi şeklinde taklit eden peyzaj tasarımı ile tasarım harikası bir savaş alanına bakıyoruz. Aşk Kuşatması haritasının kıyı çizgileri Carte du Tendre’ın kıvrımlı ve doğal bırakılmış kıyılarının aksine çokça şekledilmiş; yer yer düzleştirilmiş ve keskin geometrilerle tasarlanmış diyebiliriz. Sınırların keskinliği, iç dış ayrımı, kuşatma gibi durumları belirgin biçimde mimari bir harita. Dönemin eril bakışı, duygularını haritalaştırırken militarist estetikten vazgeçmemiş.

The Attack of Love [Aşk Kuşatması], 1730, kaynak: Cornell University Library, Persuasive Maps Collection
Askeri kışla formunda La Palais de L’amour [Aşk Palası], The Attack of Love haritasından detay

Kartografik Sinema

Carte du Tendre sinemada kartografik anlatının oluşumunda da rol oynamış. İlk olarak 1956 yapımı Les Amants’da kullanılmış. Filmin giriş jeneriğinde harita arka planda kayıyor ve üzerine yazılar geliyor. Üzerine eklenen Brahms ile harita canlanıyor; gerçek bir peyzaja dönüşen bir manzaraya bakıyoruz.11

Les Amants, Louis Malle, 1958, tanıtım filmi

Benim Hassasiyet Haritası ile tanışmamı sağlayan ise Giuliana Bruno’nun kitabı Atlas of Emotions [Duygular Atlası] oldu. Bruno bu haritanın işlevini dokunsal [haptic] ve mahrem [intimate] coğrafya arasında bir yerde konumlandırıyor. Haritanın bedenle bütünleşik [embodied] hislere mekân olmasından hareket ile sinematografik mekânın benzer bir ten-coğrafya ilişkisiyle kurulduğu Hiroshima Mon Amour filmine referans veriyor. Bruno için Hiroshima Mon Amour, Carte du Tendre’in sinemalaşmış hâli.12 Kavramak ilk bakışta güç olabilir, ancak kitaptaki 242. sayfada kendi cümleleriyle bunu anlatan Bruno’ya dönmek en iyisi:

Giuliana Bruno, Atlas of Emotion: Journeys in Art, Architecture, and Film, s. 242
Hiroshima Mon Amour, Alain Resnais, 1960, tanıtım filmi

Filmde bir aktris, çekimlerin son günlerinde tanıştığı Japon mimara âşık oluyor. İki karakterin memleketleri olan Japonya ve Fransa’daki anıları, şehrin sokakları ve tarihi olaylarla iç içe geçiyor. Gezegen üzerinde ayrı yerlere düşmüş iki kişinin iç dünyalarıyla kartografik anlatı oluşuyor. Bruno’nun film hakkında dikkat ettiği nokta bence en çok son sahnede açığa çıkıyor. Ayrılırken birbirlerine söyledikleri son şeyler şöyle: “Sen Hiroşima’sın.” “Sen de Nevers.” İki karakter, birbirlerine büyüdükleri yerlerin adını veriyor. Böylece birbirlerini unutmaktan kurtuluyorlar. Haritada iki noktaya dönüşüyorlar.

* * *

Hassasiyet Haritası’nın duyguları coğrafyaya, peyzaja ve nihayetinde kartografik biçime aktarmış olmasının eleştirel ve provokatif bir tarafı olduğunu düşünüyorum. “Bu bir çizgi değildir”in ise doğuştan alegorik bir önerme olduğuna böylelikle ikna oldum.

1.Kadınların Haritaları”nda yarım kalan bir konuya devam ediyorum.

2. Madeleine de Scudéry, yazar, 1607-1701 yılları arasında yaşadı. Bir dönem kendi ismi yerine erkek kardeşi George’un ismiyle yayınlar yaptı. Sapho lakabını taşıdı. Kendi işlettiği Société du Samedi [Cumartesi Sosyetesi] adında bir salonu oldu. Evlenmedi. 

3. Bu yazıda Carte du Tendre’in ismi dahil, Fransızca-Türkçe-İngilizce arasında çapraz sağlamalar yapmama rağmen hiçbir çeviriden emin değilim, yoruma açıktır.

4. Gerisini merak edenlerin haritaya zoom yaparak bakmasını öneririm.

5. Tom Conley, Cartographic Cinema (Minneapolis: University of Minnesota Press, 2007), 127.

6. Age.

7. Aşk haritası. Bu yazıdaki çevirileri yaparken “aşk” kelimesini İngilizcedeki kadar rahat kullanamadığımı fark ettim. Lovemap bir anda “aşk haritası” olunca, kalitesiz bir ciklet, ne bileyim kırmızı boyalı plastik bir gül veya izdivaç programlarını çağrıştırdı bana. Zor geldi. Yalnız mıyım, neden böyle?

8. Kendini erkek olarak tanımlayan 18. yüzyıl bireyi.

9. Kendini kadın olarak tanımlayan 18. yüzyıl bireyi.

10. Haritanın bulunduğu arşivde yazdığı üzere.

11. Conley, age.

12. Giuliana Bruno, Atlas of Emotion: Journeys in Art, Architecture, and Film, Paperback ed. (New York: Verso, 2002).

aşk, çizgi, duygu, Gökçen Erkılıç, harita, kadın, kıyı