Bir Dünyaya Dönüş Tasarısı
Çözülme
Beşiktaş Pazarı otopark hâlindeyken, 2021’in son ayı,
performans hâlindeki beden:
Nursev Irmak Demirbaş,
kameranın bedeni: Gülşah Aykaç

Tasarı üzerine konuşmalar:

N: Hareket etmeye nasıl başlarsın? Her şey sürekli hareket ediyor zaten, ama bir otoparka gidip hareket videosu çekelim dediğinde nasıl başlarsın? Saklanmaya meyilli biri olarak dışarıda, kamusal alanda böyle bir şey yapmaya kalkışmak beni ürkütüyor. Demek ki bomboş değilim, bu gerilimin kendisi ve bunun dışında da bedende hâlihazırda gezinmekte olan bir sürü his ve duygu var. Bunların dışavurumuna izin vermeye çalışarak başladım, sıkışık hissettiğim yerleri açmaya, rahatlatmaya çalışarak; sinir sistemi ihtiyacı olan hareketlere kendiliğinden gidiyor zaten. Ama bunlar genellikle “pek bir şeye benzemeyen hareketler”dir ve pek bir şeye benzemeyen hareketler yapmak bende tekrar kaygı oluşturdu. Şu an nasıl gözüküyorum? Bu kaygı, danstan alışık olduğum formlarda, iyi gözüktüğünü düşündüğüm, tanımlı formlarda hareket etmeye götürdü beni; fakat bu hareketlerle de rahat edemedim, çünkü bu sefer de kendimi andan kopuk hissettim. Bu yüzden tüm deneme boyunca danstan alışık olduğum formlarla, o anda beliren, o anın ihtiyaçlarına karşılık gelen formsuzluk arasında gidip geldim. Sonradan videoyu izleyince en çok normalde yapmaya hiç de alışık olmadığım, bir şeye benzemeyen hareketlerin yerini bulduğunu ve daha alışık olduğum hareketlerin biraz ayrıksı kaldığını gördüm.

G: Arabaların durup beklemesi ve hatta izlemesi çok ilginçti. Normal koşullarda otopark huzursuz bir yerdir. Hemen park etmek, hemen park yerinden çıkmak beklenir. Sanki arabalarla görünür ve sessiz bir diyalog geliştirdik. Huzursuz olmasını bekleyebileceğim araç şoförleri, huzurla dans izleyen arabalara dönüştü. Arabaların birer persona’sı var gibiydi. Bizim –hareket eden senin ve kameralı kadın olarak benim– yolun ortasında oluşturduğumuz hacmi kabul ettiler ve ona özen gösterdiler.

N: Başta söylediklerim hâlihazırda içinde bulunduğun durumu ifade etmekle, bireysel dışavurumla ilgili. Bu söylediğin ise ilişki kurmakla ilgili. Sen dışarıda olup bitenin daha fazla farkındasın, ben bazen kabul görüp görmeyeceğim kaygısıyla kendimi izole ediyorum, dışarıda olanlarla ilişkiyi kesiyorum. Örneğin bu deneyin başında çok kapalıydım, sonra yukarıda bahsettiğim bir sürü git-gelle beraber hareket etmeye devam edince insanları ve arabaları görebilmeye, onlara reaksiyon verebilmeye başladım, dışarısı beni o kadar ürkütmemeye başladı. Yakından sevme eğilimi dediğin şey belki böyle bir şey. Çok özgürleştirici, çok dünyaya temas eden bir hâl.

Ama sürekli o hâlde kalmak kolay değil, ilişkide kalmak kırılgan olmak anlamına geliyor. Her an kabul görmeme ya da ters bir tepki alma riski taşıyor. Ama ilişkide kalmayınca da canlılığını kaybediyorsun, canlı olmak için kırılgan olma riskini almak zorundayız, zor bir durum… Ne kadar katıysan kırılmak o kadar ürkütücü oluyor. Bizimki belki bir çözülme denemesi, kırılma ihtimalinden dehşete düşmeyecek kadar çözülmeyi denemek. Çözülmek de belki bireysel ifadeyle başlıyor, alışık olduğun formların dışına çıkma cesaretini göstererek, ağlayarak, gülerek, “pek bir şeye benzemeyen hareketler” yaparak, kontrolü bırakarak. Bir kez içindekileri nasıl gözükeceğim kaygısı olmadan ifade ettiğinde, yani içini boşalttığında, etraf berraklaşıyor ve gerçekte olup bitenle temas edebilmeye başlıyorsun. Sen çözülüp gündelik formunu yitirdiğinde kurduğun ilişki de gündelik formların dışına çıkma, özgürleşme ihtimali taşıyor. Ama çözülme, kırılmanın aksine uzun zamana yayılmayı imleyen bir metafor; belki yavaş yavaş çözülmek için birkaç kez kırılmamız gerekecek.

dans, form, Gülşah Aykaç, hareket, Nursev Irmak Demirbaş, otopark, sokak