Bir Dünyaya Dönüş Tasarısı
Özgürlük

1.

2.

3.

1-2-3: 

Kurtuluş-Tatavla’da bir sokak, performans hâlindeki beden: Nursev Irmak Demirbaş, kameranın bedeni: Gülşah Aykaç

N:

Bir çeşit meydan okumaydı. Uzun zamandır hissetmediğim kadar özgür hissettim kendimi. Tüm olayın çok sarsıcı ve hüzünlü, neredeyse travmatik bir yanı vardı. Bunun iki nedeni var.

Birincisi, kendimi bu özgürlük deneyiminin içinde çok yalnız ve kopuk hissettim. Bunun nedeni meydan okuma tavrında olmam olabilir. Kim kimden daha çok çekinecek? Siz mi, ben mi? Bu soruların sokaktan geçen herkesi, arabaları, motorları ve insanları homojen bir kalabalık hâline getirdiğinin farkındayım. Ama sanırım ancak etrafımı meydan okuduğum bir kalabalık olarak gördüğümde tereddütlü varoluş hâlimi bırakıp özgürce hareket edebilmem mümkün oldu. Zaten rahat olmadığım böyle bir durumda, bir de tekil ve dolayısıyla daha yoğun ve derin bir ilişkinin beni tereddütlü hâlime geri döndürmesinden korktum. Bu beni –eğer varsa– özgürlüğün doğası hakkında düşündürüyor: Özgürlük hep yalnız olmak zorunda mı, ilişki içindeyken de özgür olamaz mıyız?

İkincisi, tam da bezginlik kılıfından sıyrılıp canlılığı ve özgürlüğü deneyimlediği anda insanın içini bir yas hissi kaplıyor. Bir dakika tüm hayatı böyle yaşayabilirdim! Neden böyle yaşamadım? Neden hep korktum? İnsan sadece bu yas hissiyle karşılaşmamak için bile böyle canlı bir deneyimden kaçıp, bezginlik kılıfını korumakta ısrarcı olabilir. Bunda ısrarcı olduğum anları hatırlıyorum ve bu bende meydan okuma tavrının tersine bir “biz” hissi uyandırıyor. Biz neden hep özgür değiliz?

dans, Gülşah Aykaç, hareket, Nursev Irmak Demirbaş, özgürlük, performans, sokak