fotoğraf: jpellgen (CC BY-NC-ND 2.0)
İnternet Müzik Topluluklarında Düşünce Aktarımı: “Fantano da Böyle mi Düşünürdü?”

Müzik özelinde görüş aktarımlarının temelini oluşturan müzik toplulukları içerisinde yapılan paylaşımlar, kişinin geliştirdiği düşünceler olabildiği kadar ödünç aldığı ve genele uyduğuna inandığı düşüncelerin birer tekrarı olarak karşımıza çıkabiliyor. Örneğin hem eleştirmen hem de çevrimiçi dinleyici ortamlarında ortak beğeni topladığı kayda geçen bir albüm, dinleyicinin kendi deneyim ve fikir geliştirme sürecine ihtiyaç duyulmaksızın, kendisine aitmiş gibi hissettiren pozitif bir düşünceyi doğurabilir. Eleştiri üslubunu keskinleştiren internet dili, bir yandan da hakkında olumsuz fikirlerin toplandığı bir albümü olumlu geri dönüş alanlardan çok daha fazla gündeme taşımaya ve konuşma malzemesi hâline getirmeye yönelik bir yapıya sahip tabii.

“Dinlememiş olabilirim ama bir fikrim var” bulutunda toplanan bu düşünceler, zihinde konakladıkları vakit arttıkça deneyimleme sonucu geliştirilen fikirlerden ayrışması zor bir hâle bürünebilmekte ki kendi çıkarımları olmadığını bilmesine rağmen (nasıl tepki alacağını bildiği fikirler olduğundan) oynamakta çekince duymayacağı tipte güvenli kartlar gibi de hissettirebilir insana bunlar. Bu da her kullanımlarında bu fikirlerin daha da içselleştirilmesine yol açıyor kuşkusuz. Peki nedir bu kartları kullanma dürtüsünün kaynağı? “Dinlemedim ve bir fikrim yok” demek niye bu kadar zor? Sıcak müzik tartışmalarından geri kalmış gibi gözükmemek mi mesele? Bu da mümkün ama konuyu başka bir yanından eşelemek istiyorum.

İnternet kimliklerinin arkasına saklanmanın getirdiği hafiflikle zihinden geçen herhangi bir düşünceyi ortaya savurmanın çevrimdışı durumlara kıyasla çok daha kolay olduğu bir dönemdeyiz. Artık düşünce ve bilgi akışları bile filtresiz ve teyitsiz bir yaklaşımla internetin her yanını dolduruyor. Bir meseleye dair dile getirilen görüşteki eksiklikleri göz ardı etmek çok daha kolay hâle geliyor. Bu da herkese her şey hakkında konuşabileceğine, yorum yapabileceğine dair sahte bir güven duygusunu aşılıyor. Emanet ifadeler de bu tür bir ortamda kolaylıkla yayılarak internet platformlarını birer yankı odasına dönüştürebiliyor.

Her ne kadar bu noktaya dek meseleye eleştirel bir tonla yaklaşmış olsam da giderek sanallaşan yaşamlarımızda bu durumun bir adaptasyon örneği olduğuna da inanıyorum. Buna binaen de internet müzik toplulukları üzerinden, insanları internet ortamının getirdiği sosyal etkileşim alışkanlıklarına göre davranmaya iten süreci incelemek istiyorum. Bunun için ise bu sürecin düşünce aktarımı üzerinde sahip olduğu etkiyi gözlemlemek gerek.

Çevrimiçi topluluklar, kişinin çevrimdışı hayatında bulamadığı bir aidiyet ve düşünce ortamını sağlayarak ortak ilgi alanlarına sahip benzer kimseleri bir araya getiriyor. Kişinin kendisine benzer kimseleri görebildiği bu atmosferde baskın olan fikirler kişilerin kendi fikirlerinden ayırt edilemez hâle gelebiliyor. Peki baskın fikirlerin ortaya çıkış biçimleri, farklı oyuncular ve sahalardan geçerken ne tür değişimlere uğradı?

Baskın Fikirlerin Ortaya Çıkışı: Pitchfork, İnternet Forumları ve Sosyal Medya

Bir fikrin internet dolaşımında geniş yer edinmesi ulaşabildiği insan sayısının sınırlarına bağlı. Yıllardır müzik camiasında kazandıkları itibar sebebiyle müzik üzerine okumaya ve yazmaya yeni başlayan kişileri bile bir anda kendine çeken Pitchfork, NME, Complex gibi dergiler bu bağlamda yıllardır açık ara üstünlüğe sahipti. Pitchfork’un en meşhur albüm yorumlamalarından olan ve albümün ertesi günü çevrimiçi paylaşılarak bir devrim yaratan Kid A yazısını konu edinen Billboard makalesi bu dönemin zirvesinden bir bakış sağlıyor mesela. Müzik eleştirmeni Steven Hyden ise tartışma forumlarında ortaya çıkardığı hareketlenme, korsan indirme sayılarında yarattığı artış ve takibinde getirdiği sayısız çevrimiçi albüm yorumlamasıyla Kid A albümünün insanların internet ortamının etkisiyle deneyimledikleri ilk büyük albüm olduğunu belirtiyordu.

Tabii müzik eleştirmenleri yazdıkları detaylı inceleme yazılarını yalnızca kısıtlı çevrelere ulaştırmayı başarabiliyor, akademik araştırmalar kadar olmasa da. Ancak akademik anlamda yazılan makalelerden farklı olarak bir kurumsal kimliği ifadelendiren “dergi” başlığının altında toplanan yazıların tık alması gerekiyordu. Puanlama sistemleri ve listeler de dergilerin bu yönde çok daha göze değer ve tüketilebilir hâle gelmesini sağlayan anahtarların başlıcalarıydı.

Öte yandan, yayınlanan albüm yorumlamalarına iliştirilen puanlama sistemleri daha kompleks ifade şekillerinin sindirilmesinin gerekliliğini de ortadan kaldırdı. Müzik üzerine görüş beyan etme pratiğini yalnızca bir konu üzerine saatler süren okumalar ve kişisel analizler yapmayı seven spesifik bir nerd grubuna değil, herkese açan bir değişim yaşandı. Böylece soyut kavramlar üzerinden hareket eden bir tartışma alanı açıkça somuta indirgendi ve analizler puanlara evrildi: 8.5, 4, 10! Artık bir albümün “değeri”, bir albüme dair derin yaklaşımların sunulmaya çalışıldığı yazıların tepesine iliştirilebiliyordu. Bu durum da metinlerle birlikte fikir yürütmeyi seven insanları bile cezbeden bir kolaylığı teşvik etmeye başladı.

Aslına bakılırsa puan sisteminin getirdiği kolaylığı ne övmek ne de yermek istiyorum, çünkü internette fikir paylaşımı üzerine geliştirilen aylık favorilerini sıralama, puanlama, absürt sayılabilecek başlıklarla kategoriler oluşturma, tier listeleri hazırlama ve benzeri pratikleri seviyorum. Tüm bunların müzik üzerine farklı ifade yöntemleri, bu anlamda da oyunsal yaklaşımlar olduğuna inanıyorum. Her ne kadar düşünce yazıları okumayı sevsem ve hâlâ bundan keyif alan diğer insanlara ulaşma ve şu an okuduğunuz gibi şeyler yazma çabasında olsam da bu tür içeriklerin yeterince ulaşılabilir olmadığı gerçeğini kabul ediyorum. O zaman hadi demin de bahsettiğim, yeni nesil müzik üzerine konuşma şekillerine göz atalım.

İnternet Müzik Toplulukları (2000–2010): /mu/, RYM

İnternet herhangi bir insanın fikrini belirtebileceği, sesini duyurabileceği tarafsız (yani nispeten ve nispi tabii) ortamıyla bir düşünce kalabalığı meydana getirdi. Özgün içerik üreticiliğinin çerçevesi her gün farklı bir platformun dili ve yaklaşımıyla genişlerken benzer ilgi alanlarına sahip kitleler için çeşitli çekim noktaları oluştu. 2000’lerin başları blog’lar gibi daha kısıtlı etkileşim alanlarıyla şekilleniyordu ama bugün internet topluluğu kavramını kullanmamıza sebep olan, kendine özgü kuralları ve üsluplarıyla forumların da tohumlarını atmıştı.

4chan’in müzik forumu /mu/ ilk göze çarpan örneklerdendi. Forum üyeleri tarafından oluşturulmuş albüm seçkisi /mu/ essentials, yeni katılan üyeler için bir rehber niteliğinde: Yayınlandığı zamandan beri bu toplulukta var olan kişilerin müzik zevklerinin çerçevesini belirleyici rolüyle forum içi tartışmaların yönünü tayin ediyor. Bugün sayısız farklı versiyonuna ulaşılabilse de bu albüm seçkisi hâlâ yeni müzik nerd’leri için bir başlangıç noktası olma niteliğine sahip. Müzik keşiflerini paylaşmanın günümüzde birçok platformda kullanılan ortak yollarından olan topster’ların da temelini attığı söylenebilecek bu kült albüm seçkisi, zaman içerisinde forumda vakit geçirmeyenler tarafından bile aşina olunan /mu/core standartlarını da yarattı.

Søren Kierkegaard’ın özgürlüğün baş dönmesi olarak tanımladığı duygudan ve günümüzün bireyselciliğinden sıyrılıp benzer niş zevklere sahip başkalarını ve böylelikle de kendimizi bulmak adına başvurduğumuz internet bazlı kimliklerde son dönemde çok sık rastladığımız -core son ekinin (cottagecore, weirdcore vesaire) bir kaynağı da burasıydı; -core fenomeninin internet müzik kültüründeki ilk örneklerinden biriyle de böylece karşılaşmış olduk. Yıllar içinde farklı başlıklarıyla ayrışan, bambaşka sanatçı ve albümlerden oluşan versiyonlarına rağmen /mu/core denince akla gelen /mu/essentials listesinin demirbaşları In the Aeroplane Over the Sea ve Merriweather Post Pavilion albümleridir; hâlen bu kitlenin müzik zevkinin tanımlayıcıları olarak bu albümler öne çıkar.

Rate Your Music de (RYM) sene boyu listelerine giren her albüme dinamik yorum ve puanlamalar yapan kullanıcı ağıyla benzer müzik zevklerine sahip insanların toplandığı bir alan, bu alanda toplanan insanların beğenilerinin ortaklaştığı bir atmosfer de yaratıyor ayrıca. Bu topluluk, tür kategorizasyonu adına yaptığı internet arşiv çalışmasıyla birçok tür bazlı öneri sitesine de öncü oldu. Birçok müzik dergisinin sene içerisinde yayınladığı listelerde tanıtımını yapmaya mükellef olması nedeniyle öne çıkardığı isimlerin artması sonucu yeni müzik dinleyicisinin tercihlerini yakalamaktan uzaklaştığı noktada, RYM listeleri pek çok müzikseverin tercih ettiği alternatif bir seçenek olarak öne çıktı. Bunun bir sonucu olarak da sene sonu listeleri bu sitenin seçkilerini dolaylı veya dolaysız yoldan göz önünde bulundurmaya başladı. RYM sinema alanında iş gören ve benzer bir yapıya sahip olan Letterboxd’ın geçtiğimiz yıllarda ulaştığı popülerliğe henüz ulaşamamış olsa da bu potansiyeli taşıdığını eklemeli.

İnternet Müzik Toplulukları (2010–): r/indieheads, IG Music, musictok

İnternet toplulukları deyince akla ilk gelen platformlardan Reddit’in r/indieheads forumu ise soru-cevap etkinlikleri AMA’yla (ask me anything) birlikte bir forumdan beklenmeyecek denli büyük bir görünürlük kazandı 2010’larda. Albüm yorumlamalarıyla öne çıkan forumun AMA etkinliklerinde IDLES’tan Lucy Dacus’a pek çok isim boy gösterdi. Billboard’da 2019 yılında forumla ilgili yayımlanan yazıda Matthew Perpetua, r/indieheads’in sahip olduğu tanınırlığın muhtemel sebebine de işaret eden şu sözleri sarf ediyor: “Artık tüm sanat yayınları hayatta kalabilmek adına siteye kolay yoldan trafik sağlamaya mecbur; yani ünlüler, tanıdık hikâyeler ve viral hit’ler hakkında yayın yapmak zorunda.” İşte böyle bir atmosferde, bu türden bir politika gütmek zorunda kalmaksızın her türden müzik nerd’ünün buluşup derinlemesine analizler ve yorumlar yapabileceği bir alan olarak internet müzik toplulukları ayrı bir değeri haiz bir hâl alıyor.

Instagram, Twitter ve TikTok gibi sosyal medya platformları ise forumların kuralları ve sınırlarının dışına taşan üsluplara açtığı kapılarla (her ne kadar zaman içinde kendi dillerini ve tavırlarını oluştursalar da) çok daha geniş bir üretim havuzunu içine katıyor.1

Instagram, zaman içerisinde kurumsallaşan yüzü ve Canva standartlarına sıkışmış görselliği hesaba katılınca, özgün ve özgür üretim alanı olma rolünü TikTok’a kaptırmış gibi durabilir. Ancak IG Music çokça admin’den oluşan ve günlük memlerini eksik etmeyen sayfalarıyla gerçek bir müzik topluluğu örneği sergilemekte hâlâ: Hesaplar arası ortaklaşa projelerden soru-cevaplarla topluluktaki herkesin katılımının teşvik edildiği tartışmalar ve bunların bir dökümü olan gönderilere dek gerçek bir işbirliği ortamı söz konusu. IG Music’in bu yapısı dolayısıyla tek bir hesapla bile yolunuz kesiştiğinde kısa süre içinde bu platformda yapılan tüm üretimlere dair fikir sahibi olabiliyorsunuz. Çoğu hesabın, müzik zevkinin güncel raporu gibi olan topster’ları düzenli aralıklarla paylaşması da süreç içinde toplulukta dinlenenleri kolaylıkla yakalamanızı sağlıyor.

Diğer taraftan, memlerin de derin araştırma konularının da en fazla üç dakika içerisinde dökümüne şahit olduğumuz ve birçok yeni içerik üreticisinin mesken bellediği TikTok’un musictok etiketine henüz topluluk yakıştırmasını yapmak pek mümkün değil. Ancak özellikle başka bir TikTok içeriği üzerine yorum katmayı teşvik eden stitch gibi özellikleriyle platformun, kullanıcılar arası etkileşime uygun ortam sağladığı kesin. Bu özelliklerden, feed’lerine düştükleri kullanıcılara ucu açık bir soru ve tartışma konusu sunarak faydalanan profiller de giderek artıyor.

Anthony Fantano Etkisi

Saydığımız tüm bu blog’lar, forumlar, topluluklar, platformlar veya ne demek isterseniz, benzer beslenme kaynaklarında birleşiyor. Ama bir isim var ki yorumladığı her albüm tüm bu alanlarda ortak konuşma konusu oluyor. Kendisini “internetin en meşgul müzik nerd’ü” olarak tanıtan Anthony Fantano, on yılı aşkın süredir YouTube kanalı The Needle Drop’ta içerik üreticiliği yapıyor. Onu işinin ehli hâline getiren şey ise internet kültürüne hâkimiyeti ve bunu yetkin bir dille ve çarpıcı bir üslupla yansıtabilme yetisi. Ölmekte olan bir medya formatı olarak da yorumlanan albüm yorumlamayı yeni internet kitlesinin dinamiklerini anlayarak hayata geri döndürdü Fantano: Bir ev stüdyosunda, minimal ve değişmeyen bir düzenleme içerisinde yapımını sürdürdüğü videolar, 2010’ların DIY (do it yourself) dalgasıyla ve pandeminin dayattığı izole ortamlarla uyumlu bir imge olarak ortaya çıktı ve birçok insanı ilgilendikleri konularda paylaşım yapmaya teşvik etti.

Fantano’nun, büyüyen kitlesine rağmen üzerine konuşmayı seçtiği albümlerde ana akımdan uzak durmayı tercih etmesi ve kendi zevk bandından ilerlemeye devam etmesi, günbegün genişleyen bu takipçilerin onu takip edebilmek ve görüşlerini anlayabilmek için giderek ana akımdan ayrışan beğenilere yönelmesine sebep oluyor. Bu durum da (tıpkı daha önce internet müzik toplulukları özelinde değindiğimiz gibi) onun takipçilerine özgü ortak bir müzik kulağını, diyelim ki Fantanocore’u oluşturuyor. Özetle, yukarıda sözünü ettiğimiz örneklerde yıllar içerisinde bir müzik topluluğu için emek vermiş, zamanını ayırmış müzik nerd’lerinin kolektif çabasıyla oluşan ortak müzik kulağı, Fantano örneğinde tek bir ismin platformu içinden ve o ismin dolaylı ya da doğrudan yönlendirmesiyle oluşuyor.2

Düzenli Twitch yayınları, YouTube yorumlarına verdiği reaksiyonlar ve kanalında sık yer verdiği soru-cevap videolarıyla da izleyici kitlesiyle kurduğu sıkı ilişkiyle de bu etkisini taze tutmayı başarıyor Fantano. Yıllarca internet topluluklarında gösterdiği müzik nerd’lüğü mesaisini gerçek arkadaş çevresine açıklamakta zorlanan kimseler için örnek bir sima görevi görüyor. Müzik üzerine konuşmaya getirdiği bu görünürlükten dolayı da internet müzik toplulukları, bir gönül borcu ödercesine müzik tartışmalarının merkezinde Fantano’yu ve yorumladığı albümleri eksik etmemeyi görev biliyor.

Üzerine sarı gömleğini geçirmesinin iyi puanlanmış bir albüm yorumu dinleyeceklerine delalet olduğunu bilen hayranları, sene boyu çıkan en yeni müzikleri durmaksızın radarında tutan bu internetin en meşgul müzik nerd’ünün fikir ve tercihlerini çok önemsiyor. Yeni bir albüm çıkar çıkmaz kendi düşüncelerini tartmaları yeterli gelmiyor artık ve kendilerini şunu sorarken buluyorlar: “Fantano da böyle mi düşünürdü?”

Fantano’nun, sevdiği bir albümü kötü puanlamasının ardından nefret dolu paylaşımlarda bulunanı da kendi beğenisinin yanlış olduğunu düşünmeye başlayanı da gördüm ve yazının başında anlamaya çalışmak istediğimi belirttiğim davranış biçimi de bu ikincisiydi. Çevrimdışı ortamlarda yeni medya takıntıları rahatça konuşulamadığı için, çevrimiçi ortamlarda müzik topluluklarının aidiyet ve kabul görme arzusunun kendini canı istediğince ifade eden biri üzerinden yüzeye çıktığını görüyoruz adeta.

Fantano, internet üzerinde müzik tartışmalarına katılan veya bu tartışmaları takip eden birçok kişinin fikirlerini yönlendirici bir otorite olarak görülüyor artık. Pitchfork ve Rolling Stone gibi yayınların vakti zamanında sahip olduğu söylenebilecek bu otoritenin bugün bir internet personasına devrolmasına hiç şaşırmamalı. Bir kurum kimliği altında yer alan müzik yazarlarındansa internet müzik topluluklarını yansıtan bir sese güvenmek demek bu aslında. Bu topluluklara dalıp çıkmamış bir kişiye Fantano’nun bu konumunu açıklamak zor.3

1. Twitter, bireysel bilgi yetersizliğim ve ortama hâkim olmamam sebebiyle bu yazıya dahil edilmedi.

2. Fantano’nun büyük bir takipçi kitlesiyle bunu başarmasını sağlayan neden, ele aldığımız internet müzik topluluklarına olan aşinalığı yani bu çevrelerde toplanan kitlelerin müzik üzerine düşünce aktarımında ortaya koyduğu çeşitli ifade biçimlerine, yaklaşımlara ve tercihlere tanıdık olması. Ve tabii bunların da ötesinde, bu platformlarda yaratılan, üretilen her tür içerik ve yürütülen her tartışmanın, müzik ile dinleyici arasındaki etkileşimdeki önemine dair farkındalığı.

3. Yazının başlığında da yer verdiğim “Fantano da böyle mi düşünürdü?” sorusu aslında bir müziğin o sene internet müzik toplulukları içinde ne kadar konuşulacağını tahmine yönelik. Müzik üzerine düşüncelerini paylaşmak veya paylaşanları takip etmek adına internet üzerindeki topluluklarıyla içli dışlı bir ilişki kuran kimselerin, günlük hayattaki müzik tartışmalarına da bir şekilde sızan medya okuryazarlığının yönünü ve yönelimini ilgilendiriyor; yani bir kültürel öngörü yapma denemesinin parçası. Bu bağlamda, Fantano’nun internet müzik topluluklarındaki konumunu anlamak yalnızca müziğin internet kültürüyle ilişkisini kavramak için değil, müzik üzerine düşünce aktarımının evrimini kavramak için de elverişli gözüküyor.

4chan, Anthony Fantano, dijital kültür, do it yourself (DIY), eleştiri, Elif Sevimay, Instagram, internet, müzik, müzik eleştirisi, Pitchfork, Rate Your Music, Reddit, sosyal medya, Spotify, TikTok, Twitch, YouTube