Tekinsiz Kent Araştırmaları
Karanlık
Bisiklet Çarşısı

İyi de, gece çok karanlıktır. 
Evet, zaten öyle olması gerekir.1

Tekinsiz Kent Araştırmaları”nın dördüncü metninde “karanlık” ve Haşim İşcan Gecidi / Saraçhane Bisikletçiler Çarşısı üzerine biraz sayıklayacağım. Çocukluk arzu ve korkularımla karşılaştığım İstanbul Büyükşehir Belediyesi binasının yanındaki altgeçitte bulunan bisiklet çarşısı üzerinden karanlığı ve tekinsizliği tekrar düşünmek kendi adıma heyecanlı bir pratik oldu; bu arzu ve korkulara iştirak ettiğiniz için teşekkür ederim.

Karanlık, kavramsal olarak tekinsizlikle direkt bir bağlantı kurmasa da, atmosfer olarak tekinsizlik deneyimi için tartışılmaya değer bir olgu olarak kabul edilebilir. Mekânsal bağlamından ve tekinsizlikle ilişkisinden önce karanlığın kendisini bir mesele olarak ele almak isterim.

“Karanlık – Saraçhane Bisiklet Çarşısı”, kolaj: Selin Erdemirci

Karanlık

1. isim Işık olmama durumu. 2. sıfat Işıksız. 3. Üzüntü, sıkıntı, perişanlık. 4. sıfat Yasalara, töreye uygun olmayan. 5. sıfat Gereğince anlaşılıp bilinmeyen, sonu belli olmayan (durum).

Karanlık en basit açıklamasıyla, ışıksız olma hâli ile tarif edilebilir. Karanlığı aydınlık ikiliği üzerinden ele almak, ona karşı bir pozisyon almayı da beraberinde getirir. Al Alverez’in Gece2 isimli kitabında değindiği gibi aydınlık/ışık Batı’da hep güzellenen, Tanrı ve düzeni tarif eden; bunun yanında karanlık kaos, korku ve cehaletle yan yana anılan olgulardır. Karanlık giderilmesi, aydınlatılması gereken durumdur. Aydınlığın zıddı olan karanlığı kaotik, korkutucu ve düzen dışı olarak ele alırsak, bu noktada aklımı kurcalayan, düzeni tarif edenin ne olduğudur. Otoritenin sunduğu sistemi ‘düzen’, mutlak bilgileri de doğru olarak kabul edersek, aslında karanlığın beslediği düzen dışılık hâli tekinsiz ve avangart araştırmalar için verimli bir atmosfer tarif edebilir. Batı’nın karanlığa olan yaklaşımının aksine Japon kültüründe karanlık ve gölge istenmeyen bir durum değil, başlı başına değerli bir deneyimdir. Jun’ichirō Tanizaki, Gölgeye Övgü’de3 Japon kültüründeki gizemli ve mistik gölgelere olan estetik yaklaşımı inceler. Tanizaki, Akdeniz ışığıyla büyülenmiş ve hep daha fazla aydınlığın peşine düşen Batı’nın hiçbir zaman gölgelerden haz almayı beceremeyeceğini öne sürer. 

Kültürel ve sembolik anlamlarının yanı sıra karanlığın, görme duyusunun iktidarını azalttığını ve daha bütüncül ve bedensel bir deneyime olanak sağladığını söyleyebilirim. Gözü egale ederek özne-nesne ayrımının muğlaklaşmasını sağlayan karanlık, kişinin deneyimlediği mekânla kurduğu iletişimin daha katmanlı olmasına olanak sağlar. Gösterilenin ardındaki mekânsal deneyimin keşfi, zihnin hayalle özgürleşmesiyle mümkün kılınır. Karanlığın tekinsiz ve çekici potansiyeli kendini bu sularda göstermektedir.

Haşim İşcan Geçidi / Bisiklet Çarşısı

08.07.2019, 15:25

Şehzade Camii avlusunun arka kapısından Valens Sukemeri’nin olduğu parka çıktıktan sonra biraz durup nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Aslında niyetim Aksaray’a doğru ilerlemekti, ancak bir anlığına haritadaki yerimi çok da düşünmeden önümdeki merdivenlerden aşağıya doğru inmeye başladım. Yaklaşık 25 basamak sonra merak, cazibe ve tekinsizliğin bedenselleşmiş hâli olan kentsel bir altyapı mekânına, Saraçhane Bisiklet Çarşısı’na ulaştım.

Kişisel tarih ve deneyimimden bağımsız, mutlu çocukluk anılarına ait olan bisiklet çarşısı gibi bir ticari programın toplumsal bellekte korku, kaygı ve karanlık bir yeri olan altgeçit gibi kentsel bir altyapı mekânına yerleşmesi başlı başına tekinsiz bir durum tarif eder. Kişisel tarihimde ise bu altgeçidin erken çocukluk anılarımda yerinin olmasının sebebi, belki de bana çok tanıdık olan bisikletimden onlarcasıyla hiç de tanıdık olmadığım, hatta tedirginlik verici bir şekilde kendimi ait hissetmediğim bu mekânda karşılaşmış olmaktır, kim bilir. İstanbul’un Anadolu yakasında doğup büyüyen bir çocuk olarak belki bir-iki defa içinden araçla geçtiğim bu yer, en kışkırtıcı rüyalarım için çokça altlık sağladı. Kendimi hem bu kadar ait hem de bu kadar yabancı hissettiğim bisiklet çarşısına duyduğum merak ve tedirginlik yıllar içinde şiddetinden çok da bir şey kaybetmedi. Haşim İşcan Altgeçidi’nde yetişkin bir yaya olarak bulunmak, katmanlı ve tanıdık bir tecrübeydi. Araçlar için inşa edilmiş bu mekân, ortasından geçen altı şeritli araç yolunun karşısından birbirine bakan bisiklet dükkânları, üç tekerlekli renkli bisikletler, yol kenarındaki cepte bulunan İETT durağı ve otobüs bekleyen insanlar, yoğun egzoz kokusu, pembe okul çantaları, akülü arabalar, kesilmeyen uğultu, dağ bisikletleri, fiyonklu yürüteçler ve püsküllü bisiklete binen dört-beş yaşlarındaki kız çocuğuyla sürreal bir birliktelik sunmaktaydı. Çocuklukta da duyumsadığım tedirgin ancak meraklı bir tavırla hem çok beklenmedik hem de çok gündelik olan altgeçidi bir süre izledim. Karanlığa alışıp biraz da sesten rahatsız olmaya başlayınca tekrar merdivenlerden yukarı çıkıp Arkeoloji Parkı’na doğru yöneldim. Güneşe alışan gözlerim için artık altgeçidin girişi Alice’in tavşan deliğine4 benziyordu ve yetişkinlikte tekrar “harikalar diyarı”nı görebildiğim için tuhaf bir memnuniyet duydum. Kışkırtıcı, tedirgin edici ve karanlık çocukluk anılarınızla karşılaşabilmeniz dileğiyle, hoşçakalın.

Not: Karanlık üzerine başka türlü düşünebilmeme olanak sağladığı ve zengin kütüphanesini benimle paylaştığı için Emre Gökdel’e teşekkür ederim.

1. A. Kurosawa, Dreams, 1990.

2. A. Alvarez, Gece, çev. İ. Türkmen (İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2016).

3. J. Tanizaki, In Praise of Shadows (Sedgwick: Leete’s Island Books, 1977).

4. L. Carroll, Alice Harikalar Diyarında (İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017).

karanlık, kent, şehir, Selin Erdemirci, Tekinsiz Kent Araştırmaları, tekinsizlik