Genişleyen Çevre
Manifold’un son iki yılında neler oldu? Önce yeni diziler… Manifold’un çok editörlü döneminde yayımladığımız Sema Aslan ve Seçil Yersel’in “Sıla-Gurbet” dizisiyle Waseem Ahmad’ın hâlihazırda süren “Evinizde Kalabilir miyim?” dizisi göç, aidiyet, ev ve kimlik kavramları etrafında kurgulanan içeriklerin belli bir birikime erişmesini ve süreklilik kazanmasını sağladı. Waseem’in anadili dışında yazıyor oluşu Nihal (Boztekin) ile editöryel sınırlarımızı sorgulamamıza yol açtı; onun kendine has diliyle sınır ve mültecilik deneyimlerini okurken Afganistan, İran, Pakistan, zaman zaman da Yunanistan’da buluyoruz kendimizi. Hem bu diziler hem de aşağıda paylaşacağım bazı tekil metinler ile Murat Küçük’ün çiçeği burnunda yazı dizisi “Mardin Fragmanları” Manifold’daki kültürel çalışmalar hacmini ciddi anlamda genişletti. Bir başka yenilik de geçtiğimiz Eylül ayında başladığım podcast dizisi “Ehlen ve Sehven”. Mimarların mesleki pratiklerinde yaptığı hatalarla ilgilenen bu dizide, mimari üretimin yapıya ve onun kusursuz bir nesne gibi sunumuna indirgendiği bir ortamın dışında mimarlık konuşmaya çalışıyoruz. Bunun yanı sıra Ömer Sümer’in yapay zekâ üzerine metinleri, konuya aşina olmayanları da dikkate alarak güncel ve hararetli tartışmaların nabzını tutan bir başka önemli yenilik.
Son iki yılda, dizilerin dışında, aramıza tekil metinlerle katılan çok sayıda yeni iştirakçimiz de oldu: Ahmet Bulut Tamgörgü ve Agâh Enes Yasa’nın mikro-tarih çalışmaları, İlkay Baliç’in “Kadının Eşyası Yok” başlıklı metni, Cemile Nihan Turhan’ın ritüeller üzerinden ele aldığı Fener-Balat-Ayvansaray anlatısı ile Handan Demir ve Elmira Zenger’in metinleri Manifold indeksine yeni alanlar ekledi. Bunun yanı sıra Hilye Melis Erdoğan, Aytekin Erten, Hasan Çobanoğlu, Havva Fidancı, Şule Uz gibi genç mimarlar iştirakçilerimiz arasına katıldığı için gelecekten umutluyum. Şimdilik, bulunduğum yeri çok sevsem de düzenli iştirakçi olabildiğim zamanları özlemiyor değilim. Yine de Nihal ve asistanı Mumuk’un yanı sıra her geçen gün sayısı artan iştirakçilerimizle iletişimde olmanın güzelliği bu özlemi hafifletiyor… Herkese katkısı için teşekkür ederim.
—Melis Cankara
Çoksesli Bir Organizma
Ne değişti ki son iki yıl içerisinde Manifold’da? Her geçen gün daha da Manifold oldu, daha da çeşitli, daha da çoksesli, daha da kapsayıcı oldu Manifold. Dile kolay, farklı farklı şehirlerden, farklı farklı ilgilere sahip tam yüz on iki yeni iştirakçiyle tanıştık sayesinde. Bu süreçte sanat, felsefe ve bilim ekseninde metinler, podcast’ler, videocast’ler, çeviri metinler, matbu kitaplar, yemek tarifleri, fotoğraflardan ve illüstrasyonlardan oluşan seriler, kimisi dört saat uzunluğunda kimisi ise bir günü aşkın süren çalma listeleri ve listeye ilişkin metinler kazandırdı iştirakçiler Manifold’a. Ne değişti ki son iki yıl içerisinde Manifold’da? Sanıyorum ki sadece çok şey değişti, sadece çok eklemli hâle geldi; yani beş yüze yakın iştirakçisi sayesinde Manifold sadece yayıncılık hayatına devam etti, hepimizin yaptığını yaptı, kendine özgü yöntemleriyle yaşadı, o kadar. Neredeyse her gün, iştirakçisiyle, iştirakçisi kadar değişti. Manifold’un, bu denli katmanlı yapısı dolayısıyla nasıl ve ne kadar değiştiğini ifade etmek bir hayli güç gözüküyor, ne kadar ve ne şekilde değişeceğini tahayyül etmek ise imkânsız. Zira Manifold yarın tekrardan değişecek, var olduğu her gün bir başka olacak ve tanımı kendisini eksik bırakacak gibi.
—Furkan Keçeli
Katılımdaki Çeşitlilik
Son zamanlarda Manifold’da pek çok şey değişti. En başından beri iştirakçiyi internetin köksapsal yapısına atıfla bir metni oluşturmaya sevk eden, pek Manifold bir içerik kategorisi olan Pazar Sekmeleri’nin hayata dönmesi var bir kere (Bu sekmelerin etkinleşmesiyle birlikte theory-fiction, hyperstition, expanded cinema gibi Türkçede ilk kez sözü edilen kavramlar için birer multimedya indeksi oluşturulmuş oldu). Kuşkusuz ki Playlist etiketindeki canlanma da atlanmaması gereken bir nokta: IDM’den math rock’a dek birçok müzik türünü kapsayan bir etiket bugün bu (Burak Öztürk’ün bu kapsamdaki içerikleriyle ise felsefi bir nitelik kazandı).
Manifold’daki çeviri metinlerin sayısındaki ve çeşitindeki artış ise bir diğer altı çizilmesi gereken gelişme açıkça (Laboria Cuboniks, Mark Fisher, Oxana Timofeeva ve –Türkçeye ilk kez çevrilen– Anna Greenspan’in metinleriyle birlikte çağdaş felsefenin disiplinler arası, tıpkı kendi gibi çokboyutlu yönüyle hemhâl oldu Manifold). Akın Aşkınoğlu’nun dil yetisinden öte cesaret isteyen çevirileri, özellikle de Nick Land’den yaptıkları, en göze çarpanlar bu bağlamda (Dilara Erdem’in Gene Youngblood’dan yaptığı çeviri ise şimdiden bir Manifold klasiği hâlini aldı!).
Ama tabii ki Manifold’a son iki yılda giriş yapan kavram, konu ve isimleri de unutmamak, bunları Manifold’a bahşeden iştirakçilerine referansla (eksik de olsa) saymak gerek son olarak: Serhat Yenisan’la emülatör, geri besleme, Curtis Yarvin, Hans-Hermann Hoppe, ivmecilik (akselerasyonizm); Damla Karadeniz’le (gitgide genişleyen) Türk sineması; Burak Can Baknali’yle NFT, post-punk, doomer; Zeynep Kevser Şahin’le felsefe, kürtaj; Ezgi Alkan’la meta-sinema, zihin-beden düalizmi, Julia Kristeva ve Ruken Doğu Erdede’yle yeni tarihselcilik, diyalektik, essay film gibi kavram, konu ve isimler Manifold’un büyüdükçe büyüyen indeksine katıldı (ve daha pek çoğu da katılacağa benziyor). Yine de bu muhasebe şüphesiz ki olağanüstü eksik. Ama zaten Manifold bütünlüklü bir muhasebeye izin verseydi Manifold olmazdı.
—Hasan Cem Çal
Uzun Solukluluk
Manifold yayına geçmeden önce dahi onun uzun soluklu olması arzusu mevcuttu. Pek çok niteliği bu doğrultuda tasarlandı; uzun soluklu olabilsin diye veya uzun soluklu olacağından yola çıkarak. Öte yandan arzu başka, karar başka. Artık kararlıyız. Manifold’un geçmiş dönem değerlendirmesini yaptığımız ve geleceğini konuştuğumuz bir editörler toplantısında önceliğimizin uzun solukluluk olduğunda hemfikir olduk. Okur sayısı (veya site trafiği) kaygısını ve maddi meseleleri bir kenara bırakıp, enerjimizi ve vaktimizi tasarruflu kullanmaya karar verdik. Hafta içinde taze içerik yayına almadığımız gün sayısı biri geçer oldu. 24 saat zarfında Twitter’ı daha seyrek kullanıyor, tüm eleştirilere rağmen Instagram’ı veya diğer sosyal medya hesaplarımızı da olması gerektiği kadar iyi yönet(e)miyoruz. Bunlar “zafiyet belirtileri” değil, Manifold’la bağımızın güçlenmesinin işareti.
Esas olan hâlâ müşterek imalat. Sevgili İştirakçi iyi ki varsın!
—Esen Karol
{fold içindeki fotoğraf: Manifold, Temmuz 2023}