“Tırtıllar dut yapraklarını ipeğe dönüştürebiliyorsa insanlar niye dönüştüremesin? Kremlerde kullanmak için ürettiğimiz kolajenden neden deri üretmeyelim? Bir kumaşa renk katmak için bakterilerden yardım isteyebilir miyiz?” Sentetik biyolojiyle tasarımı birleştiren biyotasarım alanının moda cephesinde çalışanlar, bu ve bu gibi sorulara cevap arıyor.
“Geleceğin Yıldız Malzemeleri”: Yosunlar, Bakteriler ve Mantarlar
Natsai Audrey Chieza’ya göre, sürdürülebilirlikten bahsedebilmek için, zehirli atık oluşumunu körükleyen fosil yakıtlar üzerine kurulu bir sistemden uzaklaşıp, geri dönüşebilen, tekrar kullanılabilen ve kendini yenileyebilen bir sisteme geçiş yapmak gerekiyor. Bu sorunların çözümü ise insan eliyle üretilmiş herhangi bir teknolojiden çok daha hızlı ve muntazam bir şekilde atomları yeniden düzenleyebilen doğada yatıyor.
Çalışma hayatına mimarlıkla başlayıp, sentetik biyoloji alanına giriş yaparak Faber Futures adında bir biyotasarım danışmanlık firması kuran Chieza, tasarıma yönelik düşüncenin, bilimsel fikirlerle sürecin en başından itibaren beraber çalışmasının önemini vurguluyor. Chieza’ya göre “geleceğin yıldız malzemeleri” yosunlar, bakteri ve mantarlar (ve de memeli hücreleri). Biyolojinin/biyolojiden/biyolojiyle tasarım ya da kısaca “biyotasarım” bunları anlamlandırabilmek için şu soruları soruyor:
— Mantarlar bizim için nasıl yeni materyal sistemler üretebilir?
— Yosunlarda nasıl enerji sistemleri mevcut?
— Geleceğimizin fermantasyonu için bakterilerle beraber çalışmaya başlayabilir miyiz?
Faber Futures ve Ginkgo Bioworks’ün üstünde çalıştığı bir projede geliştirilen bir mikrop, kumaşla etkileşime girdiğinde hiç kimyasal kullanılmadan kumaşa renk veriyor. Bu yöntemle, normalde olduğundan 500 kat daha az su kullanılıyor. “Doğrudan fermantasyon” [direct fermentation] denen bu yöntem, pigmenti doğrudan malzemede üreterek kumaş renklendirmede boyama kavramının tamamen dışında yeni bir perspektif ortaya çıkarıyor.
Protein Terziliği
2000’li yılların başında biocouture terimini öne atan ve bu alanın öncülerinden kabul edilen Suzanne Lee, bakteriyel selülozla çalışıyor.
kaynak: Next Nature Network
2019’a kadar kreatif direktörü olduğu Modern Meadow şirketiyle birlikte, kolajen bazlı, deri benzeri bir malzeme geliştirdi. Zoa, protein terziliğini merkezine alan ilk biyolojik üretimli malzeme markası olacak.
Mantarı 3D Modellemek
Miselyum, yani mantarın hif adı verilen iplikçiklerden oluşan kısmı, önce mobilya gibi sert objeler üretiminde kullanılmaya başlanmış. Tasarımcı Aniela Hoitink ise bunun kıyafette kullanılabileceği esnek bir tekstil ürünü (MycoTEX) geliştirmiş.
Bu projenin sürdürülebilirlik açısından da ilginç bir argümanı var. Hoitink hızlı moda ile ritmi yükselen tüketim hızına ayak diremek yerine, malzemenin kısa ömründen faydalanmayı hedefliyor. Tasarımcı, MycoTEX’i özellikle kısa süreli kullanılabilmesi için geliştirmiş ve tüketici davranışını değiştirmeye çabalamak yerine, malzemenin ömrünü ve doğada çözünebilirliğini değiştirmeyi teklif ediyor.
3D modellemeyle doğrudan kıyafet haline getirilen mantarla, iplik üretimi, kumaş dokuma gibi adımlar atlanmış oluyor; bu yolla malzemenin etkili kullanımı sağlanıyor ve atık azaltılıyor. Tamamıyla doğada çözünebilir olan giysiler, ömrünün sonunda doğrudan toprağa bırakılabiliyor.
Aniela Hoitink ve Karin Vlug,
kaynak: Next Nature Network
Biyotasarımın Geleceği
Biyotasarım, henüz ana akım modaya nüfuz etmiş olmasa da disiplinin geleceği için yapılan yatırımlarla umut vaat ediyor. Londra’nın önde gelen sanat ve tasarım okulu Central Saint Martins’de, “sadece daha iyi bir gelecek hayal etmekle kalmayıp aktif olarak değiştirmeyi hedefleyen”, Natsai Audrey Chieza’nın da mezunu olduğu Material Futures [Geleceğin Malzemeleri] yüksek lisans programından sonra, biyotasarım yüksek lisans programı da açıldı.