Anneanne Gezegeninde
Bir Yaz Tatili

Kötü bir deneyimin ardından nasıl teselli ediyor insan kendini? Teselli etmek, avunmak değil ama. Yaşadığın bir olayla yüzleşmek, onu kabul etmek ve yüzünü geçmişe gömmek, pes etmek yerine bir adım atmayı başarabilmek. Belki kendini telkin etmek de diyebiliriz buna. Çocuk kitaplarının bana en iyi gelen tarafı unuttuğum, farkında olmadığım ya da daha önce hiç öğrenemediğim bakış açılarını uygulamama olanak tanımaları sanırım. Zayıf kaslarımın daha iyi çalışmasını sağlıyor ya da yeni kaslar edinmeme yardımcı oluyorlar.

Melisa Kesmez ve Elif Deneç,
Anneanne Gezegeni (ilk baskı: Kasım 2019) (İstanbul: Nesin Yayınevi, Kasım 2022), fotoğraf: Dilara Ulu

Melisa Kesmez’in kaleme aldığı, Elif Deneç’in resimlediği Anneanne Gezegeni’ni okurken aklıma gelen ilk soru şuydu: “Kuzgun nasıl oluyor da anne babasından bu kadar ayrı kalabiliyor?” Kuzgun her yaz tatilini küçük bir sahil kasabasında yaşayan anneannesinin yanında geçirir. Karnesini aldıktan hemen sonra haziran ayının ortalarında anne ve babasıyla arabaya atlayıp –gerçi bu araba Kuzgun için onları anneannesinin gezegenine ulaştıran bir rokettir– hep birlikte şehirden güneye, anneanne evine doğru yol alırlar. Kitabı okurken aklıma takılan ilk soru elbette kişisel geçmişimden kaynaklıydı. Küçüklüğümde anne babamdan ayrı kalmak benim için epey zorluydu. Bununla uzun süre mücadele ettim. Çok sevdiğim kuzenlerimin bir yazlığı vardı. Anneannem de onları sıkça ziyarete giderdi. Her defasında çok isterdim yanlarına gitmeyi. Bazılarında kendimi bir şekilde ikna eder, anneannemin yolculuklarına katılırdım. Ama her defasında hüsranla sonlanırdı bu ziyaret. Gökyüzü laciverte dönmeye, gece çökmeye başladığında benim de içime bir hüzün, bir sıkıntı düşmeye başlardı. Hemen pişman olurdum tercihime ve kızardım içten içe, neden kendimi zorladım diye. Bir türlü inandıramazdım kendimi her şeyin yolunda gittiğine… Sanırdım ki o gece başıma bir şey gelecek ve bir daha ne annemi ne de babamı görebileceğim. Ama her defasında telaşıma yorgun düşer, bir şekilde gözüm yaşlı da olsa uykuya dalardım. Gün ağardığında gözlerimi açar, hissettiğim ferahlığı kucaklardım. Bir an için, “İyi ki buraya gelmişim” hissine kapılırdım. Ama bu ferahlama ve “iyi ki” o kadar da uzun sürmezdi. Tam bir kısırdöngü. Güneş battığında yine aynı korkular… Geceleri de kendimi ilk uyandığım andaki gibi huzurlu hissetmemin bir yolu var mıydı?

Yaz aylarını anneannesiyle baş başa geçiren Kuzgun belli ki kendini telkin edebilmeyi erken yaşında öğrenmeye başlıyor. Hatta bunu anneannesinden öğreniyor da diyebiliriz. Kitap boyunca minik minik türlü türlü aksilikler yaşıyor Kuzgun. Ama anneannesi her seferinde bir alan açıyor ona. Olaylara başka türlü bakabileceğine, yaşadığı zorluğun üstesinden gelebileceğine ikna ediyor torununu.

Anneannesinin doğum günü için onun en sevdiği renklerle bir resim çizmeye karar veren Kuzgun, boya kutusunda bu renklerin eksik olduğunu fark edince ne yapacağını bilemez. Oysa anneannesine “masmavi bir deniz”, “sapsarı bir güneş” ve “yemyeşil ağaçlar” çizmeyi planlamıştır. Kuzgun’un hayal kırıklığını fark eden anneanne, onu bu evde en çok sevdiği, her yaz birlikte saatlerce vakit geçirdikleri balkona çıkarır. Karşıyı işaret ederek sorar: “Bak bakalım, ne görüyorsun orada?”1

“Kuzgun anneannesinin işaret ettiği yere baktı. Karşılarında güneş batıyordu. Denizle göğün birleştiği yerde küçülmüş küçülmüş, ufacık kalmıştı güneş. Sanki eriyen bir dondurma gibiydi. Tupturuncu bir dondurma…”2

Günbatımıyla birlikte farklı renklere boyanan doğayı çok geçmeden Kuzgun da fark eder: “Coşkuyla içeri koştu. Resim defterini, boya kalemlerini kaptı geldi. Elinde sadece üç renk vardı: turuncu, mor ve kahveregi. Günbatımını çizebilmek için tam da ihtiyacı olan renklerdi bunlar!”3

Melisa Kesmez ve Elif Deneç,
Anneanne Gezegeni (ilk baskı: Kasım 2019) (İstanbul: Nesin Yayınevi, Kasım 2022), fotoğraf: Dilara Ulu

Kitabı okudukça Kuzgun’un anneannesine hayran olmamak elde değil. İkilinin macera dolu yazını anlatan hikâyeler birbirini takip ederken, anneannesi Kuzgun’un karşılaştığı zorluklara farklı şekillerde yaklaşmanın yollarını keşfetmesini sağlar. Kuzgun, bazen kabullenerek bazen de isyan ederek ama öyle ya da böyle her defasında zorlukların üstesinden gelebilmek için çabalar.

Belki de problemleri yok saymamakla başlamak gerekir önce, tıpkı Kuzgun’un anneannesi gibi. Hisleri, hayal kırıklıklarını görmemek yerine bunların farkında olunduğu hissettirilmeli küçük bir çocuğa. Karşılaştığı sorunun dünyanın sonunu getirmeyeceği, yalnız olmadığı ve korkusunun olağan olduğu anlatılsa, yaşadıklarını göğüslemeye başlaması daha kolay olmaz mı? Belki de yukarıdaki –“Geceleri de kendimi ilk uyandığım andaki gibi huzurlu hissetmemin bir yolu var mıydı?”– sorumun cevabı burada gizlidir.

1. Melisa Kesmez ve Elif Deneç, Anneanne Gezegeni (ilk baskı: Kasım 2019) (İstanbul: Nesin Yayınevi, Kasım 2022), 9.

2. Age, 9.

3. Age, 11.

çocuk kitabı, Dilara Ulu, Elif Deneç, kitap, Melisa Kesmez