Evhamdan Kurtulmanın Yolu: Merak Etmek

Kitap tercihlerimi bazen başlıklar şekillendirir. Ne okuyacağıma kitabın konusunu okumadan, sadece başlıklara bakarak karar vermek beni kendimce bir beklentiye sokar. Genellikle hayatımın hangi döneminde olduğum, neleri mesele ettiğim ve hangi duyguları daha çok hissettiğimle alakalı olan bu beklentime gizemli bir merak eşlik eder. Ve yarattığım beklentiyle ne kadar uyuşacağını ya da beklentimi ne kadar aşabileceğini görmek için asla huzursuzluğa neden olmayan tatlı bir heyecanla kitabı okumaya başlarım. On öyküden oluşan Muhtelif Evhamlar Kitabı da konusunu okumadan, sadece ismini beğenip satın aldığım kitaplardan biri.

Muhtelif Evhamlar Kitabı’nın başlığıyla ilk karşılaştığım anda zihnimde, gündelik ve sıradan olanın anlatıldığı, bazen çok küçük bazen çok büyük diye tanımladığımız “takıntılarımıza” odaklanan öykülerden oluşan bir kitap canlandı. Kitabı okuduktan sonra çok da yanılmadığımı fark ettim. Ömür İklim Demir’in anlattığı öyküler sizi bir çırpıda içine alan türden. Bir çırpıda hikâyenin içine girince öyle çıkmak da kolay olmuyor. Çeşit çeşit takıntıları konu alan bu öykülerle tam bir çıkmaza girmişiz. Öyküler başka bir yol yok gibi insana kendini çaresiz hissettirirken bir anda derin bir nefes vererek rahatlamaya neden olan bir sona kavuşur. Hatta yazar bunu bazen bir sonraki hikâyeye bırakır. Nefesimizi tuttuğumuz ve sanki bir daha bırakamayacakmışız gibi hissettiğimiz o kilitlenme anı öylesine yoğun ki sadece kalbimizin sesini duymaya başladığımız o anda karakterlerin türlü türlü evhamının gerçekleştiğine ikna oluruz. Ancak tam bu sırada yazar bize başka bir çerçeve sunar. Anlatılanların bir şekilde çözüme kavuşma anı, genellikle kötü bir rüyadan uyanmış gibi derin bir oh çekmemizi, son öyküde Selim’in de düşündüğü gibi “Kâbus ya da rüya, hepsi geçti gitti”1 dememizi ve zaman zaman kulağımızı çekip vuracak bir tahta aramamızı sağlar.

Ömür İklim Demir, Muhtelif Evhamlar Kitabı, Yapı Kredi Yayınları, 2023
0
 Advanced issue found

Kitabı okurken en çok düşündüğüm sorulardan biri de “Meselelerimiz ne zaman evhama dönüşür”dü. Evhamı evham yapan üzerine düşündüklerimizin gerçekleştiğinde neden olacağını varsaydığımız büyük olaylar, felaketler ve hatta bazen ölümlerdir. Tıpkı gece yeni tanıştığı bir çocukla buluşmaya hazırlanan Ceren’in tanımadığı bir adamı kapısında gördüğü ilk anda düşündüğü gibi:

“Anti-alerjik yastığının altında boğuluşunu düşündü Ceren. Yastıktan bir karanlığın içinde gözlerini açmaya çalıştığını, ağzından büyüyen ıslak elyaflı, salyalarının gırtlağına aktığını, ellerini yukarı doğru yönsüzce savurduğunu, boğuk çığlıklarla çırpındığını gördü; kobalt mavisi tırnaklarına takılan saçları ve deri parçalarını hissetti. Hayır işte, biliyordu: Az sonra zaman, en çarpık haliyle yüzünde donacaktı. Gözleri pörtleyecek, yüzü moraracak, dili dışarı sarkacaktı.”2

Bu evhamların bize kendimizle ilgili anlatmak istediği bir şeyler var gibi. Ama aynı zamanda peşlerinde sürüklenmek, gün gün dert edinip bu dertlerin çözüleceği günü düşlemek bazen de evham sahibinin farkında olmadığı bir konfor alanına neden oluyor olabilir. İlk hikâyede İhsan gündelik hayatı “kaçışların en meşrusu ve düşünmemenin en karmaşık hali”3 olarak tanımlıyor. Evhamlar bu kaçışı pekiştirir, zaman zaman da sizi sizden gizler. Düşünmek istemediklerinizi ötelemenize yardımcı olur.

Peki bu evhamlardan nasıl kurtulabiliriz?

Yazar: Ayşe Pınar Köprücü, çizer: Pelin Turgut, Bir Sonbahar Öyküsü, İletişim Yayınları, 2020
0
 Advanced issue found

Atlamaya bir türlü cesaret edemeyen sararmış bir sonbahar yaprağını konu alan, Ayşe Pınar Köprücü’nün kaleme aldığı ve Pelin Turgut’un resimlediği Bir Sonbahar Öyküsü “merak” duygumu yeniden keşfetmemi sağladı. Kitabın başkahramanı sararmış yaprak, kitap boyunca korkusunun nedenini aramaya odaklanıyor ve bir türlü kendini aşağıya bırakamaz. Her ne kadar çoktan yere inmiş olan yaprak arkadaşları onu cesaretlendirmeye çalışsa da başarılı olamazlar. Yaprak, ancak küçük bir çocuğun ağacın gövdesine sarılmasıyla ikna eder kendini ağacından ayrılmaya, çünkü merak etmeye başlar: “Yaprak, çocuğun saçının kokusunu merak etti. Saçlarının arasında dolaşan esintiyi, tozu toprağı, arkadaşlarıyla oynadığı oyunların şamatasını içine çekmek istedi. Bu koku için, denemeye değerdi.”4 Tıpkı merakla birlikte tüm korkusunu yenen yaprak gibi biz de zaman zaman korktuğumuz, sürekli üzerine düşündüğümüz ama aksiyon alamadığımız takıntılarımız olarak tanımlayabileceğimiz evhamlarımızı belki farklı bir bakış açısıyla yaklaşarak aşabiliriz. Merak etmek de bu bakış açılarından biri olabilir.

fotoğraf: Dilara Ulu

1. Ömür İklim Demir, Muhtelif Evhamlar Kitabı, 20. baskı (İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2023), 105.

2. Age, 57.

3. Age, 18.

4. Ayşe Pınar Köprücü ve Pelin Turgut, Bir Sonbahar Öyküsü (İstanbul: İletişim Yayınları, 2020).

Bir Sonbahar Öyküsü, Dilara Ulu, hikâye, kitap, Muhtelif Evhamlar Kitabı, öykü