ve Kayıtsız-lık
Salt’ta gerçekleşen Havaya Dair sergisi kapsamında Susan Schuppli’nin Buz Nüveleri [Ice Cores] adlı video işine de yer verilmiş. Schuppli, İngiltere’de yaşayan bir araştırmacı ve sanatçı. 2016 yılından beri Buz Nüveleri’nin de bir parçasını oluşturduğu Learning From Ice [Buzdan Öğrenmek] projesiyle kriyosfere odaklanmakta. Kriyosfer, yerküredeki her türlü buza1 ilişkin kullanılan bir terim. Yunancada dondurucu soğuk anlamına gelen krios kelimesinden türetiliyor. Sanatçı söz konusu projesiyle buzul bilimi, yerli geleneklerinden edinilen bilgiler, yerel gözlemler, siyaset, hukuk, aktivizm çerçevesinde buza ilişkin bilgiyi derinleştirerek küresel ısınma ve bugünkü ekolojik koşullara ilişkin daha iyi bir anlayışa sahip olunmasını amaçlıyor. Buz Nüveleri’nde Kanada’daki buz arşivi odağa alınmış. Buz, kararlı bir depolama alanı. Ses kayıt cihazı gibi iklimin tarihini kaydediyor. Buz arşivi dünyanın farklı yerlerinden buz nüvelerine sahip. Nüvelerin bir kısmının geldiği yerlerdeki buzullar ve buz tabakası artık yok olduğu için iklime ilişkin kayıtlar da yok oluyor. Bu durum bu arşivin önemini de artırıyor. Buz arşivine sahip olmak, bu nüveleri saklayıp üzerine çalışmak çok önemli. Buz tabakası ve örtüsünün daha yoğun olduğu yerlerde çok derinden çıkarılabilen nüveler 80.000 yıla kadar iklim kaydına sahip olduğu için daha geniş bir perspektiften bakmaya olanak sağlıyor. Sığ yerlerden edinilen buz nüvelerinin daha önemsiz olduğu da söylenemez. Bunlar da yıllık iklim kayıtları için faydalı; sıcaklık artış ve azalışları hakkında bilgi veriyorlar.
“Bu cesur yeni çağ, işlerin yönetimini ele aldığımız zaman değil, yalnızca umursamazlığımızın ve açgözlülüğümüzün Dünya’nın Holosen alışkanlıklarını değiştirmeye başladığı nokta. Ayrıca ‘doğanın sonu’ değil, daha ziyade bizim doğanın dışında olduğumuz yanılsamasının sonu. Kendi yarattıklarımızla gözlerimiz kamaşmış bir hâlde, hiç değişmeden öyle sürüp gideceğini varsaydığımız çok daha eski, çok daha güçlü bir dünyanın içinde yaşadığımızı unuttuk… Antroposen’in en büyük ironisi, gezegen üzerinde muazzam etkilerimizin aslında Doğa’nın dizginleri yeniden ele almasına yol açmış olması; henüz açık etmediği kurallar hakkındaysa ancak tahmin yürütebiliriz. Gezegendeki daha önceki çalkantıların fosil kayıtları, yeni ve kararlı bir düzenin ortaya çıkmasından önce biyojeokimyasal kaprislerle dolu uzun bir süre geçirebileceğimize işaret ediyor.”2
Kanada’daki buz arşivini konu edinen Buz Nüveleri işinde buzulların ve buz tabakalarının yok olduğuna işaret edildiğine değindik. Şimdi son zamanlarda yerkürenin farklı noktalarındaki buzulların ve buz tabakalarının erimesine, yok olmasına ilişkin çeşitli mecralarda kısa zaman aralığında denk geldiğim metin ve haberlere değinerek konunun boyutunun ciddiliği vurgulanabilir. Kolombiya’daki Ritacuba Blanco Dağı’ndaki buzul şok edici bir hızla eriyor. Bunun sebebi olarak küresel iklim değişikliği ve El Niño’nun korkutucu kombinasyonu gösterilmekte.3 Dünyanın gözlerinin önünde eriyen buzul insanlık için acı bir uyarı. 19 Nisan 2024 itibariyle Ritacuba Blanco Dağı’nın buzulu devasa yarıklarla çoktan bölünmüş ve alttaki kayalık ortaya çıkmış. 2020-2023 yılları arasında dünyada rekor sıcaklıklar ölçüldü. Birleşmiş Milletler Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) bu durumun kısmen El Niño’dan kaynaklandığını ancak ısıyı hapseden sera gazlarının tartışılmaz olarak baskın etmen olduğunu ifade ediyor. WMO’ya göre okyanusların ısınması ve hızla eriyen buzullar, geçen yıl deniz seviyesini uydu kayıtlarının başladığı 1993’ten bu yana en yüksek noktaya çıkardı. UNESCO buzullardaki kayıplara dikkat çekti. Amerika kıtasındaki Yellewstone’dan Afrika kıtasındaki Kilimanjaro’ya, 2050 yılına kadar birçok buzulun tamamen yok olması bekleniyor.4 El Niño, Büyük Okyanus’ta meydana gelen ancak iklim üzerinde geniş çapta etkili olan bir doğa olayı. Okyanus yüzeyinin ısısının yükselmesi atmosferde zincirleme tepkilere sebebiyet veriyor. Bir yanda fırtınalar görülürken bir yanda sıcaklık ve kuraklık söz konusu oluyor. El Niño’nun bu sene sonu bitmesi bekleniyor ancak sera gazlarının etkisi devam ettiği için ısınmanın da devam edileceği öngörülüyor. Buzulların yer aldığı dağların etrafındaki yerleşim yerleri, su ihtiyaçlarını özellikle kurak mevsimlerde buzulların yavaş yavaş erimesiyle sağlıyor. Buzulların yok olması su kıtlığına sebep olup, buralardaki yaşamın devamlılığını da tehdit ediyor. Türkiye’de de Hakkari’deki Cilo Dağları’na yakın yerleşim yerlerinde yaşayanlar da bu sorundan şikâyetçi ve kendi yaşayışlarına karşı aynı tehdidi hissediyor. Cilo Dağları’ndaki buzulların 20.000 yıllık hikâyesinin küresel ısınma sebebiyle sona yaklaştığı ifade ediliyor. Buradaki buzulların yarısı son 30 yılda küresel ısınma sebebiyle yok oldu. Kalan 530 hektar buz örtüsünün korunmaya ihtiyacı olduğu belirtiliyor. Yine Avusturya’da yer alan Gepatschferner Buzulu’nda erimeyle oluşmuş bir buz mağarası incelendikten sonra buzulun bu hızla erirse 40-45 yıl içinde tamamen yok olacağı ifade edilmiş. 2022-2023 yılları arasında Avusturya’daki doksan üç buzul üzerine çalışıldı ve yetmiş dokuz buzulda çok ciddi boyutta çekilme olduğu tespit edildi. En büyük çekilme ülkenin en büyük buzulu olan Paterza’da görüldü. Buzul ölçüm birimi başkanı Gerhard Lieb, Avusturya’da buzulların yok olmasının artık durdurulamaz olduğu görüşünde. Sadece Glockner Buzulu ve Oetzal Vadisi’nin gölgeliklerinde buzul kalıntılarının kalabileceği belirtiliyor. Son olarak Alaska’daki buzların erimesinden bahsedilebilir. 2010 yılından itibaren buradaki buzul kaybında ciddi bir artış söz konusu. İklim ısındıkça buzullar hızlanan erimeye karşı savunmasız bir hâle geliyor. Ayrıca düz olan buzullar, buz sahaları daha yüksek rakımlara çekilip denge bulamıyor. Burada bulunan dünyanın en büyük plato buzullarından bazılarının erimesi, günümüzdeki deniz seviyesinin yükselmesinde önemli bir etmen.
Bütün bunlara işaret ettikten sonra bir jeologun ifadelerine yer vermek isabetli olacaktır. Jeolog Marcia Bjornerud, Yeryüzünün Zamanı adlı kitabında havadaki değişimi ayrı bir bölümde işler. Bjornerud, Kretase sonundaki asteroid darbesine dair hipotezin ortaya atılmasını izleyen on yıl içinde kitlesel yok oluşlarla ilgili çalışmaların paleontolojinin ayrı ve popüler bir alt bilimi hâline geldiğini belirtir.5 Kretase sonu felaketinden başka dört büyük toplu yok oluşun gerçekleştiğine işaret eder.6 Toplu yok oluşların tek bir nedene bağlanamayacağını söyleyen yazar, bunların tarihte bir yerde hızlı jeolojik değişimlerin olması ve bu değişimlerin de başkalarını tetiklemesiyle meydana geldiğini belirtir. Bu yok oluşların da sorumlularından olan sera gazları, karbon döngüsünde aksamalar, okyanusların asitlenmesi ve oksijensizleşme gibi etkenlerin Dünya’nın bugünkü sakinleri olan bizler için de pek tanıdık olduğunu belirtir. Yazar havada bir değişim olduğunda, isterse uzun kararlılık dönemlerinden sonra bu değişim meydana gelsin, bunun Svaldbard’ın eriyip giden buzulları gibi akıl almaz bir hızla bizi vurup geçeceğini söyler. Bu değişim rüzgârları ekosistemlere her düzeyde yayılıyor. Her şeyini eski dünya düzenine uydurmuş organizmalar zarar görüyor, hatta yok oluyor. Mikroplar, kalıntıları temizleyerek hayatta kalanlar yeni bir kurallar dizisi yaratacak gibi gözüküyor. Bu sebeple, atmosferin kimyasıyla oynamanın şakası yok. Havamız bozulabilir.7
(karla ilişkim doğduğum yer sebebiyle / üniversite için şehir değiştirene kadar yok gibiydi / bu sebeple kar denilince aklıma ilk gelen şeylerden biri / üç kız ev arkadaşlığı yaptığımız ev / el niño / okula gitmediğimiz kar tatilleri / şehre diz hizasına kadar yağan kar / kapanan yollar / ertelenen sınavlar / la nina / soğuk havanın ferahlığı ve temizliğini yüzümde hissetmeyi severim / ve ciğerlerimde / yılbaşlarının karlı ve soğuk olmasını severim / yürüyüş yapmayı da / havalar soğuduğunda sıkı sıkı giyinip yürümeyi ayrıca / yılbaşları artık soğuk ve karlı değil / şehre doğru düzgün kar / en son ne zaman yağdı hatırlamıyorum / hepsi giderek soluklaşan hatıralar / el niño / o zamanlardan bu zamanlara silikleşmeyen şey / ev paylaşan üç kız olarak / hâlen devam ettirdiğimiz arkadaşlığımız / üç sayısının arkadaşlıklar için tehlikeli olduğu söylenir / inanmam, hatta dengeleyici bulurum / ama kardan bu mahrumiyetimizin tehlikeye işaret ettiğine inanıyorum / la nina)
1. Kar, göl ve nehir buzları, donmuş zemin ve toprak, Antarktika ve Grönland’daki buzullar, buz örtüsü, buz sahanlığı, buz tabakası, buz dağları ve deniz buzları dahil olmak üzere.
2. Marcia Bjornerud, Yeryüzünün Zamanı, çev. Raşit Gürdilek (İstanbul: Metis Yayınları, 2022), 161.
3. Atlas sy. 373 (Şubat 2024): 37.
4. Age, 41.
5. Bjornerud, Yeryüzünün Zamanı, 127.
6. Age, 128.
7. Age, 129-130.
