Elinin Emeği, Gözünün Nuru Üzerine
Yeni Bir Lisan
Sürdürülebilir Moda Lisanı, sürdürülebilir moda konusu içinde var olan kavramları açıklayan, uygulama biçimlerini özetleyen ve tarih içinde yer etmiş olayları anlatan bir sürdürülebilir moda sözlüğü. Geçtiğimiz Kasım ayında yayına başladı. Bu oluşumun kendisi, hem bir sözlük hem de adına uygun olarak, sürdürülebilir modaya ilişkin kavramları ve terimleri bir arada düşünerek bu lisanın kurulmasına ve kullanılmasına katkı sağlayan, dinleyen ve tartışan bir iletişim dili olarak ortaya çıktı. Bu oluşumda iki kişi olarak yer alıyoruz; ben, Sanem Odabaşı ve yönetmen arkadaşım Dilek Altan. Bu yazıda da size biraz üretim sürecimizi ve böyle bir sözlüğü oluşturma nedenimizi paylaşmayı, anlatmayı istiyorum ki hem arşiv kurma açısından bir sözlüğün önemini hem de sürdürülebilir moda konusunda eleştirel bir tutum sunmanın aciliyetini aktarabilmiş olayım.
kaynak: Sürdürülebilir Moda Lisanı
web sitesi
Sürdürülebilirlik, uygulama itibarıyla tanıdık gelse de kavram itibarıyla bu topraklardan çıkmış değil. Bu durum da kimi zaman çevirilerdeki hatalardan kimi zaman da anlayış biçimlerindeki yüzeysellikten dolayı eleştirel bir bakış açısını moda alanında bize sunamadığı gibi, kavram karmaşası da yaşanıyor. Sürdürülebilir moda adına ortak bir dilin Türkçede kurulması için bir ön adım olan Sürdürülebilir Moda Lisanı, içinde geçen kelimeler arasında ilişki kurularak örüldü. Listedeki kelimelerin açıklamaları aksi belirtilmedikçe, herhangi bir kaynaktan doğrudan alıntı veya çeviri yaparak kullanılmadı; bu kelimeler üzerinde uzun uzun düşünerek ve defalarca yeniden yazarak tanımlar oluşturulurken, her kelimeye özgü biricik görseller tasarlandı. Bu süreçte kreatif direktörlüğü Dilek Altan üstlendi, görsellerin tasarımlarını o oluşturdu. Sözlüğün yazarı da ben oldum. Bunları yaparken ortak çalıştık, birbirimizi destekledik ve bilimsel yaklaşımdan uzak durmadık; kavramlarla ilgili kaynakçaların bilgisi herkesin erişimine açık vaziyette.
Dilek de ben de alternatif düşünme ve üretme biçimleriyle ilgilenen insanlarız. İkimizin de çalışma ortamlarında arayıp da bulmayı istediği şeyi birlikte yapmaya karar verdiğimizde beraber yol almak umutlu göründü. Dilek bir gün beni aradı, Manifold’da yayımlanan “Onarım” başlıklı yazımı okuduktan sonra. O telefon konuşmasında moda sisteminde gördüğümüz problemleri tartıştık ve baktık ki benzer endişelere, ama aynı zamanda benzer “yapma” isteklerine sahibiz. İkimizin de yaptığı işlerde seri üretim ve tüketim başroldeyken, moda markalarının daha çok kıyafet satmasının arkasında yeryüzü ve insan kaynaklarının tükenme noktasına gelmesi epey canımızı sıkan bir durum olarak gündemimizdeydi. Sözlüğün başlangıcı o telefon konuşmasıydı galiba.
Biz kimiz ve böyle bir sözlüğü oluşturmaya neden karar verdik peki? Toplamda 20 yılı aşan bir “moda tasarımı ve eğitimi” alanıyla, “moda ve reklam yönetmenliği” deneyimleri hatırı sayılır bir süreyi ifade ediyor aslında. Yaşadığımız tecrübeler de bizi sürdürülebilir moda konusunda bir sözlüğü oluşturma noktasına getirdi. Sürdürülebilir modaya ilişkin kavramların ne olduğunu anlamak ve anlatmak ortak faaliyetimizin temelini oluşturuyor. Pandemi döneminde, karantinayla başlayan üretim sürecimiz yaklaşık 1,5 yıl sürdü. Bu süre zarfında, her hafta günde 1 defa toplanmaya çalıştık. Israrlı bir tavırdı bizimkisi, inatçı bir inançla meseleyi kavramaya ve doğru kanallarla anlatmaya çalıştık. Yeni kelimeleri de zamanla ekleyeceğimiz sözlüğümüz çevrimiçi hâliyle artık herkesin erişimine açık. “Neden çevrimiçi ve neden erişimi herkese açık?” sorusunun cevabını ben şöyle ifade ediyorum:
Sürdürülebilirlik konusunu demokrasiye benzetiyorum. Küresel ya da yerel açıdan hiçbir zaman tam anlamıyla demokrasiye ulaşamayacağımız; çünkü demokrasinin kendisi ulaşılması gereken bir idea. Tıpkı yüzde yüz demokratik bir ortama ulaşamayacağımız gibi, tamamen sürdürülebilir bir yaşam içinde de var olamayacağımız kesin. Fakat sürdürülebilirlik için adım atmamız ve o konuya doğru bir hareketi teşvik etmemiz önem taşıyor. Tıpkı demokrasi için çalışmamız gibi. Zaten sürdürülebilirliğin içeriğinde de son derece demokratik istekler var.
Dilek ise yaşamak isteyeceğimiz bir gelecek yaratmak için hepimizin kendine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerektiği fikrinde:
Çevreye gerçekten zarar veren bir moda sistemi içinde yaşıyoruz. Bu zararlar evimize gelip bizlere direkt olarak dokunmadıkça bunları fark etmiyoruz ve görmezden geliyoruz; örneğin, her gün giydiğimiz pamuklu bir tişörtün üretilmesi için harcanan 2700 litre suyu evimizde kullandığımız sudan kesmek zorunda kalsaydık acaba o tişörtü yine de alır mıydık? Bu sistemi değiştirmek istiyorsak öncelikle mevcut sistemi anlamaya çalışmak ve sistemin tam olarak neresinde olduğumuzu görmek güzel bir adım olabilir.
İşte bu soruyu, evirip çevirmeden “dosdoğru” cevaplamak (ve cevap “evet” iken neden hâlâ yıkımın bir parçasıydık?) ve o cevabın ağırlığı bize bir sorumluluk verdi. Sürdürülebilir moda konusunun popülerliğini bir kenara bırakarak, hatta bunun popüler olmasını da sıklıkla eleştirerek, edindiğimiz deneyimleri olumlu bir güce dönüştürmeyi hedefledik.
Bir arada düşünüp, üretip, değişim için çalışabileceğiniz bir “ortak” bulmak hayli zor; çünkü uzun mesafeli bu gibi çalışmalarda, benzer dertlerden muzdarip olan insanların bir araya gelmesinin ender bir durum olmasıyla birlikte, aynı zamanda ısrarcı olmak ve sürekli devam etmek de bir hayli zor. Halbuki süreci sonuca götüren şey de bu.
Bizim oluşturduğumuz küçük takım, sürdürülebilir moda hakkında bilgi edinmek ve bu dünyayı öğrenmek isteyenler için, herkesin erişimine açık, şeffaf ve paylaşımcı bir kılavuz oluşturma yoluna giderek sorumuzun cevabını verebildi. Sorularımız hâlâ güncelliğini koruyor.
Alternatif sorular sormak ve cevaplarını vermek üzere bir arada olacağız!
