Elinin Emeği, Gözünün Nuru Üzerine
Ankara Zeytindalı Kadın, Çevre, Kültür ve İşletme Kooperatifi, yeni girişimi Bez aracılığıyla 22-23 Mayıs 2021 tarihlerinde çevrimiçi platformda “Tasarımı Açmak: Adil ve Ekolojik Bir Giysinin Süreçleri” isimli iki günlük bir çalıştay düzenledi. Adil ve ekolojik giyimle ilgili insanları bir araya getirmeyi planlayan çalıştayın ilk günü olan panel gününde modanın tedarik zincirinin nasıl işlediği, tasarım süreçlerinde ne gibi eksikliklerin söz konusu olduğu ve sürdürülebilir moda döngüsüne hizmet eden bir moda anlayışının nasıl var olabileceğinin tartışıldığı “Moda ve Tedarik Zincirleri: İmkân ve Çıkmazlar” ve “Tasarımı Açmak: Aktörler ve Yöntemler” başlıklı iki oturum gerçekleşti. Katılımcılar arasında sürdürülebilir moda üzerine çalışan, akademiden ve sektörden Ebru Debbağ, Hakan Karaosman, İrem Arıkan Ekşi, Nesrin Türkmen, Gözde Bursalıgil, Duygu Atalay, Şölen Kipöz gibi isimler vardı. Oturumlarda tüketim alışkanlıkları, tekstilde adil tedarik zincirleri, sürdürülebilir modadaki çıkmazlar ve potansiyeller, tasarımcının süreçteki rolü ve iklim krizi odaklı yöntemleri tartışmaya açıldı.*
COVID-19 pandemisiyle birlikte en çok tartışılan konuların başını çekti sürdürülebilirlik. İki seneye yaklaşan bu süre zarfında sayısız oturum, panel, söyleşi, podcast yapılırken temel farkındalığın tekil hareketlerle değil de çoğul birlikteliklerle yakalanabileceği konusunda pek az görüş bildirildi. Bez’in gerçekleştirdiği çalıştayda ise bu birliktelik hissedildi, çünkü bu oluşum hem benzer bir anlayışa sahip, hem de tasarlama sürecini ortaklaştırmak ve şeffaflaştırmak için somut adımlar atıyor.
Bez, arkasında bir araştırma ekibi bulunan, ortak ve açık bir atölye mekânına sahip bir sosyal girişim. Giyimde tedarik ve tasarım süreçlerini tartışmak, açmak ve ortaklaştırmak amacıyla düzenlediği bu çalıştayda giyimde adil ve ekolojik bir üretim metodu üzerine tartışmak hedeflendi. Bu bağlamda katılımcılarla beraber şekillenen bir tasarım ürününün nasıl hayata geçirilebileceği sorusuna ilk cevaplar alınmış oldu. Hızlı moda endüstrisinde kullanıcıyı edilgen konuma yerleştiren, tek tip beden algısını merkeze alan, arzu tüketimini besleyen tasarımın yerine, kullanıcı geliştirmelerine açık, kapsayıcı beden algısını taşıyan ürünleri geliştirme yolunda ilk adım atılırken, kullanıcının tasarımcı rolüne de değinilmiş olundu. Satın aldığımız çoğu moda nesnesinin arkasındaki karar verme mekanizmasına kimlerin dahil olduğunu bilmiyoruz. Kullanıcı için sunulan binlerce ürün arasından seçtiklerimiz, zaten belirlenmiş olanlar; yani katılımcılık, çoğu durumda sadece satın alırken yaşadığımız bir şey. Buna karşı gelmeyi hedefine koyan ve eleştirel tasarım bakışıyla adil ve ekolojik bir giyimin ve tedarik ağının peşine düşen Bez, markasının ilk ürünlerine karar vermeden önce düzenlediği çalıştayla tasarım süreçlerini açmaya ve ortaklaştırmaya çalışarak çeşitli denemeler gerçekleştirdi.
Uygulama gününde atölye yürütücüleri Aycan Gönen, Sıla Umulu ve ben katılımcılarla beraber “çok amaçlılık”, “döngüsellik” ve “uzun ömürlülük” konularını ele aldık. Tasarıma yönelik çeşitli zihin haritaları, kullanıcı profilleri ve tedarik yöntemleri oluşturulurken, farklı katılımcıların da söz sahibi olmasıyla ortak bir tasarlama süreci kuruldu.
Çalıştayın iki gününde de bulunan biri olarak diyebilirim ki, ilk günün farklı özelliklerde yürütülen tartışmalarının somutlaştığı alan ikinci gündeki uygulamalardı. Bu zamana kadar düzenlenen panellerin veya konferansların çoğunda görülen uygulama eksikliğini Bez ekibi gidermiş oldu. Geniş bir yelpazeye sahip sürdürülebilir moda konusu sadece teoride ve birtakım açıklamalarda kaldığı zaman konuların kavranması ve anlaşılması zor oluyor. Bireylerin katılımıyla gerçekleşen bir moda anlayışını düşüneceksek eğer, o bireylerin de çeşitli yapma becerilerini, uygulamalarını ve isteklerini tasarlama sürecine dahil etmek bir hayli önemli. Bu açıdan ikinci gün yapılan çalışmalarda da çokseslilik kendini gösterdi ve değişik birçok yeni fikir! Tasarlama işi sadece tasarımcıya bırakıldığı zaman dar alanda kısa paslaşmalarla şekillenen bir moda duygusu ortaya çıkarken, çeşitli arka planlara sahip insanları da üretim sürecine dahil ettiğinizde ufku geniş bir modadan bahsetmek mümkün oluyor.
Moda alanında yapma biçimleri ve becerileri artık sürdürülebilirlikle beraber anılmaya başlıyor. Buna ilişkin de müşterek faaliyetler, uygulamalar ve anlayışların birer yol haritası çıkarılmakta. Sürdürülebilir moda konusunu tartışmaya açmakta elbette bir zarar yok, hatta konuşulabildiği kadar konuşulması da lazım. Fakat her bir kişinin kendine ait köşesinden çıkardığı seslerden ziyade, ortada buluşup güçlü bir avaz atmak belki de en somut adımlardan biridir. Bez ekibi üreticileri, kullanıcıları, tasarımcıları ve her tür kolaylaştırıcıları bir arada tutarak, ortak ve güçlü bir sesi üretecek gibi duruyor. Bizim de bu sesi duymaya ihtiyacımız var.
{tüm imgeler: Bez izniyle}