Düşünceler/İşler
Lisans eğitimim boyunca, o dönem Bahçeşehir Üniversitesi’nin güney kampüsünün hemen karşısında yer alan YEM Kitabevi’ne sıklıkla uğrardım. Sol arka bölümde, Türkiyeli mimarların monografileri kitabevinde dar bir alanı kaplıyordu. Yeni bir kitap yayımlandığı gibi kütüphanemin mimarlık yayınları bölümünü genişletmekten muazzam keyif alıyordum. Şevki Pekin’in 2007 yılında yayımlanan Mimari Çalışmalar1 kitabı beni çok heyecanlandırmıştı. Tek bir kalem kalınlığı kullanılarak stilize edilmiş plan ve kesitler, kimi zaman füzen kimi zaman keçeli kalemle çizilmiş eskizler, sayfalara silme yayılan fotoğraflar, titizlikle derlenmiş bir arşivde belirli bir kurguda hizaya sokulmuştu. Kitabın yayımlanmasından yıllar sonra, gündemim mimarların kendi monografilerini tasarlama süreçleriyle dolup taşacaktı. Mimari Çalışmalar bunlardan biriydi. Pekin, ilk monografisinin grafik tasarımını üstlenmişti. On iki yıl sonra, hastalığı sırasında tasarım ve baskı sürecini hızlandırmak istediği bir evrede, Emre Senan’ın tasarladığı ikinci monografisini2 2019 yılında yayımlayarak sınırlı sayıdaki mimarlık yayınına bir yenisini daha ekledi ve araştırmalarımın katmanlaşmasını sağladı. Ne şanslıyım ki bu kitapların aktörleriyle iletişim şansım oldu ve Pekin’in kuyumcu hassasiyetiyle yaptığı maketler3, mimarlıkla ilgilenen herhangi birinin kalp atışını hızlandıracak eskiz ve projelerinin yanı sıra kitap tasarlayan Şevki Pekin üzerine düşünme fırsatım oldu.
İskelet:
2007’de yayımlanan Mimari Çalışmalar, 25 × 19.5 cm ebadında, 164 sayfa uzunluğunda, iplik dikiş ve karton kapaklı. Rotis yazı karakterinin farklı ağırlıktaki sans serif ve serif fontları bir arada kullanılmış, metin blokları sağdan soldan hizalı. Bordo kitabın kapağında yazarın ve kitabın ismini gri bir kutu taşıyor. Bu gri kutu yan kapağa rengini aktarıyor. Künye ve iç kapak olağan yerinde. İç kapağı, kitabı ithaf ettiği gençlerden en kıymetlileri olan oğullarının fotoğrafı, Pablo Neruda’nın bir şiiri ve Kemal Demirel’in Özel Cezaevi isimli romanı için çizdiği kitap kapağı takip ediyor.
Son derece otobiyografik bir başlangıç. Okuyucunun navigasyonu parmakları, art arda sayfaları çevirmesi bekleniyor. “İçindekiler” sayfası yok. Herhangi bir projenin hangi sayfada olduğunu hatırlamanız için dışarıdan bir müdahalede bulunmanız gerekli. Belirli bir düzende devam edecek olan proje sayfalarından evvel, aralarında satır boşluğu bırakılmış bir dizi paragraf sol sayfalarda akarken, çeşitli tekniklerde ifade edilmiş çizim ve maket fotoğrafları karşı sayfada sağ sütunlarda yer alıyor. Pekin’in kendi kendine konuşur, mırıldanır gibi tınıyan söz öbeklerinin sırrı, peş peşe dizilmiş paragraflardan birinin italik serif karaktere dönüşmesiyle –araya sıkışmış bir önsöz misali– kendini belli ediyor:
“Bu kitapta sunulan mimari yapı ve projelerin temelini oluşturan bu düşünceler 1966–1973 yılları arasında oluştu. Yukarıda yer alan yazılar bazen sancılı bazen keyifli günlerde tutulmuş düşünce notlarının bir kısmının elverdiğince değiştirilmeden yeniden yazılmış hâlidir. Bu notlar mimarlık ile ilgili somut bir ipucu vermiyor. İçerik olarak herkesin başka yöne çekebileceği görüşlerdir. Yazılanlara eşlik eden çizim ve projeler o yıllarda mimari korkular ve mimari keyif ile yapılmış çalışmalardır.”4
Pekin’in “düşüncelerinin” arasına belli belirsiz giren, bu kitaba özel olarak yazdığı italik paragraflardan bir metin bulunmuyor. Azebler Namazgâhı’ının şahane fotoğrafında önündeki nota eğilmiş figürün kim olduğu5, fotoğraf üzerinde beyaz ile yer alan “Sevgin ile verdiğin hayat için teşekkür ederim…” notunun kime atfedildiği bilgilerine ulaşmak mümkün değil.6
Kitapta kronolojik bir izlek tutturulmuş. 1985 ve 1973 yıllarından iki projeye yer verildikten sonra, 2007 yılından geriye, 1970’lerin ortasına kadar gidiliyor ve tekrar 1988 yılından iki projeye yer veriliyor. Kitabın grafik tasarımında benimsenen simetrik tasarım bu tarihsel akışta da –belki de tesadüfen– kendisini gösteriyor. Çoğunlukla siyah beyaz kullanılan fotoğraf ve çizimlerin arasında nadiren renkli fotoğraflar/çizimler var. Karşılıklı iki sayfanın tek bir projeye ayrıldığı düzende, sayfaların 19 cm’lik üst bandı silme fotoğraflara ayrılırken 4 cm’lik alt bant ise üstteki silme fotoğrafa yapışan pul fotoğraflara, çizimlere zemin oluşturuyor.
Fotoğrafların sol altında köşeli parantez içinde proje numarası, proje türü, ismi, kalın fontla sene bilgisi ve karşılıklı sayfaların numaraları yer alıyor. Kitapta yerini almış kimi projenin de içinde olduğu bir silsile, kitabın sonunda 8 sayfaya yayılıyor ve ilginç şekilde bu küçük fotoğraflara bazı açıklama cümleleri destek oluyor. Bu açıklamalar 150 sayfa boyunca projelerden neden esirgenmiş, bir tahmin yürütmek namümkün. Bordo renkli karton kapağın arka kulağındaki Pekin’in gülümseyen portre fotoğrafı ve kısa biyografisiyle okuyucunun lineer yolculuğu şimdilik tamamlanıyor.
X-Ray:
Kitabın [örtük] tasarım kararlarına dair birçok bilgiye Esen Karol ile yaptığım bir telefon görüşmesiyle nail oldum.7 Günlük hayatında epey meraklı birinin akademik araştırmasında karşısına çıkan bu yazılı olmayan bilgiler araştırmamın coşkusunu artırmıştı. Benim için sürpriz olan bilgi şuydu: Kitabın kronolojik sırasında olağan yerini alan bir sergi projesi8, kitabın grafik tasarım hikâyesine ve editöryel kurgusuna dair bazı ipuçları barındırıyordu. Karol’un tasarladığı siyah beyaz, ozalit baskı alınmış yüzeyler birbirinden incecik beyaz bantlarla ayrılan çizim ve fotoğrafları bir arada tutuyor, üst bölümde devam eden kronolojik siyah bant da sürekliliği sağlıyordu. Bu siyah bantta tarihlerden daha küçük puntoda dizilmiş proje numaraları da Pekin’in arşiv sistemini açığa çıkaran öğelerden. Kitap çalışması sırasında Pekin, dijital arşivini bir grup mimar arkadaşıyla paylaşıyor.9 Arşivin kurgusu, Şevki Pekin’in yalın sistemini tutarlı biçimde farklı mecralarda okutuyor.10
Bu sergi çalışmasından beş sene sonra, 2007’de yayımlanacak kitabın tasarımı için birlikte çalışmaya niyetlenilmesine rağmen türlü sebeplerden ötürü Pekin kendi başına yol almış olsa da, Karol’un sergileme tasarımdan izlerin kitapta bir biçimde devam etmesi sessiz bir paydaşlık olarak yorumlanabilir. Kendi içimde yaşadığım bu aydınlanmadan sonra kitabın tasarımını neden Şevki Pekin’in üstlendiğini az çok öğrenmiş gibiydim. Pekin, birlikte çalışmayı düşündüğü tasarımcıyla aldığı belirleyici kararları, başka bir tasarımcıyla yeniden düşünmek yerine matbaa ile iletişime geçmiş ve bunun neticesinde uygulama, tipograf Osman Tülü tarafından yapılmıştı.11 Ortaya çıkan nesnenin grafik tasarım bağlamında tartışılacak yanları olsa da sadık ve içtendi.
Kritik:
Bir mimarın, monografisinin tasarımcısının kendisi olması kitabın görsel ve içerik editörlüğünü de çoğunlukla üstlenmesi demek. Bu noktada kitap tasarımı normlarında Şevki Pekin’in ıskaladığı, görmezden geldiği veya tercih etmediği pek çok unsur bulunuyor. Elbette bu unsurlar kitabın Türkiye mimarlık literatüründeki kıymetli yerini sarsmıyor. Bilakis Bülent Erkmen’in kitabın tasarımı ve editöryel kurgusu üzerine Arredamento Mimarlık’ta yayımladığı eleştiri metni, bu alanda yeni bir eleştiri düzleminin öncülü olmaya aday oluyor.12 “İyi Bir Mimarın Kendine Yaptığı Kötülük” başlıklı yazısında Erkmen, Şevki Pekin’in veya kitabının ismini geçirmeksizin yalnızca kitabın kapak fotoğrafını kullanıyor. Bir kitabın bileşenlerini, bu bileşenleri inşa eden aktörlerin sorumluluklarını ve maharetlerini, kitabın “nesne” olarak işlevini nasıl yerine getirdiğini şöyle sıralıyor:
“Kitap, bir konu üstüne toplanmış belgelerin, yazılmış yazıların, çekilmiş fotoğrafların okunabilir/görülebilir bir hâli olarak algılanmıyorsa, yalnızca üst üste konmuş bir bilgi yığını, kişiliksiz teknik bir ürün ya da seçilmiş yazı, çizim ve resimlerin mekanik bir reprodüksiyonu değilse, basılmış olması kadar editoryal bir fikri, tutarlılığı, üslubu olması ve bu editoryal kararlar doğrultusunda tasarlanması da istenen bir şeyse eğer, kitabın konusuyla baskı işlemleri arasına, mesleği bu işleri yapmak olan iki uzman kişiyi sokmak gerekir. Bir ‘konu’yu ‘kitap’ yapan süreç içinde bu iki uzman kişi ayrı bir önem taşır. Bu kişilere editör ve grafik tasarımcı denir. Bu kişiler ne yapar? Neyi kitap hâline getireceklerse önce onu anlamaya çalışır. Sonra bu bilgi yığınına bir ruh kazandırır, onu canlandırır. […] Kötü yapılmış bir kitap, kötü inşa edilmiş bir ev gibidir. Her ikisi de dünyayı yaşanması daha zor bir hâle getirir.”13
Erkmen’in eleştirdiği tutum, Şevki Pekin’in salt grafik tasarımı üstlenmesi değil. Erkmen için editör, elindeki malzemeyle koreografi yapan, kitabın ruhunu belirleyen kişi. Bu ruhun bedenini de şüphesiz grafik tasarımcının çıkardığını düşünüyor. Yazar, editör, grafik tasarımcı olarak Şevki Pekin’in üstlendiği rolü ve dolayısıyla çıkan nesneyi eleştirdiği bu metne, Pekin aynı derginin bir sonraki sayısında yanıt veriyor. Türkiye’deki kısır mimarlık yayını ortamında mimarlık literatürüne katkı koyan bu çalışmanın “Üst üste konmuş bilgi yığını, kişiliksiz bir ürün ya da seçilmiş yazı ve resimlerin mekanik bir reprodüksiyonu” olarak görmesine Pekin şu cümlelerle karşı çıkıyor:
“[...] Şekilciliğe kendini kaptırmamış yapı ve projeleri görmezden gelerek ve emek verilmiş bir yapıtı, bir kitabı, yalnızca şekilcilik açısından eleştirmeye kalkışmak bir zekâ ürünü değildir. Yazınızda bahis konusu ettiğiniz ve kitabımın içeriğinde yeterince yer alan oran, renk, form, kurgu gibi, estetik ile ilgili ve herkese fayda sağlayabilecek, yeterince öğretisi olan pek çok konuyu bir daha incelemenizi öneririm.”14
Pekin, Erkmen’in eleştirisini “şekilci” olarak değerlendiriyor. Kitabın mimari bir eser gibi kesin gereksinimlerinin olduğunu ya kabul etmiyor ya da bu gereksinimleri kendi kitabının sağladığını düşünüyor. Böylelikle bilgilendirme gayesi taşımayan, “göstermeyi” amaçlayan kitabı okura epey sorumluluk yüklüyor. Kitabın başında yer alan “düşünce notları”nı –bunların birbirinden bağımsız sekanslar olduğunu fark etmesi hâlinde– hafızasında tutarak projeleri “seyretmesi”, görsel bir okuma yapması gerekli. Bu şekilde İTÜ’deki serginin uzantısı olarak bir kitap nesnesi tutuyoruz elimizde. 2019’da yayımlanan Yirmibirinci Yüzyıl İçin Mimarlık Tarihi kitabında karşımıza çıkan meşhur “düşünce kartları”nın fotoğrafını görünce Mimari Çalışmalar’ın ıskaladığı tasarım ve içerik kararları için önce iç çekiyorum, sonra da Pekin’in elli seneyi bulan mimarlık yaşamında her zaman sezgilerinin peşinden nasıl tutkuyla gittiğini anlattığını anımsayıp, iyi ki de canı istediği gibi yapmış kitabını diyorum. Sonsuz minnet ve özlemle.
1. Şevki Pekin, Mimari Çalışmalar (İstanbul, 2007). Kitaba çevrimiçi olarak Şevki Pekin’in web sitesinden ulaşmak mümkün. Kitabın İngilizce bir özetinin olduğunu da tesadüfen bu web sitesini ziyaret ettiğimde öğreniyorum.
2. Şevki Pekin, Yirmibirinci Yüzyıl İçin Mimarlık Tarihi (İstanbul, 2019). Emre Senan’ın tasarımını üstlendiği kitap, Şevki Pekin’in vefatından bir sene önce, 2019’da yayımlandı.
3. Şevki Pekin’in heykelsi yapı maketlerinin soyut niteliğinden, elli yılda oluşmuş düşüncelerin kâğıda dökülmüş hâline, mimarın yazma ve kitap yapma motivasyonu üzerine muazzam podcast 2019’da Manifold’da yayımlanmıştı.
4. Şevki Pekin, Mimari Çalışmalar (İstanbul, 2007), 10.
5. Manifold yazılarını yazdığım bazı anlarda bir şeylerden emin olmak için jokerim Nevzat Sayın’a mesaj aracılığıyla sorular soruyorum, sır perdesi aralanıyor. “Bu kim?” soruma gelen yanıt “Leyla Pekin”. O güzel şükran cümlesinin muhatabının Şevki Pekin’in eşi Leyla Pekin olduğunu böylece öğreniyorum.
6. Şüphesiz tasarımını üstlendiği kitabın editörü de Şevki Pekin’dir ve dilediği bilgiyi dilediği oranda açık eder.
7. Esen Karol ile toplantı gibi geçen verimli bir telefon görüşmesi, 20 Eylül 2020.
8. Mimarlık ve Felsefe II Sempozyumu: "Etik-Estetik", 31 Ekim-1 Kasım 2002, İTÜ Mimarlık Fakültesi Taşkışla Kampüsü kapsamında Şevki Pekin’in mimari projelerinden bir sergileme yapılmıştı.
9. NSMH’nin arşivinde yer alan gigabytelarca “Şevki Pekin” klasörünü ilk gördüğümde meraklanıp çalışma arkadaşlarıma neden ofiste bir Şevki Pekin arşivi olduğunu sormuştum.
10. Büroyu kurduktan sonra Pekin ilk projesine “01” kodunu veriyor ve 400’ü bulan sayılar proje isimlerinin önüne yerleşiyor.
11. Kitap sayfalarının eskizlerine ulaşmak mümkün olsa keşke diye geçiriyorum içimden.
12. Daha sonra yayımlanmış onlarca grafik tasarım kritiği maalesef yok. Yapı özelindeki mimari eleştiri sayısıyla kıyaslandığında bu durum olağan geliyor. Elbette mimarlık ve tasarım alanında eleştiri kültürüne katkı koyan bu metinlerin artması ve farklı söylemlerin okunur hâle gelmesi, mimarlık yayınlarının tasarım tartışmalarını zenginleştirecektir.
13. Bülent Erkmen, “İyi Bir Mimarın Kendine Yaptığı Kötülük”, Arredamento Mimarlık (Şubat 2008): 121.
14. Şevki Pekin, “Şevki Pekin Mimari Çalışmalar Kitabı ve Bülent Erkmen”, Arredamento Mimarlık (Mart 2008): 118.
{Fold içerisindeki fotoğraf: Şevki Pekin’in 1965-2019 yılları arasında not aldığı “düşünce kartları”, kaynak: Şevki Pekin, Yirmibirinci Yüzyıl İçin Mimarlık Tarihi (İstanbul, 2019), 36. Aksi belirtilmedikçe metin içerisindeki fotoğraflar: Dilara Sezgin}