Düşünceler/İşler
De architectura
Bu yazının ilk paragrafı, 14 Mayıs’ta Arredamento Mimarlık’ın düzenlediği Güncel Mimarlık Tartışmaları’nın ilki olan “Mimarlığın ‘Suret’ini Tasarlamak”1 söyleşisi gerçekleşmeseydi muhakkak bu hâlinden farklı olacaktı. Hayatın olağan akışında daimi olarak ilgimi cezbeden ve tasarım anlamında araştırmamı yoğunlaştırdığım mimarlık kitapları üzerine gerçekleşen bu buluşma, kendi kendime sorduğum bazı sorulara yenilerini ekledi, bazılarına da yanıtların olası yerlerini işaret etti. “Kışkırtıcı” olarak anabileceğim bu söyleşide Uğur Tanyeli, Bülent Erkmen ve Esen Karol mimarlık faaliyetinin farklı mecralarda yeniden üretimine ve bu üretimin kitap nesnesine odaklanan hâli üzerine sırayla sunum yaptı ve sonrasında birkaç soru üzerine paslaştılar. İlk sunuşu yapan Tanyeli, mimarlık kitabı, tasarımcı ve mimar arasında süregelen bir rol çatışmasının var olduğundan dem vurdu ve kitabın mekanik olarak çoğaltılmasıyla tarihte ilk tasarlanmış nesne olduğundan bahsederken ekranda şu cümle belirdi: “Sorun şu ki mimarlar kendi kitaplarını tasarlamazlar ve tasarlayamazlar.”
Şampiyonu belirleyecek olan derbi maçını izleyen sıkı bir sporseverden farkım yoktu ekran karşısında. Mimarları ve ürettikleri kitapları genelleyen Tanyeli’nin keskin kanaati dinamik bir tartışma zemini oluşturuyordu; mimarların tasarladığı kitapların, nesne olarak, kesin suretle vasatın altında olacağı yönündeki kabulüne katılamıyorum. Tanyeli, mimarlık tarihçisi ve mimarların yazdığı, tasarladığı, kısacası “yaptığı” bazı kitaplardan örnekler gösterdi. Aralarından bazılarını fena bulmadığını belirtmesinin ardından sözü Erkmen’e bıraktı. Erkmen, “mimarlık kitabı”nı ayrı bir janr olarak değerlendirmediğini söyleyerek cümlelerine başladı. Film, kitap, sergi gibi üretimlerden yalnızca fotoğrafın mimarlık dünyasında kendine ayrı bir alan yaratabileceğini söylerken, kitabı kitap yapan bileşenleri neredeyse teker teker sayarak kendi kitabını tasarlayan mimarları2 omuzlarından silkeliyor gibiydi. Sunum sırası gelen Karol, mimarlığın belki de “kalabalık” icra edilen bir pratik olması dolayısıyla “tek başlarına” entelektüel bir üretim olarak kitap yapmaları konusunda mimarlarla bir noktada empati kuruyordu. Muhakkak her mimarın, kitabın ayrı bir hikâyesi olsa da yaptıkları şeyleri elle tutulur, hatta cebe atılır hâle getirmenin peşinde olmaları fikri bana da –biraz da meslekten biri olmam ve böyle bir deneyimi yaşamış olmamdan ötürü– epey yakın geliyor.
Gerektiğinde bir matbaa teknikeri veya bir grafik tasarımcının desteğini alarak –aslında– bizzat mimarlıklarını kurmanın peşinde olan mimarların kendi grafik tasarım dünyalarında yolculuğa çıkmadan evvel, bu yazıda 300’ün üzerinde edisyon ve tasarıma sahip, bugün zihnimizde canlanan kodeks3 hâliyle yazarının göremediği bir “ilk” kitap olan De architectura’ya4 odaklanmak istiyorum. Metnin görsel malzemeyle kurduğu ilişki, farklı dönemlerde ve coğrafyalarda yaşamış olan tarihçilerin yorumlamalarıyla sayfa düzleminde evrilirken, bir bilgi taşıyıcısı olarak kitap mimari pratiğin yönünü de belirliyor.
Romalı mimar ve askeri mühendis Marcus Vitruvius Pollio, antikçağda döneminin en meşhur ve en iyi mimarı olarak nam salmış olmasa da Rönesans’ta repütasyonu geniş coğrafyalar katetmiş biri. Vitruvius’un tarihte “ilk mimarlık kitabı” olarak kabul gören ve mimarlık eğitiminin neredeyse zorunlu okumalarından biri olan De architectura’sı, klasik mimarlık kanonlarını aktarmak için milattan önce tahminen 30-15 yılları arasında yazılmıştı. Yunan ve Roma mimarisine dair tasarım ve planlama bilgilerini içeren bu kitap, şehirlerin kendilerini var etmesi için liman, su kemeri, hamam gibi detaylı yapı tariflerini içeriyordu. Vitruvius bu metinlerin zaman ve mekânda iletilebilecek bilge kimselere hitap etmesini öngörerek, mimarlık pratiğinin okur yazarlık seviyesine taşınmasını, inşa etme deneyiminin söylem ve yazı disiplinine aktarılmasını hayal etmiş olmalı. Metni yazmasının üzerinden on beş asır geçtikten sonra Rönesans’ta mimarlık tarihçilerinin çalışma alanlarına şahane bir palimpsest bırakmış oldu.
Türkçede ilk olarak Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı tarafından 1990 tarihinde yayımlanan ve benim tanışık olduğum tek edisyon olan Mimarlık Üzerine On Kitap, tasarımıyla şüphesiz De architectura’nın özgün edisyonundan epey farklı olmalıydı. Bu farklılık beklendik olsa da, Vitruvius’un metinlerini rulo hâlindeki parşömenlere yazdığını, kodeks biçimindeki kitap formatına kimlerin/nasıl aktardığını düşünmek ve keşfetmek epey şaşırtıcı. Mimarlık kitaplarının tasarımlarına daldığım araştırmalarım sırasında karşılaştığım, André Tavares’in5 çevrimiçi olarak yaptığı “Vitruvius Without Text-The Biography of a Book”6 başlıklı sunumu kitabın yüzyıllar boyunca tarihçiler tarafından nasıl farklı yorumlandığını ve kitap mecrasında vücut bulma potansiyelini üzerine düşünmeme vesile oldu. Mimarlık eğitimine başlarken bir müddet göz gezdirip, sonraki yıllarda pek de elime almadığım bu kitabın nesnesine olan ilgimi, kitabın içerik ve tasarım ilişkisini didikleyen Tavares’e borçluyum.
kitap sırtının rolünü üstleniyor;
kaynak: John Willis Clark,
The Care of Books
(Londra: Cambridge University Press, 2009), s. 32
Manuscript olarak çoğaltılan De architectura’nın orijinali türlü teknik bilgileri yazılı olarak aktarır ve görsel içermez. Buna dair görüşlerden ilk akla geleni Vitruvius’un bu çizimleri başka kâğıt tomarlarına yaptığı ve zaman içinde kaybolduğu. İkincisi de görsel malzemenin metinler gibi kolaylıkla kopyalanamayacağı sebebiyle hiçbir zaman çizilmemiş olduğu. Metinde çizimlere referans veren ifadeler yer aldığı için ilk ihtimal daha olası görünüyor. Elle çoğaltılan kopyaları bugün tanımladığımız kitap formatına epey yakın ve nizami bir düzene sahip. Kitabın bu versiyonlarından sonra Gutenberg’in hareketli hurufatı ile orijinal dili olan Latince basılan ilk versiyonun editörlüğünü söylevci Giovanni Sulpizio da Veroli yapıyor. Matbaa aracılığıyla mekanik olarak çoğaltılmaya başlanan bu ilk versiyonlarda manuscript versiyonlardan farklı olarak, kimi zaman marjinlerde, kimi zaman paragraflar arasında cömert boşluklar, bir nevi yeni şeyleri anlamak ve öğrenmek için tanımlanmış alanlar. İtalyancada karşılığı olmayan Latince ifadelerin olası yorumları, yerinde olması beklenen çizimlerin okur tarafından doldurulması gibi de teknik bir gereksinime de mekân sağlıyor. 1486’da mimar Giovanni Battista da Sangallo, Sulpizio’nun edisyonu üzerine aldığı notlar ve çizdiği illüstrasyonlar sayesinde mümkün olan en “sadık” yorumlamayı amaçlarken, müdahaleleriyle sayfa düzlemini canlı bir mimarlık ortamına dönüştürüyor. Kenar boşluklarına yazılan notlar ve yapılan çizimler okuma eyleminin izleri, okur ve metin arasındaki ilişkinin de emareleri sayılabilir.7
Vitruvius Without Text.
bırakılan işlevsel boşluklar,
kaynak: Andre Tavares,
The Anatomy of the Architectural Book
(Zürih: Lars Müller Publishers, 2016), s. 111.
1486 yılında yayımlanan Sulpizio edisyonu üzerine aldığı notlar elyazması kitaptan mekanik kitap nesnesine geçişte
ara bir sahne gibi;
kaynak: Rikke Lyngsø Christensen,
The Text and the Detail, 2014
Matbaa teknolojisindeki sıçrayışlarla birlikte 16. yüzyıl kitap üretimi ve bilginin yayılması açısından epey bereketli bir dönem. Nitekim De architectura da bu üretimden elbette nasibini ziyadesiyle almış. Erken edisyonlarda okura ayrılmış bu boşluklar yerlerini, grid sisteme yerleşen bir düzende mimarlık tarihçileri tarafından eklenen İtalyanca açıklamalara ve teknik çizimlere bırakıyor. 1511 yılında Giovanni Giocondo’nun Latince edisyonuna 136 adet illüstrasyonun da dahil olmasıyla birlikte okurun interaktif rolü azalıyor azalmasına fakat “hazır” bir görsel ziyafet kitaba eklenmiş oluyor. Sayfaların üst kısmında cilt ve sayfa numarası bilgisinin yanı sıra okurun bölümlerde navigasyonunu kolaylaştıran bir indeksin eklenmesiyle işlevsel elemanlar kitapta yerini almaya başlıyor. Giocondo’nun Latince edisyonunun yayımlanmasından 10 yıl sonra, Cesare Cesariano tarafından İtalyancaya çevrilen ve illüstre edilen De architectura, bugünün grafik standartlarını anımsatan güçlü bir kompozisyona sahip. Sayfa düzeninde birbirlerini saran, iç içe geçen dikdörtgenler devingen bir okuma deneyimi sunuyor. Sangallo’nun manuel sayfa düzenlerini anımsatan bu yerleşimi çift dil kullanım örneği açısından da öncü sayılabilir.
De architectura’ya 136 tane illüstrasyon dahil olur (1513); kaynak: the Met
Cesare di Lorenzo Cesariano’nun
De architectura’sı çift dili ve
illüstrasyonları sayesinde
dinamik bir sayfa düzenine sahip (1521); kaynak: the Met
André Tavares’in araştırması De architectura’nın yalnızca evrilen grafik organizasyonuyla sınırlı değil.8 İlk olarak orijinal dili Latince ile basılan kitap İtalyancaya çevrilmiş, mimarlık tarihçileri tarafından yorumlanmış, betimlenen yapısal elemanlar illüstre edilmiş, resim altı yazıları/dipnotlar eklenmiş ve editöryel farklılıklar görünür hâle gelmiş. Tavares bu farklılıklara örnek teşkil edebilecek bir ayrışmayı, 6. kitabın 3. bölümü “Ana Evin Oranları”nda yer alan bu ifadenin birbirinden farklı görsel yorumlamalarında yakalıyor:
Yapılarına göre adlandırılan beş farklı cavaedium biçemi vardır: Toskana, Korent, tetrastil, displuviate ve testudinate.
[…]
Tetrastilde ana kirişler köşelerde sütunlarla desteklenir; bu düzenleme kirişlerin yükünü hafifletir ve güçlendirir, çünkü büyük bir açıklığı geçmeleri gerekmediği gibi ikincil kirişlerin yükünü de taşımazlar.9
kaynak: André Tavares,
Vitruvius Without Text
Dört kolonlu atriuma (tetrastyle caevedium) sahip evleri tarifleyen bu tasvir, mimarlık tarihçileri tarafından farklı oranlarda ve düzenlerde yorumlanmış. Giocondo’nun (1511) atriumu tam bir kare formundayken, Cesariano’nun (1521) atriumu dikdörtgene daha yakın. Galiani’nin 1758 yılında düzenlediği edisyonda ise Vitruvius’un ileriki paragraflarda tasvir ettiği oranlara uyumlu bir atrium tasvir edilmiş. Tavares bunun nedenini, Galiani’nin Pompeii’ye yakın olması ve Roma evlerini inceleyebilmesi olarak öne sürüyor. Birbirinden oran ve kurdukları yapısal ilişkilerle ayrışan bu çizimler, antik dönem mimarisinin dünyada farklı adaptasyonlarına yön vermiş oluyor.
Giocondo (1511), Cesariano (1521),
Galiani (1758) yorumlamaları,
kaynak: André Tavares,
Vitruvius Without Text
tetrastyle caevedium’una ait
19. yüzyıldan canlandırma,
kaynak: Wikimedia Commons
Vitruvius’un metnini ve zamanında çizmiş olduğu kabulüyle illüstrasyonlarını nasıl harmanladığını tahayyül etmemiz imkânsız da olsa, Rönesans mimarlarının geriye dönük olarak kurduğu izleği takip etmek, mimarlık tarihi açısından olduğu kadar grafik tasarım bağlamında da coşkulu bir keşif. 300’ün üzerinde farklı edisyona sahip De architectura’lar Erkmen’in sunumunda “editöryel koreografi” olarak tanımladığı gibi envaiçeşit kurgunun çıktıları. Bu kitap, Vitruvius’un bir grafik tasarımcıyla çalışmak durumunda olacağı dönemde yazılmış olsaydı belki de Tanyeli’nin tanımladığı gibi tasarımcı, mimar ve kitap arasında rol çatışmasından eksik kalmazdı bu hikâye, kim bilebilir? Rönesans mimarının sorumluluk çapını düşündüğümüzde, benzer bir tutumla mesleğini icra eden günümüz mimarlarının da monografilerine tasarım katkılarını neden esirgemedği aşikâr. Kitaplar, mimarların tahayyüllerini yeniden inşa edebilecekleri, üretimlerinin elde tutulabilen tek hâli.
1. Arredamento Mimarlık’ın düzenlediği “Güncel Mimarlık Tartışmaları”nın ilki: “Mimarlığın ‘Suret’ini Tasarlamak”
2. Bu kitaplar sayfa düzenlerinde –her zaman bulunması şart değilse bile– kitap/yazar/bölüm adı, fotoğraf altı notu gibi kitaba dair kıymetli bilgilerden mahrum kalabiliyor.
3. Kodeks sözcüğü, Latincede “ağaç gövdesi, ahşap blok” anlamına gelen codex’ten türemiştir.
4. Marcus Vitruvius Pollio’nun De architectura’sı yazılmasından 15 yüzyıl sonra De architectura Libri Dece ismiyle ilk kez basılıyor.
5. André Tavares, Portekizli bir mimar, akademisyen. Dafne Editora’nın kurucusu ve editörü.
6. Sunumların çevrimiçi olması, şu an içinde bulunduğumuz salgın döneminde hayatımızda “iyi” olarak addebilecek birkaç şeyden biri. Tavares’in Porto Akademisi Yaz Okulu 2020’de yaptığı söz konusu sunum YouTube’da.
7. Battista da Sangallo’nun notlarıyla düzenlenmiş De Architectura, Ingrid D. Rowland’ın önsözü ve makalesiyle Corsini Incunabulum ismiyle 2003’te basılmış.
8. Konuyla ilgili araştırma yaparken Google beni Nuno Cera’nın (Tavares’in fotoğrafçı arkadaşı) web sitesine yönlendirdi. Oradan edindiğim bilgiye göre 2021’de Tavares’in Vitruvius Without Text isimli kitabı gta Verlag’tan çıkacak.
9. Vitruvius, Mimarlık Üzerine On Kitap (İstanbul: Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı Yayınları, 2015), s. 130.