Mimarların [Kendi] Kitapları
Kırmızı Bir Tuğla:
Düşünceler/İşler

Farkında olmadan filmin sonunda yer alan sahneleri başına iliştirdiğim bir kurguyla girmişim bu yazı serisine.1 Bu kurgudan kaçınmamın imkânı yoktu, zira mimarların tasarladığı monografilerin yolculuğuna tam da yüzme bilmeden girdiğim denizin derinliklerinde başlamıştım. Mimarlık yayınlarına duyduğum alaka, ilgili tasarım programına dair sahip olduğum bilgi, Nevzat Sayın’ın yeni bir monografi yapma arzusu ve büroda üstlendiğim “harici” meseleler “kocaman” bir kitabı kucağıma otomatik olarak yerleştirmişti. 2019 yılında Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan Düşünceler/İşler2, 2,5 sene sonunda Nevzat Sayın’la kâh didişerek kâh içimize ortak sinen sayfaları gördükçe ümitlenerek, 2,5 kg ağırlığında ve 920 sayfa uzunluğunda hacimli bir kitap olarak doğdu. Serinin son metnini –kendimi merkeze yakın bir konuma oturtmaktan çok da çekinmeden– bu doğum heyecanını paylaşma arzusuyla, üzerine yeniden ve yeniden düşünerek yazıyorum.

Kaynak: Yapı Kredi Yayınları

Bir mimarlık ofisi için kaç senelik pratik veya kaç proje yeni bir monografi çıkarmak için yeterlidir? Mimarlar ne zaman bir yayın için “hadi” der? Bu soruların belirli bir cevabı olması mümkün değil, beklenmiyor da. 2004 yılında YKY’den çıkan Düşler, Düşünceler, İşler’den3 15 yıl sonra, 60’a yakın projenin türlü detaylarda ilgililerine sunulma isteği, mimarın paylaşmak ve daha da ötesi aktarmak arzusuyla yanıp tutuşmasıyla ilişkileniyor. Sayın, büro içinde “ilk kitap” olarak anılacak Düşler, Düşünceler, İşler’in izleğini devam ettirmek konusunda tereddütsüz. Düşlerinin gerçeğe döndüğü inancıyla kitabın ismini eksilterek yeniden dünyaya getirmenin peşinde. Birkaç metin desteğiyle, plan/kesit/görünüşler, vaziyet planları, kuzey yönü, ölçek bilgisini neredeyse eksiksiz içerecek projelerin bir araya gelmesi planlanıyor. Bunun için yol planı şöyle: Kitabın içeriğinin tasarımcıya iletilmek üzere, eksiksiz olarak hazırlanması gerekli. Epey bir süredir Sayın’ın ortak çalışmalar yaptığı dostu Mehmet Ulusel’in kitabın tasarımcısı olması fikri başından beri belli. Ulusel ile kitaba ilişkin yapılan ilk görüşmede grafik tasarım için gerekli koşul bir cümlede özetleniyor: “Bana her şeyi bir kerede, tam verin.”

Tasarımcının bu isteği olağan, ancak kolay değil. Her ne kadar her şeyin bir kerede, tam olarak hazırlandığı ve teslim edildiği düşünülse de kitap içeriğinin türlü tekniklerdeki çizimleri barındırması sebebiyle tasarımcıya sorumluluk yüklü. “A-A kesiti” yazısının tipografi kararından, çizimlerin sayfalarda yer aldığı türlü konum ve boyutlardaki ölçek meselesine kadar kitap tasarımcısı içeriğe hâkim olmak durumunda. Nitekim 2017 yılının bir sonbahar gününde Ulusel’in ev/atölyesinde kitabın tasarımına ilişkin yaptığımız o ilk toplantıda ekranda gördüğüm sayfalara şaşkınlıkla bakıyorum. Malzemeyi teslim etmeden evvel kerelerce uyarmama rağmen, ölçeği kontrol altında tutabilmek için kitabın tam ölçüsünde yerleştirdiğim plan, kesit, görünüş vb. çizimler santimetre şaşmadan kitap sayfası muamelesi görmüş vaziyette. Oysaki ilişkiler doğru değil, yan yana ya da alt alta olan hâlleri problemli. Nevzat Sayın da en az benim kadar şaşkın, baktığı sayfalara şaşkınlığını gizleyemiyor ve hatta bir ölçüde sinirleniyor. Ulusel’e bir sonraki hafta sonu bir araya gelip kitabın tasarımını sonlandırmayı teklif ediyor. Bunu gerçekten yapıyorlar, yan yana ekranın karşısına geçip “Bu kesit buraya”, “Bu plan biraz daha büyüsün” gibi cümlelerin havalarda uçuştuğunu zihnimde canlandırabildiğim, yaklaşık 700 sayfaya yayılan bir kitapla Sayın ofise çıkageliyor. Kitabı kitap yapan türlü etmenlerden mahrum, genişletilmiş bir portfolyoya bakıyor gibiyim, memnun değilim. Zamanın birinde “Kitabı kim yaparsa yapsın, ben göreyim” diyen Bülent Erkmen’in yanında soluğu alıyoruz. Elinde tuttuğu nesneden hoşnut olmadığı apaçık. “Bu kitabın editöryel kurgusu nedir?” sorusuna Nevzat Sayın ile aynı anda farklı cevaplar veriyoruz ve ben “kronolojik” cevabıyla puanları topluyorum. Erkmen’in kitabın tasarımını üstlenmem hâlinde bize vereceği destek teklifini duyunca kendimi rüyada hissediyorum.

Erkmen peş peşe dizdiğim soruları cevaplıyor, fotoğraf: Nevzat Sayın

Erkmen, malzemenin hazırlık aşamasının alacağı süre konusunda Nevzat Sayın’a telkinlerde bulunduğu için bir parça rahat, yine de kitabın tasarımı uzadıkça eklenen yeni projelerin hazırlığı için stresli bir dönem geçiriyorum. Her bir projenin nasıl bir akışta sayfalara yayılacağı konusunda Sayın’ın zihni berrak. Çizimlerin görsel dili konusunda en başında verilmesi gereken önemli bir karar var: Her bir projenin temsil tekniği ve ifadesi aynı mı olmalı, tam tersine, projenin üretildiği dönemin görsel kimliği korunmalı mı? Bu noktada her proje özelinde farklı bir tutum takınabileceğimizi düşünüyoruz. Kimi projede uygulama projesi yalınlaşarak kitapta yerini alıyor, kimisinde alınan render’ları, boyanmış planları olduğu gibi kullanıyoruz. Tüm bu önemli kararlar uygulanırken, kullandığımız görsel malzemenin telif hakları konusunda bilgi sahibi oluyorum; izinler, ödemelerle ilgili meseleleri paralelde yürütüyorum, çok çalışıyorum, çok şey öğreniyorum.

Kitabın tasarım aşamasından yıllar sonra tezimi yazarken, söz konusu mimarlık monografileriyle ilgili, mimarlar için cepte taşınabilen bir yapı benzetmesi yapan Esen Karol sayesinde bir aydınlanma yaşıyorum. Nevzat Sayın’ın da tasarım konusunda benimsediği mutlak hâkimiyet arzusu kendisini şöyle cümlelerle belli ediyor: “Bu fotoğrafı nasıl böyle kesersin, tam bir grafik tasarımcı olmuşsun.” Sözlerine içerliyor, üzülüyorum önce; fakat herkesin selameti için onun dilediği gibi kesiyorum, biçiyorum görsel malzemeyi. O da bana tipografi, sayfa düzeni, kapak/cilt tasarımı konusunda alan açıyor. Mimarın zihninde oluşan ilk düşünceler, kolon kiriş birleşme detayı, işverene yapılacak bir sunum, şantiye kapamasının tasarımı gibi türlü mimarlık hâllerinin farklı bir versiyonu olarak 2,5 sene boyunca Düşünceler, İşler kitabı masada. Bu esnada elimde milimetrik cetvel, “iyi” tasarlanmış kitapların marjları, punto boyutları, satır aralıklarını ölçüp notlar alıyorum. Tasarım ve uygulama aşamasında Erkmen’e onlarca soruyla gidiyorum, zihnime yeni bilgiler zerk edilmiş şekilde ofise dönüyorum. 900 sayfayı bulan kitap için en uygun kâğıdı yine o söylüyor, dokusunu görmeden siparişini veriyoruz.

Kitabın tasarımı aşamasında kafama takılan her şeyi not alıyor ve Bülent Erkmen ile görüşmemizde sıralıyordum
Erkmen’in kitabın şömizinin iç kısmına dair ofiste çalışmış kimselerin fotoğraflarının yerleşim önerisi, eskiz: Bülent Erkmen

NSMH’ye ait 57 proje, kırmızı bir tuğlayı anımsatan 16,5 × 24 cm ölçülerindeki 920 sayfaya yayılıyor. Düşler, Düşünceler, İşler’in kaldığı yerden, 2004 yılından 2019’a kadar olan aralıkta üretilmiş, bir yönüyle öne çıkan projelere minimum 4 sayfa ayrılıyor. Her bir proje sunumu için Nevzat Sayın’ın belirlediği değişmez koşullar var: Proje yeri uydu haritasında işlenmiş olmalı; kuzey oku, ölçek çizgileri sayfaya ilişmeli; projeye katkı sunmuş herkesin ismi künyede yer almalı. Aynı şekilde kitabın fiziksel kondisyonu için de tam açılabilmesi şartı çıplak sırt gerekliliğini işaret ediyor. Kitabın tasarım, uygulama ve matbaa aşamasını düşününce zihnimde beliren kelime “tekerrür”. Cildinden kapağına, sayfa düzeninden renklerine değin muazzam sayıda deneme sonucunda nihai nesneye ulaşıldı ki, kitabın tüm paydaşları, işin başlangıcındaki bilgi dağarcıkları farklı bir seviyede olmalı.

Matbaada denemeler, kitap bittiği ve bu aşamaya geldiği için hâlâ şaşkınım, fotoğraflar: Dilara Sezgin
Düşünceler/İşlerThoughts/Works, fotoğraf: Haldun Kırkbir
Düşünceler/İşlerThoughts/Works, fotoğraf: Haldun Kırkbir
Düşünceler/İşlerThoughts/Works, fotoğraf: Haldun Kırkbir
Düşünceler/İşlerThoughts/Works, fotoğraf: Haldun Kırkbir
Düşünceler/İşlerThoughts/Works, fotoğraf: Haldun Kırkbir
Düşünceler/İşlerThoughts/Works, fotoğraf: Haldun Kırkbir

Kitabın içerik kurgusu ve tasarımına dair birçok şey benim zihnimde bir ihtimal olarak saklı kaldı. Bugün hâlâ kitabı analog bir web sitesine benzetiyorum. Bir mimar neden yazar, neden kitap tasarlar, kısacası neden kitap yapar diye senelerdir düşünmeme vesile olan bu özel kitabın “mimarı” Nevzat Sayın’ın elinde tuttuğu nesneden mutlu olması, sanıyorum ki türlü anlaşmazlıklar, içe sinmemeler gibi hislerin önüne geçti. Bu kitabın var olmasının kutlanması gereken bir şey olduğunu düşünüyordum ve Sayın da ikna olmuştu. Öyle ki hiçbir zaman sırası gelmeyecek bir konuymuş gibiyken, kitabın lansmanında sunulacak ikramlara kadar plan yaparken buldum kendimi. Nevzat Sayın’ın yapılarının kitabı, benim eş tasarımcı olarak tasarladığım etkinlikte yenecek lokmaların neler olduğu konusundaki belirleyiciliğim akraba bir tutum olarak görülebilir.

29 Mayıs 2019’da Yapı Kredi Kültür Sanat ev sahipliğinde YTONG desteğiyle gerçekleştirdiğimiz lansman, fotoğraf: YTONG arşivi

Nevzat Sayın’ın Bektaş’la çalıştığı dönemde başladığı “kitap yapma” serüveni kendi pratiği boyunca sürdürdüğü bir gelenek hâline geldi ve devam ediyor. Bu tutkulu mimarlık üretiminin uzantısı olarak zihnindeki kitapları tasarlamasına duyduğum şaşkınlık yıllar içinde başka türlüsünü düşünemediğim bir meslek pratiğine evrildi. Aynı şekilde o da yıllar içinde, kitabı kitap yapan etmenlerin daha çok farkına vardı ve bu etmenlere alan açtı. Mimarların, grafik tasarımcıların desteğiyle ürettikleri kitapların, salt kendi maharetlerini kullanarak yaptığı kitaplardan daha “iyi” olma ihtimali taşıması aşikâr. Farklı denemeler yaptığı ve devam ettiği, tüm bunları tartışmama, düşünmeme vesile olduğu için Nevzat Sayın’a sonsuz teşekkürlerimi bu serinin son yazısının son paragrafında iletiyorum. Şükranla.

1. Bu yazıdan parçaları bulabileceğiniz serinin ilk metni.

2. Düşünceler/İşlerThoughts/Works, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2019.

3. Düşler, Düşünceler, İşler, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2004.

{Fold içindeki fotoğraf: Kitaplar matbaadan gelir gelmez, fotoğraf: Dilara Sezgin}

Bülent Erkmen, Dilara Sezgin, grafik tasarım, kitap, kitap tasarımı, mimarlık, Nevzat Sayın

DİLARA SEZGİN[12/09/2021]
Mimarların [Kendi] Kitapları
Planlı Plansızlık:
S,M,L,XL
ve ...nazaran
Farklı coğrafyalarda üretilmiş iki kitabın hayli uzak akrabalığı üzerine düşünceler.