Düşünceler/İşler
Tekeli-Sisa Yayınları
21 Aralık 2019 Cumartesi günü, Ankara’dan İstanbul’a tren biletimin saatini SALT Galata’da yapılması planlanan “Doğan Tekeli ile Mimarlık Yayıncılığı Üzerine” söyleşisi1 belirlemişti. Doğan Tekeli-Sami Sisa Arşivi’nin çevrimiçi erişime açıldığı dönemde kurgulanan programlardan sonuncusu için epey heyecanlıydım. Konuya duyduğum alaka, söyleşiyi yapan arkadaşım Melis Cankara’nın titizlikle hazırladığı konuşma izleği ve Tekeli’yle aralarındaki “muhabbet”, şehirler arası yolculuğumun yorgunluğunu bertaraf edecekti. Söyleşinin başrolünün mimari yayınlar olması, hoşsohbet paydaşlara duyduğum yakınlığın yanı sıra gündemimi meşgul eden mimarların tasarladığı oto-monografiler çerçevesinde hikâyeleri ilk ağızdan dinleyecek olmak bana şahane bir deneyim kazandırdı. Cankara’nın mimarlık yayınlarına duyduğu ilginin uzantısında oluşturduğu programın araştırmama ve tezime katkısı öyle büyük oldu ki, kendisine kerelerce teşekkür etsem yine de az kalacaktır.
2019 yılında Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan, Doğan Tekeli’nin özyaşamöyküsünü aktardığı Çebiş Evi’nden Hisartepe’ye adlı kitabını okuduğumda zihnimdeki en baskın düşünce Tekeli’nin çok çalışkan, aktarmayı seven ve bilen biri olmasıydı.2 Mimarlık eğitimiyle birlikte başlayan, pes etmez ve tutkulu bir tavır takındığı meslek anılarına 2012 yılında yine Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan Mimarlık: Zor Sanat’ta yer vermişti. Büronun projelerini konu alan 1975 ve 1994 tarihli monografilere3 sığmamış olan perde arkası hikâyeleri, sözel olarak da kuvvetli bir betimleme yeteneğine sahip Tekeli’nin akıcı ve muzip dilinden okumak benim için Tekeli-Sisa mimari anlayışının tamamlayıcısı oldu. Tekeli’nin, söyleşinin başrolünde yer alan kitapları konusundaki –elbette hayatının diğer alanlarında olduğu gibi– mütevazı aktarımı sözlü tarihe dönüştü.
Mimari Yayın Hayatına Başlangıç: İMÇ (1969)
Üniversite yıllarında kazanılan İzmir Merkez Binası yarışması tecrübesi sonrası, askerlik esnasında gelen fabrika inşaatı işi 1954 yılında Sami Sisa ile birlikte “Sİ-TE Mimarlık” ismindeki büro yapılanmasına vesile olur. Bugün “Tekeli-Sisa Mimarlık Ortaklığı” olarak faaliyetine devam eden büro, 1960’ta Metin Hepgüler ile birlikte katıldıkları İstanbul Manifaturacılar ve Kumaşçılar Çarşısı Yarışması’nda birinci olur.4 Süleymaniye Külliyesi’nin komşusu olan bu yerleşke –yaklaşık on sene süren proje çizimleri ve inşaat faaliyetleri sonunda– yer yer köprülerle birbirine bağlanan avlulu bloklar halinde Haliç’e dik şekilde yerleşir. 1.117 dükkânla birlikte yaya akslarına ve toplanma alanlarına yayılan sanat eserlerine de ev sahipliği yapmaya başlar.5 Yer aldığı bağlamın referansları ve yoğun programının gereksinimleri göz önünde bulundurulduğunda, brütalist malzeme kullanımı ve biçim diliyle kentin en önemli modern yapılarından biri olur.6 Yapının tamamlanmasının hemen ardından Doğan Tekeli’nin teşvikiyle bir yapı monografisi hazırlanır. Güzel Sanatlar Matbaası A.Ş. tarafından 1969 yılının Ocak ayında basılan kitabın “tertibi”7 Reklam Ajans’a, fotoğraflar Gültekin Çizgen, Haluk Doğanbey ve Emin Kavuncu’ya aittir. 30 × 34 cm ebadında, 109 sayfa, iplik dikiş ve sert kapak olan kitabın grafik tasarım ilkelerinde Bauhausbücher etkisinin görüldüğünü söylemek mümkün: “Neo-grotesk sans-serif” bir yazı karakterinin farklı fontlarıyla dizilmiş blok metinler, çoğunlukla miniskül dizilen ara başlıklar, sayfalar arasında gezinen sarı, mavi, kırmızı dikdörtgen elemanlar bu benzerliğin kurulabilmesinin destekçileri. Kurallı biçimde yerleşen fotoğraf altı notları, bölüm başlıkları ve seperatör sayfaları ile Batı’daki çağdaşlarıyla benzer nitelikte –yapının mimarisi gibi– bir grafik tasarım anlayışına sahip. Hazırlandığı dönem göz önünde bulundurulduğunda gerek içerik kurgusu, gerek tasarım kararları açısından “yeni”.
Görsel içeriği epey zengin tutulan kitabın büyük bir kısmını kaplayan tarihçe bölümü, fotoğraf ve çizimlerin yanlarına ilişen ve sayfalarda gezinen küçük metin blokları sayesinde rahat okunuyor ve dahası merak uyandırıyor. İMÇ bloklarının her ölçek ve aşamadaki olağanüstü emeği monografinin bütününe yayılıyor: Yapının tarihçesinin aktarıldığı sayfaları, mimarların kaleme aldığı mimari üzerine metinler, yapı hakkında teknik bilgiler, idari mecliste görev alanlar, teknik kadro, temelden açılış gününe fotoğraflar, mimari çizimler, kooperatif ortakları listesi takip ediyor. İMÇ monografisi, 1958 yılında bölge için açılan mevzi imar planı yarışmasından, dönemin başbakanı Süleyman Demirel’in açılış günü kestiği kurdele fotoğrafına değin bir yapının farklı zaman ve durumlarda temsillerini aynı mecrada buluşturuyor.
Öykünmeyle Kuralların Belirlenmesi
Meslekte 20. yılını sürdürdüğü bir evrede, 70’li yılların başında Ankara Radyosu’nda yayınlanan bir konuşmada sarf edilen “Türk mimarlığı bugün bir sıfırdır…” cümlesi Doğan Tekeli’nin Batı’daki mimarlık yayınlarına benzer bir monografi yapma fikrinin doğmasına vesile olur.8 Tekeli ve Sisa’nın mesleklerine “görev” bilinciyle yaklaşmaları ve kendilerini meslektaşlarına, yurttaşlara karşı sorumlu hissetmeleri bu itkinin eyleme dönüşmesini sağlayacaktır.9 Monografi fikrinin zihinlerinde dolanmaya başladığı dönemde yayımlanmış mimari çalışmalar –süreli yayınları haricinde– Seyfi Arkan ve Eserleri 1933-1956, Altuğ-Behruz Çinici 1961-1970 Mimarlık Çalışmaları ve Haluk Baysal-Melih Birsel Mimarlık Bürosu Çalışmaları: 1951-1971’dir. Mimari yayınların bu denli az olduğu bir dönemde, 1964 yılında yayımlanmış olan Arne Jacobsen monografisi (1965) Tekeli ve Sisa’ya ilham kaynağı olur. 70’li yıllarda Türkiye’de Crysler, Bayer, Nothern Electric gibi sanayi yatırımı yapan yabancılar için fabrika ürettiklerinden, satışı bol olmasa bile kitabın yurtdışına gönderileceğini düşünür ve Türkçe-İngilizce olarak çift dilli hazırlamaya karar verirler.10 Doğan Tekeli’nin titizlikle hazırladığı Türkçe metinler İngiliz bir tercüman tarafından çevrilir ancak bu çeviri mimarlar tarafından mot à mot bulunur ve bunun üzerine dostları Engin Yenal’dan destek rica ederler. Tekeli ve Yenal redaksiyon ve düzeltileri birlikte çalışır. Yapılmış onlarca sayfa çevirinin ardından yeni bir arayışa girmeleri Tekeli’nin içine sinmeyen konularda ne kadar ısrarcı olabileceğinin sayısız kanıtından biri olarak görülebilir.
Yayın deneyimleri olmadığı –ve muhtemelen kitap tasarımının pafta tasarımından farklı bir yerde durduğunun ayrımında oldukları– için, dönemin Mimarlık dergisinin tasarımcısı ve yayın sorumlusu Önder Küçükerman’dan destek isterler.11 Jacobsen’in İngilizce-Almanca olarak hazırlanmış kitabındaki ana kararlar, yani kitap kapağının ve iç sayfaların siyah beyaz olması, sayfa düzeninde ağırlıklı olarak üç sütundan oluşan bir mizanpaj kullanılması Tekeli-Sisa tarafından benimsenir ve Küçükerman tarafından uygulanır. Kitabın öncelikle öğrenciler için bir kaynak olmasını düşünen Tekeli-Sisa, kitabın editöryel kurgusunu tipolojik olarak belirler. 27 × 22 cm ölçülerindeki kitabın kapağında farklı kategorilerden dört yapıdan alınan kadrajlar yer alır. Küçükerman kitap için şablonlar hazırlar, sayfa kenar boşluklarını, sütunlar arası boşlukları belirler. Hazırladığı çerçeveli şablonlardan ozalit kopyalar çektirip proje başlıklarını yerleştirir, metin istifinin uzunluklarını tayin eder ve fotoğraf bölümlerini karakalemle çizerek kitabın mock up’ını yapar.
Arne Jacobsen kitabında kullanılan tipografik kararlar Tekeli-Sisa kitabında benzer şekilde uygulanır. Jacobsen kitabında kullanılan grotesk yazı karakterini anımsatan bir Sans serif yazı karakteri kitap kapağında ve iç sayfalarda kullanılır. Metinler sağa ve sola dayalı olarak istiflenir. Fotoğrafların karşılıklı sayfalardaki yerlerine bağlı olarak verilen boşluk kararlarında yine Jacobsen kitabının düzeni kerteriz alınır. Türkçe ve İngilizce metinlerin benzer karakter/kelime sayısına sahip olmasına dikkat edildiği göze çarpar. Örneğin kitabın önsözünde iki satırlık fark, Türkçe metin blokunda bırakılan paragraf boşluklarının İngilizcede bırakılmamasıyla eşitlenir. Böylelikle ayrı dillerdeki metin blokları neredeyse aynı hizada tamamlanır.
Tekeli ve Sisa’nın sistemli ve planlı çalışma alışkanlıkları göz önünde bulundurulduğunda, böylesi bir yayının tasarımını başarılı buldukları bir mimarın monografisinden öykünerek ve bu alanda deneyimli tasarımcı dostları Önder Küçükerman’dan destek alarak çözmeleri, kitabın iyi bir mimarlık monografisi sayılmasının garantisini sağlar.
Kendi tasarladıkları bir matbaa yapısı olan APA Ofset’te basılan ve hazırlık aşaması iki seneyi bulan kitabın ilk denemeleri baskı niteliği açısından mimarları tatmin etmez ve siyahın doygunluğundan memnun kalana kadar denemeler yaparlar.12 Baskı aşamasında da işlerini şansa bırakmamaları ve nihai üründen emin olmak amacıyla matbaada üretimin başında durmaları mimarların şantiye kontrolörlüğüne benzer bir sorumluluk duygusunu taşıdıklarını pekâlâ gösterir.
Tekeli-Sisa ve Yurdaer Altıntaş İşbirliği
1975 yılında yayımlanan Doğan Tekeli-Sami Sisa: Projeler, Uygulamalar | Architectural Works 1954-1974 isimli kitabından 20 sene sonra, Tekeli ve Sisa büronun 40 yıllık külliyatını kapsayacak şekilde yeni bir kitap hazırlığına girer. Kitaba dâhil olacak proje sayısının çokluğunun yanı sıra dünyadaki benzer nitelikteki yayınlarda gözlemledikleri üzere, bu yayının içeriğinin sonuç odaklı olmasına kitabın danışman editörü Uğur Tanyeli ile birlikte karar verirler. Projelerin uygun formatta hazırlık süresi üç seneyi bulduğu için ve önceki kitabın sirkülasyonu yurtdışında çok geniş çapa ulaşmadığı için kitabın tek dilli olmasına karar verilir. Doğan Tekeli metinleri her zamanki özeniyle hazırlar. Kitabın ismi Projeler, Yapılar | Doğan Tekeli – Sami Sisa olur.
Kitabın tasarımı Tekeli’nin Eczacıbaşı’ndan tanıştığı kurum kimliği danışmanı Yurdaer Altıntaş’a teklif edilir ve olumlu yanıt alırlar. Tanyeli ve Altıntaş, projelerin temsillerine epey bir yer ayrıldığı için ilk kitabı fazla didaktik ve öğretici bulur. Batılı monografilerin içerik kurgularına öykünen, her şeyi apaçık ortaya dökmeyip projelerin ayrıştırıcı niteliklerini göstermeye öykünen bir editöryel yapı önerirler. Yurdaer Altıntaş tasarım için prensip kararlar alır ve mimarlardan bu kararlara yönelik hazırlık yapmalarını ister. Büronun mimarlarından Dilgün Saklar, kitaba dâhil olan 35 projenin ortak görsel niteliğinden sorumlu olur. İlk kitaba girmiş olan projelerden bazıları, bu yayın için yeni baskı teknolojilerine uyum sağlayacak nitelikte yeniden çizilir.
Her proje sol sayfada bir proje fotoğrafı, sağ sayfada projeye dair metin blokunun altında bu blok hizasını takip eden bir fotoğraf veya çizim yer alacaktır. Aksonometrik çizimler, plan, kesit ve görünüşlerde aynı kalem kalınlığı ve ortak çizgi stilleri kullanılır. Kitap kapağında seçilen fotoğraf kadrajından, iç sayfalarda fotoğraf altı notlarına değin simetrik bir düzen tutturulur. Tekeli-Sisa mimarisinin tasarım anlayışı, kitaba yayılmış bu kararlı, şaşırtmayan, güvenli alanda kurulmuş düzenle karşılık bulur. Bu simetrik şıklık tasarımcının seçtiği yazı karakteriyle de desteklenir; Altıntaş, 1930’ların sonunda Frederic Goudy tarafından tasarlanan serif’li yazı karakteri ITC Berkeley Old Style’ın farklı üyelerini kullanır. 295 sayfalık, mat kuşe kâğıda basılı kitabın kapağını Anavatan Genel Merkezi’nin cephe detayı sarmalar. Bu kapak fikri, Tanyeli ve Altıntaş’ın tercih edileni, gerektiği kadar gösterme kararlarıyla örtüşür.
Biterken
“(…) ve nihayet burada sunulan tüm yapı ve projelerin gerçekleştirilmesi için büromuzda bizimle birlikte çalışan ve beraber çalıştığımız için her biri ile ayrı ayrı iftihar ettiğimiz bugünkü arkadaşlarımız (…)’a sonsuz teşekkürlerimizi, minnet ve şükran duygularımızı sunmaktan zevk duyuyoruz.”13
1975 yılında yayımlanan ilk kitapta, bir yayıncısının olmaması dolayısıyla tipik bir künye yer almıyor. İkinci kitapta ise künye ve teşekkürler bölümü iç içe, cömert bir zarafetle veriliyor. Kitaba emek vermiş her kişinin ismi, koyduğu katkının betimlenmesiyle aktarılıyor. Tekeli-Sisa’nın kadirşinas tavrı, iştirakçileri için olduğu kadar sorumluluk hissi taşıdıkları okuyucular için de geçerli. Yılların ve hikâyelerin yorgunluğuna rağmen bitip tükenmek bilmeyen düşünme, yapma ve aktarma gayreti insanı silkeliyor. Künyeyi oluşturan cümlelerin üslubunda bu ikilinin çalışkanlıklarını, mesleklerini ne denli önemsediklerini duyumsuyor ve Türkiye mimarisine, mimarlık yayıncılığına katkıları için minnet duyuyorum.
1. SALT Galata’da gerçekleşen “Doğan Tekeli ile Mimarlık Yayıncılığı Üzerine” başlıklı söyleşi.
2. Çebiş Evi’nden Hisartepe’ye kitabı henüz elinize geçmediyse, “Mimarlar Neden Kitap Yazar?” başlıklı yazıyı okuduktan sonra süratle edinmek isteyebilirsiniz.
3. 1975 yılında yayımlanan monografi: Doğan Tekeli-Sami Sisa: Projeler, Uygulamalar | Architectural Works 1954–1974 (İstanbul, 1975); 1994 yılında yayımlanan 2. monografi: Projeler, Yapılar | Doğan Tekeli – Sami Sisa (İstanbul: Yapı Endüstri Merkezi, 1994).
4. İMÇ’nin jüri raporu buradan okunabilir.
5. İMÇ’de yer alacak eserler için iki kere yarışma açılmış ve Füreya Koral, Sadi Diren, Eren ve Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nedim Günsür, Ali Teoman Germaner, Yavuz Görey ve Kuzgun Acar’dan oluşan grup İMÇ blokları için iş üretmiştir. İstanbul Manifaturacılar ve Kumaşçılar Çarşısı, (İstanbul: Sınırlı Sorumlu İstanbul Manifatura ve Kumaşçılar Çarşı Kooperatifi, 1969), s. 64.
6. İdil Erkol’un “Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı / Yerel ile Evrenselin Ara Kesitinde Mimarlık: İstanbul Manifaturacılar Çarşısı” başlıklı yazısı İMÇ’nin mimarlık tarihindeki konumunu özetliyor.
7. Kitabın son sayfasında yer alan “Tertip: Reklâm Ajans” ibaresini olduğu gibi korumak istedim.
8. Doğan Tekeli, Mimarlık: Zor Sanat (İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2012), s. 14.
9. 1994 yılında yayımlanan kitapta Tekeli-Sisa böyle dile getiriyor görev bilinçlerini: “Yaklaşık yirmi yıl önce, meslek yaşamımızın ilk yirmi yılındaki proje ve uygulamalarımızı topluca yayımlarken; bunu, ülkemizdeki tüm koşullara rağmen mimarlık yapmaya çalışmak olan görevimizin bir parçası saydığımızı belirtmiştik.” Doğan Tekeli, Sami Sisa, Doğan Tekeli – Sami Sisa: Projeler Yapılar (İstanbul: Yem Yayın, 1994), s. 7.
10. Nitekim Tekeli, basıldıktan yıllar sonra kitabı Zürih’te bir kitapçıda ve Londra’da bir kütüphanede görmüş ve mutlu olmuştur. Söyleşi: "Doğan Tekeli ile Mimarlık Yayıncılığı Üzerine", SALT Galata.
11. Önder Küçükerman, 1965 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun olduktan sonra 55 senedir tasarım alanında faaliyet gösteren, lisans eğitimini İç Mimarlık Bölümü’nde tamamlamış bir tasarımcıdır. Halen aktif olarak Haliç Üniversitesi’nde Mimarlık Bölümü’nde dekan olarak görev yapmaktadır.
12. SALT Galata’da gerçekleşen “Doğan Tekeli ile Mimarlık Yayıncılığı Üzerine” başlıklı söyleşi.
13. Doğan Tekeli, Sami Sisa, Doğan Tekeli – Sami Sisa: Projeler Yapılar (İstanbul: Yem Yayın, 1994), s. 296.
{Fold içindeki fotoğraf için Tekeli-Sisa Mimarlık’a teşekkür ederiz.}