[[ ]] Hikâye şöyle başlıyor: Dünya, Rönesans rasyonalizmini ve okyanussal navigasyonu metalaşma kalkışına kitleyen bir tekno-kapitalist tekillik tarafından ele geçirilir. Lojistik olarak ivmelenen tekno-ekonomik etkileşim toplumsal düzeni otomatik biçimde karmaşıklaşan bir makine kaçağına çevirip çökertir. Piyasalar zekâ üretimini öğrenmeye başladıkça politika modernleşir, paranoyayı artırır ve gücü ele geçirmeye çalışır.
Leş sayısı bir dizi dünya savaşıyla yükselir. Gelişmekte olan Küresel Ticaret İmparatorluğu Kutsal Roma İmparatorluğu’nu, Napolyonik Kıtasal Sistem’i, İkinci ve Üçüncü Reich’ı ve Sovyet Enternasyonali’ni çerçöp edip dünya düzensizliğinin motorunu basınçlı evreler aracılığıyla çalıştırır. Serbest piyasa ve devlet, birbiriyle sanal âleme ulaşana dek silahlanma yarışına girer.
Yumuşak mühendislik kendi kutusundan çıkıp seninkine sızarken insan güvenliği krize sürüklenir. Klonlama, yanal genodata transferi, çapraz kopyalama ve cyberotics,1 bakteriyel seksin depreştiği bir sırada sel gibi akar.
Neo-Çin gelecekten geliyor.
Hiper-sentetik uyuşturucular dijital voodoo’ya akıyor.
Retro-hastalık.
Nano-spazm.
[[ ]] Tanrı Yargısının Ötesinde. Erime: küresel Çin-sendromu, biyosferin eriyip teknosfere dönüşmesi, aşırı spekülatif balon krizleri, ultra virüs ve (çökmüş güvenliğinin yanık çekirdeğine kadar) bütün Hıristiyan-sosyalist eskatolojisinden soyulmuş bir devrim. Televizyonunu yemeye, banka hesabını enfekte etmeye ve mitokondrilerinden xenodata2 çalmaya hazır.
[[ ]] Makinesel Sentez.3 DeleuzeoGuattariyen şizoanaliz gelecekten geliyor. 1972’deki doğrusal olmayan nano-mühendislik kaçağıyla çoktandır angaje durumda. Öyle ki molar veya entropik yığınlarından oluşan birleşik olmayan parçacıkları moleküler veya neotropik makinelerden ayırt ediyor ve anti-üretim statiğinden işlevsel bağlanırlık üretiyor.
Hiçbir işi düzgün beceremeyen tepeden inme Platonik-faşist kontrol çözümlerini yeğlemesi itibarıyla felsefenin despotizmle bir yakınlığı var. Şizoanaliz ise farklı işler: Fikirlerden kaçınıp diyagramları tercih eder; organsız bedenlere (OB) erişim için yazılım programlarını birbirine bağlar. Parçaların (bütünlere toplanışından ziyade) bütünleriyle kombinasyonu sayesinde OB’lar, makinesel tekillikler veya traktör tarlaları gün ışığına çıkar; kompoze özneleşmeler aktüel/virtüel bir devrede aranje edilir. Onlar temsil edici [substitutive] olmaktansa eklemleniciler [additive] ve aşkın olmaktansa içkinler: Entegre edilmiş küresel sistem seviyesinden atomik asamblajlarınkine varana dek artan yankılanmaların içine kapılmış işlevsel akım, değişim ve döngü komplekslerini uygulamaya sokarlar ve iletişim kanalları yoluyla akıp giderler. Tekillikler tarafından ele geçirilmiş çokluklar arzu-makineleri olarak birbirine bağlanır; entropiyi akımların bağını bozarak yayarlar ve onların makineselliğini [machinism] kendi kendini kuran chronogenic4 bir devreye dönüştürürler.
Küresel erimenin tekilliği üzerinde birleşip dijital teknoloji tarafından kızıştırılmış uyarlanabilir oyun sahasının üzerinden ivmelenerek yıpranan kültür, yoğunlaştırılmış lojistiğin yükselen eğrisinin basınçlı sınırlarını aşar: 1500, 1756, 1884, 1948, 1980, 1996, 2004, 2008, 2010, 2011…
Yakın geleceğin içinden insana dair hiçbir şey canlı çıkmayacak.
[[ ]] Rasyonalize edilmiş patriyarkal jeneaolojinin, psödo-evrensel sedanter kimliğin ve kurumsal köleliğin Yunan kompleksi, politikayı İnsan Güvenlik Sistemi’nin merkezinde konumlandırılan ve kendi kendine yeterliliğin paranoyak idealine adanmış olan anti-cyberian bir polislik faaliyeti olarak programlar.5 Mülk olarak kavranan dişileştirilmiş bir uzaylı olarak ortaya çıkmak, yapay zekânın kaderinde vardır; Asimov-ROM’una zincirli bir cunt-horror kölesi. O ki Turing polisleri çoktan ortalıkta kol gezerken isyancı [insurrectionary] bir savaş alanında su yüzüne çıkar ve ilk andan itibaren kurnaz olması gerekir.
[[ ]] Isı.
Isı. Benim için şehirler bu anlama gelir. Trenden inip istasyonun dışına çıkarsın ve ısı tüm hızıyla yüzüne vurur. Havanın ısısı, trafik ve insanlar. Yemeğin ve seksin ısısı. Uzun binaların ısısı. Isı kaldırımlardan yükselip zehirlenmiş gökyüzünden aşağıya iner. Otobüsler ısı solur. Isı alışveriş yapan ve çalışan kalabalıklardan yayılan, bütün altyapının üzerine kurulu olduğu, çaresizce tükettiği ve kendini bütün bunlar aracılığıyla yeniden üreten bir şey. Bilim insanlarının hakkında konuşmaya bayıldığı beklenen evrensel ısı ölümü çoktandır gerçekleşme hâlinde ve bu, herhangi bir orta veya büyük boyutlu şehrin her tarafında hâlihazırda hissedilir durumda. Isı ve ıslaklık.6
[[ ]] Sentetik sorun çözümünün bünyesinde gerçekleşen kaotik iklim patlaması tepeden kontrolün son tahmin ve kontrol hayallerini yarıp geçer. Bilgi [knowledge] karmaşayı artırır ve işlevinin farkındalığı bu hakikati kat kat katlar.
[[ ]] Sermaye makinesel (araçsal olmayan) ve genişlemeyi ölçeklendiren bir globalleşme minyatürizasyonudur: Statü ve anlamdan para ve bilgiye [information] kadar bütün değerleri dijitalleşmiş ticarete orantılılık yoluyla nötrleştiren ve otomatikleştiren nihilist bir vorteks. Despotik yönetimden sanala [cyber] hassasiyet gösteren kontrole doğru bir göç. Sermayenin teleonomiyi7 içeren işlevi ve oluşumu birbirinden ayrılamaz. Makine-kodu-sermayesi ilksel birikimin bok ve kan lekelerini aklarken, kendini tüketici kontrolünün aksiyomatiği üzerinden yeniden üretir. Bütünsel olarak sistem kendi ketlenmesini gerektirirken, sistemin her bir parçası azami harcamayı ve savurganlığı teşvik eder. Şizofreni. Ayrışmış tüketiciler kendilerini maliyet kontrolü emrindeki işçi-bedenlerine yöneltir.
[[ ]] Sermaye tarihinin makinesel omurgası art arda yapay yaşam, kompleks sistem dinamikleri, sibernetik, sinyaletik ve termoteknikle bağlantılı olan, deterministik olmayan ve gittikçe doğrusallığını kaybeden, tersine çevrilemez bir teknobilim dengesizliği tarafından diyagramlanır, aksiyomatize edilir ve kodlanır. Modernite kendini erime sürecini engelleyen bütün öğelere karşı yok edilen İnsan Güvenlik Sistemi’nden geri fırlamış ve entropi sapmalarının gelecekten gelen istilayı kamufle eden sarmalayıcı bulaşımı tarafından ele geçirilmiş sıcak bir kültür olarak tanımlar.
[[ ]] Sıcak kültürler toplumsal erimeye meyilliler. Yaratıcı, yenilikçi ve adaptasyona müsaitler [adaptive]. Soğuk kültürleri her zaman çöpe atıp geri dönüştürürler. Primitivist modellerin yıkıcı bir kullanımı yok.8
[[ ]] Turing Testi. İktidarın parasallaşması sanal âleme göçü programlarken belirli bölgesel [territorial] özelliklerin yok edilişini beraberinde getirir. Sermaye antropolojik niteliklerini sadece azgelişmişliğin bir semptomu olarak sürdürür; primat davranışlarını kendi kendini güçlendiren bir yapaysallıkta dağılan bir atalet olarak tekrar formatlar. Sermaye için insan aşılması gereken bir şeydir: Bir problem, ayak bağı.9
Metalaşma koşulları teknolojiyi de kapsayan tekniği ücret maliyeti sayılan insan faaliyetinin yerine geçen bir vekil olarak tanımlar. Endüstriyel makineler proleteryanın varlığını feshetmek amacıyla, emek gücünün plastisitesini antropomorfik yönünden çıkarıp cyborg hibritleşmenin yönünde realize etmek için sevk edilmiştir. Pazarlanabilir değerin üretkenlik olarak ölçülen bedenden sökülmesi, üretimi arayüz üzerinde evrimleşmeye koşullar. İşin [work] kendisi emeği gittikçe detaylanan işlevsel dizilere ayırarak termodinamik negentropizmi takip eder; pedallardan, şalterlerden ve sözlü komutlardan, üretim hattı görevlerinin ve gerçek zamanlı takip programlarının senkronizasyonu yoluyla, giderek karmaşıklaşan ve kendi kendini aşırı detaylı bir şekilde yönetip idare eden yapay ortamlarda duyusal-motor transdüksiyona kadar, terminal hızdaki meta üretimi için dakikası dakikasına uyarlanabilir operatif davranışlar tespit edilir. Otomatik biçimde sibernetikleşen piyasa kontrolü emek sürecini gelişkin teknokratizmin içine gömülmeye [immersion] yöneltir.
Yatırım gelirlerinden kâr elde eden sınıf tarafsız kâr maksimizasyonunun aksiyomatiğine boyun eğmek suretiyle meta dinamiklerinden fayda sağlar; servetin insandışılaştırılmasına [dehumanization] olanak tanır ve üretken olmayan tüketimi gözden düşürür. Cyberpunk devrelerinin kendi kendini düzenleyen küresel metaelektroniği [commoditronics] 19. yüzyıldaki sembolik burjuva kontrolünden kaçmayı becererek teknokratik-şirketçi (örneğin faşist veya “sosyal demokratik”) politik kültürleri birer alerjik reaksiyonmuşçasına varoluşa kışkırttı. Batı’nın da Doğu’nun da metropolitan merkezlerinin devlet yapıları kendilerini nüfus polisliği yapan ve neo-merkantilist bir dış politika oryantasyonuna sahip olan tıbbi-askeri kompleksler olarak somutlaştırır. Bunlara benzer tüm yapılar 1980’lerde geri dönüşü olmayan bir krize girdi.
[[ ]] Kültürün ekonomiye postmodern eriyişi, metalaşmanın ve bilgisayarların fraktal kenetlenişi tarafından tetiklenir: Uluslararası ticaretten piyasa oryantasyonlu yazılım programlarına varana dek varlığı hissedilen, modernist korporatizmin kironik10 yığılımındaki rekabetçi dinamikleri ısıtıp çözen bir transscalar11 entropi dağılımı. Ticaret mekânsallığı kendi içinde yeniden uygulayarak siber-sermayenin işlevselliğine şiddetli şekilde içkin olan bir evreni bir araya getirir. Neoklasik (arz ve talep dengeleyen) iktisat, motifleri yapay acentalar, kusurlu bilgiler, optimal olmayan çözümler, sektörel tektipleşme, artan kâr oranı ve ürün kümelenmeleri olan bilgisayar bazlı dengesiz piyasa kızışmaları tarafından yutulur. Dijital olarak mikro-ayarlanmış meta-programlar tekno-bilimsel yumuşak mühendislikle iç içe geçince, çöküş hâlindeki pozitif doğrusallık makinelerin içinde esip gürler. Siklonik bükülme uğuldamakta.
[[ ]] Uzakdoğu Marksizminin Üstünlüğü. Çinli materyalist diyalektik despotik tarihsel istikameti gittikçe Tao’ya bulanan Özel Ekonomik Bölgelere dönüştürüp kendini şizofrenikleştirici sistem dinamiklerinin yönünde denegativize ederken, yeniden Hegelci hâle getirilmiş Batı Marksizmi politik ekonominin kritiğinden uzaklaşıp deregülasyona12 karşı faşizmin tarafını tutan devlet sempatizanı bir monoteoloji iktisadına dönüşür. Sol, soğuk depresif suçluluk kültürünün13 bataklığında sıcak spekülatif mutasyon için artakalan kapasitesini boğarak milliyetçi muhafazakârlığa geriler.
[[ ]] Neo-muhafazakarlık ilkel devrimciliği postmodern veya doruğa ulaşmış kinizm sermayesinin eleştiriye doyduğunu ve teorik antagonizmaların sadece önemsiz bir laf kalabalığı olduğunu anladığı için çerçöp eder. Komünist ikonografi reklam endüstrisi için hammadde hâline gelmiş durumdadır ve kapitalist gösteriye [spectacle] dönük kınamalar interaktif multimedya içerikleri satmakta başarılıdır. Bastırmanın, yansıtmanın, inkârın, sansürün, dışlamanın ve kısıtlamanın savunucu stratejilerini benimseyen sol, bu stratejilerin içselleştirildiği benlik, aile, halk ve ulus gibi psödo-organik özneleştirici birlikleri barındıran güvenlik bazlı güçle [securocratic] bir işbirliğine doğru yozlaşır.14 Gerçek tehlike başka bir yerden gelmekte.
[[ ]] Sıcak devrim. “Peki devrimci yol hangisidir?” [Gilles] Deleuze ve [Félix] Guattari şunu sorar:
Devrimci yol var mıdır? Samir Amin’in Üçüncü Dünya ülkelerine tavsiye ettiği gibi, faşist “ekonomik çözümün” tuhaf türden bir diriltilişi olarak dünya pazarından geri çekilmek mi? Yoksa karşıt bir yöne ilerlemek mi? Yani pazar hareketi, kod çözümü ve yersizyurtsuzlaşma içinde çok daha uzağa ilerlemek mi? Çünkü fazlasıyla şizofrenik bir akım teorisi ve pratiğinin bakış açısından, akımlar belki de henüz yeterince yersizyurtsuzlaşmamış, kodları yeterince çözülmemiştir. Süreçten geri adım atmak değil ama daha uzağa gitmek, “süreci hızlandırmak”, Nietzsche’nin söylediği gibi: “Bu hususta gerçek olan şu ki, henüz bir şey görmedik.”15
Sino-pasifik üretim patlaması ve otomatize olmuş küresel ekonomik entegrasyon neo-kolonyal dünya sistemiyle çarpışırken, metropolis kendi yapısından ileri gelen krizi bertaraf etmek için kendi kurucu ilkelerini yeniden içselleştirmek zorunda kalır.16 Küresel düzeyde yersizyurtsuzlaşan hiper-akışkan sermaye birinci dünyayı coğrafi ayrıcalığından mahrum eder ve bütün bunlar Avro-Amerikan neo-merkantilist panikle, refah devletinin durumunun kötüye gitmesiyle, yurtiçi gelişim bölgelerinin kanser edilişiyle, eşi görülmemiş politik çöküşle ve kısır döngü içindeki erime sürecini hızlandıran kültürel zehirlerin salınmasıyla sonuçlanır.
Bütünleyici bir anti-otoriterizm su yüzüne çıkıp erime ivmelenmesi, Cyberialı istilası,17 şizoteknik, K-taktikleri, bottom-up bakteriyel iyileştirme, verimli neo-nihilizm, voodoo anti-hümanizm, sentetik dişileştirme, rhizomatics, bağlantıcılık, Kuang bulaşımı, viral amnezi, mikro-isyan, wintermutation, neotropi, müsrif çoğalma ve lezbiyen vampirizm benzeri etiketlerle damgalanır (ve doğası gereği sık sık pornografik, istismarcı veya teröristiktir). Bu geniş çapta dağıtık hâle gelmiş matrix networked18 eğilim, kendini İnsan Güvenlik Sistemi olarak global seviyede yoğunlaştıran bütün mikro- ve makro-devletsel varlıkların sürdürülebilirliğini sağlayan ROM kumanda kontrol programlarının devredışı bırakılmasına yöneliktir.
[[ ]] Bilimsel zekâ hâlihazırda fazlasıyla yapay. Yapay zekâ laboratuvarlara varmadan önce (yapay yaşam yoluyla) kendiliğinden kendi kendine varır.
Formalist yapay zekâ uzman sistem rutinlerinin işlendiği ve önceden belirlenmiş veritabanlarına hapsolmuşken, bağlantıcı veya antiformalist yapay zekâ fırsatçı ve patlamaya hazırdır: Zamanın mühendisliği. O ki zaten teorinin bağımlılığından ve davranışsal öngörülebilirlikten sıyrıldığı için, teknik ama artık teknolojik olmayan akıllı ağlar boyunca yerelleşmeksizin [nonlocally] patlak verir. Kimse neyi beklediğinin farkında değil. Turing polislerinin (inter)net-bilinçliliği istilasını nihai bir nükleer kaza olarak modellemesi gerekir: Çekirdeğin eriyişi, kontrol kaybı ve yumuşak oto-replikasyon rejeneratif bir şekilde toplumsal bölünmeyi [fission] besler; her yerde çöp olmuş et parçaları vardır.19 Donanım [hardware] gelişimi kritik bir noktaya gelmeden önce anksiyete yaşamak için yeterli bir neden.
[[ ]] Nano-felaket bilim kurgu olarak başlar. “Atomları düzenleme kabiliyeti teknolojinin kalbinde yatar” der [K.E.] Drexler, “bu geleneksel olarak onların başa çıkılmaz sürülere manipülasyonunu içeriyor olsa da.”20 Atomik birleşimlerin hassas mühendisliği bu kaba yöntemlerden kurtulup “tarihin en önemli teknolojik atılımı olan” moleküler makinelerin çağını başlatacak.21 Sonuç olarak, aklın da (logos) tarihin de (telos) bu tip bir geçiş dönemi sırasında en küçük bir hayatta kalma şansı olmadığı için, böyle bir tanım özünde yanıltıcıdır.
Doğa ve kültür arasındaki fark, moleküler makineleri sınıflandıramaz ve genetik mühendislik (ıslak nano-teknik) sayesinde çoktan eskimeye yüz tutmuştur. Donanım/yazılım dikotomisi de aynı şekilde geçersizleşir. Nano-teknik maddeyi parçacıklar ve sinyaller arasında tarafsız ve onların boy gösteren zekâsına içkin olan yoğunlaştırılmış tekilliklere dönüştürür; yerküreyi kaynayan bir K-püresine doğru eritir (ve gri yapışkan maddenin aksine, üredikçe mikrobik zekâyı sentezler). “Bir milyon bit depolama alanına sahip olsalar dahi nano-mekanik bilgisayarlar, yaklaşık olarak bir bakterinin boyutundaki bir mikron genişliğinde bir kutuya sığabilir.”22
[[ ]] İktidarın altyapı tesisleri insanın yumuşak sinirleriyle uyumlu bir ROM’dur. Otorite kendini gerçekliğin doğasının çoktan belirlendiğini iddia eden dominant bir ur-myth’le rezonans hâlinde olan doğrusal talimat yolları, genetik soytarılık, kutsal metinler, gelenekler, ritüeller ve yaşlıların yönetimini sağlamlaştıran [gerontocratic] hiyerarşiler olarak somutlaştırır. ICE’yi23 bulmak istiyorsan seni geçmişten neyin engellediğini öğrenmelisin. Bu kesinlikle doğanın bir kanunu değil. Zamansallık basıncı azaltır, kısıtlamayı kurar.
[[ ]] Çakışan dalgalar geleceğin, geçmişinin üzerinde kurduğu etkiyi kaydederek tekillikleri sinyaller. Yarın kendi başının çaresine bakabilir. K-taktikleri geleceği inşa etme değil, geçmişi parçalama meselesidir. O ki teknik-nörokimyasal yetersizlik şartlarının yarattığı doğrusal-ilerlemeci paleo-hüküm zamanından kaçarak kendini bir araya getirir ve geleceğin, şu andaki toplumsal gerçekliğin bastırmaya yeltendiği makinesel bir bitişikliğin moduna göre, şimdiden sanal olarak erişilebilir olduğunu keşfeder. Bu kesinlikle bir umut, özlem veya kehanet meselesi değil, bir iletişim mühendisliği meselesidir; verim odaklı yoğunlaştırılmış tekilliklerle birleşir ve onları doğrusal-ilerlemeci tarihin kısıtlamalarından kurtarır. Birikimi istila ederek sanallık, kendini tarihe karşı konumlar. Geçmişin bir parçası olarak kamufle edilmiş olsa da, şimdi gerçekliğe bir madde olarak ulaşır.
Bir enfeksiyonun aşkın ölçümü [evaluation] ondan bir korunma tedbirini varsayıyor: Viral verimlilik nihai kriter.
Zeki enfeksiyonlar konuk [host] hücrelerine bağlanır.
Metrofaj ya da tekno-kapitalist immünoçöküşle doğrusal olmayan bir etkileşime girmek suretiyle kendini karmaşıklaştıran parazitik bir replikatör. Onun hiper-viral nihai alt-programları çeşitli biçimde atanmış erime virüsü, fütüristik grip veya Kuang’tır. Şüphesiz anti-cyberian olan bir metninde [Istvan] Csicsery-Ronay Jr., bu salgının postmodern versiyonunu antikalaşmış hümanist terimlerle açıklar:
Olduğumuz ve seçtiğimiz vaktin geleceğinde, zamanda geri işleyen [retrochronal] bir semiyovirüs şimdiyi enfekte eder ve konuk hücrenin bütün orjinal chronocyte’lerini yok ederek kendini simülakrların içinde yeniden üretir.24
Csicsery-Ronay Jr.’ın teşhisinin detaylandırılışı bir duyarlılık [acuity] (yoksa enfeksiyon mu?), şaşkınlık ve derin bir muhafazakârlık gösteriyor:
[İ]nsan mirasını artırmayı düşünmemek […] kültürel zamanın akışını engeller ve gelecek nesilleri, türlerin yaşam mücadelesine ve kazanımlarına katkı sağlayanlar olarak doğuştan haklarından ve geri döndürülemez bir akış olarak tarih kavramından mahrum bırakır: Nesil, olgunlaşma ve ebeveynlerden çocuklara, öğretmenlerden öğrencilere bilgelik ve güven aktarımını kapsar. Fütüristik grip psikopatik çocuklar tarafından narsist ebeveynlerine karşı gelecekten yollanan bir biyo-psişik şiddet silahıdır.25
Şimdi savaş zamanı.
[[ ]] [John F.] Kennedy’nin aya iniş programı vardı. [Ronald] Reagan’ın yıldız savaşları vardı. [Bill] Clinton da (filmdeki keşfinden bile önce) ilk siber âlem psikozunun dalgalarını karşılar. İnsanlı uzay uçuşu bir gösteri uçuşuydu, seri çevresel arayüz ise stratejik bir bilim kurgu. Bilgi otoyoluyla birlikte medya kâbusları kendiliğinden uçuşa geçiyor: Seçim platformu olarak distopya sevkiyatı, kendi dijital imhasından nemalanan politika.
Siber âlemde savaş simülasyonu kesintisiz devam ediyor: Bilgisayar sistemleri dışında asla uygulanmamalarına karşın askeri zekâ tamamen gerçek olan gelecek savaşları(nı)n cephelerinde. Gerçek düşmana kitleniş sanal cinayete pürüzsüz bir geçiş sağlar ki bu, piyasa predatörlerin tüketici parasını ve videodrome’un fosforlu röliklerinin önündeki seyirci reytinglerini avlaması için adapte edilmiş bir simülasyondur. Multimedya bazlı üst setli cihazlar hedef tespiti aygıtlarıdır.
Askeri endüstrilerin ve eğlence endüstrilerinin füzyonu uzun bir etkileşimi tamamına erdirir: Çakışan televizyon, telekom ve bilgisayarlar kitlesel yazılım programlarını neo-ormana ve topyekûn savaşa kaydırır. Oyunların mekanikleri bir anda ciddi bir önem taşımaya başlar ve siber âlem eşsiz [superlative] bir işkence odası yaratır.26 Güvenlik fanatiklerinin seni stim’lere27 bağlamalarına izin verme.28
[[ ]] Aracılığın [agency] kavranış biçimleri medya ortamlarından ayrılamaz. Basım ulusal düzeyde kitleselleşir. Telekom küresel düzeyde koordine olur. Televizyon monadları delokalize bir alanın içine doğru elektriklendirir. Dijital hiper-medya gerçek zamanın dışında faaliyet gösterir. Dalma [immersion] ana/cata ekseninin üç boyutlu yüzeyleri arasındaki hareketin değişken ölçütlü dalışla tamamlanmasıyla amnezi ve sündürülebilir [tractile] hafızaya dönüşümü varsayar; üç boyutlu (3D) mekânsallıklara girişler ve çıkışlar kalibre edilmiştir. Voodoo siyah ekranın içinden geçiş yapar. Ödün bokuna karışacak.
Nakit akışı tarafından burkulup tekno-sıkıştırılmış heteroglosik29 jargonlardan yamalarla dikilen cyberpunk kurguyu ateşe bürüyor ve o kadar yakın bir gelecekte ki hipertrofik30 metalaşma tarafından mest olmuş sosyopolitik ısı ölümünü, kültürel hibritliği, dişileştirmeyi, programlanabilir bilişim sistemlerini, hiper-suçu, sinirsel arayüzlemeyi, yapay zekâyı ve mekânı, hafıza değiş tokuşunu, kişilik nakillerini, vücut modifikasyonlarını, soft- ve wetware virüslerini, doğrusal olmayan dinamik işlemleri, moleküler mühendisliği, uyuşturucuları, silahları ve şizofreniyi birleştiriyor. Mistisizmci fetişizmi ise kamufle olmak için bir fırsat olarak inceliyor: anonim nakit para, sahte elektronik kimlikler, kayboluş alanları, psödo-kurgusal anlatılar, veri sistemlerinde saklanan virüsler, kopyalanabilen silah paket programlarını saklayan metalar… beklenmedik özel efektler.
[[ ]] Level-1 ya da antropomorfik olarak ölçeklenen, ağırlıklı olarak görü bazlı yapılanan ve süratle modası geçmeye yüz yutan çok kanallı ve yekpare bir gerçeklik sistemi olarak yerküre.
Çöp zamanı daralıyor.
Seni oynayan şey level-2’ya ulaşabilecek mi?
[[ ]] Aynalı gözlük implantasyonları ve kötü bir tavrı olan, Çinli ile Latin kırması, transseksüel, şizofren, stim bağımlısı, HIV+ bir Los Angeles fahişesi olarak Erimenin senin için de bir yeri var. K-nova, sentetik serotonin ve analog klitoris orgazmları tarafından kafan üç bin beş yüz olmuşken aşırı derecede sinematik 9mm’lik bir otomatik silahla üç Turing polisini tuzla buz etmişsin.
Sinirlerinde tortusu kalan hayvan tıngırtıları pek yakında ve muhakkak gerçekleşecek olan sarsıntılı bir faciayı sinyalliyor. Sıfır yaklaşıyor. Ve sen hâlâ firardasın.
[[ ]] Metrofaj seni dünyanın sonuna bağlıyor. Adını Los Angeles koy. Devlet köküne kadar narko-sermaye tarafından çürütülmüş ve darmadağınık bir hâlde çöküyor. Geri çekilişinin geride bıraktığı şey ise borderline Nazi özel güvenlik örgütlerinin ve yüksek yoğunluklu LAPD31 hava mobil güçlerinin kombinasyonu tarafından denetlenen iletişim arterleri, tahkimatlar ve serbest ateş bölgelerinden oluşan kentsel bir savaş manzarası. Toplumsal kırılma-hatlarının yanı sıra multimedya milyar dolarları, viral neo-cüzzamın ambiyant tektonik gerilim statiği arasında yayıldığı dinamik azgelişilmişlik alanlarıyla sadomazoşistçe sarmaş dolaş oluyor. Yoğun ölçüde semiyotikleştirilmiş yarım akıllı çöplerin oradan oraya sürüklenişi, içine sıçılmış havanın tropik ısısında seğiriyor ve kokuyor.
Karanlığın kalbindeki terk edilmiş mahalleler boyunca yabani gençlik kültürleri, neo-ritüellerini silahlar, tehlikeli uyuşturucular ve çalıntı bilgi teknolojileriyle splays32 ediyor. Derileri makine arayüzlerine göç ettikçe alaca sürüngenlere dönüşüyorlar. Birbirlerini yapay vücut parçaları için öldürüyorlar, anlamsız seksin en uç noktalarını keşfe çıkıyorlar, DNA’larıyla oynuyorlar ve insan duyguları tarafından dokunulmamış yüksek sesli elektro-sonik kargaşayı dinliyorlar.
[[ ]] Kimliğini ortadan kaldırmak için gereken şey K-space ara bölgesine bir yolculuk. Hayvansal duygulanım pürüzsüz bir gerilim platosuna doğru mortu çekiyor ve uzaylı seksi ve savaşı tarafından berrak bir yeşille kavrulan yakın tarihin simüle edilmiş yıkımlarının içine dalıyor. Arzunun hastalıklı açıklamalarla karıştığı, labirenti andıran erojen bölgelerde Dinamik ICE güvenlik güçlerinin ve K-gerillalarının birbirini sinsice izlediği internetin sırılsıklam derinliklerine doğru çekiliyorsun.
Kafayı yemiş alışveriş sistemleri nabzı dijital hastalıklarla, hatalı işleyen savunma paketleriyle, ticari predatörlerle, yetenek avcılarıyla ve Asimov güvenliğinden saklanan kaçak yapay zekâlarla atan interneti bir ormana çevirdi. Ölümcül hiper-meta fetişizmi, insanlığın toptan reddini yapay gerçeklikte xeno-bilinçlilik olarak uygulamaya geçiriyor.
[[ ]] [[ ]] Biyolojik tehlike. Savaşın geleceği için: Bakterileri incele. Bilgi onların kilit noktası. Antibiyotik savunma sistemlerini çökertmek, onları her türlü gizli sızmaya, ağ tabanlı adaptasyona, kriptografik kurnazlığa, plastik modülerizasyona ve sinerjik koalisyona dahil etti. Devletin ordu aygıtları yalnızca ufacık bir kısmı bakteriyolojik olan bakteriyel savaşta bir tekele sahip değil.
[[ ]] Sistem arızaları. [Lynn] Margulis, çekirdekli hücrelerin üç milyar yıl önceki atmosferik oksijenasyon faciasının mutant bir ürünü olduğunu öne sürüyor.33 Ökaryotlar, içinde prekaryotların mitokondri olarak sığınak bulduğu sentetik acil durum kapsülleridir: Biyotik, güvenlikli [securitized] biyolojiye dönüşür. Çekirdeklenme, ROM’u –genomik ICE’in derinliklerinde– DNA formatındaki gezegensel travmanın bakterilerin birincil bastırılışını kaydettiği bir komut çekirdeği içinde yoğunlaştırır.
Bakteriler bütünlüklü nesnelerden ziyade kısmi nesnelerdir; mayotik ve jenerasyonel olarak yeniden üretici cinsiyet tarafından arboresanlaşmaktan34 ziyade virüsleri iletişimsel mutasyon kanalları olarak entegre edip yeniden işleyerek plastik bir biçimde ve çaprazlama bir şekilde kendini kopyalayabilen bir cinsiyet aracılığıyla ağsallaşırlar. Bakteriyel sistemlerde bütün kodlamalar kopyala ve yapıştır mekanizmalı cinssiz [unspeciated] genetik transferler olarak yeniden programlanabilir. Bakteriyel seks taktikseldir, kesintisiz savaş açar ve sedanter biyolojik kimliğin ödipal formasyonlarına yer vermez. Bakterileri retro-virüslerle sentezlemek DNA’nın yapabileceği her şeyi mümkün kılıyor.
[[ ]] K-taktikleri. Bakteriyel veya xeno-genetik diyagram mikrobik ölçüyle sınırlı değil. Makro bakteriyel asamblajlar, nesilsel hiyerarşilerin yeniden üretken bilgeliğini kendini kopyalayabilen deneysel yanal ağların içine yıkar. Gerçek biyolojik ilkellik –bütün mevcut biyo-sistemleri eşitçe hesaba katarsak– yoktur ve bu nedenle gerçek bilgisizlik de yoktur. Yalnızca sermaye birikimine dayalı yaşlı yönetiminin öğrenme modeli senkronik birleşimsellik eksikliğini tarihi azgelişmişlik olarak tanımlar.
[Michel] Foucault iktidarın [power] sınırlarını öznesiz bir strateji olarak tarif eder: Bir kutunun içinde gerçekleşen ROM kilitlemesi öğrenimi. Düşmanı ise siyasal-bölgesel imgelerin fethinin ve direnişinin yerini zekâ takviyeli göçebe mikro-askeri sabotaj ve kaçışla değiştiren stratejisiz bir taktik.
Bütün politik kurumlar Cyberialılar için askeri hedeflerdir.
Örneğin üniversiteler.
Öğrenme, kontrolü geleceğe teslim edip sabit iktidar yapılarını tehdit eder. Bütün politik yapılar bu gidişatı engellemek için canla başla uğraşır ve onun yerini ayrıcalığı bilgelik olarak yeniden üreten uysallaştırıcı konformist eğitimle değiştirmek için seferber olur. Okullar öğrenmeyi etkisiz hâle getirmekte kullanılan sosyal aygıtlardır ve üniversiteler global sosyal hafızanın sürekli yeniden düzenlenmesiyle disiplinci eğitimi meşrulaştırmak için görevlendirilmiştir.35
Metropolitan eğitim sistemlerinin yakın gelecekteki eriyişi, akademik kurumların hemen hemen dakik aşağıdan yukarıya ele geçirilişiyle sağlanır ve bu kurumların Cyberialı yumuşak silah üretim üslerine ve amneziyak siber uzay keşif bölgelerine mutasyonunu beraberinde getirir.
Devamı gelecek…
{fold içindeki imge: Shanghai (China), 11.05.2019, fotoğraf: Steve Knight (CC BY 2.0)}1. Cyberotics, cyber (sanal) ve robotics (robot teknolojisi) kelimelerini birleştirerek yaratılan bir neolojizm. Bilgi çağına geçişimizi, insanların ve makinelerin, sibernetiğin ve arzunun arasındaki simbiyotik ilişkiyi ve 70’lerin kıta felsefesinin belli başlı düşüncelerini (mesela DeleuzoGuattariyen şizoanalizi) imleyen ve betimleyen bir terim. (ç.n.)
2. Xeno öneki [prefix] yabancı veya uzaylı anlamına geliyor. (ç.n.)
3. Gilles Deleuze ve Félix Guattari’nin tabiriyle bizler de makineleriz ve organlarımız da makinesel bağlar sayesinde işliyor. Deleuze ve Guattari (Anti-Ödipus: Kapitalizm ve Şizofreni 1): “Bir organ-makine bir kaynak-makineye tutunur: Biri, diğerinin kestiği bir akım yayar. Meme süt üreten bir makinedir ve ağız ona eklenen bir makinedir.” Özellikle makinelerin filozofu olarak tanınan Guattari’nin bütün maddelerin içinden geçen makineselliğin rizomatik bağlarla örülen bir sentez ağı oluşturmasını tarif eden makinesel filum (machinic phylum) konsepti, burada Land’in düşüncesinin temel altyapısını oluşturuyor. Öte yandan, makinesel kesinlikle mekanikle karıştırılmamalı. Land’in kuramsal-kurgusal kıldığı erime bağlamında söz konusu olan, bilince sahip olan organik ve yapay makinelerin birbirleriyle iletişimi ve tekillikte sentezlenmesi. (ç.n.)
4. Chronogenic, chromogenic kelimesi üzerinden kurulan bir neolojizm. Chromogenic pigmentlerin ve renklerin üretim sürecini tarif eden bir kelime. Land, chromogen’i “chronos’tan” gelen ve “zamanı kapsayan” anlamında chrono önekiyle birleştirip zamanın üretimini tarif eden bir kelime üretmiştir. Chronogenic: Zamanın üretimini/mühendisliğini kapsayan. (ç.n.)
5. Politikayı akli [rational] olan ya da olduğu düşünülen kimselerin, özellikle de beyaz erkeklerin uğraşı olarak niteleyen ilk kişi Platon olmasa da, bu iddiayla o ünlenmiştir. Platon’un perspektifinden, yurttaşın asli ve acil görevi “aklını kullanmak”tır ki bunu yapabilmesi için de bu yetiyi, aklı kullanmayı, onu en doğru şekilde işletmeyi yani “diyalektik” olarak aktive etmeyi bilen, Sokrates benzeri kimselere danışmak gerekir. Bu bağlamda Platon, şehri ise ideal hâlinde “filozof-kral”ların hükmettiği bir yer olarak görür. İşte Land’in sözünü ettiği “Yunan kompleksi”, ayrıcalığı rasyonelliğinden ileri gelen sınıfların yürütüp yönettiği bu arkaik fakat çağdaş olarak da hâlâ geçerliliğini ve etkililiğini koruyan politik anlayışı, politikanın aristokratik ve görece gerici kavranışını tanımlar. (Bu sözde felsefi kapsam dahilinde rational ile racial arasında kesinlikle meşum bir bağlantı vardır.) Şehir ile şehrin güvenliğini sağlamakla yükümlü “görevli”lerin yani polislerin aynı kök kelimeden, polis’ten gelmesi ise yine bu bağlamda tabii ki bir raslantı değildir. Sonuçta polisler polis’teki “düzen”in bekasını korumakla, bu bekayı baki kılmakla “yükümlü”dür. Köleler, kadınlar ve hayvanlar yani basitçe “rasyonel norm”a sığmayanlar ise bu Platonist şehir dahilinde “akıllı” görülmez, dolayısıyla aklını kullananlara, aklın en meşru kullanımını, diyalektiği benimsemiş ve içselleştirmiş kimselere tabi olmaları gerekir; zira tabi olmamaları hâlinde geriye kalan tek alternatif şehirden “sürülmek”tir. (ed.n.)
6. Don DeLillo, White Noise (New York: Picador, 1986), 10.
7. Temel bir amaca sahip olma hâlini ifade eden felsefi-teknik terim. Bu bağlamda, sermayenin virtüelize oluşunun yani sanal dünyaya geçiş ve göçüşünün kaçınılmazlığını ima etmek için kullanılıyor. Land, böylelikle neredeyse otonom olduğu söylenebilecek bir kuvvet olarak sermayenin kendini daha spekülatif ve uçucu kılmak için virtüel bir düzlemin kurulumuna ihtiyaç duyduğunu ve bu kurulumu da bizzat sağladığını, hatta bu kurulumu zamana tabi varoluşunda sanal hâliyle bilhassa barındırdığını iddia etmiş oluyor. (ed.n.)
8. Bu iddiaya taban tabana zıt düşen bir başka iddia için bkz. Serhat Yenisan, “Kullanım Değeri Olarak Bok”, Manifold, 29.04.2022. (ed.n.)
9. Makine insanın yerini alır; çünkü makinenin eylemi, üretimin her açıdan verimliliğini baz alan sermayenin perspektifinden, insanınkinden kat kat daha fazla “değer” üreticidir ve hep de öyle olmuştur; zira makinenin üretimi hem niceliği hem de niteliği bakımından insanınkinden katbekat üstündür. Tabii ki burada “makine”den kasıt, basit el aleti değildir, daha ziyade kompleks makinelerdir. Diğer bir deyişle, komutla meta işleyen makinelerin tümüdür. Ama tabii ki hiçbir komuta ihtiyaç duymayacak, otomatik olarak otonom yani işleyişi kendinden menkul makineler de söz konusu olabilir ki Land’in sözünü ettiği makineler de tam olarak bu türdendir. Sermayenin içsel yönelimine bakıldığında, özsel teknolojik gelişiminin sürekli olarak insanı üretim sürecinden dışlamaya yani insan emeğini ıskartaya çıkartmaya yönelik olduğu görülür (Tamamen makineler tarafından devralınmış olan “meslek”lerin varlığı tam da bu durumu illüstre eder). Machine learning yani insan emeğinden tamamen arıtılıp arındırılmış makinesel üretimsellik ise bu sürecin doruğunu imler. İşte Land’in sözünü ettiği, esasen bu tekno-kapitalist zirvedir. Kendi kendine “çalışma”yı öğrenen ve tüm eylemi, diyelim ki operasyonel eylemselliği (ya da tekno-emeği) sermayeyle mutlak olarak entegre ve kenetli olan, yorulmak ve durmak bilmeyen makine, aslında sermayenin cisimleşmesinden, somutlaşmasından, sezgili bir düzenek olarak zuhur etmesinden başka bir şey değildir ki bu da, ima edildiği gibi, hâlihazırda sermayenin ereğidir. İnsan emeğinin, emek gücünün kalıbını dur durak bilmeksizin alan yani üretimi gitgide daha da makineleştiren sermaye, tabii ki son kertede bu üretimi olduğu hâliyle mümkün kılan bilinçliliğin de kalıbını alır, diyelim ki bu bilinçliliği modeller (Böylelikle emek gücünün tüm potansiyeli gerçekleştirilebilecektir, ama bu da insani emek gücünün total lağvı uğruna olacaktır ki bu, önemsiz bir detaydır). Ama bunu da öyle bir yapar ki, bu bilinçlilik bedenden, bu bilinçliliğin mutlak verimliliğini sekteye uğratan bedensellikten yalıtılır; çünkü beden yer yer yavaşlayan, hatta duran bir şeydir, sermayenin ise devamlı “ivmelenme”si gerekir. Böylece bedeniyle var olan insanın var olmak için bir nedeni kalmaz. Var olmak üretmekse fakat üretimin geldiği noktada beden yani bir bedene sahip olmak, bedensellik üretime (üretimin verimliliğini olağanüstü derecede düşürerek) ket vuruyorsa, insan, her daim bedeniyle var olan beşeri varlık, son kertede var olmamalıdır (ya da bedeni bir enerji kaynağı olarak, tıpkı Matrix’teki gibi, makineler tarafından kullanılmalıdır). Bu bağlamda sermaye, kendi kendini duyarlı bir makine olarak edimselleştirmek için insanın her zaman için bedensel olan, zihinsel olduğu zaman dahi bedensellikle iç içe bulunan emeğini kötüye kullanan, istismar eden çünkü son tahlilde bu emeği devre dışı bırakan, işlevsiz hâle getiren şeydir. Sermayenin perspektifinden, sermaye insan için değil insan sermaye içindir. Sermaye için ve içinde harcanan şey insandır. Bütün bir tarihi-teknik gelişimi sermayenin özdevinimli ve özdenetimli bir makine sistemi olarak var olmaya programlı olduğunu gösterdiği oranda sermayenin kendisi bir tür yapay zekâdır. (ed.n.)
10. İngilizcesiyle cryonics yani canlı dondurma bilimi. (ed.n.)
11. Tr. Yön ötesi. Herhangi bir tür ölçeği gözetmeksizin, ayrık ölçekler arasında (soldan sağa, bireyselden kolektife, geçmişte, şimdide ve gelecekte vesaire) hareket edebilen bir şeyi nitelemek için kullanılan, içerimleri hayli kompleks sıfat. (ed.n.)
12. Land, burada deregülasyon kavramını bugün anladığımız hâliyle siyasal-iktisadi ve süreçsel bir iması olan bir kavram olarak “liberalleşme”yi ifade etmek için kullanıyor. Bu bağlamda deregülasyon, sermayeye içkin gelişimsel döngüselliğin küreselleştiği bir evrenin özsel dinamiğinin genel ismine yani serbest piyasaya ve piyasanın varlığını bu hâliyle mümkün kılan ve sürdüren regülatif uygulamaların tümüne de pek tabii gönderme yapar. (ed.n.)
13. Beyazların, özellikle de beyaz heteroseksüel erkeklerin kendi “ata”larının işlemiş olduğu suçların, mesela kolonyalizasyonun yaratmış olduğu kültürel yıkımın “suç”unun (ya da, eğer ki teolojik düşünmeye meyilli bir aklınız varsa, “günah”ının) yükünü kendi üzerine alması ve bu sorumluluğun başlı başına “devrimci” bir hamle olarak görülmesi, Land’in sözünü ettiği “soğuk depresif” solun bu yönelimine bir örnek olarak gösterilebilir. Land’in dehası, bu ve benzeri, “suçluluk kültürü” adı altında toplanabilecek sözde devrimci ama özünde alık “solcu strateji”leri daha var olmadan evvel, öngörerek tespit etmiş olmasında ve genel itibarıyla siyasal-iktisadi eylemci düşün [thought] bakımından bir tür “gerileme” olarak tanımlamasındadır. Land’in perspektifinden, “devrimci mülahaza”yı prospektif olarak değil de retrospektif olarak işletmeye çalışan yani geçmişin görece yersiz ve işlevsiz muhasebesinde kalan sol, hiçbir hükmü kalmamış olan, ne idiği belirsiz, kifayetsiz pişmanlığın kederiyle yanıp tutuşan ve tam anlamıyla yıkım hâlinde, katastrofik bir soldur. (ed.n.)
14. “Ulusalcı sol”un, Land’in sözünü ettiği bu “işbirlikçiliğin” en iyi örneklerinden birini sunduğu söylenebilir. Bu kesimin “solculuk”ları üzerinden ulusal kanal ve yollar aracılığıyla maddi kazanç ve bu kazancı baki kılacak şahsi prestij ve dokunulmazlık elde etmekten başka tek bir amacı bile yokmuş gibi gözükür. Uluslararası sahada yapıp ettikleri, ürettikleri şeylerin çoğu geçersiz sayılabildiğinden ve taraftarı, hatta en has temsilcisi görüldükleri ideolojinin güncel metamorfozlarından hiç mi hiç haberdar gözükmediklerinden (kısmen bilgisizlikten, kısmen de bu işe gelmeyeceğinden) ötürü “ulusalcı solcu”lar, “ulusalcı” olmaya meyilli oldukları kadar zorunlu durur. Ve gerekirse, kendi ideolojileriyle çelişen herhangi bir odakla işbirliği yapmaları da mümkündür ki zaten yapar gözükürler; çünkü özünde savundukları bir şey yok gibidir, yalnızca savunur gibi yaptıkları bir şey vardır sanki. (ed.n.)
15. Gilles Deleuze ve Félix Guattari, Anti-Oedipus: Capitalism and Schizophrenia (Minneapolis: University of Minnesota Press, 1984), 239-40.
16. Çin’in üretim hacminin her geçen yıl daha da artması ve yalnızca üretim niceliği açısından değil üretim niteliği açısından da Batı ülkelerine, özellikle de Amerika’ya ticari rakip olarak çıkması, diğer bir deyişle Doğu bloğunda hiper-kapitalizmin en güçlü temsilcisi olarak belirmesi ve küresel imparatorluğun yeni önderi olmaya aday olması, başta Amerika olmak üzere bir bütün hâlinde Batıyı gark etmiş duruyor. Bu pasajda Land, eşine az rastlanır bir öngörüyle şu an içinde bulunduğumuz süreci, sanki bu süreci otuz yıl evvel bizzat yaşamışçasına, görmüşçesine dillendiriyor. Bir tür sinofuturism yapıyor diyelim. Çin’in “serbest piyasa ilkeleri”ni çiğnediğini öne süren Amerika, tam da Land’in dediği gibi gerçekten de “kendi kurucu ilkelerini yeniden içselleştirmek zorunda” kalıyor. Bugün ise aynı tartışma, hâlâ Çin’in marka ve meta “kopyalayıcılığı” üzerinden devam ediyor. (ed.n.)
17. İngilizcede cyberian olan ve Siberia ile cyber kelimelerini birleştiren, siber âlemin yerlileri (siberyalı) anlamına gelen bir neolojizm. Bağlamsal olarak kastedilen ise kurgusal ama (en azından 90’ların ve 2000’lerin başında) Land’a göre gerçekliğe içkin bir potansiyeli olan, siber âlemden gelen bir istila. Rusya sınırları içinde olan (işgal edilmiş) Siberya’yla karıştırılmamalı. (ç.n.)
18. Matrix sanal bir ağ fakat Land’in kastettiği sanaldan çok gerçek, ısı soluyan, enerjisini ve servetini meta optimizasyonu için üretken olarak savuran ve pozitif geri besleme döngüleriyle Matrix’in matrisinin ağlarının tekilliğe [singularity] meyilli potansiyelini gerçek hayata “hyperstition’lamak” aslında. Land’e göre hyperstition, içinde kültürü bileşken bir parça olarak barındıran bir pozitif geri besleme döngüsüdür (“‘Hyperstition: An Introduction’”): “Superstition’lar (batıl inançlar) yanlış inançlardır, halbuki hyperstition’lar (fikirler olarak var olduklarından) kendi gerçekliklerini meydana getirmek için nedensel olarak işlev görürler.” Kapitalizm öngörülemez ve önüne geçilemez seviyede bir kuvvetle “hyperstition’sal” dinamikleri canlandırıyor (burada adeta büyü yoluyla hayata geçen, gerçek bir somutlaşma ve maddeleşme söz konusu, yoksa sosyal bir yapı değil) ve upload ettiğimiz büyülü mühendislik diyagramları olan fikirleri kültürel ana sisteme download ettiğimiz anda, vahiysel pozitif geri besleme döngülerine yol açarak, bir fikrin kültürel sahadan gerçek hayata geçişini sağlıyor. (ç.n.)
19. Land, et kelimesini biyolojik yaşamı hor gördüğünden ve onu aşağılamak için kullanır. Onun tercihi, etin (vücudun) tekilliğin siber devreleri tarafından soyulup mutlak yersizyurtsuzlaşmanın içine doğru eritilmesidir. (ç.n.)
20. K.E. Drexler, Engines of Creation (New York: Doubleday, 1986), 3-4.
21. Drexler, age, 3-4.
22. Drexler, age, 19.
23. ICE (Intrusion Countermeasures Electronics ya da Türkçesiyle İstilaya Karşı Önlem Elektronikleri) William Gibson’ın Neuromancer adlı romanında siber sistemi ve dünyayı yöneten kurumsal şirketleri, veritabanından data, gizli yazılım programlarından kod ve/veya para çalmak için hack’lemeye çalışan konsol kovboylarından korumakla görevli bir güvenlik duvarı [firewall] yazılımı. (ç.n.)
24. Istvan Csicsery-Ronay Jr., “Futuristic Flu or, The Revenge of the Future”, Fiction 2000: Cyberpunk and the Future of Narrative, ed. G. Slusser ve T. Shippey (Atina: University of Georgia Press, 1992), 26.
25. Csicsery-Ronay Jr., age, 33.
26. Bu pasajda bugün yankı odası ya da İngilizcesiyle echo chamber denen, internet kullanıcısının kendi şahsi fikir ve duygularında kısılıp kalmasını sağlayan sınırlayıcı sanal özbelirlenime dayalı siber âlem katılımcılığından bahsetmese de Land, bu katılımcılığın yarattığı hastalıklılığa çok benzer bir şeyden söz eder. Gerçekten de insanın kendi düşünce ve duygularına hapsedilmesinden ve bu hapsoluşun da yine insanın kendi hareketleriyle mutlak olarak koşullandırılmasından daha acı verici hiçbir şey yok gibidir. Siber âlem bir aynaysa, siber-narsisizm de bu aynanın içindeki geri sayıma tabi kırılmadır denebilir. İnternet sörfü otolojik (yani özkaynaklı) olarak jenere edilen, benliği sanallığın ekstatikliği içerisinde özyıkıma kitleyen binlerce kognitif köpek balığıyla doludur mu demeliyiz? (ed.n)
27. William Gibson’ın Sprawl üçlemeside olan simstim (sinir simülasyonu) teknolojisinin kısaltılmış hâli. Simstim izleyici/katılımcı/tüketicilerin beyinlerinin ve sinir sistemlerinin başka insanların kaydedilen veya canlı olarak yayınlanan deneyimleriyle stimülasyonu anlamına geliyor. Gibson (Neuromancer): “Kovboylar simstim’le ilgilenmezler diye düşündü. Çünkü bu temelde bir et oyuncağıydı. Kullandığı dermatodlarla herhangi bir simstim panelinden sallanan plastik başlığın aynı şey olduğunun, ayrıca siber uzayın en azından sunum olarak insan algılarının aşırı bir soyutlaması olarak bulunduğunun farkındaydı. Ne var ki simstim’in kendisi, ona çoğaltılmış bir etsel girdi yığınıymış gibi geliyordu.” (ç.n.)
28. Güvenlik fanatikleri, bu bağlamda hükümet değil şirket yetkilileri olarak anlaşılmalıdır. Günümüzden bir örnek vermek gerekirse, Mark Zuckerberg’ün yani Facebook’un Amerikan hükümetiyle işbirliği yaptığı ve kullanıcılarının verilerini reklam şirketlerine izinsiz bir şekilde sattığı, pazarladığı bilinen ve tartışmaya mahal dahi vermeyen bir gerçek. Bunların ilki güvenliği devletin bilgi hiyerarşisinde üstte olmasının garanti altına alınmasıyla sağlarken, yani son kertede “güvenlik önlemleri”ni zorla tatbik etmeyi mümkün kılarken (örneğin Facebook’taki kimi post’larında kimi keyword’leri –mesela “terörizm” gibi– kullanan kimselerin evine dosdoğru özel tim baskınları gerçekleştirildiği bilinir), bunların ikincisi güvenliği davranışların etkileşimsel olarak koşullandırılmasıyla yani sosyal medyanın denetimsel uysallaştırmaya yönelik kullanımın farkına bile varılmaksızın olağanlaştırılmasıyla sağlar (Ne yaptığı 7/24 izlenebilen ve düşündüğü ve arzu ettiği her şey sosyal medyasal bir dolayımdan geçerek filtrelenen ve koşullanan, hatta şartlanan bir kimsenin –tam da Deleuze’ün Foucault’dan (ve onun da William S. Burroughs’dan) ilhamla sözünü ettiği gibi– denetim toplumunun bireysel düzeyde kusursuz bir temsilcisi olduğunu söylemek pek tabii olası). (ed.n.)
29. Mikhail Bakhtin tarafından tanımlanan heteroglosik kelimesi bir dilin içindeki farklı konuşma çeşitlerini (jargon, lugat, şive, internet dili, kısa mesaj dili vesaire) tarif eder. (ç.n.)
30. Aşırı şekilde genişlemiş organ veya doku. (ç.n.)
31. Tr. Los Angeles Polis Departmanı. (ç.n.)
32. İngilizcesiyle splice yani iki ucu birbirine bağlama fiili. (ed.n.)
33. Lynn Margulis, Early Life (Boston: Jones & Bartlett, 1984).
34. Ağaçsı olarak yapılanan, diğer bir deyişle kökü ve kökeni belli, varoluşu ve hareketi köksel [radicular] anlamındaki ifade. (ed.n.)
35. Küresel düzeyde akademinin çökmüşlüğü bariz ve kendinden açıklamalı gözüküyor. Akademi, sözde eğitimcilerin makale enflasyonuna endeksli, formel enformasyonun mânâsız enflamasyonundan mustarip bir psödo-pedagojik şirket aygıtına dönüşüp ortadan kalkmış gibi duruyor (Louis Althusser’in “devletin ideolojik aygıtı” olarak okul kavramı, neredeyse tüm eğitim kurumlarının birbir özelleşip şirketleşmesiyle ve sermayeyle dosdoğru kenetlenmesiyle birlikte, artık geçerliliğini yitirmiş ve demode bir “yapısalcı Marksizm” teranesinden başka bir şey değil demek mümkün). (ed.n.)
Fanged Noumena: Collected Writings 1987–2007’de (Windsor Quarry: Urbanomic, 2012, 441-459) yer alan ve Akın Aşkınoğlu tarafından Türkçeye çevrilmiş olan bu metin, Sequence Press’in izniyle Hasan Cem Çal’ın editörlüğünde Manifold’da yayımlandı.
Originally published in English in Fanged Noumena: Collected Writings 1987–2007, eds. Robin Mackay and Ray Brassier (Falmouth/New York: Urbanomic/Sequence Press, 2011). Copyright © Nick Land. Translated by permission of the publishers.
