fotoğraf: Elbistan, 14 Şubat 2023, 
Anonim izniyle
Mümkün mü?

6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen depremler sonrası acımız çok büyük. Böylesi şok edici bir acıyla karşılaşınca toplum kızgınlığını iki alana kanalize etmeye çalışıyor: Bu yıkımın sorumlusu kimler? Gelecekte benzeri felaketleri yaşamamak için ne yapmalıyız?

Yaşadıklarımızın sorumlusu, toprağı ranta çevirmek üzerine kurulu olan dev mekanizma. Başını sokmak için yaptığı gecekonduya kat çıkan gariban ile fay hattı üzerindeki arazisini nüfuzunu kullanarak imara açtıran arazi spekülatörünü birleştiren bir düzen bu. Bu düzen dönemlerden, politikacılardan, hükümetlerden ve belediyelerden bağımsız olarak ülkemizde başka bir alanda görülmesi zor, olağanüstü bir süreklilik içinde yetmiş yıldır felaketler üretiyor. Bizler de toplum olarak bu felaketlere ancak refleks verebiliyoruz. Felakete hep hazırlıksız ama giderek daha da hazırlıksız yakalanan politikacıların da yaptığı bu; ancak kriz olduktan sonra refleks veriyorlar. Refleksin ötesine giden planlama, organizasyon, denetim önlemleri bu mekanizmanın durması demek olacağı için kendilerine yer bulamıyorlar.

Mimarların bu tür yıkımları önlemek için (eğer yapı üretim süreçlerine dahil edilmişlerse) ellerinde pek araçları yok. Binaların yıkılma nedenleri fay hattı üzerinde yapı yapılması, zemine uygun temel yapılmaması, sığ temel yapılması, zemin kotta zayıf kat oluşturulması, taşıyıcı sistemin yetersizliği, mevcut projeye uyulmaması, yapıya fazladan yük bindirecek kaçak katların eklenmesi, taşıyıcı sisteme müdahale edilmesi, taşıyıcı sistemdeki proje ya da uygulama hataları gibi konular.

Bu konulara mimarlar ancak dolaylı olarak müdahale edebilir, işvereni, mühendisi ya da yetkilileri uyarabilirler. Elbette böyle bir projeye dahil olmamayı da tercih edebilirler. Her iki davranışın da sorunu çözmekte yeterli olmadığı açık. Felaketlere neden olan bu düzen çok kuvvetli ve toplumun tüm kesimlerinin kısa vadede maddi çıkar sağlaması üzerine kurulu. Örneğin imar affı tam olarak bu demek zaten, tüm toplumun suça bilerek isteyerek ortak olması anlamına geliyor.

Peki ne yapacağız? Her deprem sonrası ölenlere ağlamak, önlem almayanlara kızmak, kahramanca enkazdan bir kişiyi daha canlı çıkarmak için uğraşanlara hayran olmak dışında ne yapacağız? Bu yaşamsal sorunun yanıtı çok kolay ve uygulaması bir o kadar da zor. Toplumun bir bütün olarak kurallara uyması, kuralların herkes için geçerli ve adil olmasının sağlanması, ilgili tüm kamu bileşenlerinin objektif olarak denetim yapması, her türlü afete hazırlıklı olmak için kısa orta ve uzun vadeli planların hazırlanması gerekli. Bunları yapabilmiş olsaydık zaten başımıza gelen felaketleri yaşamayan başka bir ülke olurduk.

Sanırım tek çare de bu, artık başka bir ülke olmak için çaba sarf etmemiz gerekiyor.

Arda İnceoğlu, deprem, imar affı, kentsel rant, kural, mimarlık, sistem