Kurtuluş’un Sokağa Taşan Mutfakları

Dar sokakları, bitişik nizam apartmanları, tarihi kiliseleriyle nostaljik yapısını hâlâ koruyan Kurtuluş, hareketli gündelik yaşamıyla nevi şahsına münhasır bir semt. Bilindiği üzere Kurtuluş, eski ismiyle Tatavla, Osmanlı döneminde Ermeni ve Rum nüfusunun yoğun olarak yaşadığı bir bölge. Her ne kadar semtin ve sokakların ismi değiştirilmiş olsa ve yıllar içinde yoğun göçler yaşansa da bu durum hâlâ geçerliliğini koruyor. Kurtuluş’un kozmopolit yapısının ve geçmişi eskilere dayanan dükkânlarının hareketli sokak yaşantısına etkisi büyük. Bunun en büyük yansımaları ise sokaklara taşan mutfaklarda.

Kurtuluş’tan yolu geçen herkes buranın pastanelerine en az bir kere uğramıştır. Paskalya dönemi geldiğinde mahlep kokularını takip edip Üstün Palmie Pastanesi’nden içeri adımını atmış ya da cadde boyunca ilerleyip son durakta yer alan Nazar Pastanesi’nin profiterollerinin tadına bakmıştır. Kuşkusuz, Paskalya heyecanının İstanbul’da en çok hissedildiği yerlerin başında gelir Kurtuluş. Paskalya çöreğinin kokusu bütün mahalleyi sarar, rengârenk boyanmış yumurtalar pastanelerin vitrinlerini süsler, çikolatadan yapılmış tavşanlar vitrinlerde renkli Paskalya yumurtalarına eşlik eder.

Fırın Arma vitrininde 

paskalya çörekleri

Üstün Palmie Pastanesi her ne kadar paskalya çörekleriyle 1970’ten beri hatırı sayılır bir üne kavuşsa da benim için Uniş ve Fırın Arma’nın yeri her zaman ayrı. Çöreklerden ve kurabiyelerden bahsetmişken Damla Dondurma’nın adını anmadan geçmek olmaz. Kışın boza ve salebiyle, yazın kendi yaptıkları dondurma çeşitleriyle Kurtuluş Caddesi üzerinde küçük bir dükkânda yıllardır aynı yerde hizmet veren Damla Dondurma, semtin simge lezzetleri arasında yer alıyor. Bir aile işletmesi olan Göreme Muhallebicisi ise fıstıklı ve incirli muhallebileriyle öne çıkıyor.

Göreme Muhallebicisi vitrininde 

kaymak ve sütlü tatlılar

Kurtuluş tatlı bir lezzet arayanlar için pek çok alternatif sunuyor, ancak burada sadece tatlılar, kurabiyeler ve çörekler yok tabii. Sondurak’tan aşağıya doğru inip sırayla pastanelerin önünden geçerken bir anda burnunuza keskin bir turşu kokusu geliyor.

Kurtuluş’un en eski işletmelerinden 

Pelit Turşucusu

Aklınıza gelebilecek envaiçeşit turşuyu bulabileceğiniz Pelit Turşucusu semtin en eski işletmelerinden biri. En az onun kadar eski olan Tuşba Meze de semt kültürünü şekillendiren dükkânlardan bir diğeri. Muhtemelen dükkânda en çok ilgi gören meze, Ermeni mutfağının meşhur lezzetlerinden topik. Lakerda da Kurtuluş mezecilerinin sıklıkla tercih edilen ve içki sofralarına eşlik eden lezzetlerinden. Tuşba’nın hemen yanında yer alan Tadal Meze ve Kurtuluş Caddesi üzerindeki Tuana Meze semtin diğer mezecilerinden.

Tuana Meze

Bir de Eşrefefendi Sokak’ın hemen girişinde bekleyen Topikçi Musa Usta var tabii. Soğan kokuları içinde büyüdüğünü söyleyen Musa Usta hâlâ seyyar tezgâhının başında. Eğer uzun sohbetlere bir meyhanede devam etmek isterseniz Madam Despina’nın meyhanesine mutlaka uğramak gerek. Meyhane kültürünü salaş avlusunda uzunca bir süredir yaşatan Madam Despina, Kurtuluş’un en ikonik isimlerinden.

Madam Despina Meyhanesi, 

iç mekân

Madam Despina Meyhanesi, avlu

Kurtuluş birçok nostaljik özelliğinin yanı sıra tıpkı İstanbul’un diğer semtleri gibi hızla değişmeye ve dönüşmeye devam ediyor. Bu sokaklarda geçirdiğim yedi sene her ne kadar kulağa çok uzun bir zaman dilimi gibi gelmese de bu dönüşüme tanıklık etmeye yetiyor. Dönüşümün son yıllardaki hızı da göz önünde bulundurulduğunda bu yedi sene bir parça daha anlam kazanıyor. Bunun yanında Kurtuluş ve çevresi farklı coğrafyalardan göç almaya devam ediyor. Kurtuluş’un kendine özgü mutfağının yanında her köşe başında farklı kültürden yepyeni bir lokantaya ya da kafeye rastlamak mümkün.

Bunlardan ilki, ağırlıkla göçmenlerin çalıştığı ve işlettiği Al-Rahman Lokantası. Alışkın olduğumuz tavuk döneri Suriye mutfağına özel sos ve baharat karışımlarıyla zenginleştiren Al-Rahman Lokantası sadece birkaç yıldır Kurtuluş’ta hizmet vermesine rağmen birçok kişi tarafından ziyaret ediliyor. Mahallede yaşayan çok sayıdaki göçmenin de tercih ettiği lokanta, Kurtuluş’un genç nüfusu tarafından ucuz ve doyurucu bir seçenek olarak görülüyor. Bu mekân da ne yazık ki tahmin edilebilir sebeplerden dolayı isim değiştirdi ve artık “Aile Lokantası” ismiyle yemek servisine devam ediyor. Mönüsünde çeşitli tavuk yemekleri, kızartmalar ve tabii ki falafel bulunuyor.

Burada, Kurtuluş’ta yaşayan yoğun üniversiteli nüfusundan da bahsetmek gerekiyor. Bölge toplu ulaşım hatlarına ve Şişli-Beşiktaş-Taksim üçgenine yakın olması nedeniyle üniversite öğrencileri tarafından tercih ediliyor. Değişen ve gençleşen demografik yapı da doğal olarak dönüşüme zemin hazırlıyor. En azından benim hatırladığım kadarıyla Kot Sıfır Mekân’la başlayan Eşrefefendi Sokak’ın dönüşüm süreci pandemi etkisiyle bir miktar yavaşlasa da bugünlerde yasakların bitmesiyle birlikte yeniden hareketlilik kazanmışa benziyor. Eşrefefendi’de ilk izlerine rastlanan bu dönüşüm yavaş yavaş diğer sokaklara da sıçramış görünüyor. Yalnızca kafelerle de sınırlı kalmayan bu süreç bar ve restoranların sayısının artmasıyla devam ediyor. Mahallenin yenileri arasında sayılabilecek Zucca Pizza balkabaklı sosuyla İtalyan pizzasına yeni bir yorum katıyor.

Kot Sıfır Mekân 

ve Eşrefefendi Sokak

Bölgenin dönüşümünde büyük pay sahibi olan Bomontiada, avlusundaki enerjiyi dışına da taşıyor. Bomontiada’ya doğru uzanan Silahşör Caddesi boyunca sıra sıra dizilen kafelerden benim için en çok öne çıkan Montag Coffee. Sade ve minimal bir dekora sahip Montag Coffee size iç mekânda, sessiz sakin bir ortam sunuyor, hiçbir zaman kalabalık olmuyor ve menüsünde Alman pastanelerinden seçeneklere yer veriyor. Antika Pazarı çevresinde de farklı konseptlerde birçok yeni kafe ve restoranla karşılaşmak mümkün. Bunlardan ilki Batard, mönüsünde Fransız mutfağından seçimlere yer verirken iç mekânında da bu esintileri hissettiriyor.

Antika Pazarı karşısında Batard

Batard iç mekânda bambaşka bir atmosfer sunsa da havaların ısınmasıyla dışarıda oturmayı tercih eden insanların sayısı hiç de az değil. Pazarın diğer ucunda yer alan Cross Finger ise hamburger ve sosisli sandviç gibi sokak lezzetlerine odaklanıyor.

Cross Finger

Kurtuluş bugünlerde yoğun geçmişinin üzerine yeni bir katman eklemekte ve yeni bir kimlik inşa etmekte. Bu dönüşüm sürecini servis tabakları üzerinden takip etmek ve eskisiyle yenisiyle Kurtuluş’un sokağa taşan mutfaklarına konuk olmak oldukça keyifli. Burada adını anabildiklerimiz ise onlarca kafe, restorandan ve dükkândan yalnızca birkaçı.

{tüm fotoğraflar: Hakan Ilıkoba, 2021}

göçmen, gündelik hayat, Hakan Ilıkoba, kentsel dönüşüm, Kurtuluş, paskalya, yeme içme