vinyet: Can Akınsal, 2024
50 Yıl Sonra
Susan Sontag’ın
Fotoğraf Üzerine
’si…

Evet, Fotoğraf Üzerine, bir fotoğrafçının yazacağı bir kitap değil; ama bence tüm fotoğrafçılar bu kitapta yazılanların çoğunu biliyordur. Ya bunları formüle etmemişlerdir ya da bunlar hakkında konuşmanın çıkarlarına uygun olmadığını duyumsuyorlardır.1
—Susan Sontag

Yıllar önce bilişim donanım devlerinden birinin San Francisco’daki bir lansman toplantısına katılmıştım. Dev salondaki birkaç bin kişi –ki kısmen şirket çalışanı da olsalar– sektörün içinden gelen okumuş yazmış profesyoneller olmalıydı. Sahneye kısa boylu, gözlüklü, saçları siyah boyalı ve uzun at kuyruğu yapılmış, hafif kilolu bir karakter çıkınca salonda kıyamet koptu. Ben tanımıyordum ama şahıs anlaşılan sektörde ve şirkette bir “yıldız”mış. Adam tamamen gaz verme ve şov üzerine basit ve bayat bir retorikle konuşup durdukça alkış kıyamet, bağrışlar gırla gidiyordu. Salonda ben ve birkaç Asya kökenli kişi dışında herkes adamın her sözünü ve projeksiyonda gösterdiğini alkışlayıp çığlıklar atıyordu. Baktım, yanlara yerleşmiş birtakım İtalyanlar ise önce şüpheyle durumu izledi, sonra da sırf gırgır olsun diye birbirlerini dürtükleyip cümbüşe katıldılar ve pek eğlendiler. “Yıldız”ın gösterdiği bir teknik çözüm ise donanım çalışanı işgücünde %25, üretim çalışanında %40’lık bir düşüşün açık habercisiydi ve salon yine alkış, bravo yıkıldı.

Amerikalılar hakkında küçüklüğümden beri oluşturduğum art fikirler anında orada iyice kuvvetlendi. Avrupa’daki ekspatları saymazsak, ülkelerindeki Amerikalılar çok çalışkan ama sadece dikey bir kültüre sahip, bayağı saf ama aynı zamanda da çoğunlukla dürüst insanlardı ve bu kitleyi gaza getirmek, az bir emekle kandırmak ve çelişik yönlere çevirip geri döndürmek çok kolaydı. Her türlü “yıldız” için bulunmaz bir ortamdı burası doğrusu.

Uzun uzun bu anıyı aktarmamın nedeni Susan Sontag’ın2 yetiştiği ve onu döneminin en parlak “yıldız”larından biri yapan verimli ortamı tanımlayabilmek. Sontag 60’lı yıllardan itibaren itibarlı yayın organlarındaki cesur/provokatif ve özgün görünümlü denemeleriyle ünlendi. Çok üretken ve polemik seven, dönemin şartlarında çok aykırı görüşler öne sürebildiği gibi, Vietnam savaşı sırasında Hanoi’ye gidebilen, Bosna kuşatma ve bombardımanı altında gidip orada Godot’yu Beklerken sahneleyebilen, müdanasız bir karakter. Sosyetik bir sol radikal ama feminizme mesafeli, bir miktar küstah ve şımarık da bulunan Sontag, her yılının yarısını Fransa’da geçirdiğinden ve oradaki ortamı iyi izlediğinden, dönemin Amerika’sına Fransa’daki güncel felsefe, siyaset, sosyoloji vb. akımlarını taşımış ve tanıtmış olmakla da ünlü. (“Şımarması” doğal karşılanabilir bu şartlarda.) YouTube’da aranırsa bulunabilecek karşılıklı söyleşilerinde, izlenirse, bu alanda onun postmodern öğrencisi diyebileceğimiz John Berger’in3 çelebice ve ince tavırları karşısındaki duruşu iyi bir örnek olarak görülebilir.

Epigrafı okuyunca doğrudan olumsuz bir anlam yüklenebilecek ve gereksiz olduğu düşünülebilecek olan Fotoğraf Üzerine,4 Sontag’ın New York Review of Books dergisinde 1973–77 arasında yazdığı denemelerden yapılmış bir seçkidir ve 1979’da yayımlanmıştır. 

O yıllarda yerli ve yabancı dergilerden adını duymakla beraber Susan Sontag’ın ne tam bir metnini ne de kitabını okumuştum. Zamanın üç önemli gerçek influencer’ınden biri olarak orada burada bir demeci veya röportaj alıntısına rastlardık o kadar. (Orianna Fallaci ve Gloria Steinem kanımca diğerleridir.) Bu kitabı ve başka metinlerini çok yıllar sonra ününün çoktan solduğu, görüşlerinin de belki de aşındığı başka bir dünyada okudum. Halbuki yayımlandığı dönemde Fotoğraf Üzerine, Batı’da sık tekrar basım yapmış ve hemen bir çoksatan hâline gelivermiş, pek çok dile de çevrilmiş bir derleme.

O dönemin analog fotoğraf dünyasında bu disiplinle ilgilenenlerin baş tacı ettiği üç kitap mevcut: Roland Barthes’tan Camera Lucida,5 Walter Benjamin’den Fotoğrafın Küçük Tarihi6 ve Sontag’ın kitabı. Şüphesiz, ünlü fotoğrafçıların makaleleri, derlemeleri ve özellikle John Szarkowski’nin7 derleme albümleri ile onlara eşlik eden incelemeleri de o sıralar mevcut. Ancak fotoğraf hakkında hiçbir metin Sontag’ın bu kitaptaki denemeleri ve kitabın kendisi kadar ilgi görüp ses getirmemiş o güne kadar. Sanırım bu denemeler toplamı, halen fotoğraf eleştirisiyle uğraşanların da yanlış veya doğru, şuuraltına yerleşmiş önermelerle dolu.

En sonda söylenebilecek bir yorumu en başta söylersek: Bu şöhret aslında Sontag’ın denemelerinde kullandığı teknikle çok yakından ilgili gözükmekte. Çok üretken ve hareketli bir aykırı kişilik olan Sontag çalakalem yazıldığı izlenimi veren ve bilinç akışı tekniğiyle ilerleyen pek çok önerme ve aforizmanın ve de ünlenmiş ismin art arda sıralandığı sersemletici bir üsluba sahip bu denemelerde. Bu üslupla metnin başında aktardığım gözlemimdeki tanımlı kitleye erişebildiğiniz takdirde onu kolayca hoplatabilirsiniz. Sontag bu erişimi o zamanlar başarmış.

Kendisi fotoğraf çekmeyen ve fotoğrafçı partneri ünlü Annie Leibovitz ile bu kitaptan çok sonra 1980’lerin sonunda beraber olmaya başlayan Sontag’ın eleştirilebilecek bir diğer yanı, “fotoğraf” deyimini bir genelleme aracı olarak kullanması, onun teknik tarihi ve üretim tekniklerini, en önemlisi bu tekniklerle birlikte gelişmiş türlerini [genre] es geçmesi/ya da amiyane deyimle kale almaması.

Fotoğraf üretimi teorik bir iş değil, onlardan yapılan kopyalar da (baskı/dijital ya da şimdi yapay zekâ işleri de) değil. Bu yapımlar öğrenilebilen teknik bir alanda ortaya çıkıyor. Bu tarihsel/teknolojik gelişimin es geçilmesi ise Sontag’ın denemelerinde çok rastlanan, eski fotoğrafçıları eksik-hatalı-kasıtlı olma suçlamalarına maruz bırakıyor.

Fotoğraf Üzerine, elli yıl sonra geçerliğini koruyor mu?” sorusuna gelince, aslında korumuyor. Metinler provokatif tanımlamalar ve acele yapılmış tarifler içerse de aralarında 20. yüzyılın o dönemi için bile çok karşı görüş alanlar mevcut. Dönemin Fransız felsefe/psikoloji/sosyoloji ve siyaset felsefesine yakınlık duymuş olan Sontag, yine o dönemin bu alanlardaki ünlenmiş isimlerinin fen bilimleri/tıp/matematik/mühendislik disiplinlerinden aşırma özel terimler üretme, üstü kapalı/gizli anlamlı/süslü yazma, “Ağır ol molla desinler ve yazdığın çok zor anlaşılabilsin” tavırlarından da etkilenmiş.

Zaman içerisinde ise “zülfü yâre dokunan” ama teorik geri planı zayıf çıkışları ve bazı geri dönüşleri onu yavaş yavaş gözden düşürmüş ve muarızlarının eline boş gevezelikten intihalciliğe, sahte radikal/solculuğa kadar pek çok argüman vermiş. Ancak çok eleştirildiği ve sonra da alay edercesine kanser hastalarından özür dilediği “Beyaz ırk insanlık tarihinin kanseridir”8 deyimini anımsatırcasına kanserden ölene değin karşı argümanlar üretmeyi de elden bırakmamış bir isimle karşı karşıyayız.

Sontag’ın o zaman bakıp da bugün istisnasız herkesin elinde bir fotoğraf makinesi olabileceğini ya da yapay zekâyla yapay fotoğraf üretilebileceğini kestirmesi olanaksız şüphesiz, ama örneğin fotoğraf makinesini fallus sembolü, fotoğrafçıyı da asalak, saldırgan bir tecavüzcü/röntgenci olarak tekrar tekrar betimlemesi ise hem orijinal değil hem de giderek sönmüş bir yaklaşım. Öte yandan zaman zaman TV, video ve sinemayla da karıştırarak verse de görüntü sıklığı/kirliliği konusunu o zamanlar saptayabilmiş. (Bunda Marshall McLuhan ve Walter Benjamin’den tümevarımlar bariz.)

Diğer bir saptaması, makinenin gerçek ile izleyici arasına kâh içgüdüsel kâh bilinçli bir korunma/yabancılaşma unsuru olarak konumlandırılıp kullanıldığı yönünde. Bu tanımlama saldırgan ve fallus sembolü olmakla çelişse de bu tür çelişkiler Sontag’da çok bol. Hızlı yaz hızla tükensin modasına o da katılmış ya da modayı güçlendirenlerden biri de kendisi olmuş diyebiliriz.

Denemelerinde tekrar tekrar tartıştığı ve takıldığı “Fotoğraf sanat mı? / Değil ki aslında” çerçevesini sonunda gereksiz bir tartışma olarak bulsa da “sanat olarak fotoğraf” savunusunun tam çürütülemeyeceğini, zira fotoğrafın hem görmenin oburca [voracious] bir biçimi hem de özel bir biçimi olduğunu savlayıp fotoğrafçıların sanatın “kirli” ama prestijli yuvalarına sığınmayı sürdüreceğini söylemekte de beis görmemiş.9 İlginç bir yazardır!

Üzerinde en çok kalem yürütülmüş ve kitabın ilk denemesi olan “Platon’un Mağarasında”, isminden anlaşılabileceği gibi Platon’un ünlü alegorisinden10 hareketle fotoğrafın gerçekliği değil onun bir “suretini/Platon’daki gölgesini” algılamamıza yol açtığını savlayıp, birbiriyle çelişebilen önerme ve tanımlarla sonuçta fotoğrafın bir yabancılaşma/gerçekten uzaklaşıp rahatlama ve kötülüğü kanıksama aracı olduğunu anlatma peşindedir. “Platon’un mağarası” alegorisi kullanılınca her şeyden önce şüpheci olmak gerektiğini düşünmüşümdür hep. (O nedenle bu metinde de aslında sırf argümanı kuvvetli kılmak için bu alegori kullanılmış olabilir.) Nitekim Sontag fotoğrafçıların yaptığı işin sanat ile hakikat arasındaki şaibeli (nedense!) alışverişe bir istisna oluşturmadığını metne sokuşturuvermiştir.11 Öte yandan bugünkü selfie çılgınlığını görse ne derdi, kestirmek zor…

Teknik kitaplar dışında fotoğraf kuramı üzerine kitap azdır. O nedenle, bu disiplinle ilgilenenler bulabilirlerse, temelde işin uygulayıcılarının metinlerini incelemelidir. Bu yazıda atıf yapılan kitaplarla Sontag’ın Fotoğraf Üzerine’si ve sonra tek denemeden oluşan savaş fotoğrafı temelli metni Başkalarının Acısı Üzerine temkinli okunması gereken –ama okunması gereken– metinlerdir.12 Okumanın giderek söndüğü ve küçümsendiği günümüzde gerekliyi çözebilmek için olasılıkla gereksiz denebilecek metinler de okunmalıdır. Nasılsa unutulacaklardır.

Yazının başındaki anıda geçen “yıldız”a ne olduğu sorulursa, bir yıldan kısa sürede şirketi başka bir sektör devine 7-8 milyar dolara satıp ayrıldı. Şimdi Silikon Vadisi’nde hayatını yaşıyor...

1. Jonathan Cott, Susan Sontag: The Complete Rolling Stone Interview (Yale University Press, 2013), 53’ten serbest çeviri. (Röportaj 1978’de yapılmış olup ancak bir bölümü ilgili dergide yayımlanmıştır.)

2. Susan Sontag, asıl adı Susan Lee Rosenblatt, 1933-2004. Amerikan Yahudisi, aktivist, yazar, romancı, oyun ve senaryo yazarı ve yönetmeni, film yapımcısı ve öğretim üyesi. 15 yaşında üniversiteye girdi; ABD, İngiltere ve Fransa üniversitelerinde bulundu. Akademik kökeni felsefe, tarih ve edebiyat. Felsefe doktoru.

3. John P. Berger (1926-2017), sanat eleştirmeni, romancı, ressam ve şair. Aynı isimli bir BBC dizisi için yazılmış Görme Biçimleri (1972) alanında çığır açıcı işlerdendir.

4. Susan Sontag, Fotoğraf Üzerine, Türkçede 2008’de Agora Kitaplığı tarafından, 2023’te Can Yayınları tarafından (çev. Osman Akınhay) basılmıştır. Bu metinde İngilizce aslı için RosettaBooks LLC, NY, 2005 baskısı ve Can Yayınları’ndan çıkan Osman Akınhay çevirisinden faydalanıldı.

5. Roland Barthes, Camera Lucida (aslı 1980), çev. Reha Akçakaya (İstanbul: Altıkırkbeş Yayınları, 1992 ve 2011).

6. Walter Benjamin, Fotoğrafın Küçük Tarihi, çev. Barış Tanyeri (aslı 1927-1934) (İstanbul: Altıkırkbeş Yayınları, 2014).

7. John Szarkowski, Amerikan fotoğraf küratörü (1925-2007). New York Modern Sanat Müzesi’nde (MOMA) fotoğraf küratörü olduktan sonra pek çok önemli derleme ve albüm ve sergiyle fotoğrafın kitlelerce benimsenmesinde ve teknik gelişiminde çok önemli bir rolü olmuş.

8. Partizan Review, kış sayısı, 1967.

9. Can Yayınları, Osman Akınhay çevirisi, 2023, s. 157; RosettaBooks LLC, NY, 2005, s. 101.

10. Platon’un Mağarası: Platon’un MÖ 375 civarında yazdığı Politeia/De Republica (Türkçeye Devlet olarak çevrilmiştir) adlı eserinde geçen, özünde eğitimin doğayı tanımlamaktaki önemine işaret ettiği düşünülen alegori. Özetle, mağarada tutulan kişilerin arkalarından bir ışık kaynağı önünden geçirilen nesneleri sadece gölgeleriyle tanımlayabildiklerini, mağaranın dışına çıksalar önce göz kamaşmasından rahatsız olup geçici körlük yaşayacaklarını, geri dönüp mağaradakileri dışarı çağırsalar onların yaşanacak rahatsızlıktan da çekinip gelmek istemeyeceklerini vb. anlatır. Hannah Arendt ve M. Heidegger arasında anlamı konusunda karmaşık tartışmalara neden olmuştur.

11. Can Yayınları, Osman Akınhay çevirisi, 2023, s. 19; RosettaBooks LLC, NY, 2005, s. 4.

12. Susan Sontag, Başkalarının Acısına Bakmak, çev. Osman Akınhay (aslı 2003) (İstanbul: Can Yayınları, 2023).

Can Akınsal, fotoğraf, Fotoğraf Üzerine, kitap, Susan Sontag