“Şehrin Çin mahallesi Cholon’da dolaşırken … iki Güney Vietnam askeri, aralarında da elleri kelepçeli bir sivil, üçünün bize doğru yürümelerini, öylesine, resim çekerek, izledim. Yaklaştıklarında –belki bir buçuk metre– askerler durup geriye çekildi. Vizörden bakarken sol taraftan bir adamın görüntüye girdiğini gördüm. Kılıfından bir tabanca çıkarıp kaldırdı. Silahı ateşleyeceğine dair hiçbir fikrim yoktu. Yakalananların sorgulama için kafalarına silah dayamak genel bir uygulamaydı. O nedenle, bu tehdidi … sorguyu çekmek için hazırlandım … ama bu gerçekleşmedi. Adam silahı kılıfından çekti, Vietkong’un başına doğru kaldırdı ve onu şakağından vurdu. Ben de aynı anda resmi çektim… Vuran adam bana döndü, ‘Benim pek çok insanımı öldürdüler, sizinkileri de’ deyip uzaklaştı. Vurulanın yerde de bir iki fotosunu daha çektikten sonra orayı terk edip, Associated Press (AP) bürosuna gittim. Ne çektiğimi hiç düşünmedim bile. Filmleri büroya bırakırken, onlara, ‘Sanırım’ dedim, ‘birinin birisini vururken resmini çektim’ ve yemeğe yollandım. Ne olmuş diye düşündüm; bu bir savaş, adam esirdi, biri de onu vurdu. Ben de olsam belki aynı şeyi yapardım dedim kendi kendime …”1
Tarih ve yer: 1 Şubat 1968, Saigon (Şimdi Ho Chi Minh şehri)
Maktul: Nguyen Van Lem,2 Vietkong yüzbaşısı.
Katil: Nguyen Ngoc Loan,3 Güney Vietnam generali ve ülkenin polis şefi.
Deklanşöre basan: Eddie Adams,4 Amerikalı fotoğrafçı, olay tarihinde Associated Press foto muhabiri.
Olay: Ünlü Tet hücumu5 sırasında, Güney Vietnamlıların eline geçen Lem’in, önüne getirildiğinde, Loan tarafından anında infazı.
Resim AP’nin foto sorumlusu Horst Faas’ın6 dikkatini çeker ve hemen onun tarafından merkeze gönderilir. (Anılarında daha önce hiç görmediği şekilde mükemmel çekilmiş, savaşın gaddarlığını tam gösteren bir resim olduğunu yazmıştır Faas.) AP tarafından dağıtılınca önce ABD basınında sonra da dünya basınında kendisine çok geniş yer bulur. (Ben de o yıl bizim gazetelerde resmi gördüğümü anımsıyorum.) İşin bir başka ilginç tarafı ise olay anının orada bulunan NBC kameramanı Vo Suru tarafından filme de çekilmiş olması ve bu haber filminin o zamanki şartlarda fotoğrafı kadar ilgi uyandırmamasıdır. Ama bu fotoğraf, olayın akabinde sayısız mecra ve tarihte yayımlanınca Vietnam savaşı karşıtlığının bayraklarından biri hâline gelir ve savaş karşıtlığı dalgasının özellikle ABD’de yükselmesine neden olan iki üç fotoğraftan biri olarak tarihe geçer.7
Yaşanan infial üzerine maktul Lem hakkında hemen Güney Vietnam yetkilileri tarafından, sonradan hiçbiri doğrulanamayan –Saigon’a gönderilmiş infaz timlerinin komutanı, bazı Güney Vietnam general ve aile bireylerinin katliamcısı ve benzeri– iddialar yayına verilir. Maktulün eşi de kocasının ölümünü gazete fotosundan öğrenir.8 Bu kaynaktan maktulün Tet hücumu öncesi ortadan kaybolduğunu ve gerçekten yüzbaşı rütbesinde bir gerilla olduğunu, kod adının Yüzbaşı Bay Lop olduğunu biliyoruz; cesedi ne oldu kimse bilmiyor, bazı söylentiler Saigon Nehri’ne atıldığına işaret ediyor sadece. Lem’in dul eşi ve çocukları yıllarca büyük bir yoksulluk içinde yaşadıktan sonra kırsalda bir Japon TV ekibi tarafından bulununca, Vietnam hükümeti onlara bir ev veriyor.
CIA eğitimli ve aynı zamanda deneyimli bir pilot olan katile gelince, o sıradaki Güney Vietnam diktatörü General Ky’in9 yakınında ve becerikli bir isim olarak yükseliyor zaman içerisinde, tuğgeneral oluyor. Saigon ve civarında güvenliği sağlamada gösterdiği başarı ve çalışkanlığı Amerikalıların da onu tutmasını sağlıyor. Budist kökenli olmasına karşın, Katolik Ky’in diktatörlük karşıtı Budistlere mezalimini destekliyor hatta genişletiyor. Hakkında söylenti çoksa da önemlileri: Bazı Amerikan politikalarına karşı durup inisiyatif kullanması, askerlerince çok sevilmesi, 11 kişilik ailesiyle birlikte diğer G. Vietnam büyükbaşlarının aksine çok sade bir yaşam sürmesi. Öte yandan yolsuzluğun diz boyu olduğu bu diktatörlükte belli ki o da payını bir şekilde alıyor; tüm eroin tacirlerini disipline edip haraca bağlıyor, göstermelik mecliste Ky’e karşı gık diyeni terörize ediyor, vesaire. Bir de Saigon’da bir gece kulübünün ortağı. Daha sonraları bir çarpışmada bacağından yaralanınca10 önce Avustralya’ya götürülüyor ama tam iyileşemiyor, fotoğrafın yaygınlaşıp tepkilerin büyümesi üzerine Avustralya’yı terk etmek zorunda kalıyor ve tedavi için ABD’ye gönderiliyor. Geri dönünce savunma bakanlığında geri plan bir işe veriliyor. 1974’te ise bir türlü düzelmeyen bacağını kesiyorlar. 1975’te Saigon düşerken, ailesiyle kaçış için ABD elçiliğine başvuruyor ama kabul edilmiyor. Yine de bir G. Vietnam uçağıyla kaçıp, bir şekilde ABD’ye kapağı atıyor. Virginia’da bir pizzacı açıyor, bir yandan da Washington’da bir işte çalışıyor. ABD kongresinde kendisi ve benzerleri aleyhinde başlayıp giderek büyüyen kampanya ve soruşturmalar esnasında sınır dışı edilmesi Başkan Carter tarafından engelleniyor. Deşifre olan kimliği nedeniyle pizzacısı ve beş çocuklu ailesi taciz edilmeye başlanınca restoranı kapatıyor. 1998’e kadar bölgede yaşayıp kanserden ölüyor.
Yazının girişinden bazı sinyaller olasılıkla alınmıştır ama çok da sıradan olmayan bir katilden, yine sıradan olmayan o fotoğrafçıya tekrar dönmeliyiz.
kaynak: Wikimedia Commons,
fotoğrafın bütünü için: Nationaal Archief
Eddie Adams 1951’de Kore Savaşı sırasında deniz piyadesi olarak başladığı savaş fotoğrafçılığı serüveninde on üç savaş görmüş, deyim yerindeyse, cephelerde “kaşarlanmış” bir fotoğrafçı. Savaş fotoğrafçılığı dönemini kapatınca, ünlülerin portreleriyle ve açtığı fotoğrafçılık çalıştaylarıyla işi sürdürmüş. Meslek yaşamında beş yüzün üzerinde ödül almış, konumuz olan fotoğraf ise ona 1969’da Pulitzer Spot haber fotoğrafçılığı ve World Press fotoğraf ödüllerini getirmiş. Bu fotoğraf sayesinde çok ünlenince, çeşit çeşit röportajlar ve hakkındaki yazılar da birbirini kovalamış. Adams o dönemin şimdikinden çok farklı dünyasında, mevcut “gerçek influencer”lardan Oriana Fallaci ve Susan Sontag gibi isimlerin yaylım ateşine de maruz kalmış bir isim. Mesleki olarak ise “daha ne olsun” denebilecek bir “CV” var karşımızda.
Zurnanın zırt dediği yer, Adams’ın Vietnam’da operasyonlarda birlikte takıldıkça katil generali pek bir sever olması. “O fotoğrafta iki kişi öldü: Kurşunu yiyen ve General. General Vietkong’u öldürdü, bende kameramla General’i … O adam bir kahramandı … Fotoğraflar dünyadaki en kuvvetli silahlardır. İnsanlar onlara inanır ama rötuşsuz fotoğraflar bile yalan söyler. Onlar gerçeğin yarısıdır… Fotoğrafın söylemediği ‘O sıcak günde, o yer ve zamanda sen general olsaydın ve bir, iki üç Amerikalıyı temizlemiş bu sözde kötü adamı yakalasaydın, ne yapardın?’ sorusunun yanıtıdır… Bu resim, General’in yaşamını gerçekten alt üst etti. O ise beni hiç suçlamadı. Bana, ‘Resmi sen çekmeseydin nasılsa başkası çekerdi’ dedi ama ben hem o hem de ailesi için uzun zaman kendimi kötü hissettim… Öldüğünü duyduğumda çiçek gönderdim ve ‘Üzgünüm, gözlerimde yaşlar var’ yazdım” diyerek, Times Magazine’de kendini ifade etmeye çalıştığı bir taziye de yayınlar sonradan.11
Zamanında bir şok dalgası yaratmış olan infaz fotoğrafı hakkında sonradan pek de konuşmak istemez Adams. Pulitzer ödülünü başka işleriyle kazanmış olmayı dilediğini söyler sağda solda; özellikle kaçtıktan sonra Tayland’dan da açık denize kovulan ve fotoğraf çekimi için bir süre birlikte yaşadığı Vietnam tekne göçmenlerini anlatan işleriyle bu ödülü kazanmış olmayı istediğini anlatır. “Savaş fotoğrafçısı” tanımının üzerine yapıştığından, foto muhabirliğinin ikincil önemde bir iş olduğundan şikâyet eder.
Bir söyleşisinde ise uzun uzun Castro’yla geçirdiği bir günü12 anlatıp ona da övgüler düzebilen bu ünlü fotoğrafçının dünya görüşünün biçimlenmesini ilk önce askeri fotoğrafçı olmasına mı bağlamalıyız, yoksa yetiştiği dönemin hâkim soğuk savaş ortamına mı, kestirmek zor. Ama karanlığın girdabına bakmışlığı kesin.
Öte yandan savaş fotoğrafçısı, işi gereği büyük fiziki risklerin yanında bir de gözlemci ile eylemci arasındaki ayrımın bulanıklaşması ve sürekli yaşanan ahlaki belirsizliklerin yarattığı ruhsal çelişkilerle de karşı karşıya. Bu nedenle, dışarıdan bakan biri onlar için amiyane “kafayı sıyırmış” deyimini rahatlıkla kullanabilir.
Sinema tarihinin en önemli filmlerinden sayılan Apocalypse Now’da (Kıyamet adıyla gösterildi)13 bir savaş fotoğrafçısı karakter vardır. (Dennis Hopper oynamıştır.) Bu karakterin kişiliği, diyalogları ve filmdeki fonksiyonu, filmin temel kaynaklarından Joseph Conrad’ın Karanlığın Yüreği romanından alınmış olsa da aslında gerçek iki savaş fotoğrafçısından da esinlenilmiştir: Tim Page ve Sean Flyn.14 Bu tiplemenin yaşamış benzerlerinden Tim Page, “kafayı sıyırmanın” savaşın içinde yaşayan her bireyin normali olduğunu ve savaştan kimsenin sağlam çıkamayacağını söylemiştir.
Eddie Adams’a ve General’e dönersek, tüm bu öykünün aslında bilip de bir türlü kabul etmediğimiz bir gerçeği gözümüze tekrar tekrar soktuğunu itiraf etmek gerekiyor.
Mark Twain hep yazdığı ünlü hicivli tarzında, Darwinizmi artık reddettiğini, zira insanın hayvanlara göre evrimin tepesinde değil en altında olduğunu çeşitli örneklerle anlatıp “Üzerimizdeki temel lanetin ne olduğunu şimdi nasıl bulacağız? Açıkçası, ilk başta ne idiyse odur, insanoğluna ahlak duygusunun dayatılmasıdır; iyiyi kötüden ayırmanın ve daima beraberinde de kötülük yapabilme yeteneğinin gelmesidir; zira yapanda bir farkındalık olmaksızın bir kötülük olamaz” demiş.15
Hâlâ iyimser olmaya çalışıp, bir alıntı daha yapalım:
“Derler ki iki kez ölürsün. İlki soluk alman durduğunda, daha sonra, ikinci kez ise birisi senin adını son kez telaffuz ettiğinde.”16
Nguyen Van Lem …
Kıyamet filmini tekrar izlemeliyim!
1. Eddie Adams, iki söyleşinin birleşik serbest çevirisi, R. Stockton, Ed. J. Kuroski, 4 Mayıs 2017, güncelleme 19 Kasım 2020.
2. Nguyen Van Lem, (1931/32-1 Şubat 1968) yüzbaşı rütbesinde Vietkong subayı. (Vietnam isimlerinde ilk yazılan isim soyadı olup kişiye sondaki ismiyle atıf yapılmaktadır. Metinde de bu gelenek izlendi.)
3. Nguyen Ngoc Loan, (1930-1998) G. Vietnam generali. Hue Üniversitesi’nde eczacılık okumuş, 1951’de orduya katılmış, sonradan başa geçecek General Ky ile subay okulunda sınıf arkadaşı olmuş. Fas’ta pilotluk eğitimi alıp sonraki on yıl hava kuvvetlerinde çalışmış. ABD’de çeşitli eğitimler almış, iyi İngilizce konuşurmuş.
4. Eddie Adams, (1933-2004) Amerikalı fotoğrafçı ve foto muhabiri.
5. Tet hücumu: 30 Ocak 1968’de Vietkong ve Kuzey Vietnam düzenli ordusunun birlikte başlattığı sürpriz taarruz kampanyası. İsmi ulusal tatil dönemi olan Yeni Ay festivalinden (Tet Nguyen Dan) geliyor. Birkaç hafta içinde bu kampanya Vietkong ve K. Vietnam güçlerinin yenilgisi ve ağır kayıpları (32.000–45.000 ölü, 6.000 esir) ile sonuçlanırken, G. Vietnam ordusu yaklaşık 3.000, ABD ve müttefikleri yaklaşık 1.500 ölü verir.
6. Horst Faas, (1933-2012) Vietnam savaşı fotoğraflarıyla ünlenmiş Alman fotoğrafçı, iki kez Pulitzer Ödülü kazanmıştır.
7. Savaş karşıtlığını kabartan diğer önemli fotoğraflardan iki örnek; “Napalm Kızı”, 6 Haziran 1972, Nick Ut (1951) ve başına tüfek dayalı Vietnamlı kadın 1969, çeken isimsiz.
8. Nguyen Thi Lop, Lem’in eşi, hâlâ kocasının mezarını sormakta.
9. Nguyen Cao Ky, (1930-2011) G. Vietnam tümgenerali ve politikacısı. Genç Türkler ismiyle anılan bir cunta içinden yükselip, yönetimin tepesinde bir rakibiyle yer aldı. Fransız ordusunda pilotluk eğitimi alıp, onlar gidince Amerikan tarafına geçmiş bir isim. Saigon düşerken bir Amerikan savaş gemisiyle kaçtı. California’da içki satan bir mağaza işletti. 2011’de Malezya’da 80 yaşında öldü. Kızlarından biri gösteri dünyasında aktif.
10. İlginçtir; yaralı generali kurtarıp askerlerinin yanına sürükleyen de bir savaş muhabiri olan Avustralyalı Francis Patrik Burgess’dir. (1925-1989)
11. Time Magazine, 27 Temmuz 1998, “Eulogy”, Eddie Adams.
12. Robert Farber söyleşisi, Photoworkshop.com, tarihi belirsiz.
13. Apocalypse Now, F. Ford Coppola, 1979. Coppola eserinin savaş karşıtı bir film olmadığını özellikle belirtir. Senaryoda çalışan önemli bir isim ise Conan’ı ve Kızıl Şafak’ı çeken, muhafazakâr görüşleriyle bilinen John Milius’dur. (1944) Filmin temel kaynakları Karanlığın Yüreği (1899) dışında, George Frazer’ın Altın Dal’ı (1890) ve T.S. Eliot’un (1988-1965) bazı şiirleridir. Askeri karakterlerin de gerçek kişilerden esinlenerek yaratıldığı söylenir.
14. Tim Page, (1944-2022) İngiliz savaş fotoğrafçısı. Sean Flyn (1941 doğumlu, 6 Nisan 1970’de Vietnam’da kayboldu), Amerikalı aktör ve savaş fotoğrafçısı. Kaybolduğunda yanında yine Amerikalı savaş fotoğrafçısı Dana H. Stone (1939; 6 Nisan 1970’de kayboldu) vardı. İddialar, her ikisinin de motosikletle gittikleri Kamboçya ön cephe hatlarında önce Vietnam ordusunca alıkonulup sonra Kızıl Kmerlere verildiği yönünde.
15. Serbest çeviri (C.A.) “What now, do we find the Primal Curse to have been? Plainly what it was in the beginning: the infliction upon man of the Moral Sense; the ability to distinguish good from evil; and with it, necessarily, the ability to do evil; for there can be no evil act without the presence of consciousness of it in the doer of it.” —Mark Twain, (1835-1910), “The Lowest Animal”, 1896. Çok çeşitli yerde yayını mevcut. Metin alıntısı Thoughtco.com, 27/4/2019.
16. Banksy, Hemingway ve diğerleri.
