bir duygu”
hiçbir şeyi ne yazık ki sahiplenemiyoruz.”
Atma onar, tüketme üret, saklama paylaş diyorlar. Kimimiz onları sokaklardaki kırık park babalarını Star Wars karakterleriyle onarmalarından tanıyoruz. Gönüllü kent kolektifi Onaranlar Kulübü’nü kurucularından Doğukan Güngör’e sorduk.
“Kırık Babaları Onarmak”,
Kadıköy, İstanbul, 2016
Şehirde yaşayanlarla şehir üzerinden bir tür duygusal diyalog kuruyorsunuz. Bu “sohbetin” nereye varmasını arzuluyorsunuz?
Özellikle büyük kentlerin hızına kendini ne yazık ki kaptırmış, büyük bir mücadelenin içerisinde olan, çevresi ve yaşadığı sokakla bağını azaltmış insanların kafalarını kaldırıp etrafına bakmalarını, sadece bakmakla kalkmayıp aksiyon almalarını istiyoruz. Kentle diyalog kurmak, kenti sahiplenmek, kent için bir şeyler yapmak, kendi kentinin bir katılımcısı olmak demek. Biz bu konudaki farkındalığı artırmak istiyoruz. Düşünsenize her gün işe, okula, bakkala giderken geçtiğimiz o sokaklarda, yaşayan herkesin birer katkısı olduğunu… Bizim olduğunu hissetmediğimiz hiçbir şeyi ne yazık ki sahiplenemiyoruz. Biz sohbetin sonunda insan ile kent arasında dostluk kurmak istiyoruz.
İstanbul onarma kültürü zayıf, yıkıp atmayı tercih eden bir kentsel kültüre sahip. Bu açıdan kendinize nasıl bir rol biçiyorsunuz?
Belki bu konuda çok da aynı fikirde olmayabiliriz; çünkü bu, bugüne kadar dışarıya yansıtılan. Onaranlar Kulübü de tam bu noktada, bu içgörüye karşı çıkan bir gönüllülük hareketi. Gördük ki İstanbul’da da başka kentler de de yıkıcı kültürün karşısında çok daha büyük bir onarıcı kültür var. Görevimiz de daha sürdürülebilir kentler ve yaşam için bu potansiyeli ortaya çıkarmak ve bu hedeflere herkesi ortak etmek.
Bazı projelerinizde belediyeler ya da markalarla ortaklığa gittiniz, bazılarının adı ise “hack’leme” olarak geçiyor. Farkı, kimseye fark ettirmeden yapıp kaçmak mı?
Bugüne kadar gerçekleştirmeyi hayal ettiğimiz birçok projenin destekçisi markalar oldu. Biz onlara “onaran marka” diyoruz. Bizim için onlar da kulüp içerisinde yeteneğini, bilgisini, tecrübesini, sevgisini ortaya koyup bizimle aksiyon alan gönüllüler gibi bir gönüllü. Markalar da hayalini kurduğumuz projeler için kimi zaman maddi gücünü kimi zaman iletişim gücünü ortaya koyuyor ve hep birlikte kolektif bir değer yaratıyoruz. Belediyeler de yaptığımız işlere kimi zaman iletişim desteği veriyor, kimi zaman büyük alanlar tahsis ediyor, kimi zaman da atölyesini açıyor. Aslında bir fark yok. Kulübün ilk aksiyona geçtiği yıllarda fark ettirmeden “gerilla hareket” ediyorduk. Sonrasında daha görünür olmayı tercih ettik; çünkü insanların katılımcı olma arzusu ve içgörüsü bizi buna teşvik etti. Hack’leme kimi zaman bir müdahale, kimi zaman işlevine işlev katma, kimi zaman sadece bir sokak sanatı olarak vücut buluyor sokaklarda.
“Kalamış Dönüşüm Projesi”,
Kadıköy, İstanbul, 2020,
fotoğraf: Halkekmag
Müdahale edeceğiniz alanları siz mi belirliyorsunuz yoksa vatandaştan öneri topluyor musunuz?
Projenin içeriğine göre tamamen değişiyor. Çoğu kamusal alan projesi orada yaşayan insanların önerileriyle şekilleniyor. Küçük sokak müdahaleleri ise bazen iç ekibin inisiyatifiyle ilerliyor. Kimi zaman çok görünür kent sokakları, kimi zaman ise ayda yılda bir geçilecek bir sokak da bizim aksiyon alanımızda.
Peki, herkes Onaranlar Kulübü’ne katılabiliyor mu?
Biz hep “Onaran olmak için herhangi bir meziyete sahip olmaya gerek yok” diyoruz. Çevresine, kentine, hayvanlara, insana saygısı, sevgisi olan herkes bizler için birer onaran aslında. Üyeleri seçilen bir oluşum değiliz yani. İnternet sitemizde bir “onaran ol” formu var, evet. Bu form aslında etkinlik, atölye, aksiyon ve daha birçok şeyden haberdar olmak için bir ağ. Biz bu onaran listesini yetenek havuzu olarak da kullanıyoruz. Bir proje için illüstratöre ihtiyacımız ya da bir kaynak ustasına ihtiyacımız varsa öncelikle onaran listemize bakıyoruz. Bunlar dışında kalabalık ekiplerle yapabileceğimiz projelerde bu listemize açık çağrılar açıyor, bizimle birlikte hareket etmek isteyen gönüllüleri proje süreçlerimize davet ediyoruz.
Sadece onarmıyor, sokağa neşeyi de geri getiriyorsunuz. İnsanların tepkilerine ilişkin ilginç anılarınızdan birkaçını bizimle paylaşır mısınız?
İşleri ortaya koyarkenki süreçte çok eğleniyoruz; çünkü gerçek zamanlı tepki ölçebiliyoruz. Bir keresinde Lüleburgaz’da gerçekleştirdiğimiz kent atölyesinde, sokağa bir mobilya yerleştirirken yerel esnaflardan biri elinde bir tepsi dolusu çayla yanımıza gelip “Alın gençler, yorulmuşsunuzdur” demişti. Bunun yarattığı keyif gerçekten kelimeyle ifade edilemez. Öte yandan bazı yaşlılarımız yaptığımız işleri tam olarak kavrayamayınca ortaya neşeli anlar çıkıyor. Hepsine tek tek kim olduğumuzu, ne yaptığımızı anlatmaya çalışıyoruz. Sosyal faydadan giriyoruz, sokak müdahalesinden çıkıyoruz. Toplumun her kesiminden doğru algılanabilmek çok önemli. Elbette olumsuz durumlar da gelişiyor. Kimisi apartmanının duvarına bir iş yerleştirilmesini istemiyor, kimisi de yaptığımız işleri beğenmiyor. Hepsi bir sonraki adıma karar vermek için değerli.
“Lüleburgaz Sokakta Yaratıyor”
kent hack’leme atölyesi, Lüleburgaz, 2018