bir duygu”
Uluslararası Playwork Campference pek yakında İstanbul’da gerçekleşecek. Sokak oyunu, çocuk oyunu, serbest oyun, oynama hakkı etraflıca konuşulacak, konular pratiklerle paylaşılacak. Dünyanın dört bir yanından gelen oyun kurucuların buluşacağı kamp vesilesiyle biz de oyunun bir parçası oluverdik, yeni yeni duymaya başladığımız oyun kuruculuğu ve oyunun gücünü Pop-Up Adventure Play’in kurucularından Suzanna Law ve Morgan Leichter & Saxby’ye sorduk.
Pop-Up Adventure Play bir dernek. Sizi çocuk ve oyun üzerine çalışan diğer derneklerden ayıran nedir?
Suzanna Law (SL): Pop-Up Adventure Play çocuklara yönelik bir yardım kuruluşu. Çocukların oyun oynama ihtiyacını teşvik etmek için uluslararası çalışmalar yürütüyoruz. Bizi diğer derneklerden ayıran özellik, oyun kuruculuk [playwork] savunucusu olmamız. Oyun kuruculuk, çocuğun oyun ihtiyacını çocuk gelişiminin temel bir parçası olarak gören bir düşünce biçimi.
Morgan Leichter & Saxby (MLS): Ayrıca yalnızca davet edildiğimiz yerlerde çalışmaya ve yerel kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmaya özen gösteriyoruz. Çocuklar evde, okulda ve toplum içinde yetişkinlerden oluşan topluluklar içinde yaşıyor. Çocuklar kadar bu yetişkinlerin de hem ilgilendikleri çocuklar için hem de kendi yaşamlarında oyunu tanıma ve destekleme anlamında desteğe ihtiyacı olabiliyor. Onların da kendilerini bu yolda cesaretlendirebilecek ilham verici kaynaklara ve arkadaşlara erişebilmelerini sağlamak istiyoruz.
İngiltere’de oyun kuruculuğun mesleki bir tanımı var. Üstüne doktora yapılıyor. Ne zaman bu kadar ciddiye alındı bu “oyun” meselesi? Ve sizce neden?
MLS: Farklı disiplinlerde çocuk oyunlarıyla ilgilenen ve bunları savunan pek çok kişi var. Oyun kuruculuk onlarca yıldır var olan, kendine özgü bir çalışma alanı, ancak İngiltere’de bile hâlâ niş! Oyun kuruculuğu benzersiz kılan, serbest çocuk oyununa sırf oyunun kendisi için odaklanışı ve bu aslında radikal bir şey. Araştırmalar dışarıda serbest zaman geçirmenin çocukların iyiliği için çok önemli olduğunu ortaya koymuş olsa da toplum genellikle çocukların oyunlarını kontrol etmeye ya da marjinalleştirmeye çalışır. Teorik çerçevemiz, çocuklarla her türlü ortamda doğrudan yapılan çalışmalarla gelişti ve bu da öğrendiklerimizin her yerde her türden yetişkin için yararlı olabileceği anlamına geliyor.
Yaş aldıkça oyun oynamaktan uzaklaşıyoruz. Bu da çocuklar için oyunu savunma refleksimizi köreltiyor olabilir. Oyunun iyi yaşam için bir seçenek olduğunun hatırlatılmasına ihtiyacımız var belki de. Bunun ciddiyetini nasıl kavratmak gerek sizce?
SL: Hepimizin oynamaya ihtiyacı var ve hayatın her döneminde oynamanın farklı yolları var. Yetişkinler olarak, oyunu daha üretken bir şey olarak görüyoruz: Koşuya çıkıyoruz, araba tamir etmeyi seçebiliyoruz, kek pişirebiliriz, komik kitaplar okuyabiliriz, bir fincan çay için arkadaşlarımızla buluşabiliriz. Gerçek şu ki hakiki bir neden yokken bir şeyi sadece eğlencesine istediğimiz şekilde yapmayı seçiyorsak, bu oyundur! Tam da çocukların etrafta güle oynaya koşuşturup çığlık attığı, yüzlerinde gülümseme ve saçlarında rüzgâr dolandığı hâli gibi görünmüyor belki ama özgürlük yönü, o neşe yine de aynı. İsteyerek eğlenmeyi seçmek, ruh sağlığımız için harika olmasının yanı sıra iyileştirici bir değere de sahip. Yetişkinler olarak sorunumuz, hep bir sonuç beklentisi içinde olmamız. Harcadığımız zamana karşılık elimizde gösterecek bir şey bulunsun istiyoruz. Bu her zaman gerekli olmadığı gibi, geçirdiğimiz eğlenceli vaktin üzerinde de bir baskı yaratıyor. Bırakın oyun oyun olarak kalsın ve bırakın eğlenceli zamanlar eğlenceli olmaya devam etsin.
MLS: Daha “üretken” bir şeyler yapmak veya başkalarıyla ilgilenmek için bu kadar çok baskı varken kendi ilgi alanlarımıza zaman ayırmak zor olabilir. Ayrıca daha acil kaygılarımız olabilir, bazen insanlar sanat yapmadıkları veya maceraperest atılımlar yapmadıkları için kendilerine sert davranır ama aslında ilk ihtiyaçları olan şey biraz kestirmektir! Oyunun günlük hayattan ayrı, büyük ve özel bir faaliyet olması da gerekmez. Fark, zaten yapmakta olduğumuz şeylere nasıl yaklaştığımızla ilgili olabilir. Akşam yemeği için yeni bir şeyler yapmak, not defterinizi daha eğlenceli hâle getirmek için renkli kalemler kullanmak… Her şeyi daha eğlenceli hâle nasıl getirebileceğinize dair içinizden gelen sese kulak verin.
Dünya tarihinde bir “oyun hareketi” var mı hiç? Yoksa, gelecekte (ya da hemen şimdi) olmasına ihtiyaç var mı?
SL: Bu benim için eğlenceli bir soru, çünkü yakın zamanda sosyal bir hareket olarak oyun konusuna odaklanan doktora çalışmamı tamamladım. Bu sorunun basit cevabı “Hayır”. Küresel ölçekte belgelenmiş bir oyun hareketi var olmadı. Ancak benim geldiğim İngiltere de dahil olmak üzere çeşitli ülkelerde ulusal ölçekte oyun hareketleri başlatmak için çok sayıda girişim var. Doktora çalışmam, İngiltere’deki girişimden dersler çıkarıp, insanların bir oyun hareketi için çabaladığı ancak pek başarılı olamadığı ABD’ye uygulamaya çabalıyor.
Bir oyun kurucu olarak, küresel bir oyun hareketi için imkân olduğuna kesinlikle inanıyorum, ancak bu öncelikle ulusal oyun hareketlerimiz var mı tamamen ona bağlı, Türkiye’deki gibi mesela. İnsanların oyunun anlamsız bir şey olmadığını anlaması gerekiyor. Hepimiz daha fazla oyun oynarsak daha iyi iletişim becerileri kazanır, diğer kültürleri daha iyi anlarız; daha fazla hareket ederiz ve dolayısıyla daha sağlıklı oluruz; birbirimizle barışçıl bir şekilde nasıl çalışacağımızı öğrenir, fikir ve obje yaratmanın veya bozmanın farklı yollarını keşfederiz… Aslında ben şahsen dünya oyuna öncelik verse daha az savaş, daha az çatışma olacağına inanıyorum. Yani evet, bence küresel bir oyun hareketine ihtiyacımız var ve bu, bildiğimiz dünyayı değiştirebilir.
Mayıs ayında Uluslararası Playwork Campference’ı [Oyun Kuruculuk Kampı] İstanbul’da yapıyorsunuz! Amerika dışındaki ilk Campference’ı Türkiye’de, İstanbul’da düzenlemeye karar verme motivasyonunuz nedir?
MLS: Birkaç yıldır Superpool’un güzel insanlarıyla bağlantı hâlindeyiz ve yaptıkları inanılmaz iş karşısında şaşkına döndük. Sadece geçtiğimiz yaz belediyeyle ortaklaşa 900’den fazla seyyar oyun parkına ev sahipliği yaptılar. Mesela belediyenin** Oyun ve Rekreasyon Şefliği altında çalışan 11 kişilik yepyeni bir bölümü var. En başından beri kaynakları Türkçeye çevirmeye, diğer kuruluşlarla bağlantı kurmaya ve profesyonel topluluğu büyütmeye yatırım yaptılar. En önemlisi, gittikleri her yerde saygıyla çalışmaya, çocukların oyunlarını mizah ve şefkatle desteklemeye gerçekten önem veriyorlar. Birlikte çalışmak bile harika!
Bunun dışında, Türkiye’de ve özellikle İstanbul’da geçirdiğimiz zamanı da gerçekten çok sevdik. Burada çocukların oyunlarıyla ilgili inanılmaz şeyler oluyor.
Son olarak, Campference’ta bizi neler bekliyor?
SL: Playwork Campference 2024 etkinliğimiz Şile yakınlarındaki Sahil Kamp’ta yapılacak. Dünyanın dört bir yanından oyun kuruculuk meraklılarının katılacağı konferans İngilizceden Türkçeye ve Arapçaya çevrilecek. Güney Kore’den Eunbi Oh ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden Dr. Ahmet Cemil Tepe’yi oyun kurucu yolculukları hakkında konuşmak üzere davet etmekten mutluluk duyuyoruz. Katılımcılar ayrıca bir dizi atölye çalışması, tartışma ve konuşma aracılığıyla oyun kurucuların hikâyelerini, deneyimlerini, teorilerini ve düşüncelerini birinci ağızdan dinleme fırsatı bulacak. Ayrıca, arka planda Karadeniz’in yer aldığı güzel bir kamp alanında, hayatın farklı kesimlerinden yeni oyun kurucularla tanışmak için pek çok fırsat olacak. Oyun kuruculuğa ilgi duyuyorsanız, siz de davetlisiniz –konaklama ve yemek kayıt fiyatına dahil– daha fazla bilgi için kayıt formuna bakabilirsiniz.
* X-X Soru Cevap, Ege Sevinçli, Gülcan Evrenos ve Selva Gürdoğan tarafından hazırlanıyor. (ed.n.)
** İstanbul Büyükşehir Belediyesi
