bir duygu”
çok yüksek”
Siyasal partilerden bağımsız, seçilerek göreve gelen mahalli idarecilerimiz muhtarların adını son yıllarda daha sık duyuyoruz. Bu vesileyle görevini tanımların ötesine taşıyan Üsküdar Ünalan Mahallesi muhtarı Mezengül Şimşek’e muhtarlığın yeni hâllerini sorduk.
Muhtar olmaya nasıl karar verdiniz?
İlk başta, mahalleme taşındığımda mahallemin ulaşımla ilgili büyük sorunlar yaşadığını ve bizim de o sorunları yaşayarak büyük sıkıntı içinde olduğumuzu gördüm. Arkadaş toplantılarında milletin sorunu hep dile getirdiğini, fakat kimsenin gerçekten ne yapılacağı konusunda bir fikrinin olmadığını gözlemledim. Kendi oy verdikleri muhtarın kötünün iyisi olduğu noktasında görüşlerini ortaya koyuyorlardı. Ben de “Kötü kötüdür; kötünün iyisi olmaz” diye düşünüp “Bu noktada karar versek bizi destekler misiniz?” gibi bir düşünce attım ortaya. Ortaya çıkan durumda da yola çıktım. 1999’da ilk adaylığımı koydum ve kaybettim tabii ki, çünkü parti içinden hareket ederek girmediğim bir seçimdi. Çünkü muhtarlığın bir partiyle hareket etmemesi gerekiyor, dolayısıyla da sizi kollayacak kişiler olmuyor doğal olarak. Bu şekilde mücadele ederek geldiğimiz bir nokta bu.
Kâğıt üstündeki anlamının ötesinde sürekli ulaşılabilir ve “sahada” olan bir muhtarsınız. Bu, muhtarlıktan ne anladığınızla da ilgili gibi. Biraz bu tercihinizden bahseder misiniz?
Bulunduğum yerde muhtar seçilsem de seçilmesem de bütün sorunlara sahip çıkan bir kişiyim. Bir sorun görüyorsam bunun için ne yapabilirimi düşünüyorum; şikâyet ediyorum fakat şikâyeti şikâyet olarak bırakmıyorum, hangi kurumla ilgili ise ona iletiyorum. Gönüllü muhtarlık diyebiliriz buna belki. Çevremde muhtarlığın gerçekten daha iyi hareket edebileceği, insanları direkt içine alabileceği yapının olabilmesini çok arzu ediyorum. Mesela sokaklarda sorunları bize iletebilecek sokak temsilcileri olması gibi, yani direkt muhtarlıklarla iletişim… Mahalleyi mahalleliyle yönetme duygum çok yüksek. Ancak dördüncü dönem seçilebildim. Şu an ikinci dönemimdeyim. Fakat hayallerimi gerçekleştirmek için çok yeterli bir alan yaratamadım doğrusu, çünkü sizinle hareket edecek insanların gönüllü olması gerekiyor; insanlar var fakat devamlılığı yok. Ben de çevremdeki gönüllü hareket eden insanlarla iletişimdeyim. İBB’den aldığımız destekler bu noktada önemli, Üsküdar Belediyesi’nden de alıyoruz. Yapabileceğimiz ortak çalışmalarda birlikte olmaya gayret ediyoruz. İBB’den aldığımız gönüllü çalışmalar özellikle kitap okuma etkinlikleri, İstanbul Gönüllüleri tarafından çocuklara yönelik etkinlik 500 İG otobüsünün de geliyor olması gerçekten mutluluk verici bir durum. Muhtarlığın ulaşılabilir olması gerçekten çok önemli.
Tarzınız ilham verici, muhtarlığı yeniden tanımlıyor adeta. Mahalleli üzerindeki etkisi nasıl bir noktada?
İkinci dönemde, sosyal medyayı daha fazla kullanmaya başladık. İnsanlara ne yaptığımızı, muhtarlıkla nasıl birlikte olunabileceğini aktarıyoruz. Kedisinin köpeğinin sıkıntısından sokağındaki kaldırım problemine ya da AYEDAŞ’la yaşadığı sıkıntıya kadar konuyu direkt sosyal medyadan bize ulaştırabiliyor ve biz de o sıkıntıdan haberdar oluyoruz. İletişim alanı kurmuş olmamız hem mahalle adına bir kazanım hem de halkla daha da el ele vererek sorunu çözme noktasında muhtarlığın önünü çok iyi açan bir durum. Bunu iyi değerlendirmeye çalışıyoruz.
İnsanların bizi sahiplenmesi, bizden beklentilerini kısmi bile olsa karşılıyor olmamız onların bize bakışını çok farklılaştırdı. Şöyle düşünün, mahallenin bütün sıkıntılarından, sosyal medya aracılığıyla diğer mahalle sakinlerinin de haberi oluyor. İlgisini çekmeyen, daha önce sorun olarak görmeyen ama fark eden insanlar da sorunu iletir hâle geliyor; muhtarlığı daha sahiplenmiş ve çözüm noktasında muhtarlığa daha destek olmuş oluyorlar. Bu bizim için çok önemli bir şey. Bu konudan hiç şikâyetçi değilim, onların desteğiyle birçok sorunu görüyor ve çözmeye çalışıyoruz. Kurumlar da cevap veriyor ki bu sorunlar çözülebiliyor. Biz de sorunun aktarılması ve takibi noktasında önderlik etmiş oluyoruz.
Çalışmalarınız kadın yöneticilerin yarattığı fark adına da güzel bir örnek. Bu konudaki düşünceleriniz nedir?
Kadın yöneticilerin yarattığı fark gerçekten muhtarlıklarda çok fazla fark edilir durumda; çünkü biz direkt halkın gördüğü bir yerdeyiz, halkın içinde olduğu bir yerdeyiz. Bir kurumun içerisinde hapsolmuş, projesini göstermek için uğraşan bir pozisyonda değiliz. Yolda yürürken kaldırımın bozuk olmasını anında sosyal medya üzerinden kuruma iletebiliyor, çözümünü ertesi gün sağlayabiliyoruz; duyarlılığımızı harekete geçirme şansınız çok daha fazla var. Sosyal hayatı daha güncel tutmaya çalışan bir yapımız var. Bir çocuğun bir kitaba erişemiyor olması bile bizi üzen bir şey; mahallemizde kütüphane yok, bu yüzden muhtarlığımızda kütüphane oluşturduk. Kıyafetlerini birine vermek isteyenler ile kıyafet ihtiyacı olan insanları buluşturduk. Pandemi sürecinde “Ekmek Hayrı” gibi muhtarlığın fark yaratacağı yardım çalışmalarına halkın da desteğiyle önderlik etmeye çalıştık. İBB’nin katkısıyla okuma etkinliğiyle mahalleyi böyle bir etkinliğin içine alarak güzel enerjiler ortaya çıkarmaya çalıştık. Çocukların gelişimi ve özellikle annelerin bu noktada gelişmesi çok önemli. Bu farkı tek başımıza yaratmıyoruz, hep birlikte yaratıyoruz; destek olan herkesin emeği başımın üstüne diyorum. Teşekkürler.