bir duygu”
Asla vardık, tamam, oldu diyemeyeceğiz.”
Şehir içi ulaşımın her yıl artan şekilde bisiklete kayması ne kadar çok şeyi değiştirir... Amsterdam merkezli sivil toplum kuruluşu BYCS’nin ana misyonu tam da bu. BYCS’nin pek çok dünya şehrinde bu iş için aktif çalışan Bicycle Mayor’ları var. BYCS İstanbul’un Bicycle Mayor’u başka bir deyişle bisiklet “elçisi” İnci Şenay Güneş’e sorduk.
İstanbul’un bisiklet başkanı olarak seçildiniz. Bu süreç nasıl gelişti?
Aslında konu yanlış biliniyor. Seçimle geldim diyemeyiz. Seçen bir kurul var, fakat seçmen kitlesine bölge halkı dahil değil. Hatta İstanbul’da çok az kişi Bicycle Mayor’dan haberdar. Bir de başkan demeyelim de “elçi” diyelim. Mevcut Bicycle Mayor’ın görev süresinde bu iş nedir, görevi nedir, neler yapar diye araştırırken kendimi başvuru formunda buldum; tesadüf o ki görev döneminin bitişine yakın bir zamanmış, sonrasında benim için aylar sürecek bir başvuru serüveni başladı.
Bünyesine dahil olduğunuz BYCS’nin pek çok dünya şehrinde sizin gibi bisiklet başkanları var, aranızda nasıl bir bilgi ya da kaynak akışı oluyor?
Anlık ve hızlı gelişmeler için WhatsApp grubumuz var. Bunun dışında aylık toplantılarımız oluyor. Mail ile bilgilendiriyoruz. Her şehirdeki her başarıdan haberdarız. Kişilere direkt ulaşabilmek sosyal medyada birbirimizi bilip tanımak çok güzel.
Kısa vadede hedefleriniz neler? Sizin döneminizde gerçekleşen gelişmelerden biraz bahseder misiniz?
Birlikte bisiklet sürebilmeyi özledim, sosyal mesafeye dikkat etmeden, kimseden uzakta kalmadan. Hedeflerimiz arasında her zaman daha fazla kadının bisiklet sürmesi ve bisikletin ulaşım aracı olarak trafikteki yerini alması olacak. Mayor değilken ne yapıyorsam aslında aynı devam ediyorum, fakat toplu sürüşler pek sağlıklı gelmediği için yakın zamanda fiziki bir etkinlik planlamıyorum.
Bisiklet yollarının aniden bittiği veya olmadığı anayollarda nasıl bir kural düsturuyla gidilmesini önerirsiniz?
Ülkemiz geçiş sürecinde ve bu geçiş yıllar boyu sürecek. Bisiklet yolu bitebilir, hiç olmayabilir. Sağ şerit bisikletlinindir, önceliklidir, kask her zaman tavsiye ediyorum fakat tercihtir. Bir bisikletli yoldayken, sürücülerin gözlerinin olmadığını ve arabaların artık aynasız üretildiğini farz ederek sürüşünü yapmalıdır.
Bisiklet ve kadınlık deneyimi bağlamında ne noktadayız sizce? Bisikletli Kadın İnisiyatifi, Süslü Kadınlar Bisiklet Turu gibi girişimler yeterli bir farkındalık ve fark yarattı mı?
Bisikletli Kadın İnisiyatifinin bir parçasıyım, pandemiden önce yedi şehir gezerek, oralardaki bisikletli kadınların hikâyelerini konu alan bir film hazırladık: Benim Bisikletim Benim Şehrim. Filmi YouTube kanalımızda bulabilirsiniz. Kadınlar tarafında farkındalık yalnız olmadığını fark etmekten geçiyor. Herkesin aynı sorunları yaşadığını bilmek o sorunu küçültüyor. Çözüm başka bir şehirdeki kadının bisiklet sürmedeki başkaldırısında oluyor. Bizim şehrimizde de diğer şehirlerde de erkek bisiklet sürücüleri kat kat fazla. Ama sadece sürüyorlar, ruh olmadan, sebep olmadan. Biz bunu savaş verir gibi yapıyoruz, bu yüzden bisiklet kadın için anlamından uzaklaşarak ayrı bir noktaya taşınıyor.
Süslü Kadınlar Bisiklet Turlarını senelerdir takip ediyorum, 4-5 tur deneyimim oldu. Trafikte tecrübesiz toplu sürüş yapmanın birtakım tehlikeleri var, bunu hissediyorsunuz ama ilk kez tura gelen kadınların heyecanı, topuklu ayakkabılarla sürüş, formalı erkekleri uzaklaştırıp çiçeklerle süslü bisikletlerimize elbiselerimizle atlayıp sürmek ve tüm dikkatleri üstümüze çekmek harika. Bence hiçbir oluşum veya etkinlik tek başına yeterli değil, üstelik hedefimiz sonsuz. Asla vardık, tamam, oldu diyemeyeceğiz. Elini taşın altına sokan herkes bizimle. Bu yolda iki tekere pedal basan herkes bizimle.
Bisiklete sürekli binmek demek bisiklet tamirinden de anlamayı gerektirir diyebilir miyiz? Bu konudaki fikirleriniz ve önerileriniz nelerdir?
Temel şeyleri bilmek işleri kolaylaştırabiliyor. Zincir atması ve lastik değişimi gibi. Gerekli mi, değil. Araba tamirinden de anlamıyoruz sonuçta.